Capital'e abone olun.
AZ ÇALIŞANLA DAHA ÇOK VERİM!

Az Çalışanla Daha Çok Verim!

Az çalışanla hızlı büyümek mümkün mü? Dev şirketler, bu sorunun yanıtını uzun süredir arıyor. Türkiye’de de özellikle son dönemde dış kaynak kullanımı, teknolojinin gelişimi ve özelleştirmeler bu k...

Son Güncelleme: 01.10.2008

Az çalışanla hızlı büyümek mümkün mü? Dev şirketler, bu sorunun yanıtını uzun süredir arıyor. Türkiye’de de özellikle son dönemde dış kaynak kullanımı, teknolojinin gelişimi ve özelleştirmeler bu konuyu gündeme taşımış durumda. Verilere göre de özellikle Türkiye’nin ilk 500 şirketinde çalışan sayısı, bundan 10 yıl öncesine göre yüzde 5,58 azaldı. Büyük şirketlerin çoğunda da bu trend izleniyor. Diğerlerinde ise çalışan sayısındaki artış, büyüme hızına karşı oldukça düşük. Uzmanlar, gelecekte şirketlerin “çalışan verimliliğine” daha çok odaklanacaklarını düşünüyor. Çünkü şirketlerin verimlilik ve sade organizasyonlar konusundaki hassasiyeti arttı.

İSO’nun verilerine göre, Türkiye’nin ilk 500 sanayi şirketinde çalışan sayısı, 1998’den 2007 yıl sonuna kadar yüzde 5,58 azaldı. 2006 yıl sonunda ise bu oran, yüzde 7,7’ye kadar çıkmıştı. Buna karşılık bu şirketlerin pek çoğu, önemli büyüme gerçekleştirmeleriyle dikkat çekti. Ölçek olarak daha küçük olan ikinci 500 şirketlerinde ise tersine bir durum söz konusu. 1998’den 2007 yılına kadar ikinci 500 şirketlerinde çalışan sayısının yüzde 17,1 artış gösterdiği görülüyor.

Egon Zehnder Yönetici Ortağı Murat Yeşildere’ye göre büyümeleriyle göz dolduran şirketlerin çalışan sayısında azalma olmasının nedeni oldukça basit: Şirketler, geçmiş krizlerden önemli dersler çıkarmak zorunda kaldı. En önemlisi artık organizasyonlarında “Bir gün yararlanırız” diye tuttukları çalışanları saklama lükslerini yitirdiler.

Yeşildere, 2000 yılından önce etkin istihdam planlaması ve kadro çalışmalarının da daha az uygulandığını söylüyor. Yüksek enflasyonun yarattığı bilgi kirliliğiyle şirketlerin bilançolarında, bundan kaynaklanan verimsizlikleri saklama şanslarının olduğunu belirtiyor ve “Artık bu durum sona erdi. Şirketlerin verimlilik ve sade organizasyonlar konusundaki hassasiyeti arttı” diye konuşuyor.

Uzmanlara göre endüstriyel şirketler açısından ise konunun başka bir boyutu var. Teknolojik gelişimin baskısı, çalışan sayısının azalmasına neden oluyor. Bunun dışında son dönemde artan özelleştirmeler de şirketlerde çalışan adedinin yeniden gözden geçirilmesine neden oluyor.

Amaç En İyilerle Çalışmak
Aslında organizasyonel verimlilik ve operasyonel etkinlik gibi kavramlar, uzun yıllardır kurumların gündeminde. Şirketler, maliyetlerini düşürmek için farklı süreçleri geçmişten bu yana izliyor. Yeni dönemde değişen ise artık bu süreçlerin gelişen trendlerle de desteklenmesi. Bu durum da hızlı büyümeyi, çalışan sayısına daha az bağımlı hale getiriyor.

hedTurkcell İş Destekten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş’a göre de artık teknolojiyle, gelişen ve değişen çalışan yetkinlikleriyle daha az çalışanla hızlı büyüme gerçekleştirmek mümkün. “Hızlı olmak ve fark yaratmak için daha az sayıda, ancak çok daha yetkin insan kaynağıyla çalışmak gerekiyor” diyen Kocabaş, yapılan araştırmaların ortalama performans gösteren 5 mühendis yerine, 1 yüksek performanslı mühendisle aynı çıktıya ulaşılabileceğini gösterdiğini söylüyor. Zaten bu nedenle şirketlerin kaynaklarını çok daha verimli kullanmak, en iyilerle çalışmak, daha hızlı ve farklı olmak adına insan kaynağının verimliliğine odaklandıklarına dikkat çekiyor ve şöyle devam ediyor:

“Tüm dünyada yaşanan ekonomik belirsizlikler, trend altı büyümeler, bankacılığın yeniden yapılanması, reel sektöre kaynak artırımının az olabileceği varsayımları, büyük şirketleri gelirleri paralelinde giderlerini kontrol etmeye zorluyor. Şirketler de çalışan sayılarını kontrollü tutup daha etkin, daha az çalışanla daha çok iş yapmayı tercih edebiliyor. Genel olarak baktığımızda 10 işverenden 8’i, çalışan sayısını aynı şekilde koruma eğiliminde. Aynı şekilde işverenlerin yüzde 8’i, büyüme planlarken yüzde 7’si de küçülme planlıyor. Ben önümüzdeki dönemde de daha az çalışanla hızlı büyüme trendinin Türkiye’de devam edeceğini düşünüyorum. Yani çalışan etkinliği ve verimliği kritik önemini koruyacak.”

Kontrollü İş Gücü Kâr Getiriyor
Son dönemde belirli alanlardan şirket satarak çıkan şirketlerin çalışan sayısında da bir azalma söz konusu. Zorlu Holding de bu şirketlerden biri. Zorlu Holding İK Direktörü İbrahim İnceçam, holding bünyesinde istihdamın azalıyor gözükmesinin temel nedenini,  yaklaşık 7 bin çalışandan oluşan Denizbank’ın satılmış olmasına bağlıyor. Bunun dışında tekstil sektöründeki olumsuz bazı gelişmelerden de etkilendiklerini itiraf ediyor. Genel olarak ise büyük şirketlerde çalışan sayısının azalmasını verimliliğe bağlıyor. “OECD ülkelerinin epey gerisinde olsak da yıllar itibarıyla verimliğin arttığı görülüyor” diyen İnceçam, bu durumun emek gereksiniminin azalmasına ya da artmamasına neden olduğunu belirtiyor. İnceçam’a göre Türkiye’de ve dünya ekonomi piyasalarındaki belirsizlikler de yatırımları olumsuz etkiliyor. Hatta bu belirsizlikler, bazı şirketlerin ana faaliyet konularına yoğunlaşıp yan alanlardaki faaliyetlerini likide çevirmelerine neden oluyor. İnceçam, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bazı şirketler ise emek yoğun faaliyetlerini iş gücü maliyetlerinin görece daha ucuz olduğu ülkelere kaydırabiliyor. Kalifiye eleman çalıştırmak her zaman önemliydi. Ama giderek daha önemli bir hal almaya başladı. Çünkü şirketlerin rekabet avantajı yaratmasını sağlayacak unsurlardan birisi de maliyetleri düşürmek. Sonuçta iş gücü önemli maliyet kalemlerden biri. Bu maliyet unsurunun kontrol edilmesi, beraberinde yatırıma dönüşebilecek önemli bir kârlılık da getirebiliyor. Ancak her şeyden önemlisi, büyüme motifini kamçılayacak ekonomik ve politik istikrarın varlığı ve devamlılığıdır. Sonuçta verimlilik artışıyla gelen maliyet avantajının, doğrudan büyüme yaratacağı gibi bir sonuca ulaşmak mümkün değil. Büyüme için yatırım, bunun için de ekonomik istikrar gerekli.”

Yatay Entegrasyon Avantajlı
Verimlilik ve üretkenlik artışı nedeniyle çalışan sayısını azaltan şirketlerden biri de Tofaş. Tofaş Organizasyonel Gelişim Yöneticisi Uğur Cem Yıldız, 1992’de şirketin çalışan sayısının 10 bine yaklaştığını söylüyor. Çalışan sayısının şu anda bundan yaklaşık 1.000 kişi daha az olmasına rağmen üretim hacmi ve cironun o dönemin birkaç misli olduğuna dikkat çekiyor. “Zaman içinde, işlerimizi daha verimli yapmanın yöntemlerini keşfediyoruz ve gelişen teknoloji sayesinde her geçen gün daha az insan gücüne ihtiyaç duyuyoruz” diyen Cem Yıldız, eskiden yüzlerce işçinin yaptığı bir işlemi, şimdi birkaç robotun çok daha hızlı ve kaliteli bir şekilde yaptığını belirtiyor. Uzun vadede birim işlem maliyetinin de düştüğünü vurguluyor. Dünyada ise verimlilik konusunda çalışmaların gittikçe derinleştiğini belirten Yıldız, sözlerini şöyle sürdürüyor:

hed

“Global şirketler daha verimli olmak adına bazı operasyonel alanlarda shared service center (paylaşılan hizmet merkezleri) ve outsourcing gibi yaklaşımları deniyor. Zaman zaman, sektör içinde dikey entegrasyonla değer zincirinin diğer üyelerini bünyelerine katabiliyorlar. Ya da yatay entegrasyonla rakiplerle birleşerek büyümede ciddi avantaj elde ediyorlar. Özellikle yatay entegrasyon, iş gücü dahil olmak üzere pek çok maliyet kaleminde ciddi avantajlar elde edilmesini sağlıyor. Bu nedenle otomotiv ve bankacılık gibi pek çok sektörde, birleşmeye gitmeden rakiplerle satın alma, Ar-Ge, tedarik gibi alanlarda işbirliği yaparak yatay entegrasyonun getirdiği avantajlardan faydalanmanın yolları aranıyor. Bu trendin uzun bir süre devam edeceğini tahmin ediyorum. Türkiye’de de benzer bir süreç yaşanır diye düşünüyorum. Aksi takdirde rekabetçiliğimiz bir hayli sarsılacaktır.”

Teknolojinin Payı Büyük
Son 10 yılda dev şirketlerin çalışan sayısındaki düşüşü pek çok nedene bağlamak mümkün. Ancak uzmanların çoğu, bu konuda teknolojinin büyük rol oynadığını düşünüyor. Opet İnsan Kaynakları Müdürü Sertaç Erenmemişoğlu da böyle düşünenlerden. Ona göre 10 yıl, teknoloji açısından oldukça uzun bir süre. Bundan 10 yıl önce internet ve cep telefonunun bile yeni yeni kullanılmaya başladığını söyleyen Erenmemişoğlu, bu tür teknolojik gelişmelerin verimlilik artışına direkt etki yaptığını belirtiyor. Az çalışanla hızlı büyümenin bu tür verimliliklere odaklanarak mümkün olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor: “ Şirketlerin çoğu, az çalışanla hızlı büyümeyi, e-dönüşüm projeleri ve teknoloji kullanımını hem bireysel hem kurumsal verimlilikte artış sağlayarak elde ediyor. Bu gelişim sürecinde çalışanların artan nitelikleri önemli rol oynuyor. Artan nitelikler, gelişen teknolojinin etkili kullanılmasını ve daha yüksek iş potansiyelini de beraberinde getiriyor. Bu da iş sonuçları üzerinde etkili oluyor. Ancak verimlilik artışını sadece kalifiye eleman sayısının veya oranının artmasına bağlamak doğru değil.”

Dünyada da özellikle global şirketlerin verimliliğe odaklı olduklarını söyleyen Erenmemişoğlu, özellikle üretim, Ar-Ge, çağrı merkezleri gibi hizmetlerini farklı yerlere taşımalarının bunun bir sonucu olduğunu söylüyor. Şirketlerin bu sayede maliyet avantajı yakaladıklarını belirtiyor.  Hatta artık üretim merkezlerinden uzaktaki ülkelerde Ar-Ge üsleri olan uygulamalar olduğuna dikkat çekiyor ve “Bu durum da şirketlerin kaliteyi ileri götürecek daha az maliyetli operasyonlar yaratmalarına neden oluyor. Verimsiz çalışan merkezlerin kapatılması örnekleriyle de sıkça karşılaşıyoruz. Bu trend sürecektir. Eleman sayısı olarak düşüş olmasa bile kişi başına yaratılan katma değer artacaktır. Unutulmamalıdır ki teknoloji her gün bir öncekinden daha hızlı ilerliyor” diye konuşuyor.
 
Murat Yeşildere/Egon Zehnder Yönetici Ortak

“Sade Organizasyon Konusunda Hassasiyet Arttı”

Geçmişten Bugüne Ne Değişti?
 Birçok sektörde, 2000-2001 krizi büyük bir yeniden yapılanmayı da beraberinde getirdi. Bunun en önemli sonuçlarından birisi, şirketler, daha önce organizasyona “bir gün yararlanırız” diye park edilen çalışanları saklama kapasitesini yitirdi. 2000 öncesinde etkin istihdam planlaması, normal kadro çalışmaları kurumlarda nispeten daha az uygulanıyordu. Hatta zaman zaman rakip şirketlere gitmesindense “yeteneklerin” istihdam edilmesi dahi tercih ediliyordu.

Pek Çok Şirket Taşeronla Çalışıyor
2000-2001 kriziyle birlikte şirketler, verimlilik ve sade organizasyonlar konusundaki hassasiyetini arttırdı. Bunun dışında artık her sektörde şirketler artarak taşeron şirketleri kullanıyor. Bu sebeple de zaman zaman aynı süreçler devam etse de şirkette çalışan bordrolu insan sayısının azaldığını görebiliyoruz. Bu bağlamda şirketlerin kendi bordrolarında çalıştırdıkları, istihdam ettikleri insan sayısını olabildiğince azaltma motivasyonuna sahip olduklarını söylemek de yanlış olmayacaktır.

Özelleştirme Önemli Etken
 Daha önce kamu kontrolünde olan birçok İSO 500 şirketi de özelleştirilmiş durumda. Dolayısıyla yapısal olarak da İSO 500 listesinin değişimi istatistikleri de değiştiriyor.

Bu bağlamda bir de artan mesleki eğitim ve tecrübe kazanan çalışanların etkisinden de bahsetmek mümkün. 

Müge Yalçın/My Executıve Yönetici Ortak

 “Kobi’lerde Çalışan Sayısı Yüzde 35 Azaldı”

İnternetle Gelen Verimlilik
 Daha fazla verim elde etmek için yapılan çalışmalar, tüm dünyada uzunca bir süredir önem kazanmış durumda. Tek tek örnekler incelendiğinde de şirketlerin verimliliklerini artırırken eleman sayılarını azaltmak konusunda başarılı uygulamaları hayata geçirdiklerini görebiliyoruz. Bu örneklerden birini de FedEx oluşturuyor. Amerika’nın tanınmış kargo şirketi, internet sitesini kullanarak bu alanda avantaj sağladı. Telefonla gönderi yapmak isteyen müşterilerinin şirkete maliyetinin 3 dolar olduğunu hesaplayan FedEx, bu işlemi internet sitesine taşıyarak maliyeti 4 sente düşürdü. Şirket böylelikle önemli bir tasarruf elde etti.

hed

Şirketler Arayış İçinde
 Türkiye’de de verimlilik, güçlü bir rekabet aracı olarak ön plana çıkmış durumda. Şirketler de ister istemez bu alanda, onları başarıya ulaştıracak yöntem ve uygulama arayışına girdi. Yenilikçi uygulamalarla verimliliklerini artırmayı başaran şirketler, daha pek çok faktörün yanı sıra çalışan sayılarını da azaltarak hızlı bir büyüme içine girebildi. Verimliliği artıran, daha az çalışanla daha fazla iş yapılmasını sağlayan pek çok unsurun arasında teknolojiye yapılan yatırımlar dikkat çekiyor.

Kobi’ler de Verimlilik Peşinde
 Bu konuda Microsoft tarafından gerçekleştirilen bir araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. KOBİ’lerin son 3 yıllık performanslarına dayanan araştırma İstanbul, Adana, Ankara, İzmir ve Bursa’da faaliyet gösteren 728 KOBİ ile gerçekleştirilmiş. Araştırmaya katılan şirketlerin ciroları, ortalama yüzde 10 civarında artmış. Çalışan sayıları ise yüzde 35 oranında azalmış. Bu oran inşaat, servis ve finans kuruluşlarında yüzde 50’lerin de üzerine çıkıyor. Bu şirketlerin yüzde 30’u önümüzdeki 12 ay için ortalama 2 yeni eleman almayı planlıyor. Bu sayı 3 yıl önce 6’ydı.

Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka/Human Resources Management Yönetici Ortak

Az Çalışanla Hızlı Büyümenin Sırrı Ne?

Teknoloji Maliyet Düşürüyor
Son dönemlerde daha az çalışanla daha hızlı büyüyen şirketlerin ortak özellikleri dış kaynak kullanmaları, teknolojiye ve makineleşmeye göreceli olarak daha fazla yatırım yapmalarıdır. Bilindiği gibi teknolojiye ve makineleşmeye daha fazla yatırım yapan şirketlerde, personel maliyetleri düşer ve verimlilik artar.

Eğitim Yatırımları Yüksek
 Bu şirketler, daha az personelle çalışıyor, ancak çalışmakta olan personelin teknolojik ortama adapte olabilmesini sağlayacak yetkinliklerini geliştirmek amacıyla eğitime daha fazla yatırım yapıyorlar.

Ana İşe Odaklanıyorlar
 Çalışan adedini asıl etkileyen faktör ise dış kaynak kullanım yöntemidir. Outsourcing sayesinde ana işine odaklanan ve daha çevik bir yapıya sahip olan şirketler, daha hızlı büyüyor. Ancak outsourcing, şirketin çalışan adedinin tanımlanmasında bir yanılsamaya neden oluyor.

Dolaylı Çalışan Sayısı Artıyor
Sonuçta şirketin bordrosunda yer alan çalışan adedi daha az gözüküyor. Oysa dolaylı olarak o şirkete hizmet veren çalışan adedi daha fazladır. Bu yöntemle şirket için çalışan reel personel sayısını tanımlamak zor olsa da eskiye oranla daha az personel çalıştırıldığı kesindir.

Hande Yaşargil/Mentor Leadershıp Yönetici Ortağı

“Krizler Verimli Olmayı Gerekli Kıldı”

Büyüme İsteği Tek Etken Değil
 Bence çalışan sayısının azalması büyümeden bağımsız olarak da ele alınabilecek bir konu. 2000’lerin başında başlayan ve aslında tam anlamıyla bitmeyen ve bizi hep tekrar olacakmış gibi yaşamaya iten krizler, çalışan sayısının azalmasındaki tetikleyici etkiydi. Hemen her şirket, çalışan sayısı anlamında küçüldü, ama hepsi finansal olarak  küçülmedi. Bu şirketlerin çoğu, ekonomik durum toparlanmaya başlarken de ya daha az çalışanla eski durumuna döndü ya da yine daha az çalışanla büyümeye başladı.

Şirketler Artık Daha Temkinli
Bunun dışında global etkilerden de bahsedebiliriz; biri yine kriz… ABD piyasasının durumu ve dünyadaki enerji sıkıntısından kaynaklanacak global kriz beklentisi, şirketleri temkinli olmaya, risklerini daha iyi planlamaya itiyor. Son dönemde gerçekleşen birleşme ve satın almalar da önemli bir etki yaratmış durumda. Bu durumda şirketler, hem tüm süreçlerini gözden geçiriyor hem tekrarlanan hizmetlerden arınıyor. Yani çalışan sayısı olarak küçülüp tek şirket olarak büyüyorlar.

Çalışan Gücünde Değişim Var
 Çalışan gücünde de bir değişim söz konusu. Charles Handy, daha 90’ların sonunda “Filler ve Pireler” kitabında iş gücü yapısının değişeceğini, tam zamanlı ve kadrolu çalışanların iş dünyasında azınlık olacağını öngörmüştü. Türkiye’de tam olarak öyle olmasa da krizlerin de güçlendirici etkisiyle outsource edilen hizmetler, esnek zamanlı çalışmalar, evden çalışmalar, proje bazlı çalışmalar, kendi işini kuran ve hizmetini kiralayan girişimciler, şirketlerin kadrolu eleman sayısını azaltırken insandan ve iş gücünden faydalanmanın şeklini değiştirmiş oldu.

Şeyma Öncel Bayıksel
soncel@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER