Capital'e abone olun.
YASEMİN ERDOĞAN
Yasemin Erdoğan
15.05.2017
Düşüş sürer mi?
Türkiye, satın alma ve birleşmeler açısından 2016’yı performansının çok gerisinde kapattı. EY’nin Birleşme ve Satın Alma İşlemleri 2016 Raporu’na göre geçen yıl Türkiye’de 4,6 milyar dolar tutarında toplam 101 işlem gerçekleşti. Bu veriler, Türkiye’nin işlem sayısında 2010, hacminde ise 2009’dan bu yana gördüğü en düşük seviye. Uzmanlara göre bu düşüşte, yurt içinde ve bölgemizde yaşanan güvenlik sorunları önemli rol oynuyor. Ayrıca ekonomik büyümenin azalması ve kurlardaki dalgalanmalar da yabancı yatırımcıların daha temkinli davranmasına sebep oluyor. Peki “bekle-gör” durumu 2017’de de sürecek mi? Gerek satın alma ve birleşme pazarı gerekse özel girişim fonları açısından 2017 nasıl geçecek? Merak edilenleri, Mediterra Kurucu ve Yönetici Ortağı Ahmet Faralyalı ile konuştuk.
1. 2016, satın alma ve birleşmeler açısından nasıl geçti?
2016, hepimiz için çok istisnai bir yıldı. Kimsenin beklemediği olaylar oldu. İşlem sayısı ve hacim olarak 2010-2015 dönemindeki yıllık performansın yarısı kadar olduğunu tahmin ediyorum. Türkiye’yi bilen, anlayan ve halihazırda yatırımcı olanlar, sektöründe önemli bir yeri olan, sağlıklı ve iyi şirketlere yatırım yapmaya devam ediyor. Genel olarak 2016’da yabancı yatırımcılarda yarı yarıya düşüş olduğunu ama özellikle Türkiye’yi bilen ve anlayanların iştahında bir azalma olmadığını söyleyebilirim.
2. 2017 ilk çeyrek performansı nasıl?
Geçen yılın son çeyreğinde de bu yılın ilk çeyreğinde de şöyle bir durum gözlemliyoruz: İyi şirketlerin performansları daha da iyi gidiyor. Çünkü piyasadaki zayıf rakipler elenmiş durumda. Dolayısıyla pazarı bilen ve Türkiye’yi tanıyan yatırımcıların iştahı sürüyor. Ama örneğin Türkiye’ye ilk kez bakacak bir ABD’li yatırımcı için açıkçası hiçbir ümit taşımıyorum. Bugün maalesef yabancı medyada Türkiye ile ilgili yaratılan aşırı negatif havadan dolayı yönetim kurullarına veya yatırım komitelerine “Türkiye’de yatırım yapacağım” diye anlatmak çok zor. ABD tarafında iyice zor.
 3. Peki bu koşullarda 2017 sizce nasıl tamamlanır?
2017’nin, 2016’ya göre her koşulda bir miktar daha olacağını düşünüyorum. Bence pazara iki türlü olarak bakmak lazım. İlki “mega deals” dediğimiz Petrol Ofisi, Garanti gibi devasa işlemleri kapsıyor. O tarafla ilgili bir yorum yapmayacağım. Ama 500 milyon dolar altı işlem sayısına bakarsak, pazarın 2017 performansının genel olarak 2015-2016 yılları gibi olmasını bekliyorum. Toplam pazarda girişim sermayesi fonlarının payının ve ağırlığının artacağını öngörüyorum. Örneğin işlemlerde 3’te 1 olan girişim sermayesi payının, yüzde 50’ye yaklaşacağını düşünüyorum. Şu bir gerçek ki Türkiye’nin büyümesini sürdürebilmesi için yabancı sermayeye ihtiyacı var. Çünkü Türkiye’deki tasarruf oranları ortada. Satın alma ve birleşmeler ise Türkiye’ye yabancı sermaye çekmenin en önemli yollarından biri.
 4. Sizin de içinde olduğunuz girişim fonları tarafında durum nasıl?
Bu pazarda “girişim sermayesi” çok önemli bir rol oynuyor. Çünkü girişim sermayesi fonları, her dönemde yatırım yapan bir sermaye türüdür. Bu çok önemli bir konu. Çünkü bizler zaten uzun dönemli yatırımcılarız. Bizlere güvenilerek teslim edilmiş bir paradan söz ediyoruz ve bunların geri çekilmesi gibi bir durum yok. Genel olarak fon pazarı için bunu söyleyebilirim. Pazardan çıkmak veya yatırım yapmamak gibi bir durum söz konusu değil. Bunun değerini 2017’de daha net göreceğimize inanıyorum.
5. Pazardaki yerli-yabancı yatırımcı dengesini nasıl görüyorsunuz?
 Satın alma tarafında her zaman ağırlıklı olarak yabancıları gördük. Görmeye de devam edeceğiz. Aslında son dönemde satın alma pazarında yerli yatırımcılarda daha fazla durgunluk olduğunu görüyoruz. Yerlilerin işlemlerinde daha ciddi bir gerileme var. Çünkü yerlilerin sermaye birikimi ancak kendi büyümelerini desteklemeye yetiyor. Hele ki bilançosunda döviz borcu olanlar, çok daha dikkatli olup kendi işlerine öncelik vermeyi tercih ediyor.
 6. Yabancı yatırımcıların geldiği ülkelerde son dönemde nasıl bir değişim var?
Katar’dan Körfez’den önemli girişler var ama Türkiye’ye yapılacak ana yatırımın hala Avrupa’dan geldiğini ve gelmeye devam edeceğini söyleyebiliriz. Bunun dışında son derece sevindirici bir gelişme olarak Japonların, Çinlilerin, Hintlilerin, kısaca Asyalı yatırımcıların Türkiye’ye artan bir ilgisi olduğunu görüyoruz. Türkiye’yi Avrupa’ya katılabilecek bir ülke olarak gördüklerini, Avrupa’ya buradan girme planları yaptıklarını görüyoruz. Bu devam ederse Türkiye için çok büyük bir avantaj olacaktır.
7. Son dönemde hangi sektörlere ve şirketlere dönük yatırım iştahı öne çıkıyor?
 Öncelikle Türkiye’de orta sınıf tüketici pastası büyümeye devam ediyor. Alım gücü artmaya devam ediyor. Dolayısıyla bu hedef kitleye odaklanan iyi şirketler, hangi sektör olursa olsun büyümeye devam edecek. Yatırımcıların da bu tür şirketlere iştahı sürecek. İkinci bir gerçek; Türkiye ekonomisini büyüten asıl lokomotif KOBİ’ler. Dolayısıyla KOBİ’lerin daha rekabetçi olmasını sağlayacak ürün ve hizmet sunan iyi şirketlere dönük yatırımcı iştahı artacak. Üçüncüsü de ihracat odaklı üretim yapan şirketlere dönük yatırımcı ve fon iştahı artıyor ve artmaya devam edecek.
8. Yatırımcılar, yatırım yapacakları şirketlerde nasıl kriterler arıyor?
Her şeyden önce şirketin büyüme potansiyeli olmalı. Çünkü bizler, şirketleri büyüterek para kazanma peşinde olan yatırımcılarız. İkincisi, o şirketin kendi alanında rekabetçi olması gerekir. Yani işini rakiplerine göre daha iyi yapıyor olması lazım. Üçüncüsü de kullandığı sermaye getirisi yüksek olmalıdır.
 9. Peki Türk şirketler satın alma ve birleşmeler konusunda bilinçlendi mi?
 Yerli firmaların bu konuda 10 yıl öncesine kıyasla çok daha bilgili ve açık olduklarını söyleyebilirim. Aslında Türkiye’deki girişimciler ve aile şirketleri, bizim Avrupa’da gördüğümüz örneklere kıyasla çok daha açık, gerçekçi ve daha paylaşımcılar. Birçok girişimcinin ve ailenin, şirketin büyüme potansiyelini gerçekleştirmesi için yatırımcı bir ortağa sıcak baktıklarını, pastayı paylaşmaya açık olduklarını görüyoruz.
10. Türkiye’ye dönük “güvensiz ve negatif” algı var. Sermaye çıkışları olacak mı?
Bu durum nasıl aşılabilir? Yabancı bir yatırımcının “Ben Türkiye’den çıkacağım” dediğini hiç duymadım. Gidenler yok mu? Tabii var. Örneğin Tesco gitti. Total pazardan çıktı. Ancak yönetimsel olarak pazardaki rakiplerine karşı başarısız oldukları için gittiler. Çünkü Türkiye gerçekten çok rekabetçi bir pazar. Biz vaktimizin büyük kısmını gidip yabancılara neden Türkiye’ye yatırım yapmanın kârlı ve cazip olduğunu anlatmakla geçiriyoruz. Ama önceden bu kişileri Türkiye’ye gelmeye de ikna ediyorduk. Ancak terörden dolayı oluşan güvensiz ortam, uluslararası şirketlerde “Çok gerekli değilse Türkiye’ye seyahat etmeyin” kararlarının çıkmasına neden oluyor. Dolayısıyla ilk olarak güven ortamının tekrar inşa edilmesi çok önemli. İkinci olarak, hükümetin uluslararası medyayla ilişkilerini iyileştirip ülke PR’ını çok daha efektif hale getirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu noktada Türkiye hep eksikti, maalesef hala eksiğiz.