Capital'e abone olun.
MİLENYUM KUŞAĞI NELERİ DEĞİŞTİRECEK?

Milenyum Kuşağı Neleri Değiştirecek?

Özgürlüklerine düşkünler, iş konusunda son derece seçiciler, sadakat hisleri zayıf ve otoriteye meydan okuyorlar... Uzmanlar, 4-24 yaş arası bireyleri kapsayan Milenyum Kuşağı’nın bugün 20-24 yaş a...

Son Güncelleme: 01.06.2006

Özgürlüklerine düşkünler, iş konusunda son derece seçiciler, sadakat hisleri zayıf ve otoriteye meydan okuyorlar... Uzmanlar, 4-24 yaş arası bireyleri kapsayan Milenyum Kuşağı’nın bugün 20-24 yaş arasında olan kesimini böyle tanımlıyor. Bu kuşak, iş dünyasında da yavaş yavaş yükseliyor. Gelecek 5-10 yıl içinde yönetici pozisyonlara yerleşecek ve iş dünyasına damgalarını vuracaklar. Bazı şirketler, Türkiye’deki nüfusun yüzde 25’ini oluşturan milenyum kuşağının beklentilerini anlamak için özel araştırmalar yaptırıyor. 

Bir zamanlar 68’liler vardı…Bol paça pantolonları, uzun bakımsız saçları ve tüketime karşı olan duruşlarıyla bir döneme damga vuran. Kimi “çiçek çocuk” olup hippi hayatı yaşıyordu, kimi dünyanın sorunlarını çözmeye çalışıyordu. Hangi yolu seçmiş olurlarsa olsunlar para kazanmayı ve kariyer sahibi olmayı reddetme ortak noktasında buluşuyorlardı. Ancak bu kuşak ve beklentileri 70’lere uzansa da, hayat felsefeleri 1980’lerle birlikte yenilgiye uğradı.

Onların yerine tam zıt bir kuşak oluştu.“Milenyum kuşağı”, diğer adıyla “Y kuşağı” önce Amerika’da sonra da bütün dünyada farklı bir jenerasyon olarak dikkat çekmeye başladı.

Sosyal bilimcilerin 1982-2002 yılları arasında doğanlar olarak tanımladığı milenyum kuşağının en önemli ortak özellikleri kendilerine güven, özgürlük, bireysel yaklaşım, teknoloji tutkunluğu ve hız olarak sıralanıyor. Hatta erken davranıp çalışmaya başlayanlar da var. Öyle ki, şirketler Y kuşağının beklentilerine göre kendilerini yenilemeye başladı bile. Türkiye’deki nüfusun yüzde 25’ini de 4-24 yaş arasındaki bu kuşak oluşturuyor. Bu kuşağın mensupları arasında 20’li yaşlarının başlarında olanlar da artık iş hayatına girmeye hazırlanıyor.

Garanti Bankası İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Erün, bu kuşağın mensuplarına yönelik bir araştırma gerçekleştirdiklerini belirtiyor ve ekliyor:

“İş yaşam dengesi onlar için çok önemli. Çalıştıkları kurumun, gelişimlerine katkıda bulunmasını bekliyorlar. Monoton olmayan bir çalışma ortamı istiyorlar. Biz de bunları göz önünde bulundurarak işe alım süreçlerimiz ve kariyer planlama adımlarımızda bazı düzenlemelere gittik.” İş hayatında çok daha sık göreceğimiz milenyum kuşağını ve şirketlerin bu kuşağı nasıl değerlendirdiklerini araştırdık.

Türkiye’de üçte biri çalışıyor
Türkiye’de bu kuşağın temsilcilerinin sayısı diğer ülkelere göre çok daha yüksek. Genç nüfusu fazla olan Türkiye’de, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 20-24 yaş arasında ortalama 7 milyon kişi var. Bunların yaklaşık 2 milyon 300 bini ise çalışıyor. Üniversite öğrencileri çıkarıldığında ise 3 milyonu aşan bir işgücü potansiyeli var. Bu potansiyel içinde 650 bin kişi ise iş aradığı halde bulamıyor ve işsiz kategorisinde yer alıyor. Türkiye’de gençlere yönelik araştırmalar, bu kuşağa mensup kişilerde benzer ortak özelliklerin ağır bastığını ortaya koyuyor. Ortak özellikleri ise şöyle sıralanıyor:

* Danışmanlık, finans ve bilişim sektörlerinde çalışmayı tercih ediyorlar. 

* İş arama yöntemlerinin elektronik ortamlara taşınmasını benimsiyorlar.

* İş ararken önem verdikleri faktörler sırasıyla şirketin kimliği, çok uluslu olması, sunulan kariyer ve eğitim olanakları.

* Mezun olduktan sonra 4-6 ay arasında iş bulabileceklerini düşünüyorlar.

* Milenyum kuşağındaki gençlerin yüzde 58’i iş bulma endişesi taşıyor.

* Yaşanan krizlere rağmen geleceğe olumlu bir gözle bakıyorlar.

* İş yaşamına atıldıktan 4-6 yıl sonrasında kendilerini yönetici pozisyonunda görüyorlar.

* Girişimci ruhları diğer kuşaklara göre çok daha yüksek. Kendi işini kurmak isteyenlerin oranı yüzde 45’i geçiyor.

Yatay iş ilişkisi kuruyorlar
Bu kuşak, aslında önceki hiçbir kuşağa benzemiyor. Kuru, soğuk ve kurumsal iş hayatını sevmiyorlar. Hiyerarşinin olduğu ortamlarda çalışmaktan kaçınıyorlar. MY Executive danışmanlarından Elif Baydar da bu görüşte. Ona göre, Milenyum kuşağı mensupları dikey bir yapılanmadan kaçınarak yatay iş ilişkisi kuruyor. Değerine inandıkları ya da değer kattıkları işlerde çalışmayı tercih ediyorlar.

Baydar, Milenyum kuşağı ile ilgili ortaya çıkan bir diğer unsurun da “girişimcilik ruhu” olduğuna değiniyor ve ekliyor: “İş hayatında artık kendi işini kurmak isteyen, yaptığı işten tatmin olmayan, daha fazlasını talep ve hayal eden yeni bir kuşak dikkat çekiyor. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de girişimci yeni nesil sayıca artıyor.”

Baydar, yeni neslin özgürlüğe olan düşkünlüğünün iş hayatına da yansıdığını belirterek şöyle konuşuyor: “Milenyum kuşağındakiler özgür, iletişime önem veren, seçici, kendine güvenen bir yapıya sahip ve esnek bir çalışma ortamını tercih ediyorlar. Rutin işlerden sıkılıyor, yaratıcılıklarını katarak farklılık yaratmak, işe katkısını görmek ve sonucunu almak istiyorlar.”

Bir önceki neslin “ömür boyu çalışma” ve “şirkete bağlılık” kavramlarının da artık gerilerde kaldığına değiniyor. “Yeni neslin işe bakış açısı, kendi kişiliğini yansıtmak ve yaşamını sürdürecek bir gelir elde etmekten ibaret. Bu kuşak bilgisini en iyi değerlendirecek organizasyonlarda yer almak ve kendisini olabildiğince özgür hissetmek istiyor” diyor.

İş konusunda seçiciler
Kendine güvenen ve ne istediğini bilme konusunda geçmiş kuşaklara göre çok daha kendisini eğitmiş olan milenyum kuşağı, istediği işi yapmak konusunda çok titiz davranıyor. Hatta bu konuda hiç taviz vermeyebiliyor. Öyle ki, sevmedikleri bir işi yapacaklarına işsiz kalmayı bile tercih edebiliyorlar.

Bu görüşe Human Resources Management Kurucu Ortağı Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka da katılıyor. İş arama süreçlerinde çok bilinçli davrandıklarına dikkat çekiyor. İnternet sayesinde şirketler hakkında her türlü bilgiye sahip olduklarına ve daha seçici davranabildiklerine değinerek, şunları söylüyor:

“Basından ya da şirketlerin web sayfalarından iş görüşmesine gitmeden önce detaylı bilgi edinebiliyorlar. Yabancı dil bilen yeni mezunlar mutlaka çok uluslu şirketlerde çalışmak istiyor. Yeni bir iş seçeneği gündeme geldiğinde, çalışacakları şirket konusunda çok daha seçici davranıyorlar. Mezun olduktan sonra istedikleri nitelikte bir iş bulamadıkları takdirde, çoğu beklentisinin altında bir şirkette ya da iş tanımında çalışmak yerine işsiz kalmayı tercih ediyor.”

Nazlıaka, Milenyum kuşağının kendilerinden önceki kuşağın aksine, işin hayatlarının odak noktası haline gelmesini istemediğine değinerek şu tespitte bulunuyor: “Harçlıklarını ailelerinden alıyorlar, büyümek istemiyorlar, çocuksu zevklere sahipler.” 

İyi analiz edenler ellerinde tutacak
Bu jenerasyon iş dünyasında artık adından söz ettirmeye başladı. Bir kısmı üniversite döneminde olsa da erken davranıp, iş hayatına başlayanların sayısı hiç de azımsanmayacak düzeyde.

Üstelik 5 ile 10 yıl içerisinde bu kuşağın şirketlerin yönetim kademelerine yükselecek olmaları da düşünüldüğünde beklentilerinin analiz edilmesinin ne kadar önemli olduğu bir kere daha ortaya çıkıyor. Kendinden önceki kuşaklara kıyasla çok farklı özellik ve beklentileri olan milenyum kuşağını, iyi analiz eden ve yönetim stratejilerini bu doğrultuda değiştirebilen şirketler de “en iyi” insan kaynağını elde tutabilecekler.

Yönetim danışmanları, çok daha talepkar olan bu neslin, kişisel bilgi ve becerilerine yatırım yapıldığı sürece iş değiştirme olasılıklarının düştüğüne dikkat çekiyor. Ancak bu yapılmadığı takdirde, işe bağlılıklarının eski nesle kıyasla oldukça düşük olduğunu söylüyorlar. Kendilerini geliştiremediklerini düşündükleri noktada kolayca iş değiştirebiliyor olmaları da rekabetin arttığı günümüz iş dünyasında şirketler için dikkate alınması gereken en önemli konular arasında yer alıyor.

Bu noktada da insan kaynakları yönetimine çok iş düşüyor. Milenyum kuşağının beklentilerini doğru analiz edip, ona göre bir çalışma ortamı yaratan şirketler birçok pozitif özelliğe sahip olan yeni nesilden maksimum verimi alabilecekler.

Garanti yeni düzenleme yaptı
Bu yeni kuşağın özelliklerini ve beklentilerini kavrayan şirketler, bu konuda düzenlemelere başlamış durumda. Garanti Bankası İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Erün, işe alım süreçlerinde yıllar içerisinde değişen aday profilini gözlemlediklerini belirtiyor. Konuyu daha iyi değerlendirebilmek için geçen yıl yeni mezunlara yönelik bir araştırma gerçekleştirdiklerini söylüyor. Erün, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Araştırmanın bulguları ışığında yeni mezunlara yönelik işe alım süreçlerimiz ve bunu takip eden eğitim ve kariyer planlama adımlarında bazı düzenlemelere gittik. Gençlerle iletişim kanallarımızı ve yöntemlerimizi de farklılaştırma kararı aldık. Bu yıl itibariyle de bu yeni düzenlemeleri uygulamaya koyduk.”

Erün, gençlerin bankacılık kariyeriyle ilgili olarak, aynı üniversiteden mezun Garanti çalışanlarından oluşan ekiplerle bire bir iletişime geçmelerini sağlayacaklarını söylüyor. Garanti Bankası’nın iş-yaşam dengesi anlamında çalışanların sosyal hayatlarını da destekleyen bir kurum olduğunu belirterek “Çalışanlar için spor merkezi, hobi klüpleri, gezi ve kültürel faaliyetler gibi olanaklar var. Ancak bu aktiviteleri sürekli artırmaya ve çeşitlendirmeye çalışıyoruz” diye konuşuyor.

“Şirketlerin geleceği onların elinde”
Roche İnsan Kaynakları Direktörü Belgin Boydak, milenyum kuşağı mensuplarının şirketlerin 10-15 yıl sonrasının yönetim kadrolarını oluşturanlar olacağını vurguluyor. Bu gençlere, doğru yönlendirme yapabilmek gerektiğine dikkat çekerek, “Biz yapamadık onlar yapsın, görsün” diye büyütüldüklerini ve biraz hazıra alıştırıldıklarını söylüyor. Onlara doğru örnekleri göstermek gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürüyor: “Önce şirket, kurum adabı, sonra teknik gelişim, işyerinde olgunlaşma yani duygusal zeka gelişimi ve fedakarlık yapabilmeyi öğretmek önemli” diyor.

Boydak, bu kuşağın sağlam durabilen bir nesil olduğuna değinerek şunları söylüyor: “Milenyum kuşağının iş hayatındaki en karakteristik özelliği kendilerine güveniyor olmaları. Sağlam duruyorlar. Bu çok güzel. Yetiştikleri ortam ve dönem onları daha önceki nesillere göre kuralcılıktan uzaklaştırmış durumda. Bu da onların ilk işe başladıklarında kurumsal hayatın getirdiği kurallar karşısında sıkıntı yaşamalarına sebep olabiliyor. Belki de şirketlerde giderek artan rahat giyinme akımı bile bu yüzden.”

Üniversiteden yeni mezun adayları, çoğunlukla başlangıç pozisyonlarında değerlendirme şansı bulduklarını söyleyerek, gözlemlerini şöyle anlatıyor: “Özellikle satış gibi daha dinamik işlerde 20-25 yaş grubu adayları tercih ediyoruz. Enerjik ve hevesliler. Bu kuşağın en büyük artısı, iş hayatına duydukları ilgi ve heyecan. Bu heyecan, yapıcı biçimde şekillendirilebildiği zaman çok değerli ve ilerisi için potansiyel elemanlar yetiştirmek mümkün.”

AYŞE ÖZTUNA / PROFİL INTERNATIONAL KURUCU ORTAĞI

İŞ HAYATINDAN NE BEKLİYORLAR?

YÜZDE 10’U KENDİNİ TANIYOR Bu kuşağın içinde sadece yüzde 10'luk bir kesimin, eğitim yaşamı süresince gerçekten kendi yeteneklerini ve ilgilerini ortaya çıkarabilmek için uğraştığını görüyoruz.

İŞE ERKEN BAŞLAMALILAR Üniversite döneminde çalışan gençler, aslında çoğunlukla neler kazanacaklarının farkında olamıyorlar. Ancak bu işlerden beklediklerinin çok ötesinde bilgi ve deneyim ediniyorlar.

AİLE İŞİNDEKİLERİN ŞANSSIZLIĞI Kendi şirketlerine sahip olan ailelerin çocukları “şanslı” olarak görülse de, her zaman çok şanslı olmayabiliyor. Bu gençlerin kendilerini bulma, farklı sektör ve fırsatları görerek seçim yapma olanakları zayıf.

İŞTEN BEKLENTİLERİ YÜKSEK Özellikle parlak bir eğitim dönemi geçirenlerin kendilerine güvenleri tam oluyor ve iş dünyasından beklentilerini çok yüksek. En başta sorumluluğu bir anda üstlenmek ve hızla yükselebilmek arzusunda oluyorlar.

ABD’Lİ ŞİRKETLER DAHA UYGUN Onları bu açıdan tatmin edebilen şirket sayısı çok az. Ancak Amerikan sermayeli şirketler bu anlayışa yakın. Onlar, yeni pozisyonlar vererek değil, çeşitli projelerde yer alma imkanı tanıyıp, sürekli yeni alanlarda görevlere atayarak motivasyon sağlıyorlar.

FARKLI DENEYİMLER İLERLETİCİ Diğer şirketlere bakıldığında terfi, genelde unvana bağlı olarak gelişme noktasında olabiliyor. Halbuki yeni kuşak gençleri, 3 yıl aynı departmanda kalıp burada bazı terfiler almak yerine, değişik departmanlarda yaşanacak farklı deneyimler daha fazla motive edebiliyor.

AYLİN ÇOŞKUNOĞLU NAZLIAKA / HUMAN RESOURCES MANAGEMENT

“YÜZDE 45,6’SI KENDİ İŞİNİ KURMAK İSTİYOR”

NÜFUSUN YÜZDE 25’İ Türkiye nüfusunun yüzde 25’ini oluşturan milenyum kuşağı, yüksek niteliklere sahip. İş ararken en büyük beklentileri niteliklerini tam anlamıyla kullanabilmek. Bu nedenle de ilk iş deneyimlerinde karşılaştıkları bir olumsuzlukta çabuk pes ediyorlar. Ayrıca bu kuşak yurtdışında yaşama ve çalışma konusunda çok istekli.

KOLAY ADAPTASYON Bilgisayarlı, internetli bir dünyada yetişmiş bir nesil. Bu nedenle dünyayı, farklı kültürleri tanıyorlar. Teknolojiye olan yatkınlıkları sayesinde, hızlı değişimlere yatkınlar. Bu da onların adaptasyon yeteneğini çok güçlü kılıyor.

