Capital'e abone olun.
HEDEFLERİ DEVLER LİGİ

Hedefleri Devler Ligi

Bir zamanlar beyaz et, küçük üreticilerin, atölyelerin işi idi. Yıllarca gıdanın küçük bir alt kategorisi olarak kaldı. İlk dönüşüm 1980’lerin sonunda yaşanmaya başlandı, kurumsal şirketler sektöre...

Son Güncelleme: 01.05.2005

Bir zamanlar beyaz et, küçük üreticilerin, atölyelerin işi idi. Yıllarca gıdanın küçük bir alt kategorisi olarak kaldı. İlk dönüşüm 1980’lerin sonunda yaşanmaya başlandı, kurumsal şirketler sektöre girdi. 1990’ların sonunda ise İSO ve Capital500 araştırmalarında beyaz et sektöründen şirketler görülmeye başlandı. 2004 araştırmasına giren 9 şirket de yükselişin devam ettiğini ortaya koyuyor. Sektör şu anda 2 milyar dolar ciro, 1.2 milyon üretim kapasitesine sahip. İhracat ise çok düşük düzeylerde. Ancak, AB’ye yönelik gerekli izinlerin alınmasıyla birlikte ihracatın patlaması, Türkiye’nin 18’inci sırada olduğu dünya liginde yukarılara tırmanması mümkün olabilecek.

hedİstanbul Sanayi Odası’nın gerçekleştirdiği Türkiye’nin En Büyük 500 Sanayi Şirketi listesinin 1978 yılına ait olanına baktığınızda, çalışmada hiçbir beyaz et şirketinin yer almadığını görürsünüz. 1980 yılındaki araştırmada da öyle. Türkiye’de beyaz et şirketlerinin “büyükler ligine” girmeleri ancak 1990’larda gerçekleşebildi. 1992 araştırmasına Banvit 398’inci sıradan girdi. 1995 yılında yayınlanan İSO500’de ise Banvit 254’üncü sıraya yükselirken, yine girişler de oldu. Örneğin, Mudurnu sıralamada 170’inciliğe oturdu.

1990’ların sonuna gelindiğinde ise beyaz et üreticilerinin “büyükler ligi”ndeki ağırlıkları da artmaya başladı. 1999 yılında yayınlanmaya başlanan Capital500’de, Köytür, Banvit, Mudurnu, Beypiliç, Özhen, Entaş, Şen Piliç ve Keskinkılıç şirketleri yer aldılar. Böylece 8 şirket birden Capital500 Kulübü’ne dahil olmayı ilk defa başarmış oldu. 2004 yılında yayınlanan araştırmada ise 9 şirket yer aldı. Üstelik bunlardan Banvit, 104’üncü sıraya yerleşmeyi başardı. Beypi ve Erpiliç ise ilk 200 arasına yükseldiler.

Bu tablo, Türkiye’de bir sektörün doğuşunu da ortaya koyuyor. 1970’lerde “misafir yemeği” olarak değerlendirilen ve kişi başına 1.5-2 kilogram tüketilen beyaz et, şimdi yıllık 13 kilogram düzeyini aşmış durumda. Tüketimin artışı üretim rakamlarına da yansıyor. Son 10 yılda üretimde büyük artış kaydedildi. Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği (Besd-Bir) verilerine göre, 1994 yılında 311 bin ton olarak gerçekleşen toplam kanatlı eti üretimi, geçen yıl 983 bin tona ulaştı. Entegre tesis ve marka sayısı da son yıllarda artış gösterdi. Bugün yaklaşık 12 entegre tesis faaliyette. C.P. Standart, Banvit, Beypiliç, Erpiliç, Şenpiliç sektörün ilk 5 şirketi. Aslında pazar payları arasında çok büyük farklar olmayan ilk 10 şirket, 2 milyar dolarlık toplam pazarın yüzde 70-80’ini paylaşıyor. Sektörün toplam üretim kapasitesi ise 1,2 milyon ton. Son yıllarda bazıları zora girse, sektörde konjonktürel dalgalanmalar yaşasalar bile, beyaz et işini bu düzeye taşıyan şirketler güçlerini devam ettiriyorlar.

Sektörün iki büyük oyuncusu

hedBeyaz etin önde gelenlerinden biri olan C.P. Standart, bu alandaki tek yabancı sermayeli şirket. Bugün 19 ülkede, dünyanın en büyük yem üreticisi olarak faaliyetlerini sürdüren C.P. Grup’un Türkiye’deki şirketi. 1986 yılında İnegöl’de yem fabrikası kurarak Türkiye’deki faaliyetlerine başlayan C.P. Standart, bugün pazardan en büyük payı alıyor.

CP Standart Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Gencer, “Tüketim artışı sağlamamız lazım. Sektör şimdiye kadar kendiliğinden böyle büyüdü. Kişi başı tüketimin az olması ana sorunlarımızdan biri” diyor. Geçen yıl 105 bin tonluk piliç üretimiyle yaklaşık yüzde 12’lik pazar payına sahip oldu. Bu yıl ise 112 bin tonluk üretim hedefleniyor. Şirket, yem sektöründe de lider. Yıllık 590 bin ton olan yem üretimiyle yüzde 10 pazar payına sahip. 2005 üretim hedefi ise 630 bin ton.

Sektörün ikinci büyük firması Banvit ise faaliyetlerine 1968 yılında yem üreticisi olarak başladı. 1985’ten itibaren ise piliç üretimine geçti. Bugün saatte 16 bin, yıllık 75 milyon piliç kesim kapasitesiyle tek çatı altında toplanmış en büyük etlik piliç kesim kapasitesine sahip. 1996 yılında Avrupa’da lider olma vizyonuyla harekete geçen şirket, bu doğrultuda birçok yatırıma gitti. Banvit Romania’nın kurulmasının ardından, Bandırma’da hazır gıda üretimine yönelik ileri işlem tesisi devreye alındı.

Diğer taraftan İzmir Armutlu’da bulunan Tadpi tesislerinin satın alınmasıyla birlikte hindi eti üretimine de başlandı. Kısa bir süre sonra yine Armutlu’da bir yem fabrikası satın alındı ve tesis yapılan modernizasyon çalışmaları sonucunda devreye girdi. Ayrıca geçen yıl Romanya’da kanatlı üretimine yönelik yeni bir entegrasyonun kurulması için çalışmalara başlandı. Şirketin 4 bin çalışanı bulunuyor.

Beypi’nin 2010 hedefi

Sektörün üçüncü büyük şirketi Beypi, 1986 yılında kuruldu. Üretimini Beypiliç markasıyla yapıyor. Halka açık olan şirketin ortak sayısı 212. Çalışan sayısı bin 700. Beypi AŞ (Beypiliç) Genel Müdürü Dr. Sait Koca, “Sektörümüzün istihdam gücü yüksek. Çalışan işçiler yanında; sözleşmeli yetiştiriciler, bayiler ve satış noktaları, nakliyeciler, tedarikçiler gibi diğer ilişkili birimler dikkate alındığında geçimini Beypi’den temin eden çok sayıda insan olduğu görülür. Türkiye’de 2 milyon kişi geçimini bu sektörden sağlıyor” açıklamasını yapıyor.

Geçen yıl kurucu ortağı olan Beyyem AŞ ile birleşen şirket, sektör sıralamasında da daha iyi bir yere yükselecek. 2004 yılında 7 milyon YTL tutarında yatırım yapan şirket, şu anda yaklaşık 100 milyon dolarlık teşvik belgesi kapsamındaki yatırımları da sürdürüyor. Hedef, piliç eti üretimini 2010 yılında 200 bin tonun üzerine çıkarmak. Buna bağlı olarak 2004 yılında 2 milyon kilogram düzeyinde olan piliç ihracatını da yukarı çekmek. 

Anadolu’dan 3 büyük

Üretimine 70’li yıllarda geleneksel yöntemlerle Bolu Göynük’te başlayan Erpiliç, bugün entegre tesisiyle Türkiye’nin ilk 5 büyük piliç üreticisi arasında yer alıyor. 2003 yılında olduğu gibi, 2004 yılında da sektörde, 74 bin 500 ton üretim kapasitesiyle dördüncü sırada yer alıyor. Pazar payı ise yaklaşık yüzde 9. 2005 yılında Bolu merkez tesisinin devreye girmesiyle, 110 bin ton et üretim kapasitesine ulaşacak. Böylece, 2004’deki 183 milyon YTL’lik cirosunu da 2005’de 210 milyon YTL’ye çıkaracak.

Erpiliç’in 2005 yılına yönelik iddialı hedefleri arasında ihracat da var. Erpiliç Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Eriçek, “2005 yılından itibaren ihracata ağırlık vereceğiz. Amacımız, toplam satışlarımızın içinde ihracatın payını yüzde 5 düzeyine çıkarmak. Bu kapsamda dağıtım ağını da genişleteceğiz” diye konuşuyor. 

Şenpiliç ise sektörün 5’inci büyüğü. 1978 yılında bir damızlık çiftliği ile üretime başlayan Şenpiliç, Sakarya’da faaliyet gösteren entegre bir tesise sahip. Şirket genel müdürü İpek Üstündağ, teşvik alamazlarsa rekabette zorlanacaklarına dikkat çekiyor.

Pakpiliç, şu anda sektörün en eskilerinden biri. 1955 yılında kurulan şirket, 50 yıldır sessiz sedasız üretim yapıyor. Damızlık çiftlikleri, kuluçkahanesi, yem fabrikası ve kesimhanesi ile tam entegre bir kuruluş. Kapasite açısından Türkiye’nin altıncı büyük şirketi olan Pakpiliç’in geçen yılki cirosu 133 milyon YTL. Üretim miktarı ise 64 bin ton.

Şeker Piliç, hızlı büyüyor

Şeker Piliç, üretimine 1960 yılında Emek Tavukçuluk adıyla başladı. Zamanla kuluçka tesislerinin kurulması, çiftliklerin artması ve kesimhane ile beraber büyüyen şirket 1999 yılında unvan değişikliğine giderek Şeker Piliç adını aldı. 2000 yılında halka açıldı.

Sektörde entegre tesisle hizmet veren ilk 10 büyük arasında yer alıyor. Bilinirlikte ise ilk 3 markadan biri. Binden fazla çalışanı bulunan Şeker Piliç, 8 üretim çiftliği, kuluçka ve kesim tesisleri, yem fabrikası, yaygın satış ve pazarlama ağıyla faaliyet gösteriyor. 2004 yılında günde 120 bin adet piliç üretim kapasitesiyle çalıştı ve 110 milyon YTL ciro gerçekleştirdi. İhracatı ise Türk cumhuriyetleri, Makedonya ve Çin’e olmak üzere 1,3 milyon YTL oldu.

Bu yıl 155 milyon YTL ciro ve yüzde 20 oranında büyüme hedefleniyor. Yatırımlar da sürüyor. Bu yıl Eskişehir’de yeni etlik damızlık tesisi açılacak. Bu çiftlikle birlikte üretim kapasitesi yüzde 25 oranında artacak. Şeker Piliç Yönetim Kurulu Üyesi Emre Bor, “Büyümeye paralel olarak yatırımlarımız da devam ediyor. Hedefimiz, pazar payını yüzde 5.5’den yüzde 6.5’e çıkarmak” diyor. 

Beyaz etin en keskin grubu

Sektörün en çok tanınan firmalarından biri de Keskinoğlu. 42’nci yılına giren şirketler grubunun pazardaki payı yüzde 5 düzeyinde. Keskinoğlu Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Keskinoğlu, “Ciromuz, 2004 yılında yüzde 30 artarak 155,5 milyon YTL’ye ulaştı” diye konuşuyor.

Yıllık 40 bin ton piliç eti işleme kapasitesine sahip olan şirket, geçen yıl tam kapasiteyle üretim yaptı. Ayrıca grup bünyesindeki ünitelerde, günlük olarak 1 milyon adet yumurta, 140 milyon adet viol (yumurta kabı), 6 milyon adet yumurta yönlü dişi civciv, 2 milyon adet yarka, 35 milyon adet broiler (etlik) civciv üretimi yapılıyor.

Geçen yıl ihracatta da önemli gelişme kaydeden grup, yüzde 85 artış gerçekleştirdi. Şu anda ağırlıklı olarak Ukrayna, İsrail, Bulgaristan, Makedonya, Kosova, Gürcistan, Suudi Arabistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Kırgızistan gibi ülkelere ve KKTC’ye ihracat yapılıyor.

Önemli yatırımlar da sürüyor. Geçen yıl inşaatına başlanan yeni yem fabrikasının siloları tamamlandı. Bu yatırımla bölgedeki üretici ve çiftçilerden daha fazla mısır alınarak mısır üretiminin artması teşvik edilecek.

Ayrıca, 2003 yılında üretime başlanan Organica gübre fabrikası, günde 300 ton yaş gübre işleme, 90 ton da üretim yapma kapasitesine sahip. Tüm yatırımlar tamamlandığında maliyet 15 bin doları bulacak.

SABANCI DA SEKTÖRDE

Sektör şu anda yaşadığı sorunlara rağmen cazibesini koruyor. En son Sabancı da Ömür markasıyla sektöre giriş yaptı. İşlenmiş ambalajlı ürün kategorilerinde lider gıda marka olmak üzere yola çıkan GıdaSA Çiftlik İş Birimi, pek çok ilke de öncülük etmeyi hedefliyor. “Avrupa Birliği ülkelerinde yasaklanmış hiçbir katkı maddesi içermeyen yem formülasyonu ile yetiştirilen sağlıklı piliç” vurgusuyla lanse edilen yeni kategoride ilk adım olarak bütün ve parçalı piliç ürünleri ile tüketiciye sunuluyor. Avrupa’dan ithal, baskılı, özel kilitli folyo ve vakum poşet ambalajlama teknolojisi ile beyaz et sektöründe Türkiye’de bir “ilk”e imza atan Ömür, “sağlıklı ürün” üzerine oynuyor.

TARIM POLİTİKALARI SORUNLU

“Türkiye dünyayla rekabet edemiyor. Bunun nedeni de tarım politikalarının dünyadan farklı oluşu. Bunların uzun vadede ıslah edileceğini ümit ediyoruz. Ancak, AB’ye üye olacağımız zaman en büyük sıkıntıyı tarım yaratacak. Biz de bunun bir parçasıyız. Tavuk etinin üretiminde en büyük maliyetleri yem, yani tahıllar oluşturuyor.

Türkiye bunları üretemiyor. Ürettikleri de dünya fiyatlarının 2-3 misli. İthal ederken de yüksek fonlar ödüyoruz. Bu yüzden tavuk etini ihraç edebilecek mali yapıya sahip değiliz. Bunun aşılması için Tarım Bakanı ile görüşmeler yapıldı. Teşvik istedik. Dünyada zaten tavuk üreten firmalar teşvik alıyorlar.”

TÜRKİYE BEYAZ ET SEKTÖRÜNÜN REKABET ANALİZİ

DÜNYADA 18’İNCİ SIRADAYIZ  Son 10 yılda dünyada piliç üretimi yüzde 50’den fazla arttı. 2003 yılında üretim 65 milyon tona ulaştı. En büyük üretici 15 milyon tona ulaşan miktarla ABD. Arkasından 9,5 milyon tonla Çin geliyor. Brezilya ise 7,7 milyon tonluk üretimle üçüncü sırada bulunuyor. Türkiye ise piliç eti üretiminde dünyada 18’inci sırada.

ÜRETİCİLER DIŞA AÇILMAK İSTİYOR Çok yüksek kapasitelere ulaşan Türk üreticilerin de gözü dışarıda. İç pazarda yaşanan en küçük sarsıntıda zorlanan sektör, dışarıya açılmak istiyor. Ancak, önündeki en büyük engel maliyetler. Maliyetin büyük bölümünü yem oluşturuyor.

İHRACATIN ÖNÜNDEKİ ENGEL NE? Dünyada yer alan ABD, Brezilya gibi ülkeler, bu açıdan şanslı. Mısır ve soya üretiminde de büyük pay sahibi olan bu ülkeler, Türk üreticilerin neredeyse yarı maliyetiyle üretim yapıyor. Bu durum da Türk üreticilerin ihracatını zorlaştırıyor. C.P. Standart Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Gencer, “Rusya 1 milyon ton ithalat yapıyor. Bize bu kadar yakın olmasına rağmen biz oraya ürün satamıyoruz. Ortadoğu ülkeleri de potansiyel barındırıyor ama durum aynı” diye konuşuyor.

UMUTLAR AB’YE İHRACATTA En yakın dış pazar hedefi AB ülkeleri. Sektör standartlarının uygunluğunun tescillenmesiyle birlikte AB’ye ihracat başlayacak. Bu yönde olumlu gelişmeler de var. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile sektör tarafından Avrupa Birliği tarafından yayımlanmış düzenlemelerin tamamı gözden geçirildi. Türkiye’deki yasal düzenlemeler de dikkate alınarak Avrupa Birliği’ne ihracat yapacak kuruluşlara ilişkin yeni düzenlemeler getirildi.

ÖN İZİNLER ÇIKTI BİLE Bakanlık yeni düzenlemeler doğrultusunda denetimlerini yoğunlaştırdı. Bu denetimler sonucu bakanlık Avrupa Birliği’ne ihracat yapmasını uygun gördüğü 5 piliç kesimhanesine “ihracat ön izni” verdi. Besd-Bir Başkanı M. Kemal Akman, “Halen 12 bin ton civarında olan piliç eti ihracatının birkaç yıl içinde 100-200 bin tona çıkması mümkün” diye konuşuyor.

RAKİPLER DESTEK ALIYOR Ancak ihracatta desteğe ihtiyaç var. Hammadde sorununun aşılması ilk madde. ABD, Brezilya ve AB gibi ülkeler mısıra ton başına 100 dolar bedel ödeyerek yem üretiminde kullanırlarken, Türk üreticiler iç pazardan mısıra bugün ton başına 260 dolar bedel ödeyerek pahalı yem ve kanatlı eti üretiyor. ABD, hedef pazarlara yaptığı piliç eti ihracatına ton başına 600 dolar, Avrupa Birliği ise 660 dolar ihracat desteği veriyor. Türk üreticiler ise ton başına 26 dolar destekle bu ülkelerle rekabet edemiyor.

KİŞİ BAŞI TÜKETİM AZ

TÜKETİM 13 KİLOGRAM Son yarım asırdır dünyada kullanımı devamlı artan tek protein kaynağı kanatlı eti. Tüm dünyada yaklaşık 60 milyon ton piliç üretiliyor. Türkiye ise bunun 850 bin tonunu üretip, tüketiyor. Üretim şartlarımız gelişmiş ülkelerle hemen hemen aynı. Ancak, maalesef kişi başına yıllık kanatlı eti tüketimi ülkemizde 13 kilogram. Ülkelerin ekonomik ve sağlıklı protein kullanımı üzerine kurulu “beslenme stratejileri” ne derece başarılı ise yeni nesiller o ülkeyi daha da ileriye götürür. Piliç eti tüketiminin artması Türkiye için şarttır, çünkü sağlıklı ve ekonomiktir, ayrıca diğer protein kaynakları oldukça pahalıdır.

10 YIL İÇİNDE ARTACAK Türkiye’de gayri safi milli hasıla ne kadar yükselirse, protein tüketimi de o oranda artıyor. Bir başka deyişle servet ve nüfus bugünkü tüketimi oluşturuyor. Türkiye’de de kişi başına GSMH arttıkça piliç tüketimi de artacak. Biz önümüzdeki 10 yıl içerisinde ülkemizdeki piliç eti üretiminin rahatlıkla 1,5 milyon tona ulaşacağını öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde sektördeki en önemli canlanmayı, Avrupa Birliği’ne ihracat konusunda gerekli izinlerin çıkmasının yaşatacağını düşünüyoruz. AB-15 ülkeleri, yaklaşık 700 bin ton piliç eti alıyor. Gerekli izinlerin alınması ve AB kapılarının açılmasıyla sektördeki yıllık yaklaşık 20 bin ton beyaz et ihracatının bir yıl içinde kolayca AB ithalatından yüzde 10 pay almasını bekliyoruz.

YASEMİN BALABAN
ybalaban@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER