Capital'e abone olun.
IAN BREMMER
Strateji
Ian Bremmer
20.03.2017
Trump'ın yarattığı fırsatlar ve sorunlar
Donald Trump’ın nüfusunun büyük bir çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu 7 ülkeden gelen göçmenleri yasaklamaya yönelik hamlesi, ABD mahkemelerinde ciddi bir kavgayı tetikledi. Sonuçta bu olay çok sayıda ABD şehrinde kızgın protestocuları sokaklara döktü. Yeni başkanı destekleyenler ve eleştirenler daha şimdiden ve harekete geçmiş durumda. Trump veya onun politikası hakkında nötr kalanların sayısı çok az. Ancak bu hikayenin çok daha önemli olan etkisi ise ABD’nin dışında su yüzüne çıkıyor. Trump’ın göç politikası yurtdışında hem sorunlar hem de fırsatlar yaratmaya daha yeni yeni başlıyor.
TRUDEAU’NUN TEPKİSİ
Kanada Başbakanı Justin Trudeau aslında Trump’ın bu hamlesini bir fırsat olarak görüyor. Trump’ın göçmenlerle ilgili beyanının ardından çok geçmeden Trudeau Kanada’nın kapısının göçmenlere halen açık olduğunu ifade etmek için Twitter’da yazmıştı: “Zulümden, terörden ve savaştan kaçanlar, inançlarınız ne olursa olsun Kanadalılar sizi bağrına basacak.” Bu aslında hiç de fevri bir iyi niyet gösterisi değildi. Kanada, 2015 Kasım ayından bu yana 40 bin Suriyeli mülteciyi kabul etmişti. Bu rakam Almanya, Türkiye veya Ürdün’ün aldığından çok daha düşük, ancak Kanada’nın bu rakamını Obama yönetimince aynı dönemde kabul edilen 15 bin göçmenle kıyaslamak gerekir. Ne yazık ki cömertliğin bazen bir maliyeti olur; Trudeau’nun bu beyanından saatler sonra Müslümanlardan nefret eden bir Kanadalı, Quebec şehrindeki camide 6 kişiyi öldürdü ve 17’sini yaraladı.
ORTA DOĞU’YA NASIL YANSIYACAK?
Orta Doğu’daki tepkilere gelince, İsrail ile Körfez monarşileri Trump’ın İran’a karşı sert olacağı konusunda rahatlatılmış durumda. Trump, bu ülkeyle yapılan nükleer anlaşmayı yırtıp parçalamamayı tercih etse de İran’ı taciz etmeyi sürdürecek. Mısır hükümeti Trump’ın Müslüman Kardeşler’i terörist bir örgüt olarak tanımlama planını takdir ediyor. Ancak Körfez devletlerinde Müslümanlara getirilen yasağa duyulan öfke Trump’ın bu bölgedeki liderlerle görüşmeyi reddetmesiyle alevlendi ve hatta onları bu yasağın kapsamının daha da genişletilebileceği konusunda uyarmasıyla iyice körüklendi. Bu bölgedeki hükümetlerin bir sonraki ülkeler hangileri olacak diye endişelenmesi çok doğal. Trump kendi ülkesinde neden sadece kendi otellerinin olmadığı ülkelerin bu yasak kapsamına alındığı konusunda bunaltıcı sorularla yüzleşiyor, ancak nüfusu Müslüman çoğunluğa sahip bir başka ülkeden akıl sağlığı bozuk bir insan tarafından Amerikalılara yapılabilecek bir saldırı Trump’ın üzerinde kendi koyduğu yasanın kapsamını genişletmek yönünde baskılar oluşturacaktır. Suudi Arabistan, Lübnan ve Ürdün’ün bu konuda endişelenmek için çok sebebi var. Trump’ın ağır eleştirileri Amerikalılara bir saldırı gerçekleştirilmesini çok daha olası kılıyor. AVPUPA’NIN DÜŞMANCA TAVRI
Ancak Trump düşmanlığının en fazla olduğu yer Avrupa. Avrupa’da bu yıl seçimler var. Hollanda, Fransa, ve Almanya’da bu yıl genel seçimler yapılacak. İtalya’da da muhtemelen bir erken seçim olacak. Yunanistan’da da olabilir. Tüm bu ülkelerdeki AB memurları ve müesses nizamın siyasetçileri arasında Trump’ın bu ülkelerin hepsindeki AB-karşıtı popülistlerin aktif cesaretlendirmesiyle Brexit’e destek vereceğine dair haklı nedenlere dayanan bir korku var.
MERKEL İLE GERGİN İLİŞKİLER
Brexit’e gelirsek, ABD’nin geleneksel müttefiki Britanya ile olan bağları da ciddi bir darbe aldı. Başbakan Theresa May’in Washington’a yaptığı ziyaret bu iki liderin gerçekten işe yarar bir uyum sağlamalarına aracılık etmişti. Ancak Trump’ın onun ayrılmasından hemen sonra ilan ettiği Müslüman göçmen yasağı May’i çok zor bir durumda bıraktı. O günden bu yana 1,8 milyondan fazla Briton, Trump’ın Britanya’ya gelmesine izin vermeyen bir dilekçeye imza atmış durumda. Trump’a yapılan davet elbette iptal edilmeyecek, ancak onun gelmesiyle toplanacak kalabalıkların sesi oldukça gür çıkacak ve onlar hiç de nazik olmayacaklar. Onun ziyareti boyunca soru yağmuruna tutacaklar. Son olarak da Trump ile Alman Şansölye Angela Merkel’in aslında ekonomik sorunlar, NATO’nun geleceği ve Rusya hakkında aynı fikirde oldukları söylenemez. Ancak bu iki lider arasındaki farklılıkların ne kadar fırtınalı olacağını belirleyecek olan Trump’ın göçmenlere karşı kapıyı kapatma çabalarının yönü olacak. Önümüzdeki sonbaharda yeniden seçimle yüzleşecek olan Merkel’in en büyük savunmasızlığı göçmenleri kabul etme kararı ve göçmen sayısına herhangi bir üst sınır koyulmasını ısrarla reddetmesinden kaynaklanacak. II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Almanya ve ABD liderlerinin arası hiç bu kadar bozulmamıştı.