Capital'e abone olun.
BAŞARININ SIRRI İŞİN İÇİNDE OLMAK

Başarının sırrı işin içinde olmak

Caner Tunaman’la kariyer hayatında en fazla ses getiren işlerden biri olan Benckiser başarısını ve küçük bir şirketi bir dünya devi haline nasıl getirmeyi başardıklarını konuştuk.

Son Güncelleme: 01.08.2012

Herkes bana ‘sen nesin’, diye soruyor. Ben işadamıyım, dünya kurucusu, Türkiye kurucusuyum, şirket ortağıyım, dünyadaki markalardan 2 tanesinin mucidiyim. Ama en başında ben bir pazarlamacıyım. Başarımı da buna borçluyum. ” Bu sözler, Türkiye’nin önde gelen iş insanlarından CANER TUNAMAN’a ait. Tunaman, Türkiye’de kariyer hayatını en dolu yaşayan isimlerden biri. 18 yıllık Uni-lever kariyerinin ardından, Benckiser’in dünya operasyonunu 6 kişiyle birlikte kuran Tunaman, Kosla ve Marc’ın yaratılmasında, Dardanel markasının büyümesinde, Türkiye’ye deniz otobüsünün getirilmesinde de söz sahibi... Son olarak dünyanın en köklü ve eski dondurulmuş gıda şirketlerinden Iglo/ Birds Eye’ı Türkiye’ye getirmesiyle adını duyurdu. Kendi deyimiyle bu yeni girişim, kariyerinin doruk noktasında kendisine yeni bir “heyecan” kattı. Caner Tunaman’a göre başarısının sırrı, her işin içinde olması. Hiçbir zaman bir işi birine verip takip etmeyi ihmal etmemiş olması da önemli. Tunaman, bunu da pazarlamacı kimliğine bağlıyor. “Pazarlama derken satıştan bahsetmiyorum. Benim işim tüketiciyle... Ben tüketiciye dokunmayı seviyorum” diyen Tunaman’la kariyer hayatında en fazla ses getiren işlerden biri olan Benckiser başarısını ve küçük bir şirketi bir dünya devi haline nasıl getirmeyi başardıklarını konuştuk.

“Delice” bir karar aldım

“Ben 18 yıl Unilever’de çalıştım. İlk önce stajyer yönetici olarak işe alındım. 2 yıl çok güzel ve yaratıcı işlere imza attık. Daha sonra Brezilya’ya pazarlama müdürü oldum. Unilever Türkiye Export’u kurdum. Daha sonra Hollanda’ya gittim. Ben ve lideri olduğum grup Becel’i icat ettik. Daha sonra Unilever Türkiye’nin pazarlama direktörü oldum, ancak dünya başkanı beni başka yerlerde de görmek istiyordu. Unilever Malezya’nın genel müdürü olarak atandım. Başlangıçta önemli bir savaş verdim. Unilever, kârının yüzde 10’unu Malezya’dan elde ediyordu. Ancak ben Unilever’e girdikten sonra kafama koymuştum: 45 yaşından sonra burada çalışmayacaktım. Ne olursa olsun devlet gibi çalışıyorduk, çok büyük bir yapı vardı. Kendi işimi yapmaya karar vermiştim. Herkes bu kadar imkanı bırakmanın çok ‘delice’ olacağını söylüyordu. Ancak ben kararlıydım. Bunlar benim kendimle gurur duyduğum taraflarım... Malezya’dan Unilever Türkiye’ye geri döndüğümde aklımda bu düşünceler vardı. Ayrılacağım duyuldu. Pek çok head hunter peşime düştü. Mars Grubu, Kellogg’s ve ayrıca Rainers adında bir sigara şirketinden teklif aldım.

Ürün etkiledi

Daha sonra bir gün Boston Con-sulting’in Avrupa Başkanı Dr. Peter Hart, beni ziyarete geldi. ‘Ben 6 deli arıyorum’ dedi. ‘Peki, ben kaçıncısı oluyorum’ diye sordum, ikinci olduğumu söyledi. ‘Siz de birincisiniz o  zaman’ dedim. ‘Evet!’ dedi. Ne yapmayı düşündüğünü sorduğumda, ‘Bir aile şirketi var, Benckiser. Çok paraları var. Biz bu şirketi alacağız, büyüteceğiz, büyüttükten sonra da kurucu ortakları olacağız’ diye cevap verdi. O sırada tek bir ürünleri vardı: Calgon. Sadece bu konuşmanın üzerine “Tamam” diyerek el sıkıştım.  
  • 1
  • 2
  • 3

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER