Capital'e abone olun.
ŞEYMA ÖNCEL BAYIKSEL
Nasıl Başardım?
Şeyma Öncel Bayıksel
28.07.2016
Sanayicilik heyecan işi
MEHMET TUZA, Türkiye’nin önde gelen Anadolu kaplanlarından Pakpen’in kurucusu. 1989 yılında PVC, kapı ve pencere üretimiyle sanayi yolculuğuna başlayan duayen isim, üretime başladığı ilk günden itibaren pazarlama ve markalaşmaya büyük yatırım yapmasıyla dikkat çekti. Zaten bu sayede Türkiye’nin en önemli markalarından birini yaratabildiklerini söylüyor. Markanın bulunduğu konumu korumak ve daha da ileriye taşımak amacıyla sektörde yeniliklere imza atarak farklılaştıklarını da belirtiyor. Sanayiciliğin heyecan işi olduğuna da vurgu yapan Tuza’yla Pakpen markasını nasıl yarattığını konuştuk.
“BABA MESLEĞİYLE BAŞLADIM”
“Benim ticari hayatım çocuk yaşlarda başladı. İlk paramı 5-6 yaşlarındayken simit, gazete satarak kazandım. 1950’li yıllarda Türkiye’de sanayi yok denecek kadar azdı. Demirci, bakırcı, kalaycı, berber, keçeci gibi esnaflar vardı. 1958 yılında Konya’da sanat okulunu bitirdim. Yarım gün ders, yarım gün de aldığımız derslerle ilgili atölye çalışması yapıyorduk. Daha sonra neyi tercih ediyorsanız o yolda ilerliyordunuz. Ben torna-tesviye mezunu olarak okuldan ayrılmama rağmen daha çabuk para kazanabilmek için piyasada çok fazla olmayan, ‘çeşmecilik’ diye tabir edilen baba mesleğiyle iş hayatına başladım. O yıllarda Türkiye’de, özellikle de Konya’da çeşme fazla yoktu. İlk yıllarda tulumba tamir ediyordum. Sonra evlere çeşme gelmeye başladı ve biz de çeşme yapmaya başladık. 1960’larda yeni binaların yapılmaya başlanmasıyla birlikte kalorifer ve sıhhi tesisat işleri arttı. Biz de sıhhi tesisat ve kalorifercilikle işe devam ettik. Askerden geldikten sonra 1970 yılında inşaat malzemesi satmak için büyük şirketlerin bayiliğini bünyesinde toplayan Paksu firmasını kurduk. İstanbul Perşembe Pazarı’nda dükkânımız vardı. O zaman Konya’da sanayici olalım, Konya’ya dönelim, ailemize, insanlara faydalı olalım dedik; İstanbul’daki dükkânımızı kapatıp Konya’ya gittik. 
SANAYİCİLİĞE İLK ADIM
Konya’da Seydişehir Alüminyum tesisleriyle birkaç işletme daha kuruluyordu. Bunların malzemelerini daha hızlı tedarik edebilmek için İstanbul’dan Konya’ya döndük. Pakpen AŞ’nin temellerini 1989’- da, Konya 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde satın aldığım 30 bin metrekarelik araziyle attım. Öncesinde uzun bir süre, Paksu adı ile Ege Yıldız’dan profil alarak sadece pencere üretiyorduk. 2’nci OSB’deki bu araziyle birlikte Pakpen’de, PVC kapı-pencere üretimine başladık. Profil alanında ilerlememizin nedeni, inşaat sektörünün gelişmesi ve bu işi biliyor olmamızdı. Şu anda bizim bayilerimizin yaptığı gibi biz de üretici bayi olarak çok daha önce profil işine girmiştik. Sanayiciliğe adım atarken çok fazla sermayemiz yoktu. Bir Alman firmasıyla küçük çaplı bir ortaklık yaptık. Makine üreticisiydiler ve biz işin teknolojisini onlardan öğrendik. O zaman Türkiye’de bu makineleri yapan yoktu. Avrupa’ya gidip gelen de pek yoktu. Konya’da bizim yaptığımız işi yapan hiç kimse yoktu. Türkiye’de bile çok az firma vardı…
DÖNÜM NOKTALARI
Üretimimizi ve üretim çeşidimizi yıllar içinde artırdıkça hızla büyüdük. Büyümemiz, aslında Türkiye’nin sanayide yaşadığı gelişmeye oldukça paralel bir seyir izledi. Benim ticaret hayatına atıldığım yıllarda Türkiye tam bir yokluk ülkesiydi. Ekonomi büyüdükçe, gelişim de hızlandı. Pakpen’de dönüm noktamız, elbette kendi üretimimizi yapmaya karar vermemiz oldu. Üretime başladığımız ilk günden itibaren pazarlamaya ve markaya, çok büyük yatırımlar yaptık. Bu da Türkiye’nin öncü markalarından birisi olmamıza yardımcı oldu. 2001 yılından itibaren büyümenin ve değişen ihtiyaçların sonucu olarak her yıl yeni bir markayı Pakpen çatısı altında hayata geçirdik. 30 bin metrekarelik arazi üzerine kurduğumuz fabrikamız, 1998 yılında 150 bin metrekare, 2006 yılında ise 275 bin metrekare alana ulaştı. Bugün artık 320 bin metrekarelik üretim tesislerimizde, 7 fabrikayla faaliyet gösteriyoruz.
MALZEME KULLANIMI ÇEŞİTLENİYOR
Bildiğiniz gibi Türkiye’de inşaat malzemelerinde plastik hammaddeyle üretim 1960’larda başladı, 1990’larda arttı… İnşaat sektörünün gelişimine paralel olarak malzeme kullanımı da gelişiyor, çeşitleniyor. Hemen her sektörde yaygın olarak kullanılan, inşaat sektöründe de önemli bir yere sahip olan plastik kullanımı gözle görünür bir şekilde artıyor. İnşaat sektöründe plastik, doğru kullanıldığında ve iyi uygulandığında çok iyi bir ürün. Sağlam, bakım gerektirmiyor, korozyona dayanıklı, yüzde 100 geri dönüşümlü… Türkiye’deki konutların yüzde 85’i yalıtımsız. Yalıtım yapılan binalarda yüzde 50’ye varan enerji tasarrufu elde etmek mümkün. Bina yalıtımıyla yılda 9-10 milyar dolar tasarruf edilebilir, enerji kaynaklı cari açığın yüzde 33 oranında azaltılması mümkün olur. Dolayısıyla yalıtım şu an itibarıyla sürekli büyüyen ve ekonomiye büyük katkı yapan bir sektör. Biz Pakpen olarak ürün gamımızla bir binanın tüm dış cephe izolasyonunu sağlayabiliyoruz. Bu noktada yalıtım konusundaki hedefimiz, yalıtımın sadece mantolama olmadığını ifade etmek, yalıtımlı PVC pencerelerin de bina yalıtımının en önemli unsuru olduğunu tüketicilere anlatabilmek.
DÜNYAYA AÇILDIK
Avrupa’ya da ihracat yapıyoruz ancak Romanya, Bulgaristan gibi ülkelerin ekonomik sıkıntıları var. Fransa, İngiltere ve Hollanda’ya ihracat yapıyoruz. Azerbaycan ve Gürcistan satışlarımız iyi gidiyor. Avrupa’ya daha çok bitmiş ürün ihracatı yapıyoruz. Profil ve boru ihracatımız Doğu Avrupa başta olmak üzere Ortadoğu ve komşu ülkeler ile Orta Asya ve Afrika’ya gerçekleşiyor. Başta Cezayir olmak üzere bazı Kuzey Afrika ülkeleri zaman zaman kesintiye uğramakla birlikte iyi yönde gelişiyor. Önümüzdeki yıllarda Afrika’da özellikle altyapı borularla daha büyük projeler içinde olacağımızı düşünüyoruz. İhracatın üzerine daha fazla gitmemiz, daha uzak coğrafyalara açılmamız gerekiyor. Hindistan ve Güney Amerika ülkelerinde çalışmalar yapıyoruz, orta dönemde olumlu sonuç almış oluruz. İran da gelecek için iyi bir potansiyele sahip. Afrika ve Arap ülkelerine yaptığımız ihracat, bu ülkelerin içinde bulundukları durumdan tabii ki etkilendi.”
diğer yazıları için tıklayın