Capital'e abone olun.
AVCILARDAN ÖZEL TAKTİKLER

Avcılardan Özel Taktikler

Korn Ferry, Heidrick&Struggles ve Egon Zehnder International, dünyanın önde gelen üç büyük “beyin avcısı” şirketi... Özellikle “executive search” (üst düzey yerleştirme) alanında faaliyet göste...

Son Güncelleme: 01.04.2002

Korn Ferry, Heidrick&Struggles ve Egon Zehnder International, dünyanın önde gelen üç büyük “beyin avcısı” şirketi... Özellikle “executive search” (üst düzey yerleştirme) alanında faaliyet gösteriyorlar. Üçü de Türkiye pazarında da çok aktif. Şerif Kaynar, Ayşegül Aydın ve Haluk Alacakoğlu, bu şirketleri tepe yöneticileri. İş dünyasında işe alma ve yönetici trafiğini yakından izliyorlar. Ekonomide yaşanan krizin sona erdiği konusunda hem fikirler... Bankacılık, sigortacılık ve finans sektörlerinde hareketlilik bekliyorlar. Yabancı sermaye girişinin de bu alanlara canlılık getireceğini söylüyorlar. Ardından da yöneticilere ve yükselmek isteyenlere anahtar taktikler veriyorlar.

 

Korn Ferry, dünyanın en büyük beyin avcısı şirketlerinden... Şirketin Türkiye’deki operasyonlarını ise bir süredir K Partners yürütüyor. İşin başında tecrübeli yönetici Şerif Kaynar var. Kaynar, yaşanan krizin şirketleri ve işe alımları kötü yönde etkilediğini söylüyor. Ancak, bir canlanmadan söz edileceğine dikkat çekiyor ve “Umut verici gelişmeler var” diyor. Özellikle yabancı sermaye cephesine dikkat çekiyor. Yakın gelecekte bankacılık, sigortacılık ve internet sektörlerinde yeni işlerin açılacağını tahmin ediyor.

 

“ÜÇ SEKTÖR ÖNE ÇIKACAK”

 

Şerif Kaynar / Korn Ferry International Yöneticisi

 

Krizin Türkiye’ye faydalı olduğunu düşünüyorum. Eskiden deniz yükseliyordu ve herkes iyi iş yapıyor, iyi para kazanıyordu. Artık herkesin iyi iş yapıp, iyi para kazanabileceği bir ortam yok. Şimdi iyi elemanları olanlar başarıya ulaşacak. Bu nedenle de bizim gibi şirketlerin önemi daha da arttı ve artmaya devam edecek. Krizin zararları da oldu. Yönetici ücretlerinde ve jestiyonlarda ciddi düşüşler oldu.

 

Geçen sene Türkiye’de bizim işimizde çalışan 30 şirket vardı. Bu sene 15 şirket kaldı. Büyükler de cirolarını yarı yarıya indirdiler. Biz de geçen sene ciro açısından ciddi bir kan kaybına uğradık. Fakat bu durumu çeşitli yöntemlerle, örneğin maliyetleri azaltarak 2002’ye geldik. Krizde servis sektörü reel sektörden çok daha fazla etkilendi. Bizim bir şansımız ihracat yapmamızdı.

 

İŞE ALIMDA CANLANMA VAR MI?

 

Şirketler geçen sene psikolojik ortamdan dolayı gereğinden fazla adam çıkardılar. Hiç lüzumsuz yere pek çok departmanlarını kapadılar. Canlanma, öncelikle normal seviyeyi yakalamak için söz konusu. Zorda kalındığı için çıkarılan elemanlara olan ihtiyaç devam ediyor ve şimdi şirketler yavaş yavaş bu ihtiyacı karşılamaya başladılar.

 

Bir diğer canlanma da yabancı sermayedeki kımıldamadan kaynaklanıyor. Pepsi Cola gibi şirketlerin yaptıkları 100’er milyon dolarlık yatırımlar umut verici. Eskiden Türkiye’de yabancı sermaye en fazla 5-6 milyon dolarlık yatırım yapıyordu. Yine Alman Haribo bir çikolata fabrikasını satın aldı. Bunlar önemli gelişmeler...

 

Canlanmanın üçüncü boyotunda Türkiye’nin ihracatındaki artış var. Bugün özellikle içinde otomobil, alüminyum, yedek parça ve çeliğin olduğu ağır endüstride bir canlanma söz konusu. Türkiye giderek daha rekabetçi bir hal alıyor.

 

ÖNE ÇIKACAK SEKTÖRLER

 

Bana kalırsa önümüzdeki dönem her sektörlerde bir canlanma olacak. Bunların içinde önceliği bankacılık ve sigorta taşıyor. Bu sektörlerde ciddi bir değişim olacak. Örneğin bankacılıktaki ana değişimin, daha hızlı bir yabancı sermaye gelişiyle olacağını düşünüyorum. Ayrıca, bankalar gerçek bankacılık yapmak durumundalar. Bu nedenle daha uzman kadrolara ihtiyaç duyacaklar. Özellikle ihtisas bankacılığı alanında büyük hareketlenme bekleniyor. Niş alanlarda uzman olan kişilere büyük ihtiyaç duyulacak.

 

Bankacılık ve sigorta sektörleri önümüzdeki dönem daha fazla iş olanağı sunacak. Değişik elemanlara ihtiyaç duyulacak. Örneğin, daha önce en iyi kalifiye elemanlar sigorta sektörünü girmiyorlardı, bundan sonra girecekler. Biliyorsunuz, tıpkı bankacılıkta olduğu gibi, sigortacılık sektörü için de düzenleyici kanunların çıkması bekleniyor. Bu kanunların çıkması da nitelikli insanların sektöre girmesine destek olacak.

 

Ayrıca, internet devrinin de ölmediğini, daha yeni başladığını söyleyebiliriz. Büyük firmalar B2B ve B2C uygulamalarını geliştirmeye mecburlar. Gelecek dönemde IT sektöründe de hareketlenme bekleniyor.

 

Genel olarak endüstriden sonra toplumun yüzde 100’üne hitap eden hızlı tüketim ürünleri sektörüne de dikkat etmek gerekiyor. Bu sektörde de önemli bir canlanma görülecek.

 

GÖZDE POZİSYONLARA DİKKAT

 

Benim görüşüm, önümüzdeki bir sene içerisinde en çok yönetim kurulları pozisyonlarına talep olacağı yönünde. Şirketler “corporate governance” denilen daha iyi yönetim konusuna giderek daha çok odaklanıyorlar. Bunun için de daha iyi yönetim kurullarına ihtiyaç duyuyorlar.

 

Amerika’da son olarak Ulaştırma Bakanlığı (Departman of Transportation) 81 tane havaalanının security directory (güvenlik müdürlüğü) işini Korn Ferry’ye verdi. Bu yaklaşık 3.5 milyon dolarlık bir proje. Eskiden finans vardı, teknoloji vardı ama artık şimdi bu örnekteki “homeland  security” gibi uygulamalar da var. Bu yeni alanlar, yeni pozisyonlar da getiriyor. ABD’de şu anda tüm büyük şirketler, CSO (chief security officer) adı verilen pozisyonlar oluşturuyorlar.

 

ABD’de iş piyasasında büyük bir daralma yaşanıyor. Bu daralmanın 2002’de de devam etmesi gerekiyor. Bu nedenle ABD ve Avrupa’da iş bulmak giderek daha da zorlaşıyor. Diğer yandan gelişmekte olan pazarlarda bu durum tam tersi hale geliyor, yani buralarda iş bulmak kolaylaşıyor. Bir sonraki yıl işlerin daha iyi olacağını bekliyoruz.  

 

<b>GELECEĞİN YÖNETİCİLERİ

 

Yönetici adayları için en önemli tavsiyem, Çince öğrenmeleri konusunda olacak. Şaka yapmıyorum, bugün Çinliler dünyada önemli bir çoğunluğu oluşturuyorlar. Tüm dünyada önemli şirketlerin sahibiler. Bugün artık İngilizce iş hayatında neredeyse ortak bir dil oldu. Elbette İngilizce bilmek çok önemli faydalar sağlıyor. Ancak, Çince bilmek, İngilizce bilmenin sağladığı avantajın çok daha fazlasını sağlayabilir. Bugün hemen herkes İngilizce biliyor ama Çince bilen çok az.

 

Bir de yönetici adaylarının ilk başlarda maaşa çok önem vermeden zor pozisyonlarda çalışmalarını tavsiye ediyorum. Örneğin, Adana’da, Kazakistan’da çalışsınlar. İşe zorlu işlerle başlamak kariyer çizgisini her zaman daha iyiye götürür, daha kolay öğrenmeyi sağlar.

 

İnsan ilerledikçe çok daha az esnek olabiliyor. Yöneticiler için olduğu kadar yönetici adayları için de çalışacakları şirketin insana verdiği değer çok önemli. Bu değeri iyi ölçmelerini tavsiye ediyorum. Bu çok önemli.

YÖNETİCİLERE ÖZEL TAKTİK

 

İş arayan ya da iş değiştirecek olan yöneticilerin dikkat etmesi gereken başlıca üç önemli konu var. Bir tanesi, şirketin insana verdiği değerin anlaşılması. Bir şirketin insana verdiği değeri anlamak için, o şirkette çalışmış kişilerle konuşmak gerekiyor.

 

İkincisi, şirketin dünyadaki pazar payına bakmak gerekiyor. Üçüncüsü de patronunuzun kim olduğuna bakmanız gerekiyor.

 

Şimdiye kadar pek çok yöneticinin yanlış patronlar nedeniyle zor durumda kaldığını gördük. Bu nedenle “direct reporting boss” dediğimiz kişi son derece önemli.

 

Türkiye’de önümüzdeki 18 ay içerisinde çok büyük değişiklikler bekliyorum. Benim görüşüme göre, iş değiştirmek isteyen yöneticilerin bir süre beklemeleri gerekiyor. Ancak, tabii her zaman gelişmeleri izleyip, fırsatları değerlendirmekte de fayda var.

 

KORN FERRY INTERNATIONAL DÜNYANIN EN BÜYÜĞÜ

 

Korn Ferry International,  550 milyon dolarlık cirosuyla dünyanın en büyük insan kaynakları danışmanlığı şirketlerinden biri. Özellikle “executive search” (Üst düzey yönetici bulma) alanında uzman. Çeşitli ülkelerde, çok sayıda ortakla faaliyet gösteren şirket, 5 yıldır da Türkiye’de. Şimdiye kadar pek çok büyük şirkete üst düzey yönetici bulma konusunda danışmanlık verdi, önemli bir referans listesi oluşturdu.

 

ABD’de yaşanan 11 Eylül saldırılarından sonra Korn Ferry International’ın üst düzey yönetimi değişti. Yeni yönetim, yeni bir stratejiyi de beraberinde getirdi. Gelişmekte olan pazarlardaki ofisler “partner”lara, yani mevcut ortaklarına satıldı. Korn Ferry Türkiye ofisi de bu kararı olumlu karşıladı ve K Partners adı altındaki yeni şirket kuruldu. Artık Korn Ferry’nin Türkiye’de yaptığı işi Şerif Kaynar ile birlikte Orhan Alver ve Alan Mellart’dan oluşan üç ortaklı bir ekip yürütüyor.

 

Egon Zehnder International dünyada ilk 5, Türkiye’de ilk 3 büyük “executive search” uzmanı şirketten biri. Üstelik Türkiye’nin alanında en eskisi konumunda... Üst düzey yönetici bulmanın yanı sıra, yönetici performanslarının değerlendirilmesi ve kariyer yönetimi konularında hizmet veriyor. Bu şirketin Türkiye ofisinin başında yönetici ortak olarak Haluk Alacaklıoğlu var. Alacaklıoğlu, işe almada büyük bir canlanma başlamadığını düşünüyor. Ona göre, bu hareket olmadığı anlamına da gelmiyor. Özellikle finans sektörüne işaret ediyor. Ayrıca, her sektörde finans kökenli yöneticilerin yıldızının parlayacağını söylüyor.

 

“İLK HAREKET FİNANSTAN”

 

Haluk Alacaklıoğlu / Egon Zehnder International Yönetici Ortağı

 

Krizle birlikte insan kaynakları alanında şirket küçülmeleri ile birlikte işten çıkarmalar yaşandı. Bugün biz, tüm kapanan veya devralınan bankalardan insan kaynağı verilerini içeren disketler alıyoruz. Bunların hepsi başka yere gitmeye hazır veya giden kişiler. Yetişmiş insan kaynağı adına böyle bir erozyonun olması, Türkiye için son derece acı bir durum.

 

Türkiye’deki şirketler son derece bilinçsiz bir şekilde insan kaynağı çıkarması yapıyorlar. Yönetimden departmanlarda direktör olan arkadaşlarımıza emirler geliyor ve “Şu kadar gün içerisinde, şu kadar kişiyi atacaksın” deniyor. Onlar da, “Kim önce geldiyse, önce o gitsin” ve  hatta neredeyse “Onun saçı sarı, bunun ki siyah” diyerek eleman çıkarıyorlar. Bu şirketler için çok zararlı bir şey. İleride hangisini neden çıkardık, kim kaldı ve unun ne yararı, ne zararı oldu gibi sorularla karşılaşacaklar ve o zaman çok geç olacak.

 

CANLANMA İŞE ALIMA YANSIDI MI?

 

Göreceli olarak bakarsanız, evet bir canlanma var. Ancak, bunun henüz büyük bir canlanma olmadığını düşünüyorum. Bence bu yıl, politikacılar ne derlerse desinler, hem bizim açımızdan hem de Türkiye ekonomisi açısından kayıp bir yıl. Yıl sonuna kadar, savaş dedikoduları ortadan kalkmadan, ne insan kaynaklarında ne yatırımda bir iyileşme olmayacak.

 

Türkiye için en elzem şeylerden biri direk yabancı yatırım. Bu gerçekleşmeyince, toparlanmak kolay olmayacak. Şirket yeniden yapılanmalarının, küçülmelerinin, hatta kapanmalarının hızlanması gerekiyor. Şirketlerin bir çoğu hala suni teneffüsle ayakta kalmaya çalışıyor.

Şirketlerin bir çoğunun kapanıp gitmesinin, Türkiye’nin zararına olmadığını anlamak gerekiyor.

 

Evet belki Türkiye’de biraz daha işsiz olacak, ancak ilerisi için, daha sağlıklı ekonomik kurumlar istiyorsak bu yoldan geçmemiz gerekiyor. Bu yolu tamamlamazsak bundan birkaç sene sonra tekrar aynı şeyi yaşarız. 

 

<b>ÖNE ÇIKAN SEKTÖRLER?

 

Önümüzdeki dönem öncelikle finans sektöründe hareketlilik artacak. Bu sektörde ciddi bir yeniden yapılanma yaşandığından, canlanma kaçınılmaz. Bunda gelmesi muhtemel yabancı sermayenin da payı olacak.

 

Finans sektöründeki birkaç örnek dışında, Türkiye’de altyapısal şirket değişme ve iyileşmeleri henüz tamamen gerçekleşmedi. Yavaş yavaş görmeye başladığımız Pepsi ve Schweppes gibi örnekler var ama yeterli değil.

 

Türkiye tüketimin son derece önemli olduğu bir yer. Sadece 65 milyon dediğimiz zaman bile, pat diye ön plana çıkıyoruz. Avrupa Topluluğu ile de aynı derecede bir potansiyel söz konusu. Tüketim malları, perakendecilik ve dağıtım sektörlerinde de büyük hareketlilik olacak. Bu kapsamda yapısal değişim, şirket el değiştirmeleri ve yeni yatırımlar bekliyoruz.

 

Uzun yıllar inşaat sektöründe çalıştık. Son dönemde bu alan oldukça geride kaldı. Halbuki Türkiye’de krizler nedeniyle pek çok proje atıl durumda. Burada da şimdi bir hareketlilik beklenebilir. Sektör talep etmediği için, uzun süredir inşaatta gelişmiş insan kaynağı ihtiyacı yoktu. Ancak, artık talebin artacağını düşünüyorum.

 

Sağlık ve eğitim, her zaman Türkiye’nin geride kalan alanları. Bu sektörlerde de şimdiye kadar doğru düzgün bir hareket olmadı. Bunlarda da olabilir.

 

GÖZDE POZİSYONLARA DİKKAT

 

Finans sektöründe önemli kayıplar oldu. Hem de ilk adımlar bu sektörde atıldı. Bu nedenle önümüzdeki dönem hem reel sektör şirketlerine hem finansal kurumlara, finans kökenli yöneticiler gelecek.

 

Bunun yanı sıra, pazarlama yöneticileri önem kazanıyor. Bir sonraki aşamadaysa, yeni şirket kurulmaları ve oluşmalarıyla birlikte genel müdürler, en çok aranılan kimseler olacak. Bir de Türkiye’de iyi yetişen yeni bir grup oluşmaya başladı. Bunlar, şirketleri yeniden yapılandıranlar. Hangi pozisyon olursa olsun, bu kişilere bir süre daha ihtiyaç olacak. En üst düzeyde de, orta kademelerde böyle insanlara ihtiyaç büyük.

 

Bir de ilginçtir; yeni dönemde “Şirket yasal işler direktörleri” gibi pozisyonlar ortaya çıktı. Bu, birçok şirketin şimdiye kadar göz ardı ettiği bir konuydu. “Halkla ilişkiler” ve “Legal Director” denilen “Yasal işler direktörleri” pozisyonları önem kazanacak. Bu pozisyon, hukuk altyapısı gerektirecek ama avukat gibi de iş yapmayacak. Aynı zamanda yönetim de bilmesi gerekecek.

Türkiye’deki müşterilerimiz arasında daha çok yabancı şirketler bu pozisyonlara eleman alıyorlar. Yerli şirketlerse henüz hala mali müşavirlik düzeyinde çalışıyorlar.

 

YÖNETİCİLERE KRİTİK TAKTİKLER

 

Öncelikle, adım atarken dikkatli ve soğukkanlı olmaları gerekiyor. Önlerine çıkan fırsatı iki kat daha fazla tereddüt edip incelemeliler. Kim ne derse desin, Türkiye’de, önümüzdeki dönemde neler olacağı çok açık değil. Bugün etraf pek çok gizli batak şirketle dolu. İşin aslını kavramak gerekiyor.

 

Örneğin aile şirketleri için kurumlaşma başlamış mı, ikinci üçüncü kuşaklar işe girmeye başlıyor mu ve onların tavırları nasıl, bunu anlamak lazım. Tek kişiyle, sadece patronla konuşmayıp onun yanı sıra, mutlaka ve mutlaka şirketin içerisinde yer alan aile üyeleri ile konuşmak gerekiyor. Bu sadece genel müdür seviyesi için değil, alt pozisyonlarda da yapılması gereken bir şey. Sonuçta, çok irdeleyici olmak, ilk söylenen sözlere inanmamak, biraz da ev ödevi yapmak gerekiyor. Ardından da şirketin ne derece sağlam olduğunu anlayıp, teklif kabul etmekte yarar var. Bunlar her zaman yapılması gereken şeyler ama şu ortamda özellikle tavsiye ediyorum.

 

Yabancı bir şirketten başka bir yabancı şirkete geçmek söz konusuysa, iddialara ve Türkiye’de yaptıklarına değil, o şirketin dünyadaki konumuna bakmak gerekiyor. Bugün örneğin bir X şirketine geçiyorsunuz ama sonra bir bakıyorsunuz Amerika’da şirket kapanıyor.

 

YARININ YÖNETİCİLERİNE MESAJ

 

Onları açıkçası zor bir dönem bekliyor. Ancak, yine fırsatlardan yaklaşmaları gerekiyor. Çin atasözünden yola çıkarak, “Bu toz dumanın, onlar için biraz da şans anlamına” geldiğini söyleyebilirim.  Örneğin şu anda kariyere atlamıyorlar ve önlerinde bir iki seneleri varsa, bu sancılardan geçtikten sonra, geminin rotası doğru devam ederse, çok parlak günler bekliyor.

 

Bundan başka, yönetici dünyasına katılmayı düşünüyorlarsa, daha üniversitedeyken bu konulara odaklaşarak, rotalarını ona göre çizip plan yapmaları gerekiyor. Bazı konularda kendilerini geliştirmeleri, silahlandırmaları ve aynı zamanda sektör incelemelerine bakmaları da önemli. Özellikle sektörlerin dünyada ve Türkiye’de nereye gittiğini izlemeliler.

 

Bunun dışında uzmanlıklara yönelmeliler. Örneğin finansta özel bankacılık, bireysel bankacılık gibi pek çok dal var. Bu alanlardan birine odaklanmak gerekiyor. Daha fazla olgunluk ve irdeleme onlar için mutlaka yararlı olacak. Adaylar şirketleri sorgulamalılar. Bir kurumun karşına geçince bütün bunlara ihtiyaçları olacak.

 

Dünyanın en iyi beş “headhunter”ı arasında tek Avrupalı şirket olan Egon Zehnder International 1964’te kuruldu. Halen 35 ülkede, yaklaşık 300 danışmanla faaliyet gösteriyor.

 

Egon Zehnder International, üst düzey yönetici bulmanın yanı sıra, uluslararası düzeyde yönetici değerlendirme ve bağımsız yönetim kurulu üyelerinin şirketlere kazandırılması alanlarında da uzman.

 

Türkiye’nin, üst düzey yönetici pozisyonlarında uzman, en eski insan kaynakları danışmanlığı olan Egon Zehnder, Türkiye’deki şirketlere uzman olduğu üç ana konunun dışında “challlenge management” adı verilen “yetenek yönetimi” danışmanlığı veriyor. TUSİAD’la işbirliği içerisinde Türkiye’de şirketlerin kurumsallaşması ve kurumsal yönetimi alanlarında da danışmanlık veren firma, bu alanda özellikle aile şirketlerine destek veriyor.

 

Heidrick&Struggles, dünyada ve Türkiye’de en çok tanınan “beyin avcısı” şirketlerden. İnsan kaynakları alanında, özellikler üst düzey yönetici bulma işinde büyük bir deneyime sahip. Türkiye’de ise şirketin başında Ayşegül Aydın var. Uzun yıllarını bu işe veren Aydın, 2002 yılıyla birlikte canlanmanın başladığını, haftada 3-4 teklif yetiştirmek zorunda kaldıklarını söylüyor. Ancak, bu canlanmanın çok da güçlü olmadığına dikkat çekiyor. Canlanacak sektörlerin başında teknolojiye dikkat çekiyor ve “Geniş bir yelpazede, perakendecilik, tüketici ürünleri, dayanıklı tüketim ürünleri ve teknoloji bizim işlerimizde başı çeken alanlar “diyor.

 

<b>“TEKNOLOJİ PARLAYACAK”

 

Ayşegül Aydın / Heidrick&Struggles Yöneticisi

 

Sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada ilk kez bu boyutta yaşanan bir krizle karşı karşıyayız. Yurt dışında Heidrick&Struggles'ın işleri nasıl etkilendi diye bakıldığında, gördüğümüz Türkiye'den oldukça farklı. Heidrick gelişmiş pazarlarda dev şirketlerle çalışıyor. Bu şirketler, vizyoner ve yenilikten korkmayan yapıda oldukları için, böylesine ciddi bir krizle karşı karşıya kalınca her şeyden önce tepe yönetim kadrolarını gözden geçirdiler. Bu değerlendirme sonucunda ise birçok büyük, orta ve küçük ölçekli şirkette tepe rollerde değişiklikler meydana geldi. 

 

Türkiye’de ise 2000 yılı bizim işlerimiz açısından çok parlak bir yıl oldu. Bu parlak dönemde yerli ve yabancı tüm şirketlerin hızlı bir büyüme içerisinde olduklarını, insan kaynağı anlamında birçok işe alım yaptıklarını gördük Bu dönemde şirketler geleceğe cesaretle bakıp bizlerden tepe yöneticiler; CEO'lar ve hatta CFO, CIO ve CTO'lar istediler. Ancak hemen arkasından kriz gündeme geldi ve bu projelerin önemli bölümü, daha doğrusu Türk şirketlerine ait olanı askıya alındı.  


Bunların yanısıra, yurt dışından cesaret bulup Türkiye’ye yatırım yapan şirket sayısı azken, bir de burada olup da gitmeye karar veren şirketler oldu. Çok üzücü. Ve daha da acısı çok daha büyük ölçekli yabancı operasyonların da, 2002 sonu gibi isler düzelmezse, gitme kararı alma aşamasında oldukları da bir gerçek.


CANLANMA İŞE ALIMA YANSIDI MI?

 

Krize rağmen, bizim işlerimiz 2001 Temmuz ayına kadar son derece canlı ve keyifliydi. 11 Eylül'deki olaylar ve bombalar, Türkiye’de başımıza düşmüş kadar ciddi bir etki yarattı ve işler Aralık ayına kadar çok yavaş bir seyir içerisine girdi. Haklı olarak müşterilerimiz önlerini göremiyor ve dolayısıyla da devam etmekte olan projeler sonuca gidemiyordu. Ancak, 2002 yılı başı ile birlikte Türk pazarı yeni yıla insan kaynağı araması ve işe alması açısından çok hızlı girdi. Haftada 3-4 teklif yetiştirmek zorunda kalıyoruz. Ocak ayından bu yana ekip olarak her hafta sonu çalışıyoruz. Bu dediğiniz gibi bir hareketlenmeye işaret ediyor.

 

Havanın pozitif olduğu söylenebilir. Ancak, bu pozitif rüzgarı, çarkı destekleyecek gerçek düzelmenin olmadığının farkındayız. Türkiye’nin politik ve ekonomik konjonktürü bu yılın geri kalan döneminin ve önümüzdeki yılın akıbetini belirlemede çok kritik bir rol oynayacak ve hep birlikte neler olacağını göreceğiz.

 

ÖNE ÇIKACAK SEKTÖRLER


Orta donemde ben teknoloji alanında bir toparlanma ve ayağa kalkma bekliyorum. Ancak, diğer alanlarda tüketicinin harcanabilir para miktarında bir düzelme olmadığı sürece pek bir hareketlenme olamayacağını düşünüyorum.

 

ABD pazarında ilk 3 aylık verilerin beklenin oldukça altında kaldığını ve Avrupa’nın da eski parlak günlerinden uzak olduğunu da biliyoruz. Lokomotif reel sektörlerde gerçek kımıldama olmadan Türkiye'de hiç bir alanda çok pozitif sonuçlar görmeyi bekleyemeyiz.


GÖZDE POZİSYONLARA DİKKAT

 

Bizim işlerimizin çoğu yabancı şirketler için ele aldığımız yönetici arama ve/veya yönetim kadrolarının değerlendirilmesi (management assessment) projeleri oluyor. Yönetici arama projeleri her alandan ihtiyaç gösteriyor. Geniş bir yelpazede, perakendecilik, tüketici ürünleri, dayanıklı tüketim ürünleri ve teknoloji bizim işlerimizde başı çeken alanlar.

 

Kriz öncesi dönemde otomotiv ve üretim de oldukça hareketli alanlardı, oysa şimdi bu sektörlerde ihtiyaç veya değişim az. Finans her ne kadar çok sayıda işten çıkarma ile boğuşuyorsa da, özel bankacılık gibi yeni patlayan fırsat alanlarında ciddi talep oluyor. Keza, teknoloji sektöründe de başarılı, kalıcı ve vizyon sahibi yöneticileri sürekli arıyoruz. Tepe yöneticilerin sorgulanması ve değişimi cesaretliliğini gösterebilen şirketler için de "Chief" projelerine imza atıyoruz.


YÖNETİCİLERE TAKTİKLER


İş arayan, iş değiştirmek isteyen yöneticiler, öncelikle hangi danışman kuruluşlara gideceklerine ve özgeçmişlerini paylaşacaklarına dikkat etmeliler. Özellikle krizle beraber kalite iyice düştü ve etik anlayış, gizlilik unutuldu. Adayın piyasada bilinirliği ne kadar az ve öz olursa, bizim için o kadar değerlidir.

 

Tüm dünya çok bir donemden geçiyor. Tüm kuruluşlarda neredeyse üç kişinin işini bir kişi yapıyor veya işler hızla bu yönde gelişecek. Bu anlamda her çalışanın daha verimli çalışması, zamanını daha iyi yönetmesi, işi ilk seferde ve hatasız üretmesi, daha dayanıklı olması gerekiyor.

 

Son zamanlarda çok iyi şirketlerden kişilerin, uzun çalışma saatlerine ve ağır iş yüküne dayanamadıkları için ayrıldıklarını görüyoruz. Bu bence doğru bir tutum değil. Bu dönemi ayrıcalıklı bir dönem olarak görmeli ve ellerinden gelenin en iyisini ortaya koymaya çabalamalılar. Sebep ne olursa olsun, işten ayrılma kararı vermeden önce kişiler kendilerini iyi sorgulamalılar ve hayallere kapılmamalılar.


GELECEĞİN YÖNETİCİLERİ


Heidrick & Struggles olarak "Talent Search" adını verdiğimiz özel bir genç yetenek arama bacağımız var. Ancak, bu servisi sadece bizimle köklü bir ilişki içerisinde olan, uzun dönemli bir


bakış açısına sahip, insanin her şeyin başında geldiğine inanan ve onlara yatırım yapan müşterilerimize sunuyoruz. Bu bağlamda, geleceğin parlak yönetici adaylarına tabii önerilerim var.

 

Benim en önem verdiğim şeylerden bir kaçı, paragöz davranmaları, cesaretli ve dirayetli olmaları, çok çalışmaları ve böylece gerçekler üzerine oturan bir kendine güven geliştirmeleri. Tecrübeye saygı göstermeleri, paylaşmaları ve aynı zamanda yenilikleri denemekten korkmamaları.

 

Farklı bir gözle olayları ve dünyayı görmeye çalışmaları ve doğru oranda risk alabilmeleri. Kolay şımarmamaları ve kalıcı başarının hiç bir zaman kolay gelmediğini iyi bilmeleri ve dirsek çürüterek kariyer merdivenini adım adım tırmanmaları. Ayrıca, tabii sık aralıklarla iş değiştirmemeleri ve ahlaklı birer insan olmaları.

 

Heidrick & Struggles, 47 yıllık geçmişi ile ciro, imaj ve tanınırlık ölçümlerinde dünyanın en iyi danışmanlık şirketleri sıralamasında bir numarada yer alıyor.  İnsan kaynakları alanında dünyanın çeşitli bölgelerindeki ofisleriyle hizmet veren şirket, Ocak 2001’inden beri Türkiye pazarında yer alıyor.

 

Dünyada Fortune 500 şirketlerine en üst düzeyde hizmet vermesi ile tanınan Heidrick & Struggles, ağırlıklı olarak Yönetim Kurulu Üyelikleri, Başkan ve diğer tepe yönetim rolleri üzerinde çalışıyor. Uluslararası  bünyede şirketin sürekli müşterileri arasında AOL, IBM, Dell, General Motors, Citibank, HP, Compaq, AT&T, ABB, Wall-Mart, Burger King, Deutschebank, Merill&Lynch, Chase Manhattan gibi şirketler yer alıyor.

 

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER