|
EKONOMİ
|
|
|
Yerel Kalkınmada Pendik Yaklışımı
Erol Kaya / Pendik Belediye Başkanı
Pendik, İstanbul’un iş dünyası açısından hareketli ilçelerinden biri… Tekstil ağırlıklı olmak üzere 120 fabrika faaliyet gösteriyor. Belediye başkanı Erol ...
Erol Kaya / Pendik Belediye Başkanı
Pendik, İstanbul’un iş dünyası açısından hareketli ilçelerinden biri… Tekstil ağırlıklı olmak üzere 120 fabrika faaliyet gösteriyor. Belediye başkanı Erol Kaya, ekonomik gelişmeyi sağlamak amacıyla “Yerel Kalkınma Projesi” başlatmış. Sivil toplum örgütleriyle gerçekleştirilen projenin hedefinde gelişme ve ilçeyi ticari işletme gibi yönetme var. Kaya, “Gelecekte bize de ciro hedefimizi, büyüme stratejilerimizi soracaklar” diye konuşuyor.
Son yıllarda hep özel sektördeki değişimden, yönetim alanındaki yapılanmalardan söz ediliyor. Ancak, kamudaki yeniden yapılanma pek öne çıkmıyor. Oysa, başta ABD olmak üzere Batı’da yıllardır tartışılıyor. Her ölçekte kamu biriminin değişim yönetimi ve yeniden yapılanma stratejisi uyguladığı dikkat çekiyor.
Türkiye’de de bu konuda yeni yeni örnekler ortaya çıkıyor. İstanbul’un küçük ilçelerinden Pendik’de de benzer bir proje hayat buluyor. Pendik Belediyesi bünyesinde, belediye başkanı Erol Kaya’nın öncülüğünde gerçekleştirilen projenin adı ise “Yerel Kalkınma Projesi”… Projenin hedefinde ilçenin ekonomik kalkınmasını sağlamak ve bir ticari işletme gibi yönetmek… Başkan Kaya, “Nasıl şirketlere cirolarını, gelecekteki ciro hedeflerini soruyorlarsa, ilçeler için de bu geçerli olacak. Hesap vereceğiz” diye konuşuyor.
Pendik Belediyesi’nin başlattığı "Yerel Kalkınma Projesi" de bu anlayışın ürünü. Projeye, Sabancı Üniversitesi’nin yanı sıra, TÜSİAD, MÜSİAD, İTO ve İSO gibi sivil toplum kuruluşları destek veriyor. Başkan Erol Kaya, Capital’in sorularını yanıtlarken, hedefini de anlattı:
Pendik’in ekonomik profili nedir, iş dünyası açısından ne ifade ediyor?
120 fabrikamız var. Tekstil sektörü ağırlıklı yapımızda tekstil sektöründe 5 bin-7 bin arasında insan çalışıyor. Bu, Tekstil İhracatçılar Birliği’nin verdiği rakamdır. Fason çalışanlar burada yok. Bunlar Türkiye’nin sayılı işletmeleri. Bu şekilde vermemiz mümkün. Ama somut olarak derseniz ki kaç kişi çalışıyor. Bu rakam 20 bini bulur. Şimdi toplam 16 bin iş yerimiz var, 136 bin meskenimiz var. Bu şekilde verebilirim.
Yürüttüğünüz ekonomik kalkınma projesini anlatır mısınız?
Türkiye’de yerel yönetimlerle ilgili ilk defa bir proje yapılıyor. Üniversite ve belediye iş birliğiyle, TÜSİAD, İstanbul Sanayi Odası ve MÜSİAD destekli yerel ekonomik kalkınma platformunu oluşturduk. Bunun içinde iki milletvekilimizin de desteği vardı.
Bu platformda gayemiz, Pendik ilçesinin ekonomik anlamda daha güçlü olması. Bu gücüyle amacımız, ilçemizin İstanbul yöresinde söz sahibi olmasını sağlamak ve kendi halkımızın refah seviyesini yükselterek mutluluk anlamında insanların özellerini kalkındırmak.
Yerel ekonomik kalkınma projesi fikri nasıl doğdu?
Ben de yerel yönetimler reformunda çalıştım. Kamu reformunda bulundum. Dolayısıyla, orada yerel yönetimlerle ilgili bölümde bir cümle ilave edildi kanun taslağına; “İlçeden sorumlu belediyeler, kentin ekonomik ve ticaretinden de sorumlu oluyor” ve o anlamda fonksiyon icra edebilecekler.
Bu bizzat kendisinin ticaret yapması anlamına gelmiyor. Ama bu ticaretin ekonomik hayata girişiyle ilgili bir proje. Biz bu projeyi Pendik ilçesinde sanayinin gelişimi, teknolojik yenilemeler, personel eğitimleri, dış ticaretle ilgili onların bilgilendirilmesi, ulusal veya uluslararası finans problemlerinin çözülmesi gibi konulara katkı için oluşturduk.
*Türkiye'de ya da dünyada benzer projeler var mı hayata geçen?
Aslında bu tüm dünyada var olan bir şey. Belediye başkanı dediğiniz zaman aklınıza şöyle bir şey gelecek: Nasıl cumhurbaşkanları, başbakanlar yurt dışına işadamlarıyla gidiyorsa, artık belediye başkanları da sorumlu olduğu ilçenin veya kentin işadamlarıyla birlikte gidecekler. Her belediye başkanının kendi kentinin her şeyinden sorumlu olduğu bir yapıya doğru gidiyoruz. Bunun içinde ekonomi, kültür, sanat, altyapı ve sosyal yönler de var.
Bu konuyu tartışmak için bir de sempozyum düzenledik. Orada İtalya, İngiltere, Almanya ve Fransa’daki benzer örnekleri, o ülkelerden gelecek yetkililerle tartıştık. Bu örneklerden en iyileri alıp kendi ilçemizde uygulayacağız.
Dünyada kendinize örnek bir belediye aldınız mı?
Hayır. Bunun için örnek almaya gerek yok. Şimdi siz ilçenizin ekonomik hayatının gelişmesini istiyorsunuz. Bununla ilgili neler yapmanız lazım? Birincisi, meslek teşekkülleriyle bir araya gelmelisiniz. İkincisi, sanayici ve işadamlarıyla bir araya geleceksiniz. Üçüncüsü, yerel yönetimlerle destekleşeceksiniz. Dördüncü olarak üniversiteler çok önemli. Beşinci olarak milletvekillerinin de bu işin içine girmesi gerek.
Şimdi Sabancı Üniversitesi içinde bir atölye oluşturarak, bu projenin akademik anlamda desteklenmesi için neler yapılması gerektiğini konusu üzerinde çalışıyoruz.
Peki şu anda Pendik’le ilgili gelecek ile ilgili ekonomik hedefler var mı?
Bence asıl soru bu… Gelecekte, biz şehrimizi bu anlamda sorgulayıp verileri elde ettiğimizde ve bunu topluma deklare ettiğimizde, sanıyorum belediye başkanlarının söyleyeceği önemli şeylerden biri olacaktır. Yani gelecekte belediye başkanlarına, ”X ilçesinin yıllık cirosu 1 milyar dolar. Siz bunu kaç milyar dolara çıkartacaksınız?” diye sorulacak. Başkan da “Ben şunları yaparak 1.2 veya 1.5 milyar dolara çıkartacağım” diyecek. Ve ondan sonra takip edilecek. Eğer söylediğini yaparsa sorun yok. İşsizlik düşecek, refah yükselecek; yani bölge kalkınacak. O yüzden kentimizin ekonomik anlamda güçlenebilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Ben Pendik Belediyesi’ni 25 milyon dolar borçla aldım, bütçesi 11 milyon dolardı. Şu anda yaklaşık 40 milyon dolar bütçesi olan, 550 milyon dolar yatırım yapmış bir belediyenin başkanıyım. Bu projeyi ve çalışmaları devam ettirip, bu rakamları daha iyiye doğru yükseltmeye çalışıyoruz.
“İSTANBUL’U YAŞAMAYI İSTİYORUZ”
Seçimler projenizi nasıl etkileyecek?
Bu konudaki sloganımız şu: “Biz İstanbul’da yaşamayı değil, İstanbul’u yaşamayı istiyoruz”.İstanbul’da yapılması gereken çok iş var. Birçok sorun olduğu açık. Bunlar hepimizin sorunları.
Trafik, eğitim ve temizlik, ilk üç önemli sorun… İstanbul’da eğitimle ilgili de yapılacak çok şeyler var. Acilen 15 bin derslik ihtiyacı var. Halen ikili eğitim sisteminde devam ediyoruz. Oysa bunun 11 yıla çıkarılması lazım. Bu şehirde doğumundan ölümüne kadar insanların hayattan beklentileri ne ise işte yerel ölçekte ister sivil toplum örgütünden olsun, ister akademik camiadan olsun, ister merkezi yönetimden olsun bence her şeyle ilgili üzerimize düşeni yapmalıyız. Bunu yaparken de katılımcı bir yönetim anlayışıyla gerçekleştirmemiz gerekiyor. Ve şu anda İstanbul Belediye Başkanlığı’na aday adayı olarak bunları anlatmaya çalışıyorum.
Haber : Capital Online / 01 Şubat 2004 Pazar
YORUMLAR (0)
Haber'e ait yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapın.
Yorum ekleyebilirsiniz!
|