Capital'e abone olun.
DAVİD BORK
Family Business
David Bork
03.03.2017
Ölüm ile vergi
Benjamin Franklin’in “Bu dünyada ölüm ile vergi dışında hiçbir şeyin kesin olduğu söylenemez” sözü çok meşhurdur. Bu iki konu, aile şirketlerinde veliaht planlamanın temel nedenlerinden ikisini oluşturur. Birisinin ölümü ve ondan sonra şirkette işlerin nasıl yürütüleceği hakkında kafa yormak elbette hiç kimse için hoş olmayan bir konudur. Bu yüzden yönetimin devri hakkında daha kapsamlı bir şekilde düşünmek için tartışmasız bir araç hizmeti görecek daha yaklaşılabilir bir konu varsa o da vergilerdir. Selefin yönetimin devri ve onun mirası hakkındaki fikirlerini ve planlarını anlamaya başlamak, mükemmel bir fırsat olabilir. Ancak bu, aynı zamanda yönetimi devralacaklara gelecekte kendi yaşamlarını nasıl etkileyeceği konusunda iyi bir algı da sunar. Bir vergi planının olmaması, kaçınılmaz vergilerin ödenmesi ya da nihayetinde şirketin satışına yol açabilecek şekilde intikal vergisiyle diğer türden vergilerin ödenmesi için yeterli likit aktifin bulunmadığı kritik bir durumla sonuçlanabilir. Gelin şimdi şirket kurucularından birinin karısının trajik ve beklenmedik ölümünden sonra intikal vergilerini ödemek için para bulmak amacıyla şirketini halka açmak zorunda kalan Motorola’nın eski sahibi Galvin Ailesi’ne bir bakalım. Bu olay, uzun yıllar sonra şirket üzerindeki kontrollerini kaybetmelerinin zeminini hazırladı. Uygun bir vergi planı asla sürüncemede bırakılmamalıdır. Vergi planlamasında avantajlı duruma geçmek, mevcut yasalar ya da vergi avantajlarından faydalanmak için ebeveynlerin çocukları adına kararlar vermesi ve erkenden bir vergi planlama stratejisi geliştirmesi çok yaygın bir uygulama. Ancak pek çok vakada, yönetimi devralanlar her şeyi en iyi kendilerinin bildiğini düşünür ve ileride mirastan doğacak vergi sorunlarını dikkate almadan mirasın nasıl dağıtılacağı ve nasıl kullanılacağı hakkında kendi arzularıyla dolu bir yapılanma geliştirirler. Vergi planlaması, aynı zamanda böylesi bir yapılanmayı tartışmak için de büyük bir fırsattır. Deneyimlerime dayanarak size, bu kararların iyi niyetle alındığını söyleyebilirim. Mesela nerede yaşamayı tercih edeceğiniz gibi... Ayrıca beklenmedik vergi ödemeleri veya yüksek vergi müşaviri maliyetleriyle yüzleştiğinizde, bu durum sizin şahsi finansmanınızı da etkileyebilir. Örneğin ABD gibi ülkelerde bir ailenin vekalet planının bir parçası olarak mutemetlik yapılarına başvurulması çok yaygın. Bu aslında hissedarları ortadan kaldırır, aktifler mutemetin mülkiyetine geçer ve varisler hiçbir mülkiyet hakkı olmayan “yararlanıcılar” haline gelirler. Varisler, ABD vergi mükellefi olarak kaldığı müddetçe bu yapı uygun olabilir; ancak varislerden biri Almanya’ya taşınmaya karar verdiğinde bu gibi mutemetlik yapıları Alman vergi otoritesi tarafından tanınmadığı için sıkı bir teftişe tabi tutulabilir ve en iyi ihtimalle çifte vergilendirme cezası alırlar. Bu arada süreci öğrenmek için müşavire ödenecek yüksek meblağlardan bahsetmeye bile gerek yok. Şayet kendi vergi planlamanızda bir rol oynayacak kadar şanslıysanız, ondan sonuna kadar faydalanın. Eğer değilseniz, o zaman yapacağınız en iyi iş mümkün olduğunca bilgi sahibi olmaktır. Burada atılacak ilk adım, selef/ebeveynlerin vergilerle ilgili düşünceleri ve halen ne yapılmakta olduğu hakkında tartışmak için onlarla bir görüşme planlamak olmalıdır. İkinci adım, dürüst ve güvenebileceğiniz bir vergi müşaviri bulmaktır. Mevcut vergi planınızın durumunu belirlemeye yönelik bu keşif süreci sizin çok daha iyi bir plan yapmanıza ve gelecekte yığınla baş ağrısıyla yüzleşmekten uzak durmanıza yardımcı olacaktır.