Capital'e abone olun.
AİLELER İCRADAN ÇEKİLİYOR

Aileler İcradan Çekiliyor

Dünyada aile şirketlerinin oranı yüzde 66. Bu oranın yüzde 99 olduğu Türkiye’de, kurucu “patronların” yönetimdeki ağırlığı sürüyor. Ancak Koç, Sabancı, Doğuş, Borusan gibi büyük gruplarda aile “icr...

Son Güncelleme: 01.02.2010

Dünyada aile şirketlerinin oranı yüzde 66. Bu oranın yüzde 99 olduğu Türkiye’de, kurucu “patronların” yönetimdeki ağırlığı sürüyor. Ancak Koç, Sabancı, Doğuş, Borusan gibi büyük gruplarda aile “icradan” neredeyse çekilmiş durumda. Yönetim kurullarında yoğunlaşan aile üyeleri, artık daha çok uzun vadeli stratejilere ve denetçilik görevine odaklanmış durumda. Uzmanlar, büyüklerde başlayan bu değişimin diğer şirketlere de yayılması gerektiğini düşünüyor. Ailenin icradan çekilmesinin önemli olduğuna dikkat çeken uzmanlar, yönetim kurulunda ise bağımsız üye sayısının yüzde 50 seviyesinde olmasının sağlıklı olduğunu söylüyor.

 

Türkiye’nin en büyük grubu olan Koç Holding’i, CEO Dr. Bülent Bulgurlu’nun kaptanlığında 13 üst düzey yönetici yönetiyor. Bu yöneticiler arasında aileden sadece Ali Y. Koç bulunuyor. Yani Koç Ailesi, bir anlamda icradan çekilmiş durumda. Bugün grubun yönetim kurulu başkanlığını yürüten Mustafa Koç, bunun ailenin bir tercihi olduğunu bir değerlendirmesinde şöyle anlatıyor:

hed“Mümkün olduğu kadar daha çok profesyonellerin işin başında olmasını, en uygun pozisyona en iyi yöneticiyi getirmek istiyoruz. Amacımız şirket değerini en yüksek oranda tutmak. O bakımdan işin içine aile fertleri girince bu işi en iyi şekilde yapmanın zor olduğu kanaatine vardık. Onlar (aile üyeleri) istiyorlarsa kendi işlerini kurar, ama şirket içinde çalışmamaları gibi ortak bir prensip kararı var.”

Benzer şekilde Sabancı Holding, Eczacıbaşı Holding, Doğuş Holding, Yaşar Holding gibi önde gelen diğer gruplar da CEO kaptanlığında profesyonel ekipler tarafından yönetiliyor. Bu gruplar 1990-2000 döneminde aile yönetiminden profesyonel yönetime geçişi tamamladı.

Geçtiğimiz aylarda Doğan Holding de benzer bir karar aldı. Bu karara göre yeniden yapılanma doğrultusunda aile üyeleri 6 ay içinde icradan çekilecek. Grup profesyonel bir yönetici tarafından yönetilecek. 

Ancak Türkiye’nin önde gelen grupları arasında ailenin etkin olduğu başarılı gruplar da var. Örneğin Zorlu Holding, Sanko Holding, Boyner Holding gibi bu gruplardan bazıları.

Patronlar Yönetiyor
Türkiye’deki şirketlerini yüzde 99 aile şirketlerinden oluşuyor. Bunların büyük bir çoğunluğunda ise “ailenin” ağırlığı sürüyor. Bu da yönetim cephesinde önemli sorunlar yaratıyor. Mustafa Koç da bir değerlendirmesinde bu gerçeğe şöyle dikkat çekiyor:

“Türkiye’de kurumsal yönetim ilkelerinin uygulanırlığı istenilen düzeyde değil. Uygulamadaki eksikliklerin başında, yönetim kurulu üyeleri arasında yönetimden bağımsız üye uygulamasının bulunmaması geliyor. Yönetim kurulu başkanı ve CEO ayrımı yapılmamış olması, yönetimde aile ve akrabalık ilişkilerinin yaygın olması da önemli bir sorun.”

Dünyadaki benzerlerine göre çok genç olan Türkiye’deki aile şirketlerinde kurucu aile, iş fikrine sahip olan ve bu iş fikri için her türlü yatırımı yapan kişi olduğu için son derece etkili. Bu etkinlik de yönetimde beklenilen kurumsallaşma atılımının önünde büyük bir engel olarak duruyor.

Management Center Türkiye Yönetici Direktörü Tanyer Sönmezer de Türk şirketlerinin kurumsallaşmasının önündeki en büyük zorluğun “patronlar” olduğunu söylüyor. Dünyada patronların servetlerini, profesyonellerin de şirketleri yönettiklerini belirten Sönmezer, “Bundan dolayı patronlar güce, profesyoneller itibara sahip oluyor. Türkiye’de patronlar servetlerini değil, şirketlerini yönetmekten daha büyük zevk alıyor. Bu nedenle Türkiye’deki şirketlerin önce profesyonelleşmesi, sonra kurumsallaşması gerekiyor. Önemli olan ailenin icraya karışmaması. Ama hala kendi ürettiği ürünlerin broşürüne karışan yönetim kurulu başkanları var” diye konuşuyor.

İdeal Oran Ne?
Aile şirketlerinde “hissedar-yönetim kurulu-icra” üçgenindeki ilişkiler son derece karışık. Çok sık olarak bir kişinin “her üç şapkayı” da giydiği oluyor. Egon Zehnder International Yönetici Ortağı Murat Yeşildere, böyle durumların kurumlarda hesap verme ve sorma dinamiklerinin körelmesine sebep olduğunu söylüyor. “Kaçınılmaz olarak bireysel ve kurumsal performansı da aşağıya çekiyor” diyor.

hedYeşildere’ye göre Türkiye, bu konuda gelişmiş ülkelerin yanı sıra gelişmekte olan ülkelerin bile gerisinde kalıyor. Yeşildere, bu durumu şöyle ifade ediyor:

“Hindistan ve Singapur gibi gelişmekte olan ülkelerde, sermaye piyasası mevzuatlarına getirilen düzenlemelerle ailenin icraat ve yönetimde yer alma oranı sınırlanmıştır. Örneğin Hindistan’da, halka açık şirketlerdeki yönetim kurulu üyelerinin 3’te 1’inin bağımsız olması şartı aranıyor. Yönetim kurulu başkanı ile CEO’nun aynı kişi olması durumunda ise bağımsız yönetim kurulu üyelerinin, en az yönetim kurulunun yarı sayısına ulaşması gerekiyor.”

İdeal bir aile şirketinde, aile bireylerinin yüzde kaçının şirketin icra ve yönetim kurulunda yer alması gerektiği konusuna gelince…

Bu konuda mucizevi bir orandan bahsedilemiyor. Ancak uzmanlar, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin sayısının en az aile üyeleri ya da “bağımlı” üyeler kadar olmasının, sağlıklı karar verme sürecine destek olacağını belirtiyor. 

Aileler Kaosta Başarılı
Her ne kadar aile üyelerinin icrada ve yönetim kurullarında ipleri eline alması, kurumsallaşma açısından büyük bir engel olarak görünse de ailenin varlığı bazen işleri kolaylaştırabiliyor.

Murat Yeşildere, bu noktada görüşlerini şöyle ifade ediyor: “Hızlı karar alma süreçleri nedeniyle aile şirketleri, girişimcilik gerektiren durumlarda ve kaos ortamlarında başarılı olabiliyor.”

Aile şirketleri danışmanı Jeffrey A. Miller da aile şirketlerinde yönetim kurullarında ailenin ağırlıkla yer almasını destekliyor. Aile üyelerinin yönetimindeki şirketlerin, ekonominin kötü gittiği zamanlarda daha başarılı olduğunu söylüyor. Bunun nedenini de şöyle açıklıyor: “Çünkü ailenin bir önceki jenerasyonu başına gelen durumları deneyimleri ile anlatıyor. Zor zamanlarda aile bireyleri birbirine daha da kenetlenir. Ayrıca yıllarca bu şekilde karşılaştıkları zorluğu atlatmanın verdiği birlik duygusu da taşırlar. Dolayısıyla hem deneyim hem kenetlenme ile harekete geçtiklerinde zorlukların üstesinden gelme işini profesyonel yöneticilerden daha iyi yapabilirler.”

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı da aile şirketi olmanın bir avantaj olduğunu düşünüyor. Aile şirketlerinin, özellikle kriz zamanlarında uzun dönemli düşünebilme yetilerinin son derece büyük avantaj olduğunu ifade ediyor.

İcrada Ailenin Rolü
Türkiye’deki şirketlere baktığımızda ise ortaya çıkan tablo şöyle… Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan kuruluşlardan Sabancı Holding’de icra kurulunda yer alan 9 kişiden 2’si aile üyesi. Bu isimlerden biri de Sabancı Holding Finans Grup Başkanı Faruk Bilen. Bilen, Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Erol Sabancı’nın kızı Çiğdem Sabancı ile evli. Diğer isim ise Sabancı Holding Perakende Grup Başkanı Haluk Dinçer. Dinçer de yine Erol Sabancı’nın kızı olan Suzan Sabancı’nın eşi.

Türkiye’nin bir başka dev grubu Doğan Holding, yakın bir zamanda aldığı kararla yeniden yapılanmaya gidiyor. Bu karara göre aile üyeleri icradan tamamen çekilerek yönetim kurulunda toplanacak. Grubu ise profesyonel bir CEO yönetecek.

Türkiye’nin en kurumsal şirketlerinden biri olarak kabul edilen Borusan Holding’de 4 kişilik icra kurulunda aileden sadece 2 kişi yer alıyor.

hedNaksan Holding’de aktif yönetimde aileden önemli sayıdan yönetici bulunuyor. 13 kişilik icra kurulunda aileden 5 üye bulunuyor. Süzer Holding’de icra kurulunda toplam 6 kişi yer alıyor. Bu 6 kişinin 2’si ise aileden. Goldaş Holding’de 5 kişilik icra kurulunda 2 kişi aile üyesi. Orhan Holding’de ise aile üyelerinin varlığı icrada kendisini fazlasıyla hissettiriyor. Holdingin 4 kişilik icra kurulunda aile üyesi olmayan sadece 1 kişi var. Kibar Holding ve CMS Grubu ise icra kurulu ile Türkiye ortalamasının çok dışında bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyuyor. Çünkü her iki kuruluşta da icra kurulu tamamen profesyonel yöneticilerden oluşuyor.

Yönetim Kurulunda Durum Nasıl?
Aileler, yönetim kurullarında varlıklarını daha fazla hissettiriyor. Sabancı Holding’in 7 kişilik yönetim kurulunda aileden 4 kişi yer alıyor. Bu isimler ise holdingin yönetim kurulu başkanı ve murahhas azası Güler Sabancı, yönetim kurulu başkan vekili Erol Sabancı, yönetim kurulu üyeleri Sevil Sabancı ve Serra Sabancı.

Koç Holding’de de durum Sabancı’nınkiyle benzerlik gösteriyor. Koç Holding’in 15 kişilik yönetim kurulu kadrosunda aileden 7 kişi var. Şeref başkanı Rahmi Koç, yönetim kurulu başkanı Mustafa Koç, başkan vekili Suna Kıraç ve Ömer Koç, üyeler Semahat Arsel, İnan Kıraç ve Ali Koç yönetim kurulunda aileyi temsil ediyor.

Ve daha pek çok yönetim kurulunda bazen kurulun yarısını bazen yarıdan fazlasını bazen de tamamını aile üyeleri oluşturuyor. Örneğin Işıklar Holding’de yönetim kurulundaki sandalyelerin yarısı aileye ait. Borusan Holding’de 7 kişilik yönetim kurulunda yer alan aile üye sayısı ise 4.

Boyner Holding’de 9 kişilik yönetim kurulunun 6’sı, Orhan Holding’de 6 kişilik kurulun 5’i aileden. Sarar Holding, Baydemirler Grubu, Kale Holding ve Kibar Holding’de de yönetim kurulu tamamen aile üyelerinden oluşuyor.

Öte yandan yönetim kurulunda mümkün olduğu kadar az aile üyesi barındırmaya çalışanlar da var. Örneğin son birkaç yıldır kurumsallaşma yolunda hızlı adımlar atan Ülker’in 9 kişilik yönetim kurulunda aileden sadece yönetim kurulu başkanı Murat Ülker, yönetim kurulu başkan yardımcısı Orhan Özokur ile yönetim kurulu üyesi Ali Ülker yer alıyor. Eczacıbaşı Topluluğunda da durum aynı. Topluluğun 9 kişilik yönetim kurulunda aileden 2 kişi var. Çalık Holding’in 14 kişilik yönetim kurulunda aile üye sayısı 3.

Murat Yeşildere/Egon Zehnder Internatıonal Yönetici Ortağı

“Becerikli Aile Üyeleri Avantaj Sağlar”

Kurumsallaşmanın İlk Adımı
Kurumsallaşmak isteyen aile şirketlerinin yapacağı ilk ve belki en önemli iş, bir yönetim kurulu oluşturmaktır. Kuşkusuz yetkinliklere sahip ve kuruma emek vermiş aile üyelerinin de temsil edilmesinde fayda var. Ancak tamamen aile üyelerinden oluşan bir yönetim kurulu, değişiklikler ve iyileştirmeden ziyade mevcudun devamı yönünde faaliyet gösteriyor. Dışarıdan atanan yönetim kurulu üyeleri ise tüm konuları farklı bir gözle irdelerken günlük olaylardan ziyade uzun vadeli ve stratejik konulara odaklanıyor.

Aile Konseyi Faydalı Olabilir
Diğer taraftan hissedar olup yönetimde olmayan aile fertlerinin bir araya geldiği “aile konseyi” benzeri bir yapı da son derece faydalı olabilir. Bunun oluşturulmasıyla hem yönetim kurulları aile konularının da tartışıldığı ortamlar olmaktan çıkar hem hissedar aile fertlerinin yönetim kurulu ile iletişimini düzenleyecek bir organ yaratılmış olur.

Sır Cadbury’nin Tavsiyesi
Son olarak kurumsal yönetişim konusunda gerek kendi kurumunda önemli aşamalar kaydetmiş olan gerek konunun yaygınlaştırılmasında çaba gösteren Sir Adrian Cadbury’nin bir tespitini de paylaşmak isterim. Cadbury aile şirketlerinde yeterli sayıda iyi eğitimli, yetkin, becerikli aile üyesinin de olmasının büyük avantaj olduğunun altını çiziyor. Bu çerçevede Cadbury, kendi dedesinin 11, onun erkek kardeşinin ise 8 çocuğu olmasını da örnek olarak gösteriyor.

Şerif Kaynar/Korn Ferry Internatıonal Yönetici Ortağı

Profesyoneller Ne Zaman Devreye Girmeli?

Hakimiyet Ailenin
Ailelerin icra ve yönetim kurulunda yer almasını önemli buluyorum. Batılı dünya ile Türkiye’yi karşılaştırmak çok doğru değil. Zira Batı dünyasında ilk 500’e giren şirketlerin sermayesi çok dağılmıştır. Türkiye’de ise ilk 500’e giren şirketlerin yüzde 99’u aileler tarafından kontrol ediliyor.

Devretmek Riskli
Kontrol eden aile, tüm riskleri de üstlenmiş olduğundan aile bireylerinin yönetimde ve icrada yer alması son derece doğal. Bu kadar risk taşıyan ailenin, tüm sorumluluğu profesyonel yönetime vermesi de riskli. Almanya’da binlerce şirket, hala aile bireyleri tarafından yönetiliyor. Ayrıca halka açık olmayan dünya devleri Bechtel, C&A ve Cargill gibi gruplarda da nesiller geçse de aile bireyleri önemli yönetim görevleri üstleniyor.

Büyüklük Önemli
Buradaki hassas nokta, yetenek ve büyüklük. Profesyonel yönetimin, şirket belli bir büyüklüğe gelince mutlaka devreye sokulması gerekiyor. Aynı şey yönetim kurulları içinde geçerli. Şirket, belli bir büyüklüğe ulaştığı anda bağımsız yönetim kurulu üyelerine rol verilmelidir. Buradan benim önerim, büyüklük olarak yılda 30 milyon dolar ciroyu bulmuş her şirket, hem yönetim kurulunda hem icra kurulunda aile dışı bireylere yönelmesi şeklinde.

Hande Yavuz
hyavuz@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER