|
YAŞAM
|
|
|
Sevdiğim her şeyi biriktiriyorum
120'nin üzerinde tespihi var. Aralarında hiçbir maddi değer taşımayanı da bulunuyor, tamamen altından olanı da...

Sadece tespih de değil, saatten fotoğraf makinesine, kemik kaşıktan bibloya kadar birçok şeyi biriktiriyor. Turizm sektörünün önemli isimlerinden Timur Bayındır'dan söz ediyoruz. Bayındır, hoşuna giden şeyleri atamadığını söylüyor. Özellikle el emeği olan objelere ilgisi var. "Tüm bu değerler, emekler saklanmazsa tamamen yok olup gidecek. Açıkçası böyle olsun istemiyorum" diyor ve ekliyor: "Biraz tesadüf, biraz itme, biraz saklama merakı derken koleksiyon genişliyor." Timur Bayındır, turizm sektörünün tanınmış simalarından. Renkli kişiliğiyle sektörün en sevilen isimlerinden biri. Uzun zamandır Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği'nin (TUROB) başkanlığını yürütüyor. Deneyimli turizmci, sadece işiyle değil ilginç hobileriyle de tanınıyor. Ördek biblolarından eski fotoğraf makinelerine, tespihlerden kemik kaşıklara kadar birbirinden ilginç koleksiyonları var. Kendi tabiriyle "ne bulursa" biriktiriyor. Koleksiyonların biri bitince diğerine başlıyor... "Aslında benimkisi biriktirmekten ziyade bir şeyleri atamamak" derken, bunca koleksiyonun nedenini de özetlemiş oluyor. Ama onun koleksiyonculuğunu sadece atamama sevdasına bağlamak haksızlık olur. Çünkü aileden gelen önemli bir miras olduğu besbelli. Babası Mustafa Hilmi Bayındır, Türkiye'nin önemli filatelistlerinden. Zaten o da her şeyin babasının pul koleksiyonculuğuyla başladığına inanıyor. "Babam sayesinde çocukluğumuz pulların içinde geçti. Onları kurutmak, ayıklamak en büyük oyunumuzdu" diyor. Bugün birçok farklı temada koleksiyonları var. Her biri evinin bir köşesini süslüyor. 120 parçayı aşan tespih koleksiyonunu, şık bir cam vitrinin içinde sergiliyor. Dünyanın farklı köşelerinden oluşturulmuş bıçak koleksiyonu da başka bir vitrinde. TUROB Başkanı Timur Bayındır ile yıllardır süren koleksiyonculuğunu ve kendisine kattıklarını konuştuk.
Capital: Koleksiyonculuk ne zamandan beri hayatınızda var?
- Babam Hilmi Bayındır, büyük bir filatelistti. Yani pul koleksiyoncusu. Bize muhteşem bir eser bıraktı. Bütün Osmanlı damgalarını 5 ciltlik bir kitapta topladı. "Osmanlı-Türk Posta Mühür ve Damgaları". Doğal olarak benim çocukluğum da bu pulların içinde geçti. Babam akşam torbalarca pul getirirdi. Biz onları suya koyar, ayırır, gazetelerin üzerinde kumturduk. Bizim en büyük çocukluk eğlencemizdi. Oyunumuzdu. Yani aileden bir koleksiyonerlik durumumuz var. Tabii babam bu işte çok önemli bir isimdi. Ben kesinlikle o noktada değilim. O kadar zaman da ayıramıyorum. Bende daha çok bir şeyleri "atamama" durumu var. Özellikle sevdiğim şeyleri bir türlü atamam. Bir gömleğimi, eğer sevdiysem 20 yıl tutarım. Arada bir çıkarır giyerim. Yani benimkisi biriktirmekten ziyade atmamak. Tabii bu durumda bir süre sonra bakıyorsunuz ki geniş bir koleksiyonunuz olmuş.
Capital: En çok neleri biriktirirsiniz?
- Aslında farklı farklı çok koleksiyonum var. Elime ne geçerse biriktiriyorum. Tespih, bıçak-çakı, eski fotoğraf makineleri, saatler, biblo ördekler, kemik kaşıklar. Mesela çakı merakım av ile ilgili. Bir ara ava meraklıydım. Bir gün avdayken bıçağımı kaybettim. Çok üzüldüm. Ama gerçekten üzüldüm. Hatta etrafımdakiler, "Amma üzüldün" diye dalga bile geçtiler. Sonra arkadaşlarım bana bıçak hediye etmeye başladı. Düşünün o derece üzülmüşüm. Bir gün biri getirdi, öbür gün diğeri. Bir anda 3-4 tane bıçağım oldu. Böyle olunca ben de gördüğüm yerlerde bıçak satın almaya başladım. Derken 100 küsur bıçağım oldu. Artık bunları ne yapalım diye düşündük. Ortada bırakamayız, çoluk-çocuk var, torunlar eve geliyor. Sonuçta bıçak bu. Tehlikeli bir şey. Biz de şık bir vitrin yapıp içine koyalım dedik. Böylece geniş bir koleksiyon haline dönüştü.
Haber : Yasemin Erdoğan / 01 Kasım 2011 Salı
YORUMLAR (0)
Haber'e ait yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapın.
Yorum ekleyebilirsiniz!
|