Capital'e abone olun.

Daha Çok Yabancı

Türkiye’de birkaç yıldır bu yönde güçlü bir eğilim var... Koç Holding’in yönetim kuruluna yabancı yöneticileri dahil etmesi ise trendi güçlendirdi. Ardından, çok sayıda şirket aynı stratejiyi izled...

Son Güncelleme: 01.04.2002

Türkiye’de birkaç yıldır bu yönde güçlü bir eğilim var... Koç Holding’in yönetim kuruluna yabancı yöneticileri dahil etmesi ise trendi güçlendirdi. Ardından, çok sayıda şirket aynı stratejiyi izledi. Bazıları ise çeşitli yönetim kademelerine yabancı yönetici transfer etmeye başladı. Aynı eğilim, Avrupa’da da kendini gösteriyor. Özellikle yönetim kurullarında... İnsan kaynakları uzmanları, şirketlerdeki yabancı yönetici nüfusunun artmaya devam edeceğine dikkat çekiyorlar.

 

Son dönemde, özellikle Avrupa’da, şirketlerin tepe yönetiminde, yabancı yöneticilere yönelik talebin hızla arttığı, güçlü bir trend olarak değerlendiriliyor. Üst düzey yönetici pozisyonlarda uzman olan insan kaynakları danışmanları (headhunterlar), özellikle geçen 2 yıl içerisinde, uluslararası yönetici adayları arayan şirketlerin sayısının önemli bir artış gösterdiğine dikkat çekiyor. Egon Zehnder Londra ofisi partneri Ashley Summerfield, son bir yıl içerisinde tüm dünyada yaklaşık 250-300 yönetim kurulu düzeyinde yönetici yerleştirdiklerine dikkat çekiyor. Bunların yarısının uluslararası tecrübeye sahip olduklarına dikkat çeken Summerfield, “3 yıl önce bu oran sadece yüzde 10 idi. Bu büyük bir değişim” diyor.

 

Geçtiğimiz yıl içerisinde çok sayıda üst düzey yabancı yöneticiyi şirketin tepe düzeyine transfer eden P&G’nin CEO’su John Pepper bu eğilimi destekleyenlerden... Yabancı yöneticilerin, P&G’nin “dünya şirketi” olmasının en önemli göstergesi olarak kabul edildiğini belirten Pepper, “Satışlarımızın neredeyse ABD dışından geliyor. Avrupa, işimizin önemli bir çeyreğini oluşturuyor. Sonuç olarak net bir biçimde uluslararası tecrübeye ihtiyacımız var” diyor.

 

ABD’de ve Avrupa’da şirket yönetimlerinin büyük bir değişim içerisinde olduğuna dikkat çeken Pepper, Procter & Gamble’dan Fransız perakende devi Printemps’a kadar pek çok şirketin giderek daha fazla oranda yabancı yönetici talep ettiğini söylüyor.

 

Yabancılara ilginin nedeni

 

Yabancı yöneticilere olan talebin en önemli nedenlerinden biri, farklı pazarlara açılırken şirketlerin danışmanlığa ihtiyaç duyuyor olması. Bu pazarlarda çalışmış deneyimli yabancı yöneticiler, edindikleri tecrübeleri paylaşırken, nasıl hareket edileceği konusunda çok önemli ipuçları veriyorlar.

 

Şirketleri bu eğilime yönelten bir başka etken ise yönetim kurulu toplantılarında verimliliği arttırmak. Fransız INSEAD Yönetim Okulu profesörlerinden Philippe Haspeslagh, bu görüşünü, özellikle kıtalar arası yatırımı olan şirketlerin tercihleri için belirtiyor. Ona göre, örneğin ABD’li bir şirket, Avrupa’daki yatırımlarının başına ya da yönetim kuruluna kendi ülkesinden birilerini atadığında, büyük zaman ve verimlilik kayıpları ortaya çıkabiliyor.

 

Özellikle de yönetim kurullarının toplantı ve çalışma takvimlerinde bu sorunlar ortaya çıkıyor. Deniz aşırı uçuşlar ve bunlar için gereken zaman, şirketleri sıkıntıya sokuyor. Bu nedenle de denizaşırı şirketleri olan uluslar arası gruplar, yakın ülkelerden ya da o ülkeden yönetici atama yoluna gidiyor.

 

Zaten hesaplar da bunu destekliyor. Örneğin, Avrupa’da şirketlerin yönetim kurulları yılda 6-9 kez arasında toplanıyor. Hazırlık süreci, yemekler, komite çalışmaları ve kurul toplantıları derken, yöneticilerin yılda yaklaşık 20 iş gününü alıyor. Herhangi bir sorun ya da kriz söz konusu olduğunda, bu süre de otomatik olarak artıyor. Philippe Haspeslagh, “Yönetim kurulu toplantıları için başka şehirlere gitmek zorunda olan yöneticiler, toplantılara ayırdıkları zamana, bir de seyahat zamanını eklemek zorundalar. Transatlantik seyahatlerde bu zamana artı bir gün daha ekleniyor. Asya’ya seyahatlerde ise artı iki ya da daha fazla gün gerekiyor. Programları oldukça yoğun olan üst düzey yöneticiler için şirketten uzakta kalınan günler büyük sıkıntı yaratıyor” diyor.

 

Rekabet avantajı sağlıyor

 

Aslında Türkiye’de de yabancı yöneticileri yönetim kuruluna ya da çeşitli üst düzeylere getiren şirketlerin ortak bir amacı var... En azından çok sayıda amacından en öne çıkanı, uluslararası alanda ve sektörde rekabet avantajını yakalamak... INSEAD’dan Philippe Haspeslagh, şirketlerin uzun zamandır, global pazarın artan ve giderek daha komplike hale gelen taleplerini yerine getirmek konusunda da sıkıntı çektiklerine dikkat çekiyor. Ona göre, bu sıkıntı şirketleri daha tecrübeli yabancı yöneticilere yöneltiyor. “Uluslararası şirketlerin yönetimleri, uluslararası tecrübesi yetersiz lokal yöneticilerden oluşuyor ve global pazarın taleplerini yerine getirebilmek konusunda hayli sınırlı kalıyor” diyor.

 

Sonuçta uluslararası şirketler, yabancı yöneticilerle çalışırken daha esnek hareket edebileceklerini planlıyorlar. Diğer yandan da, yabancı yöneticilerle çalışmanın, dış pazarlara açılan şirketler arasında bir rekabet unsuru olduğunu da dikkate alıyorlar. Ayrıca, globalleşme idealini bir kenara bırakırsak, bir ya da iki yabancı yöneticiyi bünyeye katmak, şirketler için bir kültür devriminin de başlangıcı kabul ediliyor.

 

En önemli sorun lisan

 

Yabancı yöneticilerle çalışmanın yararlarının yanı sıra, bir takım zorlukları da var. Örneğin Avrupa’daki şirketler için dil önemli bir sorun. Daimler Chrysler gibi bazı firmalar kurul toplantılarının lisanını İngilizce olarak belirlemiş durumdalar. Ancak, pek çok şirket hala kendi lisanını kullanmaya devam ediyor. Bu da yabancı yöneticiler için ciddi bir sorun oluyor.

İngiliz Russell Reynold Danışmanlık şirketinin CEO’su David Shellard, geçtiğimiz yıl Madrid merkezli bir banka için İspanyolca konuşan bir yöneticiyi nasıl bulduklarını şöyle anlatıyor:

 

“Financial Times-Stock Exchange 200 Share” endeksinde yer alan tüm şirketleri taradık. Sadece iki şirkette İspanyolca konuşabilen yönetici vardı. Neyse ki bir tanesi bu pozisyonu kabul etti”.

 

Yabancılardan oluşan yönetimlerde, insanların toplantılarda konuşurken çoğu kez birbirlerinin ne dediğini tam olarak anlamadıklarını söyleyen İtalyan moda tasarımcısı Gucci Group’un başkanı Domenico De Sole de, yönetim kurullarındaki yabancılar için, “Farklı duyguları, farklı dünyaları var” diyor.

 

Türkiye’de neler oluyor?

 

Nicholson International yönetici ortağı Tanyer Sönmezer, bugün Türkiye’de ilk on büyük holdingin yönetim kurullarında farklı uzmanlık konularında yabancı yöneticiler olduğuna dikkat çekiyor. “Koç Holding’in yönetim kurulu’nda bugün üç yabancı yönetici var. Sabancı ve Eczacıbaşı gibi şirketler de yabancı yöneticilerle çalışıyor” diyen K Partners ortaklarından Alan Mellaart da, bunun son derece önemli bir gelişme olduğunun altını çiziyor ve şöyle devam ediyor:

 

“Yabancı yöneticiler şirketlerde çeşitli sorumluluklar alıyorlar. Türkiye’de bu yöneticileri yönetim kurullarında görüyoruz. Yabancı yöneticilerin, holdinglerin yönetim kurullarına girmesi Türkiye için globalleşmeye giden yolda çok önemli bir adım”.

 

Türkiye’deki yabancı yöneticilerin, Avrupa veya ABD yerine, daha çok gelişmekte olan ülke kökenli olması gerektiğine dikkat çeken Tanyer Sönmezer, “Yabancı yöneticilerle çalışmak, Türk şirketler için kesinlikle çok önemli bir artı. Özellikle daha önce aynı sorunlara başarılı çözümler üretmiş insanlar tercih ediliyor. Bu yöneticiler hedef pazarlar konusunda şirketler için çok değerli bilgilere sahipler “diyor.

 

Yabancı yöneticilerin şirketlere farklı bakış açıları getirdiğini belirten Sönmezer, yabancıların  objektif yaklaşımları, benzer sorunlara denenmiş çözümleri, global düşünme becerileri, değişime verdikleri destek ve uzmanlıklarıyla şirketlerde alt kadrolar için farklı bir "role model" gösterdiklerini de ifade ediyor.

 

Trend iki yönlü gelişiyor

 

Uzmanlar, Türkiye’de yabancı yönetici trendinde iki yönlü bir gelişim olduğunu söylüyorlar.

 

Buna göre, çokuluslu firmalar Türkiye’de şube açtıklarında, merkezlerinden yönetici ataması yapıyorlar. Böylece ana şirket stratejilerinin, iş yapma biçimlerinin ve kültürünün aktarılabilmesini hedefliyorlar. Bir yandan da şirket merkezinin, yerel operasyonu daha yakından takip edebilmesini amaçlıyorlar.Andersen Danışmanlık’ın insan kaynakları uzmanlarından Müge Yalçın, bunun için, genellikle genel müdür ve mali işler müdürlerinin ana şirketten gönderildiklerini söylüyor.

 

Müge Yalçın, burada bir başka konuyu da dikkat çekiyor. Ona göre, çok uluslu şirketler, Türkiye’ye yabancı yönetici gönderdikleri gibi, tersini de yapıyorlar. Özellikle son yıllarda şirketlerin Türkiye ofislerinden çok sayıda yönetici, yurtdışı ofislerde de görev üstlenmeye başladılar. Müge Yalçın, “Özellikle son yıllarda bu yönde önemli bir hareketten söz edebiliriz. Çok sayıda Türk yönetici yurtdışına transfer oluyor” diyor.

 

AB’ye girişin etkisi

 

Alan Mellaart, yabancı yönetim kurulu üyelerinin şirketlere en büyük faydasının, yatırım yapılan ülkenin iş ahlakı ve kültürü ile ilgili bilgi verebilmesi olduğunu söylüyor. Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde yabancı yöneticilerin Türk şirketleri için çok daha önemli hale geldiğine dikkat çeken Mellaart, “Hataların hem zaman hem de para kaybına yol açtığı bir süreçte, yabancı yöneticilerin tavsiyeleri kritik bir hale geliyor. Çünkü, bu kayıplar, yabancı yöneticiler tarafından ortadan kaldırılabilir” diyor.

 

Mellaart’ın dikkat çektiği bir başka konu ise Avrupa’ya yatırım ve ihracat yapmak isteyen şirketlerin durumu. Bu şirketlerin pazarı iyi tanıması gerektiğini belirten Mellaart şöyle devam ediyor:

 

 “Avrupa pazarlarını tecrübe etmiş yabancı yöneticiler, bu pazarlara açılmak isteyen şirketlere; iş yapılacak ülke ile ilgili hukuki bilgi, vergi sistemleri vs. gibi ülkenin finansal gerekleri ile ilgili detaylı bilgi verebiliyor. Pazar tecrübesi ve  kültüre yakınlığı ile de şirketin iş planlamasına yardımcı oluyor. Ayrıca, insan kaynakları, iş stratejileri gibi konularda da tavsiyelerde bulunuyor”.

 

“HOLDİNGLERDE YAYGIN”

 

Murat Kaan Güneri/Heidrigg&Struggles

 

Yönetim kurullarında yabancı yöneticilere olan eğilimin daha çok büyük holdinglerde görüldüğünü belirten Heidrigg & Struggles Türkiye yönetici ortaklarından Murat Kaan Güneri,  Türkiye’deki eğilimi şöyle değerlendiriyor:

 

<b>ÇOK SESLİLİK GETİRİYOR Türkiye’de de yabancı yöneticilere olan talep artıyor. Bunun dışında, özellikle büyük holding şirketlerinde, ‘board level’ pozisyonlarına başka şirketlerden yöneticiler getirme eğilimi de dikkati çekiyor. Koç Holding örneğinde olduğu gibi. Bugün Nestle’nin CEO’su Koç Holding’in yıllık board toplantılarına katılıyor. Bu bir çok seslilik getiriyor.

 

Sabancı Holding de kurum dışından Can Paker ile Lütfi Yenel’i getirdi. Teknoloji şirketlerinin yöneticilerine bakarsanız, bu şirketlerde de aynı eğilimi görebilirsiniz. Örneğin Doğan Online’da Hanzade Doğan ‘board’a çekildi ve yerine Amerikalı Türk olarak adlandırabileceğimiz Priceline’ın yöneticilerinden Taner Özmen getirildi.

 

<b>RİSKLER DE VAR MI? Türkiye’nin kendine özgü koşullarını anlamak belli bir oryantasyon süreci gerektiriyor. Yerli şirketler bu riski alamıyorlar. Getirdikleri yöneticiyi Türkiye’nin enflasyonist ortamıyla baş edip edemeyeceklerinden endişe ediyorlar. Türkiye’de networking, yani ilişkiler ağı çok önemli. Bir yabancı için bu kapıları açmak, ilişki kurmak oldukça zor. Yabancı yatırımcı geldiğinde her 1 dolar için ekstra 2 dolar maliyet ödüyor. Bunu yapmak yerine, yabancı şirketler, Türk ortaklarıyla bu durumu verimli hale getirmeye çalışıyorlar”.

 

BORUSAN’A GLOBAL BAKIŞ

 

Geoffrey Cheetham/Borusan Teknoloji

 

Borusan Teknoloji, geçtiğimiz aylarda yurtdışından “yönetim kurulu”na (board members) bir üye transferi gerçekleştirdi. Daha önce British Telecom’da üst düzey yöneticilik yapan Geoffrey Chetham, yabancı yöneticilere olan talebin Türkiye’de de arttığını söylüyor. “Ben de bu trendin bir sonucu olarak buraya geldim” diyen Cheetham, bu eğilimi yaratan etkenleri şöyle değerlendiriyor:

 

<b>GLOBAL DÜŞÜNMEK Artık şirketler sınırlarını genişletip, uluslararası düşünmek zorundalar. Bu noktada dünyada çeşitli bölgelerde iş anlamında neler olup bittiğini takip etmek gerekiyor. Uluslararası tecrübe, bugün artık rekabet açısından da son derece büyük önem taşıyor.

 

Uluslararası arenada kültürel farklılıklar söz konusu, ancak tüm dünyada iş yapma biçimlerinde bazı standartlar da oluşmuş durumda. Teknolojinin hızla gelişmesi şirketlerin global pazarlara açılmalarını kolaylaştırıyor. İstanbul’a geldiğimde Kapalıçarşı’ya gittim ve www.mygrandbazaar.net adresini gördüm, çok şaşırdım. İşte bu uluslararası bir standart. Yabancı yöneticilerin gelip farklı ülkelerde farklı şirketlerde çalışmaları bu trendin sadece bir parçası.

 

<b>FARKLI KÜLTÜRÜ TANIMA Yabancı yöneticiler şirketlere bir takım faydalar sağlarken, onlar da çeşitli fayda sağlıyorlar. En başta farklı kültürleri ve iş yapma biçimlerini öğreniyorlar. Yabancı yöneticilerin şirketlere en büyük faydası, yine tecrübeleri oluyor. Bu yöneticiler yeni pazarlar için daha önceki tecrübelerinden yola çıkarak pek çok yeni senaryo üretebiliyorlar.

 

<b>BEN DENEYİM GETİRDİM Benim Borusan’a getirdiğim en önemli şey, deneyimim. Borusan’da öncelikle ve hızla şirketin şu anda tam olarak neler yaptığını, nasıl bir yapıya sahip olduğunu anlamaya çalışacağım.  Amacım, bu yapıyı elimden geldiğince çabuk biçimde anlayıp, board’un geri kalanına yaptığımız işin mevcut ve gelecek için potansiyellerini ortaya çıkarmak konusunda yardım etmek. Bundan sonra da amacımızı gerçekleştirmek için yeni stratejiler geliştireceğiz. Farklı bir kültürden farklı bir ekonomik yapıdan geliyor olmam daha direk sorular sorabilmemi sağlıyor. 

 

PAZARI İYİ ANLAMAK Yabancı yöneticiler için en önemli şey, çalıştıkları ülkenin koşullarını iyi anlamak. Her ülkenin kendine göre koşulları var ve bunlara uygun hareket edildiğinde hiçbir problem yok. Türkiye’de ekonomik olumsuzlukların yanında güzel gelişmeler de var. Örneğin teknoloji hızla gelişiyor. Türk şirketleri de bu teknolojilerini son derece iyi kullanıyorlar. Pazar için tüm olanaklara baktığımızda, gelecek için son derece güzel bir tablo olduğunu söyleyebilirim. 

 

YABANCI YÖNETİCİ SAYISI ARTIYOR Bugün dünyanın her yerinde pek çok şirkette yabancı yönetici görev yapıyor. İngiliz Burberry’s firmasının CEO’su bir Amerikalı... British Telecom’un CEO’su Belçikalı, yine British Telekom’un en önemli departmanlarından birinin başında bir Fransız var. Pek çok Alman yönetici Hollanda’da, pek çok Hollandalı yönetici Almanya’da ve İngiltere’de çalışıyor. Son derece kendi içine dönük bir ülke olan Fransa’da bile pek çok Fransız şirketin Yönetim Kurulu’nda giderek daha fazla yabancı yönetici görüyoruz”.

 

“YABANCI ŞİRKETLERDE ÇALIŞMAK VİZYON KAZANDIRIYOR”

 

Turhan Turgut

 

Suudi Arabistan'ın Dabbagh Grubu’nda CIS operasyonlarından sorumlu başkan yardımcısı olarak çalışan Turhan Turgut, yabancı yönetici olarak edindiği tecrübeleri ve yabancı yöneticilerin şirketler için sağladığı faydaları şöyle anlatıyor:

 

“Yabancı bir şirkette yabancı yönetici olarak tecrübem, Suudi Arabistan'ın Dabbagh Grubu’nun CIS operasyonlarından sorumlu başkan yardımcısıyken oldu. Ortadoğu'daki büyük aile şirketleri yabancı yönetici çalıştırma oranı olarak sanırım ki dünyada en ileri noktada yer alıyorlar.

 

Benim firmaya olan en büyük katkım, özellikle Türk cumhuriyetlerine açılmaları konusunda, kültür yakınlığına dolayısıyla verdiğim hizmetler oldu. Pazarların bulunması ve geliştirilmesinde birinci derecede rol oynadım. Benim için ise birbirinden farklı iş yapma alışkanlık ve kültürüne sahip insanlarla bir arada olmanın verdiği vizyon genişliği en büyük kazanç oldu.

 

Türkiye’de finans sektörü dışında yabancı yöneticilere olan talebin fazla olmadığını düşünüyorum. Bunun en önemli nedeni iş yapma kültüründeki farklılık. Eğer ilgili şirketin operasyon alanı Türkiye ise yabancı yöneticinin yararının az olacağı fikrindeyim. Doğaldır ki, bu söylediklerim yabancı ortaklı JV'ları kapsamıyor. Yabancıların iş etiği, kurumsal kültürü ve personele yaklaşım tarzları bizden oldukça farklı”.

 

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER