Capital'e abone olun.
REKLAMIN İLKLERİ

Reklamın İlkleri

İşbankası , Yapı Kredi Bankası, Vakko, Nestle, Coca Cola ve diğerleri… Şirketlerin hayatında “ilk” uygulamaların yeri farklıdır. Tıpkı reklamda olduğu gibi… İlk yayınlanan reklamlar, şirketin geliş...

Son Güncelleme: 01.04.2003

İşbankası , Yapı Kredi Bankası, Vakko, Nestle, Coca Cola ve diğerleri… Şirketlerin hayatında “ilk” uygulamaların yeri farklıdır. Tıpkı reklamda olduğu gibi… İlk yayınlanan reklamlar, şirketin gelişme hızını ve ulaştığı düzeyi gözler önüne sermekle kalmıyor, aynı zamanda tarihten mesajlar da veriyor. Capital, bu çalışmayı, İlancılık Ajansı’nın genel koordinatörü Yakup Borouh’un analizleriyle yayınlıyor…  
 
Yakup Barouh, Türkiye’de bilinen en eski reklam ajansı olan İlancılık’ın genel koordinatörü. Şu anda şirkette ikinci nesli temsil ediyor. Aileden gelen reklamcılık geleneği de, sektörü çok yakından tanımasına neden oluyor.  
 
Ona göre, Türkiye’de reklamcılığın uzun yıllar batılı ülkelerin gerisinde kalmasının en büyük nedeni matbaa ile geç tanışmak. Bu nedenle de ilanların çoğunun yurt dışında basılarak Türkiye’ye getirildiğini, bunun da harf uyumsuzluğu nedeniyle sorun yarattığını söylüyor.  
Matbaanın gelmesiyle birlikte gazete sayısının artmasının reklamcılığın da hızla gelişmesini sağladığını söylüyor.  
 
Şu anda reklamcılığın aldığı yoldan son derece memnun olan Barouh, 1700’lü yıllardan bu yana Türk reklamcılık sektörünün geçirdiği evreleri Capital’e anlattı:  
 
ÇOK GEÇ BAŞLADI  
 
Türkiye’nin reklamcılık konusundaki en zayıf noktası, matbaacılığın geç başlaması oldu. Matbaacılık Türkiye’ye geç gelince, gazetecilik de geç başladı. Bu nedenle broşür ya da el ilanları yurt dışında bastırılıp Türkiye’ye getiriliyordu.  
 
Tabii bu da o dönemde çok büyük problemleri beraberinde getiriyordu. 1800’lü yıllardaki ilanlarda Latin harf ve eski Türkçe yazı problemleri çok sık karşımıza çıkıyor. Aslında bu uzun yıllar da devam ediyor.  
 
Gazetelerin sayısı arttıkça, özellikle ilanlardaki yazı problemleriyle çok sık karşılaşılıyor. Özellikle Latin alfabesinin ilk kullanılmaya başladığı yıllardaki hataların bir hayli fazla olduğunu görüyoruz. Tabii zamanla gazete sayısının artması ilanların da artmasını sağlıyor.  
 
EN ESKİ REKLAM MACUN  
 
Türkiye’de bilinen en eski reklam 1700’lü yılların ikinci yarısında karşımıza çıkıyor. İlan, Venedik’te üretilen her derde deva bir macuna ait. Şu anda elimizde bilgi olarak bulunun ilk reklam bu.  
 
Bundan sonra ise siyasi reklamların başladığını görüyoruz. 1799 yılında Osmanlı Devleti’nin bastırdığı reklam da ilk siyasal reklam olarak karşımıza çıkıyor. Fransızlar Mısır’ı fethedince, oradaki halka propaganda amaçlı çok sayıda el broşürü dağıtmış.  
 
Osmanlı Devleti de bunun karşılığında Türkçe, Arapça ve Fransızca el ilanları bastırarak cevap vermek istiyor. İlanlar bastırılıp Mısır’da dağıtılıyor. Sonuçta siyasal reklamın da ilk örneği karşımıza çıkıyor.  
 
İLK RESİMLİ İLAN 1842’DE  
 
1842 yılında çıkan, nasır ilacı ilanında ise ilk defa resim kullanılıyor. İlanda elle çizilmiş iki ayak resmi var.  
 
Bu dönemlerde, gazete olarak reklam toplama sistemlerinin karşımıza çıktığını görüyoruz. 1840’lı yıllarda Avrupa’dan ithal edilen ürünlerle ilgili Ceride-i Havadis gazetesinde reklamlar görünüyor. Ancak, bu ilanların ortak bir özelliği var. İlanlar hem eski Türkçe hem de Fransızca olarak veriliyor. Hatta o dönemde Türkiye’deki sinema reklamları bile Fransızca hazırlanıp, gazetelerde öyle basılıyor.  
 
1920’li yıllarda ise eski Türkçe’den yeni Türkçe’ye geçiş dönemi ilanlarda da kendini gösteriyor. Bu nedenle o dönemlerde de gazetelerde çiftli ilan görmek mümkün. Yeni Türkçe tam olarak oturmadığı için, ilanlar hem eski Türkçe hem yeni Türkçe olarak yayımlanıyordu.  
 
DUVAR İLANLARI REVAÇTA  
 
O dönemde duvar ilanları da oldukça önemliydi. Çünkü, gazeteler herkese ulaşmıyordu. Bu nedenle de duvar ilanları oldukça önem taşıyordu.  Bu alandaki büyük gelişmenin İkinci Meşrutiyet’le başladığı söyleniyor. Hatta duvar ilanı yapıştırıcılığı ayrı bir iş konusu olmuş, küçük ölçekli de olsa bir teşkilat bile kurulmuş. Bu işe 1908-1910 arasında başlamış en ünlü afiş yapıştırıcı da Nuri Tezcan’dır.  
 
El ilanları da ilk yıllardan itibaren çok yoğun olarak kullanılmış. Özellikle tiyatro, sirk, eğlence yeri gibi mekanların tanıtımı el ilanları aracılığıyla yapılmış. Bunun yanı sıra giyim mağazaları da el ilanlarını kullanmış.  
 
METİN DEĞİŞMİYORDU  
 
O dönemde ilan hazırlamak oldukça zahmetliydi. Çünkü, klişeler, ince kıl testerelerle tahtalara oyularak yapılıyordu. Böyle olunca da birçok ilan sadece başlıkları değiştirilerek kullanılıyordu. Örneğin, 1914 yılında İkdam Gazetesi’nde farklı zamanlarda yayımlanan Çitli Müshil Pastilleri’nin aynı resim ve metine rağmen, sadece başlıkları değiştirilerek iki ayrı ilan olarak verildiğini görüyoruz.  
 
İlk ilandaki başlıkta “Yegane çare”, ikinci ilandaki başlıkta ise “Nihayet kurtuldum” yazıyor. Ancak, içerik ve fotoğrafta herhangi bir değişim yok.  
 
ÖNCE PADİŞAH MÜHRÜ  
 
Eski reklamlara baktığımızda, padişahlık mührünün çok yoğun olarak kullanıldığını görüyoruz. Uzun bir dönem, padişahlık mührü reklamların üstünde yer almış. Buradaki amaç, devletin en üst makamı olan padişahın, reklamda adı geçen ürüne onay verildiğinin gösterilmek istenmesiydi. Cumhuriyet’in ilanından sonra ise, reklamlardaki padişah mührünün yerini ay-yıldız almaya başladı.  
 
1900’lü yılların başından itibaren, ithal mallara karşı, Türk malını koruma yönünde reklamlar ağırlık kazanmaya başladı. Bu ithal ürünlere karşı yapılan reklamların başında da fes reklamları geliyordu. Yıllar boyunca da ithal ve yerli fesçiler arasındaki savaşın kendini gösterdiğini, reklam arşivlerinden görmek mümkün. Daha sonraları ise bu tüm ürünlere yansıdı. Hatta ilerleyen yıllarda Ulusal Ekonomi ve Artırma Kurumu’nun “Her malın yerlisi var” sloganıyla verdiği ilanlar, yerli mallara ilişkin kampanyaların had safhaya ulaşmasına neden oldu.  
 
Yine 1900’lü yıllarda ilanlarda başlayan bir akım da, resimleri çizenlerin kendi isimlerini ilan üstüne yerleştirmeleriydi. Bunu ilk yapan ise Devletin isimli çizerdir.  
 
İLANLARA KADIN GİRİYOR  
 
Türkiye’de ilk kadın figürünün kullanıldığı ilan 1867 yılında Fransızca yayımlanan bir gazetede yer almış. Bu ilanda elektrikli diş fırçası ve dişi tedavi eden bir ürünün tanıtımı yapılıyor. Aslında dışarıdan gelen ilanlarda kadın resimlerinin kullanılmasına oldukça sık rastlanıyor. Ancak, bu ilanlar, yabancı dilde yayımlanan gazetelerde yer alıyordu.  
 
Türkçe yayımlanan gazetelerdeki ilk kadın resimli ilan ise 1901 yılında Tercüman-ı Hakikat’te yer aldı. Zaten bu dönemde ağırlıklı olarak bijuteri ve güzellik ürünleri gibi kadına özel ürünler için yapılan reklamlarda da ciddi oranlarda artış olduğunu görüyoruz. 1901 yılından sonra da reklamlarda kadın unsuru çok sık kullanılmaya başladı.  
 
Bu dönemde içki, traş bıçağı, küçük mağaza ve banka reklamları hız kazandı. Özellikle banka reklamlarıyla birlikte tasarruf, para biriktirme konusunda çok fazla sayıda reklam yapıldı. Ziraat Bankası ve İş Bankası banka reklamları konusunda en atak olan isimlerdi.  
 
İLANDAN REKLAMA DÖNÜŞ  
 
Latin harflerinin kabulünü izleyen dönemde okuryazarlığı artırmak amacıyla devletin sübvansiyonu sonucu gazeteler sayfa sayısını artırdı. Bu da reklamcılık sektörü için büyük bir fırsat yarattı. Dönemin en ünlü grafik sanatçısı İhap Hulusi, “Reklamsız kalmış bir mal kapalı kutu içinde hapsedilmiş gibidir. Mevcudiyetinden haberdar olmak için kutuyu açmak lazımdır” düşüncesiyle Cumhuriyet’le beliren yeni Türk insanını eserlerinde kullanmaya başladı.  
 
İhap Hulusi, pek çok yerli kurumun yanı sıra Bayer, Fernet, Branca, John Haig, Cinzano ve çeşitli yabancı radyoların reklamlarını yaptı. İhap Hulusi, 1840’lı yıllarda ilk adımını atmış olan ilancılığın reklamcılığa dönüşü konusunda en önemli adım olarak görülebilir. 1940’lı yıllardan sonra ise hem reklam veren şirket sayısının artması hem de reklam ajanslarının artmasıyla reklamcılık önemli ivme kazandı ve bugünlere geldi.  
 
Bu süreçte de reklam verenler hep kazandı. Örneğin, Burla Biraderler, reklam konusunda oldukça ataktı ve bunun yararlarını gördü. Kurukahveci Mehmet Efendi ve Mahdumları ile Hacı Muhittin Şekerlemeleri o dönemde reklama son derce önem veriyorlardı. Sonuçta da hala ayaktalar ve reklamın yararlarını gördüler. Bu örnekleri çoğaltmak tabii ki mümkün.  
 
 
 
  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER