Capital'e abone olun.
RİCHARD BRANSON
Richard Branson
Richard Branson
15.05.2017
Zor günlerde ekibinizi zinde tutun
SORU: Yeni kurulmuş teknoloji şirketleri sayısız sorunla yüzleşiyor ve kurucuları da sıklıkla en değerli aktifleri olan çalışanlarını ihmal ediyor. Zor günlerde ekibinizi zinde tutmaya çalışırken başarısızlıklarla nasıl yüzleşebilirsiniz? Elviss Straupenieks, Letonya
CEVAP:
Şirket sahibi olmanın kaçınılmaz açmazlarından biri de başarısızlıklarla yüzleşmektir. Bu gerçek başarısızlıkla başa çıkılmasını kolaylaştırmaz, ancak başarısızlığın bilincinde olmak çok önemlidir, özellikle de şirketinizde işler sarpa sardığında… Şu sırrı asla akıldan çıkarmamak gerek: Zor günler yaşandığında, kendi ekibinizi suçlamamak çok önemlidir. Zira onlar da sizin yaşadığınız hüsranı paylaşmakta ve nasıl tepki verileceği konusunda sizden rehberlik yapmanızı beklemektedir.
Yıllar öncesinde benim ilk tam zamanlı işim olan ve kendi çabalarımla kurup ayağa kaldırdığım Öğrenci dergisi girişimimden önce saymak gerekirse Noel ağacı satmak veya papağan yetiştirip ticaretini yapmak gibi birkaç başarısız iş deneyimim olmuştu. Öğrenci dergisi çok ciddi bir başarıydı, ancak para kazanmakta zorlanıyordu. Oysa ben o dönemde kafayı olumsuzluklara takmak yerine neşeli olmaya çalışmış ve kendi ekibimi de bana uydurmaya çalışmıştım. Biz olumlu bir akıl seti ile derginin iyi giden yönlerine odaklanmayı başarabilmiştik: Yani plakların posta havalesiyle satışına. Sonuçta bir magazin dergisinden fevkalade başarılı bir müzik şirketine doğru evrimleştik. Siz şimdi bunun hem feci çuvallamış bir ticari dergi hem de koskoca Virgin dünyasının kurulmasını sağlayan fevkalade bir dönüm noktası olduğunu düşünebilirsiniz! Dediğim gibi zor günlerle yüzleşmek müteşebbislerin kaderidir. İşte size bu gibi günlerde ekibinizi zinde tutmak için benden dört tavsiye:
1 KONUŞMAYA BAŞLAYIN: Şirkette nelerin ters gittiği hakkında ekibinizle mümkün olduğunca erken tartışmalar başlatın. Herkesin kendi fikrini ve görüşünü özgürce belirtebileceği adil ve açık diyaloglarınız olsun. Onların birbirlerini suçlamalarına izin vermeyin. Kendi hatalarınızdan bahsedin ve ekip üyelerinin de aynısını yapmalarını sağlayın. Bu muhabbetlere çalışanlarınızı kendi uzmanlıklarını katmak yönünde teşvik edin.
2 GELECEĞE KİLİTLENİN: Nelerin kötü gittiğini ayrıntılarıyla incelemek ve aynı hataları tekrar yapmamak için yaşanan kazalardan sonra bir durum değerlendirmesi yapmak çok önemlidir. Ancak aynı derecede bundan sonra ne yapılacağına odaklanmak da gerekir. Şirkette işler kötüye gittiğinde onu tekrar bir değerlendirme yapma ve doğru yönde olup olmadığınıza karar verme fırsatı olarak görün. Şirketinizin odağını başka bir yöne, belki de şirket genelinde işler iyi gitmezken çok iyi iş çıkartan bir ürün veya hizmete yönlendirerek durumu kurtarıp kurtaramayacağınıza bakın.
3 NEDEN BU İŞE GİRDİĞİNİZİ UNUTMAYIN: İşler kötüye gittiğinde ilk anda neden bu işe girdim ki zaten diye düşünmek çok kolaydır. Ancak o anda kendinize bu projeye zamanında nasıl büyük bir tutkuyla bağlanmış olduğunuzu hatırlatmanız gerekir. Hedefi sadece para kazanmak olan hiçbir şirket başarılı olamaz. Biz ne zaman yeni bir Virgin şirketi kursak, muhakkak o endüstride diğer şirketlerin sunduklarından çok daha farklı bir ürün veya hizmeti nasıl sunabileceğimize bakarız.
4 ÇALIŞANLARINIZI SINIFLANDIRIN: Eğer çalışanlarınız mutlu ve kendi işlerine dört elle sarılıyorlarsa müşterileriniz de benzer sadakati gösterecektir. Ben son 40 yıllık iş hayatımın çoğunu Virgin grubunda çalışanlarla nasıl ilgileneceğime ayırdım. Biz şimdi çalışanlarımızın sağlıklı bir iş-yaşam dengesi tutturmalarını sağlayacak yepyeni girişimler başlatıyoruz. Örneğin Virgin Management’da esnek çalışma saatleri, sınırsız ücretli izin ve paylaşımlı doğum izni gibi olanaklar sunuyoruz. Elviss, senin de söylediğin gibi en önemli aktifin çalışanlarındır. Girişimciler sadece etraflarındaki ekipler kadar güçlüdür. Ancak zor günlerde onlardan fikir alıp, onlarla tartışman gerekir. Müşterileri cezbedecek en parlak fikirlere sahip olanlar senin ön cephede yani tüketicilerle muhatap olan çalışanlarındır. Ekibini şu andaki açmazlar yüzünden karamsarlıkla baş başa bırakmak yerine geleceğe kilitle ve başarılı bir şirketin sadece mutlu çalışanlarla ayakta kalabileceği gerçeğini sakın unutma!


PARLAK FİKİRLERİ KENDİNİZE SAKLAMAYIN
SORU: Bir girişimci olarak, kendi fikrinizi çaldırmadan doğru insanları yanınıza almanız ve büyük şirketlerle işbirliğine gitmeniz mümkün mü? Kylie McGowan, Avustralya
CEVAP:
Bir fikri tanımlamakla onu pazara sürmek arasında dağlar kadar fark vardır. Bu yüzden girişimcilerin kendi fikirlerini kendilerine saklamamaları gerekir. Öncelikle, aileniz veya dostlarınızdan geri besleme almak isteyebilirsiniz. Yakınınızdaki insanlara kendi iş fikrinizi izah etmek gibi sıradan bir davranış bile kafanızdaki soru işaretlerinin kalkmasına yardımcı olabilir. Hatta onların katkıda bulunabileceği olası yeni fikirleri bile tetikleyebilir. Zaman içinde büyük bir ihtimalle size bu yolda destek verecek iş ortakları veya medyadan etkilenen yatırımcılar gibi potansiyel ekip üyelerinin bu işe katılacağını göreceksiniz. Ayrıca içine girmeye çalıştığınız sanayi sektöründen insanlarla birlikte vakit geçirmek de çok önemlidir. Hele ki verdiğiniz güven duygusuyla onlardan birini akıl hocası yapmak çok işe yarar. Tecrübeli birine akıl danışmak ve şirketinize nasıl yön vermeniz gerektiği konusunda nasihatler almak çok önemlidir. Zira iyi bir akıl hocası size hangi iş alanında ya da hangi insanlarla birlikte başarılı olabileceğiniz ve kimlerle bilgi paylaşmanız gerektiği konularında danışmanlık yapacaktır. Ancak deneyimli bir akıl hocasıyla bile bir rakibinizin fikrinizi çalamayacağından “emin“ olmayabilirsiniz. Sonuçta yaptığınız her işte risk vardır. Burada işin sırrı fikrinizi paylaştığınızda ondan sadece sizin faydalanabileceğiniz kadar donanımlı olmanızda yatar. Bir ülkede yepyeni bir alanda iş kurarken bile aktif olmadığınız başka bir ülkede sizin fikrinizin bir kopyasını yapabilirler. Gerçi burada risk almaya değer, çünkü fikrinizi kendinize saklamak onun hiç doğmadan ölmesine de neden olabilir. Bir fikri geliştirirken her yönüyleuzman olma ihtimaliniz düşüktür ve diğerlerinden gelecek girdilerle o fikrin daha da geliştirilebileceğini unutmayın. Telefonda yaşanan gelişim çok ciddi bir risk örneğidir. Çoğumuz Alexander Graham Bell’in bir mucit olduğunu zanneder. Oysa her ne kadar kendisi ilk patent sahibi olarak bir yıldız konumuna çıkarılmış olsa da telefon bir başkası tarafından da icat edilmiş olabilirdi. Bell’in ilk prototipini geliştirdiği sıralarda Elisha Gray ile Antonio Meucci de benzer cihazlar üzerinde çalışıyordu. Şayet onların çabaları bir parça daha ilerleme kaydedebilseydi tarih kitapları bugün çok daha farklı şeyler yazıyor olurdu. Son yıllarda girişimciler arasında birilerince gizlilik adına tarihi engelleri yıkmaya yönelik ortak bir çaba olduğu gözlemleniyor. Tesla’nın CEO’su Elon Musk bile Tesla’nın yüzlerce patentini paylaşmamayı reddetti ve bu şekilde davranarak elektrikli arabaların gelişiminin önünü açmış oldu. Musk, 2014 yılında yazdığı bir internet günlüğünde, “Bizim Palo Alto’daki genel müdürlük binamızın girişinde Tesla patentlerinin şirket sırrı olduğunu belirten bir yazı vardı. Ancak bu artık yok. Bu yazıyı elektrikli araçların gelişimi ve açık kaynak ruhu adına sildik. Zira Tesla Motors sürdürülebilir ulaşımı yaratmak adına ortaya çıktı. Şayet biz fevkalade saygı uyandıran elektrikli araçlara doğru giden yolu açar ama sonra diğerlerini engellemek için arkamıza entelektüel mülkiyet mayınlarını döşersek, bu hedefimizle çelişen bir yolda ilerliyoruz demektir” demişti. Her ne kadar açık kaynak akımı adına tüm fikirlerin ortaya saçılmasının taraftarı olmasam da mahremiyetin üzerinde çalıştığınız her şeyi örten bir battaniye olmaması gerektiğini bilmek de iyi bir şeydir. Nelerin paylaşılması ve nelerin paylaşılmaması gerektiğini bilmek zamanla kazanabileceğiniz bir beceri. O zamana kadar kendinize bu gibi kararlarda rehberlik yapabilecek bir akıl hocası bularak iyi bir ilk adım atabilirsiniz. Fikirlerinizi onunla paylaşmak ufkunuzu geliştirecektir.
diğer yazıları için tıklayın