GİRİŞİMCİ RUHA SAHİP Ayrıca girişimci bir ruha sahipler. Bir araştırmaya göre, üniversite öğrencilerinin yüzde 45,6’sı kendi işini kurmak istiyor. Daha çok kendini düşünen, hırslı, rekabeti seven bir çalışan profili oluşturuyorlar. Ayrıca, onlar için dış görünüş, içsel değerlerden daha önemli.
SADAKAT HİSSİ ZAYIF Milenyum kuşağının en negatif yönü ise önceki dönemlere göre sadakat hislerinin çok daha zayıf olması. Daha bireysel, daha benmerkezci yetişen bu nesil, bu özelliklerini iş hayatına da yansıtıyor. Y kuşağı, karşısına çıkan daha iyi bir iş teklifini arkasına bakmadan kabul edebiliyor.

IŞIK D. AYDIN / MICROSOFT TÜRKİYE İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİCİSİ

“İŞ HAYATI BU KUŞAĞIN BEKLENTİLERİNE DOĞRU KAYIYOR”
Milenyum kuşağının büyük bir çoğunluğu çok uluslu şirketlerde çalışmak istiyor. Özellikle Amerikan şirketlerinde sunulan özgür ortam, gençler arasında bu şirketlerin tercih edilmesindeki en önemli unsurlardan biri. Microsoft da Amerikan şirketi olmasının yanı sıra yine bu kuşak nezdinde çok popüler olan bilişim sektöründe faaliyet göstermesi nedeniyle yeni neslin en gözde şirketleri arasında yer alıyor.

Microsoft Türkiye İnsan Kaynakları Yöneticisi Işık D. Aydın, bu kuşağın mensuplarını staj ve proje bazlı çalışmalar sayesinde yakından tanıdıklarını belirtiyor. Önümüzdeki dönemde işgücünün yüzde 10’lar düzeyinde büyüme göstereceğini ve bu oranın yaklaşık dörtte birlik kısmını da milenyum kuşağının oluşturacağını söylüyor.

Aydın, henüz Y kuşağı ile ilgili özel çalışmaların oluşmadığına, ancak her geçen gün iş ortamındaki gelişmelerin bu kuşağın beklentilerine doğru kaydığına dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürüyor: “Geleneksel etkileşim, iletişim ve motivasyon araçlarının hepsini sorguluyor ve yeni nesil beklentilere uyumlu hale getirmeye çalışıyoruz. Bir yandan ekip, sinerji, ortak hedef derken; bir yandan da bu kuşağın karakteristik özellik ve beklentileri ile örtüştürebilmek, ortak kültür ortaya çıkarabilmek gerçekten önemli düşünce alanlarımızdan biri haline geliyor.”

“YÜZDE 70’İ OTORİTEYE KARŞI KOYUYOR”
Önümüzdeki dönemde şirketler insan kaynaklarında en fazla, milenyum kuşağının otoriteye karşı tutumu konusunda zorlanacak. Goizueta Business School öğretim üyelerinden Andrea Hershatter ve Molly Epstein’ın milenyum kuşağı ile ilgili yaptığı araştırma da bu gerçeği destekliyor. Hershatter ve Epstein’ın 800’ün üzerinde üniversite öğrencisiyle konuşarak davranış şekilleri ve iş hayatına bakışlarını değerlendirdikleri araştırmadan çıkan bazı ilginç sonuçlar şöyle sıralanıyor:

* Yüzde 70’e yakını otoriteye karşı koyarak kurallara itiraz ediyor. Bu oran bir önceki jenerasyonda yüzde 40 düzeyindeydi.

* Çalışmaya başladıktan bir ya da birkaç ay sonra rahatlıkla işten ayrılabiliyorlar. Yaptıklarının doğru olduğuna ve çok rahatlıkla başka bir iş bulabileceklerine inanıyorlar.

* Yüzde 60’ı otoritenin ilgi alanlarını kısıtladığı görüşünde. Bir önceki kuşağın sadece yüzde 40’ı aynı görüşteydi.

* İşsiz kalmalarıyla ilgili herhangi bir endişe duymuyorlar. Çünkü ailelerinin sonsuz desteğini alıyorlar.

* Yüzde 60’a yakını davranış ve kurallarla ilgili rahatlıkla soru sorabiliyor. Sorgulayıcı tutum bir önceki kuşakta yine yüzde 40’ler seviyesindeydi.

* İş hayatıyla ilgili deneyimlerini paylaşan danışmanlarla yüz yüze konuşmak yerine mail ya da telefonla bağlantıya geçmeyi tercih ediyorlar.

Fadime Çoban
fcoban@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER