Capital'e abone olun.
İNTERNETİN YENİ GÖZDESİ

İnternetin Yeni Gözdesi

Yeni ekonomiyle ilgili çeşitli tahminler, projeksiyonlar yapılıyor. Herkesin farklı bir bakışı, gözde alanı var. Ancak, e-learning (online eğitim) son dönemde yaptığı atakla, bir anda iş dünyasının...

Son Güncelleme: 01.07.2001

Yeni ekonomiyle ilgili çeşitli tahminler, projeksiyonlar yapılıyor. Herkesin farklı bir bakışı, gözde alanı var. Ancak, e-learning (online eğitim) son dönemde yaptığı atakla, bir anda iş dünyasının gözdesi haline geldi. Dünyanın dört bir yanında bu alana yatırım yapılıyor, çok sayıda şirket eğitimlerini sanal ortama taşıyor, planlar hazırlıyor. Türkiye’de de bir anda cazibesi artan bu alan, ardı ardına yatırımlara sahne oluyor.

Dünyada şirketlerin entellektüel iş gücü gelişimine verdikleri önem artarken, bu şirketlere yönelik elektronik eğitim-öğrenim hizmetlerini kapsayan e-learning (e-eğitim) pazarı da giderek genişliyor. IDC araştırma şirketinin teknoloji ve e-iş danışmanlarına göre, dünyada 1999 yılında 1.7 milyar dolar olan bu pazarın değeri, 2004’e kadar yüzde 70’lik bir büyümeyle 23 milyar dolara çıkacak. Gelecek 10 yıl sonuna kadar, dünyada, şirketlere zaman ve mekana bağlı olmayan sürekli e-learning olanağı sağlayan 2000 kuruluşun da, 3700’e ulaşması bekleniyor.

e-Learning (Elektronik eğitim), elektronik ortamda öğrenim sağlayan, kapsamı geniş bir uygulama. Bir şirketin kurum içi teknolojik altyapısını kullanarak verdiği eğitim programlarından, internet üzerinden gerçekleştirdiği satış amaçlı bilgilendirme aktivitelerine kadar farklı şekiller alabiliyor. Teknoloji, satış ve pazarlama gibi eğitimlerden kişisel beceri eğitimlerine kadar her alanda eğitim, e-Learning sayesinde ulaşılabilir hale geliyor.

Bu sistemde önemli olan nokta, klasik sınıf eğitimlerinde eğitim alacak kişilerin eğitime, yani eğiticiye ulaşmaları gerekirken, e-learning uygulamalarında eğitim, teknolojik araçlar sayesinde kişilere ulaşıyor. Çoğu e-learning uygulamaları karşılıklı etkileşimi içeriyor; örneğin sanal sınıf uygulamalarında katılımcılar (farklı fiziksel alanlarda olsalar dahi) bir sanal sınıfta buluşarak birlikte eğitim alabiliyorlar. Eğitmen sınıfa sorular yöneltebiliyor ve katılımcılar bilgisayar ekranlarından bunlara yanıt verebiliyorlar. Özellikle dağınık yapıda organizasyona sahip sektörlerde ulaşım ve konaklama maliyetini inanılmaz boyutlarda düşürüyor. 

Ne yararları var?

ABD’de Clinton yönetiminin yaptırdığı bir araştırmanın sonuçlarına göre, e-learning’le kişi yüzde 30 daha fazla öğreniyor, yüzde 40 daha az zaman harcıyor ve yüzde 30 daha az para ödüyor. 1999 yılının ortalarında, New York merkezli think tank kuruluşu Masie Center’ın yaptığı bir araştırmanın sonuçları da, ABD’deki büyük şirketlerin yüzde 92’sinin bir biçimde on-line eğitim aldığını gösteriyor. 

Bilişim teknolojisinin en büyük kuruluşlarından Oracle’ın, e-learning sayesinde yıllık 100 milyon dolar tasarruf  sağladığı belirtiliyor. Forrester’ın 40 global şirket düzeyinde yaptığı e-learning araştırmasına göre de, katılımcıların yüzde 67’si e-learning’in düşük maliyet sağladığında hemfikir. Bunu yüzde 36 oranıyla “her zaman, her yerde kullanım”, yüzde 28 ile “eş zamanlı öğrenme”, yüzde 21 ile “eğitmene daha rahat ulaşım”, yüzde 18’le “kullanım kolaylığı”, yüzde 13’le hızlı dağıtım”, yüzde 13’le bireye bağlı öğrenme hızı” ve yüzde 10’la da “değiştirilebilir içerik” izliyor.

İlk e-learning uygulamaları

Dünyada e-Learning’in ilk uygulamaları 1984-85 yıllarından sonra, CD ROM’ların kullanımı ile başladı. Görsel olarak özellikle 90’lı yıllarda oldukça başarılı CD Rom uygulamaları kullanıldı. Web teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte, 1994-95 yıllarında internet üzerinden bilgisayar tabanlı eğitim çalışmaları hız kazandı. Bu uygulamaların çoğu, mevcut eğitim materyalleri üzerinde bir değişiklik gerçekleştirilmeden, aynen web aktarılması sonucunda oluşması nedeniyle görsel olarak zayıf çalışmalardı.

2000’li yıllara gelindiğinde teknolojideki inanılmaz gelişmeler - Java/IP network uygulamaları, zenginleştirilmiş ses görüntü ve aktarımı, yüksek erişim hızı ve gelişmiş web sitesi dizaynı, e-learning uygulamalarına çeşitlilik kazandırıken, eğitim endüstrisinde de devrim yaratan gelişmelere sahne oldu. Bugün, gelişen teknolojilerin kullanımıyla son derece etkin ve çok boyutlu öğrenme ortamları  yaratılıyor.
 
Yine ilk e-learning uygulamaları daha çok IT alanında gerçekleştiriliyordu. Sonraları pazara yatırım yapan şirketlerce uygulama alanları genişletildi. E-learning uygulamaları IT’den başka  finans, dil ve telekomünikasyon gibi alanlara da girdi.

IDC analistlerinden Shelia McGovern, e-learning’in, özellikle Kuzey Amerika ve Avrupa’daki şirketlerin organizasyon ve yönetim konusundaki  eğitim anlayışlarında köklü bir değişim yarattığını söylüyor. Geçmişte IT sektörü için tasarlanan bir eğitim modeli olan e-learning, artık finans, yönetim eğitimlerinde, çalışanların performansını arttırmaya, ürün bilgisi vermeye yönelik eğitimlerde de tercih edilen bir model olmuş durumda.

IDC araştırmalarına göre, e-learning sektörünün bugün hala  yüzde 71’lik önemli bir bölümü IT odaklı. Ancak, 2 yıl içinde bu oranın önemli bölümü satın alma, insan kaynakları gibi alanlara kayacak.

ABD’li şirketler öncü

E-learning pazarının lider isimleri çoğunlukla ABD’li şirketlerden oluşturuyor. SmartForce, Click2Learn, DigitalThink, Global Knowledge Network, NETg ve Saba, başı çekiyor. Ayrıca, yeni ekonominin dev şirketleri Cisco, IBM, HP, Oracle ve Pearson’un da e-learning uygulamaları da pazarda önemli bir yer tutuyor.

Dünyada e-learning pazarı en hızlı ABD’de büyüyor. Uzmanlar, özellikle Kuzey Amerika’da birkaç yıl içinde yüzde 70’e varan büyüme bekliyorlar. 2004 yılında pazardaki büyümeden en ciddi payı ise Avrupa’nın alacağı tahmin ediliyor. Avrupa’da e-learning pazarı yılda yüzde 96 oranında son derece hızlı bir büyüme gösteriyor. İspanya’nın ülke olarak en önemli sıçramayı gösterecek ülke olduğunu belirten uzmanlar Japonya’yı e-learning pazarında üçüncü sırada gösteriyorlar. Avustralya ise 2004’e kadar pazarın yarısına yakınına damgasını vuracağını kaydediliyor.

Kolay, ucuz ve etkin

Bugün şirket yöneticileri, çalışanlarının işyerinde öğrenme, etkinlik ve becerilerini arttırma konularına büyük önem veriyor. İnternet de, giderek daha hızlı ve ucuz hale gelen yeni bir eğitim aracı olarak göze çarpıyor ve geleneksel eğitim yöntemlerinin safdışı kalmasına sebep oluyor. Microsoft’un İnsan Kaynakları ve finans direktörü Steve Harvey, geleneksel eğitim yöntemlerinin artık yeni uygulamalarla kaçınılmaz bir yer değişikliği yaşadığını belirtirken, eski yöntemlerin, yenilerine nazaran çok daha az kalıcı olduğuna da dikkat çekiyor.

Başarılı e-learning uygulamalarıyla sektördeki yerini sağlamlaştıran Skillvest’in uzmanlarından Jane Carr, e-learning’in, şirketlerin her kademedeki personeline kaynak, dağıtım, değerlendirme ve yönetim geliştirme konularında en hızlık en kolay ve en etkili eğitim yöntemi sunduğunu ifade ediyor. Carr, e-learning’i özetle, “şirketlere kolay, ucuz ve etkin eğitim imkanları sağlayan kişiselleştirilmiş ve eş zamanlı olmayan bir eğitim yöntemi” olarak tanımlanıyor.

E-Learning hizmeti veren şirketler müşterilerine yalnızca online içerik sağlamıyor. Bunun yanı sıra, şirketlere yeni eğitim ve öğrenim formları de kazandırıyor.

PriceWaterhouseCoopers’dan David Baty, e-learning’in diğer eğitim modellerinden ayırmak gerektiğini belirtirken, “E-learning bilgi tabanlı eğitime dayanan bir eğitim modelidir. Yüzyüze eğitim ise şirket değerinin arttırılması gibi daha genel konularda etkin bir model olabilir” diyor.

Türkiye’de  e-learning

E-learning’in CD ROM ve web tabanlı ilk dönemleri Türkiye daha geç tanımış olsa da, 90’lı yıllarda, özellikle CD ROM kullanılarak yapılan uygulamalarda çok başarılı çalışmalar var. Yine de e-learning’in Türkiye’de başlangıcı olarak, 1998’in sonlarında web tabanlı üniversiteye hazırlık kursları gösteriliyor.

Bugün Türkiye’de de e-learning hizmeti veren yaklaşık 10 firma var ama uzmanlar pazarın yıl sonuna kadar müthiş bir hızla genişleyeceğini belirtiyor. Üniversitelerden bankalara, ülke içinde yaygın bayi olan büyük şirketlere kadar, bu alana müthiş bir ilgi olduğuna dikkat çekiliyor. İsrailli John Bryce şirketi ile KoçBryce adı altında e-learning hizmeti veren bir şirket kuran KoçSistem, Türkiye’de kurumsal e-learning’in öncülerinden.

KoçBryce Genel Müdürü Dilek Günçer, Türkiye’de e-learning faaliyetlerinin henüz ne yapıldığını anlama aşamasında olduğunu belirtiyor. Ona göre, bu nedenle de şirketler online eğitim için bütçe de ayırmıyorlar. Günçer, “Ancak, mevcut müşterilerimizden aldığımız verilere dayanarak 2002 itibariyle şirketlerin bu iş için ciddi bütçeler ayıracaklarını söyleyebilirim” diyor.

Koçbryce.com’da neler var?

KoçBryce’da (www.kocbryce.com) tüm IT eğitimleri içeriğini bulmak mümkün. Firma bunun yanı sıra, satış-pazarlama ve finans alanlarında da e-learning içeriği sunuyor. Günçer, özellikle Toyota’nın satış ekibine verilen e-learning eğitimi ile Koç Grubu için hazırlanan finans eğitim paketlerini örnek gösteriyor.

KoçBryce’ın İsrailli ortağı John Bryce’in yönetim kurulu başkanı Eran Lasser, e-learning’le ilgili tahminlerini açıklarken, 2003 yılına dikkat çekiyor. Lasser’e göre, 2003 yılında dünyada eğitim pazarı yaklaşık 28 milyar dolar büyüklüğe ulaşacak. Buna karşılık, e-learning tabanlı IT eğitim pazarı da 6 milyon dolar civarında bir ciro yakalayabilecek.

KoçBryce, esas hedefini gelecek yıl için oluşturmuş. Dilek Günçer, 2001 yılında toplam 6 bin 500 kişiye eğitim vermeyi planladıklarını, asıl büyük hedeflerinin ise 2002’den sonra gerçekleşeceğini kaydediyor.

Girişim sayısı hızla artıyor

Türkiye’de e-Leraning’in iddialı isimlerinden biri de geçtiğimiz günlerde e-learning faaliyetlerine başladığını duyuran Enocta (www.enocta.com)grubu. Enocta oluşumu içerisinde üç başarılı firma var. Bunlardan Andersen (www.andersen.com), insan kaynakları alanında dünyada ve Türkiye’de sahip olduğu deneyimini e-learning danışmanlık hizmeti olarak sunuyor. Probil (www.probil.com.tr) entegrasyon, yazılım ve teknolojik alt yapı çalışmalarını kapsayan teknolojik danışmanlık hizmetlerini sağlıyor. Avez ise standart ve kurumlara özgü içerik üretimi ve geliştirme olmak üzere içerik danışmanlığı hizmetlerini yürütüyor(www.webokul.com).

e-learning projelerini titiz çalışma gerektiren uzun soluklu projeler olarak ele aldıklarını belirten Enocta’nın grup koordinatörü Enis Behar şöyle konuşuyor:

“Bu tür projelerde bir yandan teknolojik alt yapı, yazılım, içerik gibi bir çok unsurun bir araya getirilme zorunluluğu bir diğer yandan ise şirketin işe alım ve eğitim stratejisi, öğrenme kültürü ile insan kaynakları ve eğitim yapılarının başarıda etkin olarak rol oynaması gerekir”.

Türkiye’de e-learning’in hızla yaygınlaşacağına inandıklarını belirten Behar,  Türkiye’nin eğitme ihtiyaç duyan genç bir nüfusu olduğunu, teknoloji kullanımının hızla yaygınlaşmasının da e-Leraning’i önemli kıldığını söylüyor. Behar, “Kurumsal anlamda biliyoruz ki, kriz dönemlerinde olsun, kriz sonrası olsun maliyetleri düşürmek kurumların hep önceliğinde olmuştur. Ayrıca, Türkiye’nin bir çok sektörde ciddi bir verim problemi bulunmaktadır. Tüm bunlara baktığımızda ben e-Learning’e talebin oldukça yüksek olacağını düşünüyorum” diyor.

Netron’un hedefi büyük

Netron(www.netron.com.tr) da, 1998 yılından beri e-learn c@mpus adı altında gerçekleştirdikleri online eğitim hizmetleriyle, Türkiye’de e-Learning konusunda ilk akla gelen isimlerden biri. Yaklaşık 1.5 yıldır altyapı konusunda çalışmalar yapan şirket e-learnc@mpus’te, yüksek seviyeli bilişim sertifikasyonları eğitimleri veriyor.

Netron Bilgi İletişim Teknolojileri Genel Müdürü Önder Eker, ilk aşamada bu eğitimleri alanların sayısının 150’ye ulaştığını belirtirken, ilginin her geçen gün arttığını kaydediyor. İlk aşamada Microsoft ve Cisco sertifikasyon eğitimlerini çevrimdışı platforma taşıdıklarını kaydeden Eker, Netron’un ayrıca A+bilişim teknisyenliği, e-ticaret uygulamaları gibi üretici bağımsız eğitimleri, proje yönetimi gibi bazı softskill eğitimleri de çevrimdışı olarak verdiğini kaydediyor. Şu anda internet üzerinden üç binin üzerinde kurs verebildiklerini belirten Eker, Netron’un e-Learning uygulamasını şöyle anlatıyor:

“Netron e-learning campus programında sanal sınıflar oluşturuyor. Ve bu sınıflara girenler karşılarında Netron uzmanlarını buluyor. Tıpkı sınıftaymış gibi eğitim alabiliyorlar. Örneğin sınıfta parmak kaldırarak söz isteyebilyorlar. Bu uygulamaya “full collaboration” adını veriyoruz. Dersi kaçıranlar için de özel çözümler var. Öğrenciler derste soramadıklarını uzmanlarımıza yazarak yanıt alabiliyorlar.”

 


 

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER