Capital'e abone olun.
8 OYUNCU FAZLA, 3-4 BÜYÜK KALIR

8 oyuncu fazla, 3-4 büyük kalır

Teknosa Genel Müdürü Nane, teknoloji perakendeciliğini Capital'e anlattı.

Son Güncelleme: 01.01.2010

2000 yılında Türkiye’yi teknoloji marketlerle tanıştıran Teknosa, bugün milyar dolar hedefine kilitlenmiş durumda. Olağanüstü rekabet ortamında “yerli dev” olarak yoluna devam eden şirket, 2009’u 243 mağaza ve 1 milyar TL’nin üzerinde ciroyla kapatıyor. Yeni yılda 30 yeni mağaza açacaklarını ve pazar paylarının yüzde 16’ya ulaşacağını belirten Teknosa Genel Müdürü Mehmet Nane, kendinden emin. “Pazarın lideri ve oyun kurucusuyuz. Krizde hem cirosunu hem pazar payını artıran nadir şirketlerden biri olduk. Sadece fiyat rekabetini yanlış buluyoruz” diyor.  Yabancıların da gelmesiyle iyice vahşileşen rekabet ortamında “hizmet, marka ve fiyat” üçlüsünden ödün vermeyeceklerini ifade eden Nane, pazardaki gidişatın konsolidasyonu şart kıldığını da vurguluyor. “Hiçbir pazarda bu kadar çok sayıda büyük oyuncu yok. Konsolidasyon kaçınılmaz” derken bu amansız savaşı, tüketicinin kalbine dokunanın kazanacağını söylüyor. Nane’ye göre “tüketiciye rağmen” var olmaya çalışanlar ise oyunu kaybedecek. Mehmet Nane ile sektörün geldiği son noktayı, rekabetin daha nereye gideceğini ve hedeflerini konuştuk. Mehmet Nane’nin sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

Teknoloji perakende sektörü nereden nereye geldi?
Pazarın organize ayağı, 2000 yılında Teknosa’nın kurulmasıyla başladı. Daha önce Türkiye’de bizden daha eski perakendeciler vardı, ama mağaza adetleri limitliydi. Mağaza adetlerinin artmasını ya da bir diğer deyişle bu tarz pazarlamanın açılışını biz yaptık. İnsanlar bizden görerek mevcut mağaza adetlerini artırma yoluna gitti. Zincir mağazacılığa ve ulusal mağazacılığa dönmeye başladılar. Burada temel faktör, tek bir çatı altında müşteriye seçim ve tercih hakkı kullandırmaktır. Eskiden bireysel markaların mağazaları vardı. Biz, tüketiciye tek çatı altında birçok markayı sunduk. Bu olay tüketicinin de hoşuna gitti. Çünkü aynı çatı altında, aynı ürünün farklı markalarını bir arada görerek karşılaştırma yapabildiler. Bu tüketici için bir özgürlüktü. Ayrıca ödeme şeklini değiştirdik. Türkiye’de perakende alışverişlerde bir senet modası vardı. Biz, kredi kartını empoze ettik ve büyük bir hareketlilik getirdik. Çünkü insanlar senedin puluyla, imzasıyla uğraşmak zorunda kalmadı. Bu da artı bir değer yarattı. Bütün bunlar bir araya gelince, bunlara bir de demografik yapı eklenince hızlı bir gelişim elde edildi. Gerek mobil bilgisayarlar, gerek cep telefonları, gerek panel televizyonlar, gerek internetin yaygınlaşması, elektronik ürünleri hayatın ayrılmaz bir parçası haline getirdi. Size bunu bir anekdotla açıklayabilirim. Sabah evden çıktığınızda neleri unutursanız geri dönersiniz?

Cep telefonumu ve cüzdanımı unutursam geri dönerim...
Gördüğünüz gibi cep telefonunuz ilk sırada. Bu herkes için böyle. Çünkü yeni nesil, cep telefonsuz bir hayat düşünemiyor. Bizler jeton kullandık, şehirlerarası görüşmeler için santrali arayıp telefon numarası yazdırırdık. Oysa bugün teknoloji işte bu noktaya geldi. Telefondan bilgisayara, internete ve 3G’ye atladık. Benim 4,5 yaşında bir oğlum var, çocuk bilgisayarla, cep telefonuyla doğdu. Benim babam çocuklarının geleceğine yatırım yapmak amacıyla her çocuğu için birer telefon hattına yazılmıştı. Düşünsenize, telefon hattı yatırım olarak görülüyordu. Şimdi almayanı dövüyorlar. Yani teknoloji hem çok hızlı gelişti hem genç bir nüfusun olması, pazarın gelişmesine neden oldu   
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER