Capital'e abone olun.
BİR KRİZ ORTAMINDA LİDERLİK

Bir kriz ortamında liderlik

Ekonomi kendini toparladığı zaman bile her şey normale dönmeyecek ve farklı türden bir liderliğe ihtiyaç duyulacak.

Son Güncelleme: 01.09.2009

MEVCUT EKONOMİK KRİZİ SANKİ AŞMAMIZ GEREKEN sıradan engebeli arazilerden biriymiş gibi görmek gerçekten de pek huzur verici olurdu. Ancak maalesef ki kendini belirsizlikler ve yüksek riskler olarak ifade eden bugünkü acil durum şartları, resesyon bittikten sonra bile hüküm sürmeye devam edecek. Ekonomiler, artan global rekabete, enerji kısıtlamalarına, iklim değişikliğine ve politik istikrarsızlıklara karşı kendilerine birer güvenlik duvarı (firewall) inşa edemez. Politika yapıcıların uzman teknik ayarlamalarıyla eninde sonunda üstesinden geleceğimiz şu anki kriz, son derece ciddi ve alışılmadık meydan okumalarla dolu, uzatmalı ve hatta belki de kalıcı bir krizin altyapısını hazırlıyor.
Gece yarısı vuran bir kalp krizini düşünün. Acil durum ekipleri, kurbanı olabildiğince hızlı şekilde en yakın hastaneye yetiştirir. Burada yaratıcı bir doğaçlama yapmak için hiç vakitleri olmadığından standart prosedürleri uygulayan uzman yaralanma ve cerrahi takımları, önce hastayı stabilize eder sonra da kalbine yeni damarlar takar. Sonuçta bu acil durum atlatılmıştır ama nereye kadar, yani mevcut meydan okumalar zinciri aynen yerinde durmaktadır. Ameliyattan hayatta kalmayı başararak çıkabilen bu hasta, muhtemel bir diğer kalp krizini nasıl önleyebilecektir? Hayatına devam edebilmek için bu yeni gerçekliğin belirsizliklerine nasıl uyum sağlayabilir? Böylesi bir krize, asla bitti denemez.
İster büyük bir kuruluşun CEO’su isterse de bir şirketin kendiliğinden gelişen bir girişimine önayak olan bir yönetici olun, süren bir kriz esnasında önderlik yapmak kadar kalleş bir iş yoktur. Kriz liderliğinin iki farklı safhası vardır: Birincisi, görevinizin vakit kazanmak ve durumu stabilize etmekten ibaret olan acil durum aşamasıdır. İkincisi ise krizin altında yatan nedenleri bulup açığa çıkarmak ve bu yeni gerçeklikle bir arada yaşamak için gereken kapasiteyi kurma süreci olan adaptasyon, yani uyum sağlama aşamasıdır. Özellikle adaptasyon aşaması, fevkalade tuzaklı bir süreçtir: İnsanlar, sizden endişelerine otoriter bir kesinlikle cevap vermeniz için üzerinizde müthiş bir baskı kurar ki bu durumda, bildiklerinizi abartmanızın ve bilmediklerinizi küçümsemenizin bile onlar için hiçbir önemi yoktur. Onlardan kendi davranışlarında veya işlerinde gerekli ama rahatlarını kaçıracak uyumsal değişiklikler yapmalarını istediğinizde ise vargüçleriyle sizi alaşağı etmeyi deneyebilirler. Önünüzdeki doğru olup olmadığı şüpheli olan bir yolla yüzleşmişsinizdir, ancak insanlar illa da “Bir istikamet isteriz” diye yaygara koparmaktadır. Oysa belirsiz olmayan tek şey belirsizliğin kendisidir.
Ancak yine de liderlik yapmak zorundasınızdır.
Saklan veya “Sıfırla” düğmesine bas
Mevcut ekonomik durumla ilgili bir tehlike de otoriter pozisyonlardaki insanların büzüşüp saklanmaya çalışmasıdır. Sorunu kısa vadeli çözümlerle halletmeye kalkarlar; kontrolü sıkılaştırır, şirket genelinde işten çıkarmalara gider veya yeniden yapılanma planları hazırlarlar. Şaşkınlığı azaltmak ve hem kendilerinin hem de diğerlerinin korkularını yatıştırmak için neler yapılması gerektiğiyle ilgili tüm bildiklerini unuturlar. Başlıca yöntemleri ise organizasyonlarını fırtınadan koruyacak alışıldık uzmanlıklarına başvurmak olur.
Bu anlaşılabilir bir durumdur. Otoriteyi temsil eden karakterlerin, kendi insanlarını dışsal tehlikelere karşı korumaya ve herkesin alışıldık işine geri dönmesini sağlamaya çalışmaları son derece doğaldır. Ancak böylesi dönemlerde, işinin ehli otorite bile bu tip bir korunma imkanı sunamaz. Acımasızca ardı ardına gelen gaddar meydan okumalara karşı koymak için gereken organizasyonel uyum gösterme gücü, herkesin uzmanlık gücünün sınırını aşar. Otoriter pozisyonda olanların hiçbiri ve aslında hiçbirimiz de daha önce böyle bir durumla karşılaşmamışızdır  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER