Capital'e abone olun.
DANIŞMANLARA DİRENDİK, YOLUMUZA DEVAM ETTİK

Danışmanlara direndik, yolumuza devam ettik

HASAN SUBAŞI, Arçelik'in yarım asrına tanıklık etmiş bir isim.

Son Güncelleme: 01.05.2011


Hem mühendis olarak görev yaptığı hem genel müdür yardımcısı olduğu hem de genel müdür olarak şirketin başında bulunduğu dönemlerde, çok kritik kararların içinde yer aldı. O, şahit olduğu en önemli iki dönem noktası olduğunu söylüyor. Bunlardan biri 1975 yılında, o zamanki genel müdür Fahir İlker'in liderliğinde alınan karardı. O tarihe kadar metal büro eşyası üreticisi olan, sacdan her türlü mamulü üreten Arçelik, alınan bu kararla artık beyaz eşya üreticisi oldu. İkincisi önemli karar ise bizzat Hasan Subaşı'nın genel müdür olarak şirketin başında bulunduğu dönemde alındı. Bu, ülkenin serbest ekonomiye geçtiği yıllarda, danışman şirketlerin şiddetli satın önerilerine rağmen Arçelik'in yola devam etme kararıydı. Bu kararla markaya ve teknolojiye büyük yatırım yapıldı, ihracata başlanarak global marka olmak yolunda ilk adımlar atıldı. Hasan Subaşı ile Arçelik'i bugünlere taşıyan bu önemli kararların perde arkasını konuştuk. Subaşı, şirketin geleceğini şekillendiren süreci şöyle anlattı:

En önemli karar

Arçelik'in tarihinde iki tane önemli kavşak var. İşe metal büro eşyası üreticisi olarak başladı. Ondan sonra elindeki sac şekillendirme, boyama, finishing teknolojilerini değerlendirerek birçok alana girdi. Küvet, ordu için miğfer, matara, biçerdöver gibi sacdan birçok mamul üretildi. 1959 yılında ilk çamaşır makinesi, 1969'da da buzdolabı üretimi başladı. 1975'te Fahir İlker Bey genel müdürken önemli bir karar verdi. Arçelik artık sadece büyük beyaz eşya üretecek, bunun dışında sattığı şeyleri dışardan alıp pazarlayacaktı. Şirketin stratejisini konuşurken dönemin koşullarını, o dönemde hükümetin politikalarını da dikkate almak lazım. Biliyorsunuz, Türk hükümeti Demokrat Parti'ye kadar devletçi bir yaklaşımdaydı. Her şeyi devlet yapardı. Demokrat Parti'den sonra 50'lerden başlayarak karma bir anlayış başladı. Özel sektörü çekmek için korumalar ve teşvikler devreye girdi. 80'li yılların ortasından itibaren ise liberal ekonomi başladı.

Danışmanlara direndik
Arçelik ilk 15 yılında korumalı dönemin koşullarına göre stratejisini belirledi ve ona göre yönetildi. Özal'ın döneminde ise artık külahını önüne koyup düşünmesi gerekiyordu.O dönemde McKinsey, Bain&Company gibi dünyaca ünlü çok sayıda danışman şirket devreye girdi. Geliyorlar ve dünyanın her yerinde korumalar kalktığı zaman mahalli pazar liderleri pazar paylarını önemli ölçüde kaybeder diyorlardı. Biz de o zaman yöneticiler olarak, aslında bunun çok daha iyisini yapabileceğimizi, koruma var diye böyle yaptığımızı, kendimizi yeni duruma da hazırlayabileceğimizi söylüyorduk. Hiç unutmuyorum bir tartışmada şu örneği vermiştim: "100 metreyi 10 saniye koşup birinci oluyorsam neden 14 saniye için kendimi zorlayım ama ben 10 saniyede de koşabileceğime inanıyorum. Beni 10 saniyede koşanların arasına koyarsanız, hemen olmasa da hazırlanıp 10 saniyede koşabilirim." Fakat tabii buna ikna edebilmek zordu. İngilizce konuşanın ağırlığı her zaman daha fazladır. Ayrıca o zaman onların prezantasyon teknikleri de bizden çok daha ileriydi. Çok gitti geldi ama sonunda biz satmayacağız ve bu işe devam edeceğiz denildi.  
  • 1
  • 2

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER