Capital'e abone olun.
“ELEKTRİK-ELEKTRONİKTE TÜRKİYE LOKOMOTİF OLACAK”

“Elektrik-Elektronikte Türkiye Lokomotif Olacak”

Dünyada elektrik-elektronik sektörünün cirosu trilyon dolarlar düzeyine ulaşıyor. Türkiye’de ise 17.5 Euro düzeyinde. BT’den otomasyona, tıp teknolojisinden ulaştırmaya çok sayıda alanı...

Son Güncelleme: 01.09.2006

Dünyada elektrik-elektronik sektörünün cirosu trilyon dolarlar düzeyine ulaşıyor. Türkiye’de ise 17.5 Euro düzeyinde. BT’den otomasyona, tıp teknolojisinden ulaştırmaya çok sayıda alanı kapsayan bu sektörde büyüme, GSMH’dan daha hızlı gerçekleşiyor. Sektörün devi Siemens’in başkanı Zafer İncecik, “Türkiye kendisine yüzde 6-7’lik büyüme hedefi koyuyorsa, bizim de yıllık yüzde 14-15 büyüme hedefimiz var” diye konuşuyor ve devam ediyor: “Elektrik-elektronik pazarına bakarsak bu hedefin çok da gerçekdışı olmadığı görülüyor. Dolayısıyla, bu sektör, yakın gelecekte lokomotif pazarlardan biri haline gelecek.” 
 
İş dünyasını yönlendiren çok sayıda sektör var. Bunların bazıları tüketiciyi hedefledikleri için daha fazla öne çıkıyor, kamuoyu tarafından daha yakından tanınıyor. Ancak, bazı sektörler ise dev hacimlerine rağmen çok fazla tanınmıyor, sadece şirketleri aracılığıyla öne çıkıyorlar. Elektrik-elektronik sektörü de böyle bir yapıya sahip. Çok sayıda dev şirketi, trilyonlarca dolara ulaşan cirosuyla tam anlamıyla dünya ekonomisinin lokomotif olan bu sektörün önemli oyuncularından biri de Siemens…

2005 yılında dünyada toplam 75 milyar Euro ciroya ulaşan, 5,2 milyarlık Ar-Ge harcaması yapan Siemens, neredeyse 150 yıldır Türkiye’de… Başlangıçta elektrik ve Telekom alanlarında var olan şirket, şimdi BT’den tıp teknolojilerine, otomasyondan ulaşıma kadar geniş bir alanda faaliyet gösteriyor.

Siemens’in en önemli özelliği geleceğe yönelik yaptığı yatırımlar. Bu alanda da dünyada “ilk 10 şirket” arasında yer alıyor. Siemens’in yatırımlarını ise 1 yıldır üzerinde çalıştıkları Mega Trendler belirliyor. Siemens A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Zafer İncecik, demografideki değişimin, kentleşme ve kaynakların kıtlaşmasının, onlara yol haritalarını verdiğini söylüyor. İncecik, “Siemens, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de stratejisini bunlara göre oluşturuyor” diye konuşuyor.

Siemens, Türkiye’de, GSMH’dan hızlı büyümeyi amaçlayan bir strateji izliyor. Bu kapsamda 2005 yılını 1,9 milyar Euro ciro ile kapatmışlar. Bu yüzde 25 büyüme anlamına geliyor. 2006 hedefi de aynı düzeyi yakalamak.

Zafer İncecik, bu hedefe ulaşma stratejilerini, geleceğe yönelik planlarını ve “Mega trendler” konusundaki saptamalarını Capital’e anlattı:

-Siemens, Türkiye’de elektrik-elektronik diye tanımlanan bir sektörde faaliyet gösteriyor? Bu sektör neyi ifade ediyor, nasıl bir büyüklüğe sahip? Elektrik ve elektronik ürünlerin dünya ve Türkiye ticaretindeki payı nedir?
Siemens’in bugün elektrik ve elektroniğin her alanında faaliyet gösteriyor. Dünyada 80 milyar Euro’luk bir hacime sahip. Yani 80 milyar Euro iş girişi, 75 milyar Euro da cirosu var. Elektrik-elektronik de kendi içinde sektörlere dağılıyor. IT, tıp teknolojileri, ulaşım teknolojileri, otomasyon ve kontrol teknolojileri, enerji üretimi ve dağıtımı teknolojileri, aydınlatma teknolojileri ve bir de bunların dışında beyaz eşya ile proje finansmanı var.

Son sene 5.2 milyar Euro’luk bir Ar-Ge bütçesiyle, 47 bin kişiyle bütün bu gelişmeleri destekledik. Bu da cironun yüzde 7’sine denk geliyor. Böyle baktığımızda, Ar-Ge’ye gerçekten çok büyük bir yatırım yapıyoruz. Hatta bazı sektörlerimizde bu oran yüzde 10’un üstüne bile çıkıyor.

Bunun meyvelerini de alıyoruz. Örneğin, tıbbi çözümlerde piyasaya sunulan cihazların yüzde 75’inin son 3 yılda geliştirilmiş cihazlar olduğunu görüyoruz. Yani her şey çok hızlı bir şekilde araştırılıyor, geliştiriliyor ve uygulamaya sokuluyor. Bu anlamda gayet dinamik bir şirket ve sektör yapısıyla karşı karşıyayız.

Toplam faaliyet gösterdiğiniz tüm sektörlerin Türkiye ve dünyadaki hacmi nedir?
Siemens’in hacmi 80 milyar Euro düzeyinde. General Electric’in hacmi ise 100 milyar doları buluyor. Dünyada bizim sektördeki toplam iş hacmi trilyon dolarlara ulaşır.

Ancak, Türkiye’de doğal olarak tablo çok farklı. 2005’te sektörün cirosu 17.5 milyar Euro olarak gerçekleşti. Biz 1.9 milyar Euro ciro yaptık. Siemens Şirketler Grubu olarak da 6 şirketimizle 459 milyon Euro ihracat gerçekleştirdik.

Sektörde rekabet hangi şirketler arasında yaşanıyor, çok sayıda şirketin olduğu bir sektör mü?
Siemens, bütün elektrik-elektronik sektöründe ne kadar şirket varsa hepsiyle rekabet halinde. Ancak, en büyük rakibimiz General Electric (GE). Zaten dünya çapında bir sıralama yaparsak GE’nin 1 numarada olduğunu görüyoruz.

İkinci en büyük IBM, üç numarada ise Siemens geliyor. Diğerleri bu üç şirketi takip ediyor. General Electric’in de cirosunun çok büyük bir kısmının finansal hizmetlerden geldiğini göz önüne alırsak, Siemens’in elektrik elektronikte dünya piyasalarındaki rolü biraz daha ön plana çıkıyor.

Türkiye’deki rakipleriniz kimler? Yoğun bir rekabet söz konusu mu?
Enformasyon ve telekomünikasyona bakarsak Nortel Netaş, Alcatel Teletaş, Ericsson ve Cisco öne çıkıyor. Endüstride iseABB, Schneider ve Ariston var. Tıp tekniklerinde General Electric ve Philips’le rekabet halindeyiz.

Rekabet nerede yoğun değil ki? Zaten rekabet olmayan yerde hareketlilik yok, işin heyecanı yok.

Peki bu yoğun rekabet içinde Siemens pazardan ne kadarlık bir pay alıyor?
Türkiye genelinde tüm sektörleri aldığımızda, pazar payımız yüzde 12’e ulaşıyor. Ancak, bunun içinde bazı sektörlerde payımız yüzde 30’a ulaşmış durumda. Otomasyon kontrol sektöründe ve tıp çözümlerinde yüzde 30, bazen de daha fazla pazar payına sahibiz. Enerji sektöründen yüzde 25 pay alıyoruz. Aydınlatma ve beyaz eşya sektörlerinde ise pazar 2’ncisiyiz.

Siemens hangi ürün gruplarında daha başarılı ve pazar payları nedir?
Türkiye’de pazar lideri olduğumuz çok alan var. Tıp teknolojilerinde ve kontrolde pazar lideriyiz. Enerji dağıtımında pazarda bir numarayız.

Diğer sektörlerde de ya 1’inci ya 2’nci ya da 3’üncüyüz. Ancak, 4’üncü olduğumuz bir alan yok.

Tüm bu sektörlerde 2006 yılının ilk 6 ayında nasıl bir büyümeye ulaşıldı, yıl sonu için sektörün beklentisi nedir?
Bizim faaliyet gösterdiğimiz sektörlerin yapısı tamamen farklı. Çok farklı dinamikleri, etkileşimleri var. Örneğin, otomasyon ve kontrolde sektörün lokomotifi inşaat. İnşaat hızlı gidiyor. Ona bağlı olarak bu sektörde de gelişme çok iyi.

Aynı zamanda otomasyon ve kontrol, yatırımlarla gelişir. Türk girişimcisi yatırımlarına devam ediyor. Dolayısıyla, buradaki gelişmeler de olumlu yönde ilerliyor.

Enformasyon ve telekomünikasyonda ise farklı bir dinamik var. Artık belirsizlikler ortadan kalktı. Türk Telekom ve Telsim sahibini buldu. Avea yeniden şekillendi. Dolayısıyla, buralarda yeni yatırımlar yapılıyor ve bu sektör de canlanmış durumda.

Tıp teknolojileri sektörü ise canlılığını her zaman muhafaza ediyor. Elektrik-elektronik sektörünün çok net bir tanımı maalesef yapılmış değil. Son kullanıcıya hitap ettiğimiz dayanıklı tüketim eşyası ya da beyaz eşya, kahverengi eşya gibi sektör tanımları var. Onların da gelişmesi gayet iyi.

Siemens Türkiye’de neler oluyor, sektörde nasıl bir büyüme trendi izliyor? Yıl sonunu nasıl bir büyüme ile tamamlayacaksınız?
2005 yılında yüzde 25’lik bir büyüme elde edilmişti. 2006’da da buna yakın bir büyüme bekliyoruz. Buna göre Türkiye’de ciromuz 2006’da 2 milyar Euro’yu geçecek.

Siemens’in Türkiye’de gelecek 5 yıl içindeki hedefleri nelerdir?
Bizim kendimize koyduğumuz büyüme hedefi, Türkiye’nin yapmış olduğu GSMH’nin en az 2 katı büyümek. Eğer Türkiye kendisine yüzde 6-7’lik büyüme hedefi koyuyorsa, bizim de yıllık yüzde 14-15 büyüme hedefimiz var. Son senelerde bu hedefi yakaladık ve aştık. Ama elektrik-elektronik pazarına bakarsak bu hedefin çok da gerçekdışı olmadığı görülüyor. Bizim sektör GSMH’nin daha da üzerinde büyüyor. Dolayısıyla, bu sektör, yakın gelecekte lokomotif pazarlardan biri haline gelecek.

Türkiye Siemens, Siemens dünyasında nasıl bir yere sahip, gelecekte bu yeri nasıl olacak?
Türkiye, dünya ekonomisinin yüzde 1’ini teşkil ediyor. Dünya ekonomisi üzerindeki yeri daha yüksek olanlar daha ileri pozisyonda olan sanayilerdir. Demir çelik ve camda Türkiye’nin payı yüzde 1’in üzerinde ve çok iyi bir yere sahip. Siemens’in içinde de Almanya’nın yeri yüzde 20’ye denk geliyor. İşlerin geri kalan yüzde 80’i bütün dünyada yapılıyor. Biz bu yüzde 80’in ilk 20 ülkesi içine giriyoruz. 190 ülkeden bahsediyoruz. İlk 10’a girebiliriz.

2005 ve 2006’da toplam ne kadar yatırım yaptınız? Yeni yatırım planlarınız nedir?
2005’te Türkiye’de 141 milyon Euro yatırım yaptık. Ar-Ge yatırımı bunun dışında 9 milyon Euro. Türkiye’de yaptığımız yatırımlar 100 milyon Euro’nun altına düşmüyor. Bu 141 milyonluk yatırım tüm alanlar için yapıldı.

Mesela enerji üretimi ve dağıtımında üretim kapasitemizi bu yıl 2 katına çıkardık. Bir önceki yıl yüzde 30 artırmıştık. Bu sene 2’ye katladık. Bunlar sürekli yatırımlarımızın içinde. Bu sene gelişmek üzere yeni bir arsa aldık. Bunların toplamını da sene sonunda göreceğiz.

Büyümeniz içinde Ar-Ge’nin, yeni ürünlerin payı ne kadar?
Siemens, geleceğin ilk 10 yatırımcısından biri. 2005 yılında Ar-Ge çalışmalarına 5,2 milyar Euro ayırdık. Ar-Ge tesislerimizde 30 bini yazılım geliştirme uzmanı olmak üzere yaklaşık 47 bin kişi çalışıyor. Sadece geçtiğimiz mali yılda çalışanlarımız 8 bin 800 yeni buluş yaptı. Geçen yıl ABD'de bin 345 patent aldık. Halihazırda 53 binden fazla patente sahibiz.

Siemens geleceğin dünyasının sorunlarını çözecek bilgi birikimine şu anda sahip. Yenilikçi teknolojiler rekabet edebilme gücümüzü artırıyor. Eğer kendi özgün ürünleriniz yoksa, o zaman üretimdeki katma değer derinliğiniz çok sığ kalıyor. Katma değer derinliğiniz sığ olduğu zaman, girdi maliyetleriyle toplam satış maliyetleri arasındaki farkı o ülkede ya da o şirkette üretmiyorsunuz demektir.

SIEMENS’İN MEGATRENDLERİ’NDE NE VAR?

Siemens’in geleceğin dünyasını, rekabet ortamını şekillendireceği varsayılan bir stratejisi var: Mega trendler. Bu neyi ifade ediyor, iş dünyası ve tüketiciler için ne anlama geliyor?
Megatrendler üzerine 1 yıldır çalışıyoruz ve o yönde de yatırımlarımızı sürdürüyoruz. 2050 yılında dünya nüfusu yaklaşık 9.3 milyar olacak ve nüfusun çok büyük bir kısmı metropollerde yaşayacak. Dünya nüfusu artmakla kalmıyor, aynı zamanda demografik değişimin bir sonucu olarak yaş piramidi de değişiyor. Yakında, insanlık tarihinde ilk defa, 60 yaşın üstünde, 15 yaşın altındaki kadar insan olacak.

Bu gelişmeler, önümüzdeki yıllarda insanlığın üstesinden gelmesi gereken sorunların neler olduğunu açıkça ortaya koyuyor: Kıt kaynakları korumak, temiz bir çevreyi muhafaza etmek, yeterli su kaynakları sağlamak ve atık suların yok edilmesini temin etmek, insanların ve eşyaların verimli ve güvenli ulaşımını sağlamak, çevre dostu bir şekilde enerji üretmek ve dağıtımını yapmak, yaşam kalitesini artırıcı ucuz sağlık hizmetleri sunmak.

En basitinden Türkiye’ye baktığınızda, İstanbul ve çevresi sürekli göç alıyor. İstanbul’un nüfusu birkaç 100 binden bugün 15 milyona gelmiş durumda.

DEMOGRAFİDEKİ DEĞİŞİMDEN ŞİRKETLERE MESAJ

Demografinin değişimi, nüfusun yaşlanması dünyayı ve şirketleri nasıl etkileyecek?
Bugün Türkiye’ye bakarsanız, 60-65 yaşın üzerindeki nüfus yüzde 6 düzeyinde. Bu sayı rahat yüzde 10-15’lere çıkacak. Yine Türkiye’de 30-33 yaşın altındaki nüfus yüzde 60 düzeyinde. Ancak, bu oran daha aşağılara inecek. Buna karşılık yaşlı nüfus artacak.

Sözünü ettiğimiz tablo sadece Türkiye için geçerli değil. Dünyada zaten örnekleri var. Biz genç nüfus olarak önde gelen ülkelerden biriyiz. Ama Türkiye’de de bu gençlik geride kalacak ve yaşlılarımızın sayısı artacak. Onların bakıma ihtiyacı olacak. Aynı zamanda bakım giderlerinin daha verimli bir şekilde yapılmasını sağlamak gerekecek. Bakım giderlerinin verimliliği, teşhisin daha sağlıklı yapılması ve büyük hastalıklar çıkmadan önce tedbir alınması anlamına geliyor. Çünkü, sağlık harcamalarının en büyük kısmı, insan ömrünün son 5 senesinde yapılıyor. Bunu hafifletmek için bu ağır hastalıkları ve ağır giderleri hafifletecek önlemler almak şart. Teşhisi zamanında koymak ve önlem alarak insanların hasta olmamasını sağlamak gerekiyor.

Burada geliştirilen 2 tip teknik var. Bir tanesi röntgenle, tomografiyle, MR’la veya ultrasonla, elektronik ve sinyal işlemeye dayalı teknikler. Bir de kan üzerinde ya da insanda biyolojik, kimyevi araştırmalarla yapılan teşhis teknikleri var. Siemens bu konuda bir yatırım yaptı. 2 büyük şirket satın aldı. Biri Bayer Diagnostic, diğeri Diagnostic Product Corporation (DPC). Bunları satın alarak tanıda daha çok yaygınlaşıyoruz. Aynı zamanda gen teknolojilerine de bu şekilde girmiş bulunmaktayız.

KENTLEŞME BERABERİNDE NELERİ DEĞİŞTİRECEK?
Kentleşmenin etkisiyle sağlığın evlere kadar taşınmasına yönelik ihtiyaç artacak. Siemens bu alanlardaki aktivitelerini artırıyor. Kentleşmenin bu şekilde sürmesiyle insan hareketlerinin rahatlaştırılması sağlanmalı. İnsan hareketi demek, trafik demek, hava meydanı demek. Bütün bunların daha rahat çalışmasının sağlanması gerekiyor.Yani bu insan ve trafik hareketlerinin gözlenmesi, hesaplanıp yönlendirilmesi lazım.

Bugüne kadar bildiğimiz basit trafik sinyalizasyonu artık yetmiyor. Yeni dönemlerde “akıllı kavşaklara” ihtiyaç var. Toplu taşıma araçlarının programları dinamik yapılmalı. Mesela, bir futbol stadının çevresindeki trafik düzeni o şekilde organize edilmeli ki, hiçbir sıkışıklığa meydan vermeden hayat sürsün. Elektrik elektronik ve teknoloji şirketleri bu alana yatırımlar yapmaya başladılar bile.

3 ÖNEMLİ ALANDA YARINA YÖNELİK PLANLAR

KIT KAYNAKLARA ÖNLEM
Enerji çok önemli ve önemi de her geçen gün artıyor. Enerji kaynakları ve çevrenin korunması çok önemli. Burada yenilenebilir enerji ve fosil kaynaklı enerjilerin daha verimli çalışması için çalışmalar yapılıyor. En yüksek teknolojiler uygulanarak verimliliğin artırılması ön planda tutuluyor.

Burada da Siemens dünyada lider. Yapmış olduğu tribünlerle en yüksek verimliliği sağlıyor. Hem fosil atık kaynaklı yakıtlarla hem de rüzgar enerjisiyle çalışan sistemler söz konusu. Onun dışında nükleer enerjinin elektriğe dönüştürülmesi için gerekli tribün ve jeneratörleri de yine üretiyor.

GÜVENLİKTE NELER OLACAK?
Bina teknolojileri ve akıllı binaların önemi daha çok artacak. Çünkü, insan nüfusunun yoğunluğu arttıkça, güvenlik önlemlerinin alınması gerekiyor. Burada giriş kontrollerinde, takip, kameralarla görerek tanıma, optik tanıma, radyo frekansından algılayarak üzerinizde taşıdığınız bir kimlikten algılama gibi çok çeşitli yöntemler söz konusu.

Almanya’da kurduğumuz bir havaalanında bütün sistemlerin işlediği, retinadan kimlik tanımanın gerçekleştirildiği sistemler uygulamada. Bu daha çok bir havaalanında neler yapılabileceğini gösteren bir tanıtım sistemi. Arap Yarımadası’nda, Dubai’de birçok havalimanı paralel olarak bu uygulamaya geçiyor. Uçak taşımacılığı artacak. Bu artışa paralel olarak tüm hava meydanlarının geniş imkanlara sahip bir merkez olması gerekiyor.

SU TEKNOLOJİSİNE DİKKAT
Su teknolojilerinde büyük gelişme olacak. Hem kullanma suyu, temiz su hem atık su hem de endüstri suyu anlamında gelişmeler yaşanacak. Endüstride de su kullanılıyor. Bu suyun hem izole edilmesi hem de temizlenmesi gerekiyor. Denizleri, nehirleri kirletemezsiniz. Endüstride kullanılan su önemli atıklardandır. Biz bugün atık suları tekrar kullanılabilir normal su haline getirebiliyoruz. Bir de kullanım sularının atıkları var. Siemens’in bu konularda yeni yatırımları var. Siemens Amerika’da US Filter diye çok büyük bir şirketi satın aldı. Türkiye’de de bu konuda çalışıyoruz ve en öndeyiz.

2006’DA 700 İŞÇİ ALACAĞIZ”

Çalışan başına verimliliğinizi artırdınız mı?
Çalışan sayımızı işi büyüttükçe artırıyoruz. Verimliliği artırmak zorundasınız çünkü rekabet koşullarında dünyada fiyatlar düşüyor. Fiyatların düşüşüne sizin verimlilik artışıyla cevap vermeniz gerekiyor. Bu verimlilik artışını sağlamak için ya süreçleri iyileştirip geliştiriyorsunuz ya da insanların verimliliğini artırıyorsunuz. Her halükarda ikisi birden süreçlerin iyileştirmesinden geçiyor. Süreçleriniz iyileştirerek rekabet şartlarını en iyiye götürmektesiniz. Hiçbir zaman durmayan bir yarıştır bu. Rekabet yarışı içinde sürekli olarak süreç iyileştirmesi yapmanız lazım ve inovatif çözümlerle daha iyi ekonomik koşullara bunları üretmeniz lazım. Bu sene bizde 2006’da yüzde 10’luk bir personel artışı olacak. Toplam çalışan sayımız 7 bin civarında. Yüzde yüz Siemens sermayeli şirketler bunun yarısını oluşturuyor. Diğer yarısı da yüzde 50 ortak olduğumuz şirketlerde çalışıyor.

Özlem Aydın
oaydin@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER