Murat Alacakaplan, kriz ve ekonomik sorunlar nedeniyle büyüme sıkıntısı çeken leasing sektörünün yeniden performans kazandığını söylüyor. 1998’deki 2 milyar dolar hacmin, 2001’de 700 milyon dolara gerilediğine dikkat çekiyor. “Ancak, 2004’de yeniden 2.9 milyar doları yakaladık. Yıl sonunda 4 milyar doları geçeriz” diye konuşuyor. Bu performansın da ilk 20, özellikle ilk 10 şirket tarafından sağlandığını belirtiyor ve devam ediyor: “İlk 20 şirket ise toplam cironun yaklaşık yüzde 90’ını oluşturuyor. Sektördeki şirketlerin tamamının aktif olarak çalıştığı söylenemez.”
Leasing sektörünün potansiyeli özellikle 2003 yılından sonra fark edildi. Ekonomik krizlerden leasing şirketlerinin oldukça az etkilenmesi sektöre bakışı değiştirdi. Bankalara göre kredi sürecinin daha hızlı, teminat yükünün daha hafif olması özellikle KOBİ’lerin leasing ile finansmana yönelmesine neden oldu. Leasing şirketlerinin portföyünde KOBİ’lerin payı oldukça artmış durumda. Sektörün işlem hacmi ise 2005 yılının 9 aylık döneminde 2.9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Finans Leasing Genel Müdürü Murat Alacakaptan, leasing sektöründeki işlem hacminin bu yılın sonuna 4 milyar dolara ulaşmasını bekliyor. Diğer taraftan, leasing sektörünün dolar bazında işlem hacmi geçen yıla göre yüzde 30 oranında arttı. Bu da sektöre ilginin arttığına işaret ediyor. Ancak leasing türlerinin hepsinin yapılamaması sektörün gelişiminde engel teşkil ediyor.
Finans Leasing Genel Müdürü Murat Alacakaptan, operasyonel leasingin yapılmaya başlanması halinde sektörün daha da büyüyeceğini belirtiyor. Bankacılık sektöründe yaşanan ortaklık ve birleşmeler sektörü de dolaylı yoldan etkilemiş durumda. Bankalarda yabancı sahipliğin artmasıyla banka iştiraki olan leasing şirketlerinde yabancı payı arttı. Finans Leasing Genel Müdürü Murat Alacakaptan, leasing sektörünün gelişimi ve bundan sonra yaşanacak değişimler ile ilgili sorularımızı yanıtladı:
-Leasing sektörü 10 yılda nereye geldi?
1995 yılından sonra sektöre giren şirketlerin sayısında artış yaşandı. Bu artış 2000 yılına kadar hızla devam etti. Ancak, bu tarihten sonra yavaşlamaya başladı. Hatta şirket sayısında azalma bile oldu. Ciroya baktığımızda, 1998’de sektörün cirosu 2 milyar dolar seviyesindeydi. 1999’da ise 940 milyon dolara geriledi.
Ancak, 2000 yılında ekonomideki olumlu gelişmeler ile ciro 1.6 milyar dolara yükseldi. 2001 yılında ise kriz önemli oranda yatırımların ve yeni yapılan işlemlerin azalmasına neden olduğundan cironun 730 milyon dolar seviyesine gerilediğini gördük. Fakat 2001’den itibaren her yıl sürekli artış gösterdi. 2004 yılında 2.9 milyar dolarlık ciro gerçekleşti. Leasingin özel sektör yatırımlarından aldığı pay yani penetrasyon oranı ise yüzde 10 civarında. Ancak, gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 20-25 seviyesinde.
-Sektörde aktif olarak faaliyet gösteren kaç şirket var?
90’a yakın leasing şirketi var. Tabii sadece leasing firması olarak kurulan kurumlar değil, özel finans kurumları, yatırım bankaları da leasing yapabiliyor. Ancak, sektörün bir özelliği var ki; ciro sıralamasında ilk 10 sırada yer alan şirketler sektörün işlem hacminin yüzde 70’ine yakın bir kısmını gerçekleştiriyor. İlk 20 şirket ise toplam cironun yaklaşık yüzde 90’ını oluşturuyor. Dolayısıyla, sektördeki şirketlerin tamamının aktif olarak çalıştığı söylenemez.
-Sektör 2005 yılını nasıl geçirdi?
Bu yılın 9 aylık döneminin işlem hacmi geçen yılın 12 aylık dönemine eşit. Yani 9 ayda geçen yılın cirosunu gerçekleştirdik. Yıl sonunda ise cironun 4 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz.
Bu da bir önceki yıla göre dolar bazında yüzde 30’dan fazla büyümeye denk geliyor. Yani ekonominin büyüme hızının üzerinde artış var. İlk 20 şirket yine bu oranları sağlayacaktır.
-Hangi mal grupları ve sektörler öne çıktı?
Özellikle inşaat sektörüyle ilgili iş makineleri ve ticari araçlar yatırımlarında 2004 yılındaki hızlanma bu yıl da devam etti. Finansman çalışmaları içinde gayri menkullerin payı geçen yıla göre yüzde 55 arttı.
Sektörün alacakları açısından baktığımızda ise üretim ve hizmet sektörleri yarı yarıya pay aldı. Tekstil yatırımlarının artış hızındaki yavaşlama 2005’te de devam etti.
-Kaynak maliyetlerinde nasıl bir değişim oldu?
Kaynak maliyetinin iki tarafı var. Bir tanesi baz oran yani eurobor veya libor. Bir de makas yani spread dediğimiz bu baz oranın üzerine gelen ilave bir maliyet var. Türkiye’nin kredi notunun sürekli iyileşme ve gelişme göstermesi spreadlerin düşmesine neden oldu.
Dolar cinsi borçlanmalarda spread düşerken baz oranın artması ile maliyetlerde artış oldu. Kısa sürede faizler yüzde 1’den yüzde 5’e yaklaştı. Böylece maliyetler iki yıl öncesine göre yükseldi. Euro cinsi borçlanmalarda ise baz oran uzun süredir değişmediği fakat spreadler değiştiği için maliyet düştü.
-Kredi işlemleri içinde leasingin avantajı nedir?
Leasing sektörü geçmişte de bankacılık kesiminin vermediği vadelerde krediler verdi. Özellikle 2005 yılında 36-48 ay arasında bir vadede yoğunlaşan işlemler gerçekleşti. Vadenin uzun, uygulanan faiz oranının da sabit olması bir avantaj teşkil ediyor.
Değişen piyasa şartlarında faiz oranımızı değiştirmiyoruz çünkü her ay ödenecek kira miktarı belli. İçinde hem anapara borcu hem de önceden hesaplanmış faiz borcu var. Yani piyasada faizler yükseldiğinde bizde değişmemesi de önemli bir avantaj. Ödeme tablosunun değişmemesi borçlanan kişiye kendi nakit akışını, maliyetini ve karlılığını ayarlama imkanı veriyor.
-Leasingin KOBİ’ler avantajlı yönleri neler?
Leasingin farklı avantajları var. Leasing banka gibi işlem yapmıyor. Verdiğimiz nakit kredi değil, şirketin ihtiyacı olan ekipmanı alıp ona kiralıyoruz. Malın mülkiyeti leasing şirketinde kalıyor. Dolayısıyla, bir KOBİ ile çalışırken teminat anlamında KOBİ çok daha kolay hareket ediyor. Çünkü aynı tutarda bir yatırım için bankadan nakdi kredi talep ettiği zaman karşısına büyük oranda maddi teminat sorunu çıkıyor. Leasing de ise ekipman veya yaptığı yatırım mülkiyet olarak bize ait.
Dolayısıyla, böyle bir kredilendirme prosesiyle karşılaştırdığınız zaman hem hızlı hem de teminatlandırma açısından çok daha avantajlı bir konuma sahip leasing şirketleri. Çünkü, KOBİ’nin hem borçlanması hem de o borcu karşılayacak farklı bir maddi teminat vermesi o kadar kolay değil.
-Sektörde şirket bazında nasıl bir değişiklik oldu?
Fon Leasing ciro sıralamasında ilk 5’e girdi. Önemli bir atak gerçekleştirdi. Onun dışında ilk 20 şirket uzun zamandır piyasada.
-Piyasaya yerli veya yabancı yeni girişler bekliyor musunuz?
Bazı bankaların yabancı bankalar tarafından alınması ya da ortak olması nedeniyle dolaylı da olsa yabancı girişi oldu. Daha önce Türk bankalarına ait olan leasing şirketleri ile yabancılar piyasada işlem yapmaya başladı. Örneğin, Dış Leasing artık Fortis Finansal Kiralama olarak faaliyet gösteriyor. Sermaye anlamında bu tür yeni girişler oldu ancak mevcut isimlerle devam ediyorlar, şu anda ortaklık yapıları değişmiş oldu.
Esasında leasing şirketlerine yatırım bankaları ve özel finans kurumlarını da eklerseniz, piyasanın bu kadar şirkete sayı olarak zaten ihtiyacı yok. Belki faal olmayan ama lisansı devam bir şirketi satın almak isteyenler olabilir. Sayı artmaz ama ortaklık değişebilir, bu şekilde yeni girişlerden bahsetmek daha doğru.
-2006’da hangi sektörler öne çıkar?
İnşaattaki canlılık nedeniyle iş makineleri, ticari araçlar, gayrı menkul, sağlık sektöründeki yatırımlar öne çıkacak. Leasingin tarım sektöründen aldığı pay da arttı. Son 3 yılda leasingin tarım makinelerine yaptığı yatırım her yıl nerdeyse yüzde 100’e yakın artış gösterdi. 9 aylık dönemde payı yüzde 7 ye çıktı.
-AB süreci sektörü nasıl etkileyecek?
Yatırımlardaki artış hızını artıracaktır. Dolayısıyla yapılan yatırımlarda leasingin payı ciro ve alınan pay olarak da artış gösterecek.
-Önümüzdeki döneme ilişkin beklentileriniz neler?
Leasingin özel sektörün yatırımlarından aldığı payın, penetrasyon oranının yüzde 10’lardan birkaç yılda yüzde 15’lere çıkmasını beklemek lazım. Özel sektör yatırımları artıkça, bizim aldığımız payın daha hızlı artması gerekiyor. Avrupa’da bu oran yüzde 20’li seviyelerde. Ayrıca operasyonel leasingin yapılmaya başlanması sektörü büyütecek değişikliklerdir.
-2006 yılında kaynak maliyetlerinde nasıl bir değişim olur?
Baz oranında bir değişiklik beklenmediği için Türkiye’nin kredi notunda ortaya çıkacak olumlu gelişmeler Euro bazındaki kaynak maliyetlerini aşağı çekecektir. Dolar bazında ise FED’den faiz artımlarının durması yönünde sinyaller geliyor. Türkiye’nin notundaki olumlu gelişme, doların baz maliyeti aynı kalırken spreadlerde azalmaya neden olacağı için maliyette düşme beklenmeli.
-Finans Leasing’in hedefleri neler?
Özellikle son dört yıldır sektörün büyüme hızının üzerinde büyüme gerçekleştiriyoruz. 2004 yılında sektör dolar bazında yüzde 35 oranında büyürken, biz bu oran yüzde 60 olarak gerçekleşti. Bu yıl sektörün yüzde 30 seviyesinde kalması bekleniyor. Biz ise yüzde 50’nin üzerinde büyüme gerçekleştireceğiz. Temel hedefimiz yüksek büyüme yüksek karlılık. Temsilcilik sayılarını artıracağız. Müşteri portföyümüzü geliştirmeyi ve portföyümüze 3 bin yeni müşteri katmayı hedefliyoruz.
-İl bazında işlem dağılımınız ne şekilde?
Finans Leasing diğer şirketlere göre Anadolu’da daha önce yapılandı. Sektörün geneline göre önemli bir farkımız yaptığımız işlemlerin yüzde 40’ının İstanbul, yüzde 60’ının Anadolu bölgeleri kaynaklı olması. Bu da önemli bir avantaj. Genelde sektörde tam tersine yakın bir durum var. Anadolu cirosu İstanbul’un daha altında gerçekleşir.
-Bu durum nasıl bir avantaj sağlıyor?
Uzun yıllardır Anadolu’da çalıştığımız için diğer şehirlerde de büyük bir müşteri portföyümüz var. Dolayısıyla hem o bölgeyi hem de oranın endüstrilerini tanıyoruz. Kredi açısından çok daha kolay ve hızlı karar verme avantajımız var. Riskin daha iyi yönetilmesi açısından da sektörel ve coğrafi dağınıklık çok önemli. Burada farklı stratejiler de geliştirdik. Ortalama sözleşme büyüklüğümüz her zaman sektörün ortalama sözleşme büyüklüğünün alında olmuştur. Çok sayıda, ortalama büyüklüğü daha küçük işler yapıyoruz. Örneğin bu yıl itibariyle yaptığımız bir sözleşmenin ortalama büyüklüğü 90 bin dolar olarak gerçekleşecek. Sektörde ise bu ortalamalar en az yüzde 30-40 daha fazla.
“MORTGAGE İLE GAYRİMENKUL LEASİNGİ ARAR”
MORTGAGE SİSTEMİ Leasing şirketleri olarak kurumsal müşterilerimizin gayrı menkul taleplerini her zaman karşıladık. Mortgage ile birlikte leasing şirketleri, şahısların gayrı menkul işlemlerini de yapabiliyor olacak. O nedenle gayrimenkul açısından sektörde geçmiş yıllara göre canlanma olabilir.
YOĞUN REKABET Yani 2006’da toplam ciro içinde gayrı menkulün payı önceki yıllara göre daha yüksek olacaktır. Göreli bir gayrı menkul leasing işlem hacminde artış olabilir. Ancak orada da rekabet olacak. Sonuçta finansmanı bankalar, piyasaya girecek olan mortgage kurumları ve leasing firmaları yapacak. Fakat yabancı mortgage kurumları daha farklı vade ve faiz oranları ile daha fazla çekiciliğe sahip olabilirler.
“BDDK’DAN YENİ DÜZENLEME BEKLİYORUZ”
“Türkiye’de sadece finansal kiralama yapılıyor. Örneğin kanun çerçevesinde eksiklik olduğu için operasyonel leasing yapılmıyor. Bu da leasingin gelişiminde bir engel. Leasing kanunumuza göre sub-lease dediğimiz alt kiralama işlemleri de yapılmıyor. Sale and lease back dediğimiz geri kiralama işlemleri de kanunen mümkün değil. Ama birçok ülkeye baktığımızda bu işlemler yapıldığını görüyoruz. Finansal Kiralama Derneği’nin (FİDER) özellikle operasyonel leasing ile ilgili çalışma ve girişimleri devam ediyor. Ancak yakın zamanda bu konuyla ilgili bir değişiklik olmasını beklemiyoruz. 1 Ocak 2006’dan itibaren leasing sektörü BDDK’ya bağlanacak. Orada bir takım yeni gelişmeler beklenmeli. Sektör önce denetim süreci geçirecek ardından sektöre uygun düzenlemeler gelecektir. FİDER uzun zamandır BDDK ile çalışmalar yapıyor. Yatırımların finansmanın leasingin payı önemli ve gittikçe artacak. Dolayısıyla düzenlemeleri yaparken sektörle birlikte çalışmak oldukça önemli.”
KOBİ’LERE ÖZEL STRATEJİ
ÖZEL KREDİ PAKETLERİ KOBİ’ler ile uzun yıllardır çalışıyor olmamız onlara verdiğimiz hizmetin hızını artırmamızı sağladı. Burada önemli olan bir kredi çalışmasının öncekine göre daha hızlı ve daha iyi şartlarda sonuçlanmasıdır. Bizim ürünümüz finansal kiralama. Ama biz belirli sektörlerde belirli mal grupları için standart kredi paketleri düzenledik. Aslında bu yeni değil, yıllardır süren bir çalışma.
Bu kredi paketleri ekonomideki değişimler, değişik sektörlerde ve mal gruplarındaki gelişmeler ve değişmeler sonuncunda yenileniyor. Yeni paketler yapılıyor. Bu da bize belli bir kesim ve sektördeki müşteriyi daha iyi değerlendirmemize imkan veriyor. Standart kredi paketleri işlem hızımızı oldukça artırıyor.
BANKALAR ENGEL Mİ? Aslında değil. Finans Leasing olarak 16 yıldır sektördeyiz. Hedef müşterilerimiz hep KOBİ’ler oldu. Uzun yıllardır onlarla çalışıyoruz. Batı ekonomilerine baktığınızda bankacılık kesimi büyürken leasing şirketleri de büyümüş.
Özellikle son 3 yıllık dönemde bankacılığın özellikle KOBİ tarzı firmalara artan ilgisi leasing şirketlerinin cirosunu azaltmamış. Bu batıda da böyle, beraber büyümesi gerekiyor. Dolayısıyla bir engel değil.
KOBİ’LERE ULAŞMANIN YOLLARI
Şu anda 11 bölgede temsilciliğimiz var. Bunlar arasında Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Kayseri yer alıyor. Bu illere komşu illerden Finansbank’a gelen işlemler de bize kanalize ediliyor. İşlemlerin yaklaşık yüzde 30’luk kısmı Finansbank şubelerinden bize yönlendiriliyor. Hedefimiz bu oranı artırmak. Bu yıl 4 yeni temsilcilik daha tesis ettik. 2006’da hizmet verdiğimiz noktaları daha da artıracağız. Finansbank şubeleri de her gün arttığı için oradan gelecek işlemler özellikle gelecek yıl artış gösterecek.
Behiye Selin Taner
btaner@ekonomist.com.tr