Capital'e abone olun.
BİLİŞİM İHRACATINDA 2010 HEDEFİ 1 MİLYAR DOLAR

Bilişim İhracatında 2010 Hedefi 1 Milyar Dolar

Erol Bilecik, Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği’nin (TÜBİSAD) başkanı…Türkiye’nin bilişim teknolojileri ihracatı konusunda büyük potansiyeli olduğuna inananlardan. Türkiye’nin bu yıl 60 milyon d...

Son Güncelleme: 01.10.2004


Erol Bilecik, Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği’nin (TÜBİSAD) başkanı…Türkiye’nin bilişim teknolojileri ihracatı konusunda büyük potansiyeli olduğuna inananlardan. Türkiye’nin bu yıl 60 milyon dolar civarında olan BT ihracatının doğru politikalarla 2005’te 200-300 milyon dolara çıkabileceğini söylüyor. Bilecik, “5 yıl sonra ise 1 milyar doları yakalarız” diyerek önemli bir saptama yapıyor.

Bilişim teknolojileri sektörü, Türkiye’de yaklaşık 15 yıllık bir geçmişe sahip. Bu kısa sürede, önemli bir ilerleme gösterdi. Sektör bugün, hacmi büyük olmasa da, yazılım ve servis ihraç eder bir konumda.

Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) Başkanı Erol Bilecik, “İnternetin yaygın kullanımı ve küreselleşme ile birlikte bugün Amerika, Avrupa ya da Uzakdoğu’da yaşanan gelişmeler diğer ülkelere hemen yayılıyor” diyor.

Pazarın halen istenen büyüklüğe ulaşamadığını düşünen Bilecik, “Maalesef şu anda büyüklüğü çift haneli milyon dolarlarda. Türkiye'nin ihracatı bu yıl sanırım 60 milyar dolar civarında olacak. Bu 60 milyar dolar içinde BT ihracatı maalesef önemli bir yüzde oluşturmuyor” şeklinde bir değerlendirme yapıyor. Sektörün hedefini ise “İhracatta atak olan bir yapının içinde biz en azından yazılım ve servisin çok önemli bir kalem olmasını istiyoruz” diyerek ortaya koyuyor.

Bilecik, doğru bir strateji ve verimli araçlarla 2005’te bilişim teknolojilerinde 200-300 milyon dolarlık bir ihracat gerçekleşebileceğini belirtiyor.

Bilecik, Digital’in Türk bilişim teknolojileri pazarı ve bu pazarda yaşanması beklenen gelişmeler üzerine sorularını yanıtladı:

Türkiye'de Bilişim Teknolojileri Pazarı Son 10 Yılda Nasıl Gelişti; Bugün Ne Büyüklüğe Ulaştı?

Dünya ölçeğindeki gelişmelere paralel ölçekte ilerleyen bir yapı var. Türkiye’de özellikle 1995’e kadar bilişim teknolojileri sektöründeki gelişmeleri yakalayamıyordu. Çünkü, bu dönemde Amerika kıtasında olan gelişmelerle Avrupa ve Asya kıtasında olan gelişmeler arasında müthiş bir zamansal fark vardı. Dolayısıyla hem Türkiye’de hem sektörümüz bundan son derece olumsuz etkileniyordu. Amerika’daki teknolojik gelişmeler, yeni yazılım ve donanım alanındaki ürünler ancak çıktıktan belirli bir dönem sonra Avrupa’ya, Uzakdoğu’ya geliyordu. Gelişmekte olan ülkelere ise daha da sonra ulaşıyordu. Yani bazı gelişmeler en az 6 ay ya da 1 yıl sonra Türkiye’de duyulur ya da kullanılırdı. 1995-96 yıllarına kadar durum böyleydi.

Bugün ise internet yaygın olarak kullanılmaya başlandı, küreselleşme hareketi öne çıktı. Artık Amerika, Avrupa ya da Uzakdoğu’da gelişen her ürün diğer ülkelere hızla yayılıyor. Çok büyük teknoloji üreticisi olan şirketler kendi ekosistemleri gereği merkezlerini Amerika kıtasının yanında Uzakdoğu ve Avrupa’da da açmaya başladılar. Dolayısıyla, yapılan ürün ve yöntem duyuruları aynı gün ve saat içinde ülkemizde de duyulur bir hale geldi. Bu son derece olumlu bir gelişme olmasına rağmen, işin sayısal uçurum noktasını da incelemek gerekir. Burada maalesef ligin çok gerisindeyiz.

Türkiye’de Bilişim Teknolojilerinin Kullanımı Nasıl Başladı?

Kendi ülkemize ve sektörümüze bakıldığında, bu işin öncelikle devlet kurumlarında başladığı görülüyor. Daha sonra özel sektörden çok büyük kuruluşlar bilgi işlem endüstrisinin faydalarını keşfetmişler. Hatta özel sektör buna devlet çapındaki uygulamaya göre çok daha farklı bakıyor. Bu firmaların yurtdışındaki bağlantıları kanalıyla da kendi ülkemiz adına pozitif gelişmeler olmuş.

1990-95 arasındaki dilimde PC’lerin yararı anlaşılmaya başlayınca bizim ülkemizde de buiş hareketlendi; İstanbul başta olmak üzere üç büyük ilimizde canlılık başladı. 1995’lere kadar işin neredeyse yüzde 97’si bu üç büyük ilde oldu. 1995 ve sonrasında ise daha homojen bir yaklaşım oldu, sayısal uçurum biraz azaldı ama yine de kendi içinde olumsuzluğunu korudu.

Bugün Bilişim Teknolojileri Pazarının Yapısı Nasıl? Hangi Bölge Ve İller Öne Çıkıyor?

Bugün özellikle bilişim teknolojileri pazarının yaklaşık yüzde 55’inin Marmara Bölgesi’nde olduğunu görüyoruz. Yüzde 20’ler civarında ise Ankara merkezli olarak İç Anadolu Bölgesi’nde odaklanıyor. Ege ise yüzde 10’luk bir paya sahip. Buna göre 3 büyük il ve bölgenin toplam payı yüzde 85 oluyor. Diğer bölgelerin pazar payı ise yüzde 15’ler civarında. Kendi içinde belki yüzde 500 gelişme var ama hâlâ pastanın çok küçük bir dilimini Akdeniz, Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu paylaşıyor. Bu tablo sayısal uçurumun, özellikle diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, aslında ne kadar dramatik olduğunu gösteriyor. Ülkenin bilgi bilişim okur-yazarlığının düşük oranlarda olmasının da bir diğer göstergesi.

Ancak, biraz da bardağın dolu tarafından bakalım; bugün Türkiye'de 60'ın üzerinde üniversite var. Bu üniversitelerin büyük kısmında bilişim endüstrisine dönük eğitimler yapılmakta. Artık daha bilinçli ve profesyonel bir kesim geliyor. Bilişim endüstrisini kullanan hükümetlerin eğitim ve sosyal hizmetler gibi konulara bakışı bir değişim gösteriyor. Ben önümüzdeki 5 yıl içinde bilişim sektörünün olumlu anlamda çok daha farklı noktalara geleceğine inanıyorum. Buradaki en büyük motor güçlerin başında özel sektörün atağı gelecektir.

Günümüzde BT Pazarında Öne Çıkan Alanlar Hangileri? Hangi Alanlar Daha Hızlı Büyüyor?

Aslında bu konuya belki iki açıdan değinmek gerekebilir. Birincisi, ürün ve yapı; ikincisi segmentler açısından. Ülkelerin kendi rekabetler güçlerini geliştirmeleri açısından en önemli motivasyon “bilginin kaldıraçlanması”. Bilgi ya sizde ya da yanınızdakindedir. Eğer sizdeyse ve bu bilgiyi yoğun bir şekilde kullanırsanız, verimliliğiniz ve rekabet gücünüz artar. Bilgi sizde değilse bu bilgiyi kiralayabilirsiniz. Buna da “bilginin kaldıraçlanması” diyoruz. Dolayısıyla, ülkelerin kendi içindeki en önemli motivasyon ve dinamiği bilgi toplumuna dönüş.

Bilginin gücü ve öneminden bahsediyoruz. Bugün mobil ürünlerin revaçta olduğunu görüyoruz. Dünyanın da geldiği noktaya baktığımızda, bilgiye her yerden ulaşılabiliyor. Tüm toplumsal dinamikler insanları buna itmiş durumda. Dolayısıyla, mobil ürünlerin akıl almaz bir ilerleyişi ve gelişimi söz konusu. Bundan yaklaşık 5-6 yıl önce masaüstü bilgisayarlarla laptop'lar arasında ciddi bir fiyat ve teknoloji farkı vardı. Mobil ürünler oldukça gerideydi. Artık aralarındaki fiyat makasları yüzde 25-30'lara inmiş durumda. Ben dolayısıyla mobil ürünlerin gelişeceğini düşünüyorum.

Türkiye’de özellikle KOBİ ve OBİ diye tabir ettiğimiz işletmelerde mobil ürünlerin kullanımı açısından büyük bir gelişme olduğunu görüyorum. Bunun yanı sıra PDA'ler ve cep telefonlarının “smart” (akıllı) diye tabir edilen tarafı öne çıkıyor.

Türkiye'de BT'nin Önemli Bir İhracat Kalemi Olabileceği Konuşuluyor. Bu Konuda Bugün Ne Kadarlık Bir Yol Kat Edildi? BT İhracatı Ne Büyüklüğe Ulaştı; Önümüzdeki 5 Yılda Ne Kadar Olacak Ve Hangi Alanlar İhracata Yoğunlaşacak?

Pazarın büyüklüğü bizi hem heyecanlandırıyor hem de düşündürüyor aslında. Maalesef şu anda büyüklüğü çift haneli milyon dolarlarda. Türkiye’nin ihracatı bu yıl sanırım 60 milyar dolar civarında olacak. Bu 60 milyar dolar içinde BT ihracatı maalesef önemli bir yüzde oluşturmuyor. İhracatta atak olan bir yapının içinde biz en azından yazılım ve servisin çok önemli bir kalem olmasını istiyoruz. Bu doğrultuda hükümetle ortak olan TİM, TOBB gibi bazı kuruluşların konuya bakışı son derece olumlu. Geleceği gören ve farkında olan bir yapıları var. TÜBİSAD da aşağı yukarı son iki yıldır bu konuya konsantre olmuş durumda. Girişimcilerin, ürettikleri ürünleri yurtdışına satmalarının imkansız olduğu yönündeki inançları kırıldı. Şu an artık bunu doğru bir stratejiyle ve verimli araçlarla 2005’te 200-300 milyon dolarlık bir ihracat kalemine getirileceğine inanıyorum. Bu rakamlara 2005 yılında erişiriz diye düşünüyorum.

Beş Yıl Sonra BT Sektörünün İhracatı Hangi Noktaya Ulaşır?

Önümüzdeki 5 yılın sonunda servis ve kendi teknolojisinin ihracatını 1 milyar dolar yapan bir ülke haline geliriz diye umuyorum. Bu hayal değil çünkü 5 yıl sonra Hindistan yaklaşık 58 milyar dolara, İrlanda 20 milyar dolara, İsrail de yine yaklaşık 20 milyar dolara ulaşacak gibi görünüyor. Dolayısıyla Türkiye’nin 1 milyar dolara ulaşması beklenebilir. Bu elbette özel sektörün kendi motivasyonuyla olabilecek bir iş de değil. Burada ülkeyi yönetenlerin önemli bir sorumluluğu var. Bu sorumluluğun da farkındalar. Hükümet de bu konuda son derece yüksek motivasyona sahip diye düşünüyorum.

Bt Sektörünün Talep Analizi

Erol Bilecik, özel sektörün, kamunun ve son kullanıcıların BT harcamaları ve taleplerinin nasıl şekillendiğini ve ulaştığı büyüklüğü şöyle analiz etti:

KOBİ’LER ÖNE ÇIKTI Şu anki yapıya bakıldığı zaman başı çekenler; orta ve küçük boy işletmeler. En büyük pay buradan geliyor demiyorum ama büyüme yüzdesi yüksek. Elbette ki büyük işletmeler en büyük talebi üretiyor.

EV KULLANICILARI HAREKETLİ Ev kullanıcıları yani gerçek, bireysel tüketicilerde de talep çok yoğun. Bunun ürünlere dağılım biçimlerine de bakıldığı zaman son 4 çeyrektir mobil ürünlerin artış oranı tam yüzde 100 olarak gerçekleşiyor. Burada insanın üzülerek gördüğü nokta şu; bireyler ve özel sektör mensupları olarak devletten çok fazla bir şey beklemiyor olmamız gerekir.

DEVLETİN PAYI YETERSİZ Devletin bu talep içinde tek basamaklı bir yüzdeye denk düştüğünü üzülerek görüyoruz. Toplam talepte yüzde 10'un altında bir oranı var. Pazar yapısının daha sağlıklı kurulması için devletin payının en az yüzde 15 civarında olması gerekir. Devlet şu anda 3 ya da 4'üncü sırada.

KAMUDAN GELEN TALEP ARTAR MI? Devletin önümüzdeki 2 yılda talep pastasının yüzde 20'sini gerçekleştirebileceğine inanıyorum. Çünkü eğer e-devletten bahsediyorsak devletin daha elektronik, hızlı ve şeffaf olmasını düşüyorsak, BT pazarındaki talebin yüzde 20'sinin devlet tarafından oluşturulması gerekiyor. Devletin güçlü olması, daha hızlı ve sağlıklı kararlar alması için bu teknolojileri yoğun kullanması gerekir. Ama yoğun kullanım için  başlangıçta yatırımın yoğun olması gerekir.

“2004’te Yüzde 28 Büyüme Bekliyoruz”

BT Sektörü Önümüzdeki Dönem Nasıl Bir Gelişme Gösterecek? Bugün Sektör Hangi Yönde İlerliyor? Yıl Sonu Pazar Büyüklüğü, Büyüme Hızı Ne Kadar Olur?

Hem teknoparklar konusunda hem vergilendirme reformu içerisinde yazılım ve servis üreten ve bunu ihracat motivasyonu ile süsleyen firmaların önemli ayrıcalıklara sahip olması gerekiyor. Hükümet de bunun farkında. Önümüzdeki aylarda bunun olumlu gelişmelerini yasa tasarıları halinde hükümetten işitiyor olacağız diye düşünüyorum.

Pazar büyüklüğü ile ilgili bir öngörümüz var ve ilk yarıyıl sonuçlarının da bu şekilde gerçekleştiğini görüyoruz. 2000 yılında BT pazarının toplam büyüklüğü 2.4 milyar dolar civarındaydı. Buradaki gelişim 2003 sonu itibariyle maalesef 1.8 milyar dolara geriledi. Krizle beraber yüzde 54 oranında bir gerileme oldu. 2004 yılı sonuna geldiğimizde biz 2000 yılı rakamını yakalayacağımızı düşünüyoruz. İlk yarıyıl sonuçlarına baktığımızda da kapanış rakamının bu şekilde gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Pazar sanıyorum bir önceki yıla göre yüzde 27-28 büyüyecek. Böylece 2000 yılındaki rakamı yakalayacağız. Aslında baktığımızda sektörün 4 yılda yerinde saydığının göstergesi de oluyor maalesef.

Yerli Oyuncuların Rekabet Haritasındaki Yeri Ne?

Türkiye'de Bt Sektöründe Büyük Oyuncular Bugüne Kadar Hep Global Markalar Oldu. Bugün Son Derece Başarılı Yerli Şirketler De Var. Bugün Buradaki Rekabet Ne Düzeyde? Yerel Markalar Pazarda Nasıl Bir Rol Üstleniyor; Pazarın Ne Kadarına Sahipler; Bu Önümüzdeki Dönem Nasıl Olacak?

Bugün pazar paylarına bakıldığında, 3 segment göze çarpıyor. Bunlar şöyle sıralanabilir; faaliyetlerini uluslararası düzeyde sürdüren markalar, yerli markalar ve markalaşmamış, sayısal olarak çok fazla üretim ya da montaj yapan ama satış hacimleri çok küçük olan firmalar…Masaüstü bilgisayarlarda üçünün de pazar payı neredeyse eşit durumda.

Ancak mobil ürünlere, notebook’lara baktığımız zaman burada elbette ki uluslararası markaların pazar paylarının yüzde 90 civarında olduğunu görüyoruz. Çünkü, ileri teknoloji üretimi söz konusu.

Rekabet açısından bakıldığında, ürün değişimi hangi sektörde daha yoğunsa orada rekabetin de vahşice olduğunu görüyoruz. Dünyanın her ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de teknoloji sektöründe rekabet kıran kırana gerçekleşiyor. Dolayısıyla da sektör kendi dinamikliğini rekabette de gösteriyor. Bugün özellikle uluslararası markalara baktığımızda 5-10 yıl önceki pek çok üreticinin şu anda hayatta olmadıklarını, muhtelif markaların içinde olduklarını, birleştiklerini ya da pazardan çekildiklerini görüyoruz. Diğer segmentlerde de çok paralel gelişmeler var. Rekabet sert ama bunun teknoloji için kaçınılmaz olduğuna inanıyorum.

N. Aslı Tekinay
atekinay@capital.com.tr
Fotoğraflar: Gökhan Çelebi

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER