Capital'e abone olun.
MEHMET GERZ
Piyasalar
Mehmet Gerz
12.04.2017
Piyasalarda normale dönüş
Son aylarda hızla yükselen dolar kuru şubat ayında gerilemeye başladı. Bunda TCMB’nin fonlama faizini ortalama yüzde 2 artırarak yüzde 10’un üstüne çıkarması kadar grafikte görüldüğü gibi küresel olarak doların yükselişinin durması da rol oynadı. Kredi not indirimlerinin geride kalmasıyla yabancı satış baskısı kalkan Borsa İstanbul, 2017 yılına yüzde 15’e yakın bir yükselişle başladı. Ancak bu iyimserlik, faizlere yansımadı. Çünkü enflasyon yükseliş trendinde. Ocak ayının sonunda gerek manşet tüketici enflasyonu gerek çekirdek enflasyon, döviz kuru etkisiyle yüzde 9’u aştı. Örneğin son yıllarda düzenli artarak yüzde 9,4’e ulaşan yıllık kira artışı, enflasyonun sadece döviz kuru ve gıda kaynaklı olmadığını, genel beklentilerinin bozulduğunu da gösteriyor. Bu nedenle faizlerin kısa vadede düşmesini beklemiyoruz. VARLIK FONU NASIL FAYDA SAĞLAR?
İlk bakışta Türkiye Varlık Fonu (TVF), Avrupa ve Asya’daki varlık fonlarından çok Orta Doğu ülkelerindeki KİT holdinglerini andırıyor. Norveç, Singapur gibi ülkelerin varlık fonları sermaye piyasası ağırlıklı olup bugünün fazla tasarrufunu basiretli bir şekilde değerlendirerek gelecek kuşaklara aktarıyor. Körfez ülkeleri ise petrol ve doğal gaz gelirini kamu fonları vasıtasıyla yatırıma dönüştürüyor. TVF’nin öne çıkan amacı ise kamu varlıklarını teminat gösterip borç bulmak ve bununla büyük altyapı ve stratejik yatırımlar yapmak olarak gözüküyor. TVF’nin stratejik amaçları o kadar fazla ki bir odaklanma sorunu olduğu belli. Sermaye piyasalarının büyüme ve derinleşmesi, İslami finansın yaygınlaşması, savunma-havacılık-yazılım sektörlerinin desteklenmesi, büyük altyapı proje-lerinin finansmanı, arz güvenliği açısından yurt dışında doğal gaz ve petrol yatırımları... Sonuç olarak Türkiye’nin büyüme oranına yılda yüzde 1,5 ek katkı ve ek istihdam sağlamak. TVF’nin sermaye piyasalarını geliştirme ve derinleştirme amacı akademik ilgi alanımıza girdiği için somut bir önerimiz var. Bu tür bir kamu fonunun piyasaya müdahalesi, düşerken kademeli alıp yükselirken kademeli satmaktan ibaret olmalı ve şeffaf bir kurala göre işlemelidir. Bizim uygulamalı akademik çalışmalarımıza göre varlık dağılımında hisse senedi ve döviz yer alan, kura dayalı yönetilen bir portföy, bir yandan uzun vadede basiretli getiri sağlarken diğer yandan hisse senedi ve döviz piyasalarında dengeleyici rol oynayarak makro açıdan önemli bir yan fayda sağlayabilir.
BES DEĞİL OKS İLE İLGİLİ
Halihazırdaki bireysel emeklilik sisteminin (BES) Türkiye Varlık Fonu ile hiçbir ilgisi yok. Bu konuda yanlış anlama, 2017 başında yeni kurulan otomatik katılım sisteminden (OKS) kaynaklanıyor. OKS’deki standart fonları yüzde 10-50 arasında TVF’ye yatırım yapabilecek. Ancak bu bir mecburiyet değil zira minimum yüzde 10’u gayrimenkul yatırım fonu veya girişim sermayesi yatırım fonuyla sağlamak mümkün. OKS’ye giren birikimlerin çoğu, ilk yıl banka mevduatı ve devlet tahvili ağırlıklı başlangıç fonlarında kalacak. Birinci yılın sonunda tercih yapmayanlar standart fonlara, tercih yapanlar ise dört farklı risk kategorisinde aktif fonlara girecek. Standart fonlarda sermaye piyasası ürünlerine yüzde 30 üst sınır konuldu ama bir alt sınır konulmadı. Bize göre yüzde 5-10 gibi bir alt sınır hem piyasa derinleşmesi hem de fonlar açısından daha isabetli olurdu.
diğer yazıları için tıklayın