Capital'e abone olun.
DEĞİŞİM AŞKINA DEĞİŞİM

Değişim aşkına değişim

Rekabette bir adım önde olmak için başarılı şirketlerin bile kendilerini arada bir silkelemesi gerekir.

Son Güncelleme: 01.07.2010

EĞER İŞ ORTAMI gerektiriyorsa şirketlerin organizasyonel değişiklikler yapmasına hiç kimse itiraz edemez. Ancak bir firmanın kendiliğinden değişiklikler yapması fikri, nedense hep şüpheyle karşılanır. Madem ki yapmak zorunda değilsin o halde neden onca ızdıraba katlanasın ki?
Bu aslında çok tehlikeli bir yaklaşımdır. Bir şirketin rekabet arenasından bağımsız olarak periyodik bir şekilde kendisini silkelemesi gerekir. Dış ortam herhangi bir tepki verilmesini gerektirmeyecek şekilde değişmiyorsa bile iç ortam muhtemelen değişiyordur.
Bir organizasyonun içindeki insani dinamikler sürekli olarak değişir ve organizasyonun da kendileriyle birlikte değişmesi zorunluluğunu dayatır. Zaman içinde siloların ortaya çıkması gibi resmi yapının aynadaki görüntüsünü yansıtan gayri resmi ağlar ortaya çıkar. Yeniden yapılanma süreci, organizasyonu bir bütün olarak daha yaratıcı kılarak insanların yeni ağlar kurmaya başlamasını sağlar.
Ayrıca şirket içinde inovasyonu ve uyumlu çalışma ortamını bozan tüm rutin işleri de ortadan kaldırır. Son olarak bir yeniden yapılanma süreci, bir şirketin kaynak tahsisini feci bir şekilde yanlış yönlendirebilen ömrünü doldurmuş güç merkezlerini de yıkar.
Siloların oluşumu, ruhsuz alışkanlıkların artması ve kurumsal baronların ortaya çıkması gibi süreçler her zaman yaşanır. Ancak her şey iyi giderken tıpkı son derece zinde görünen insanların aslında damarlarının tehlikeli bir şekilde tıkandığını fark etmemeleri gibi onları görmezden gelme eğilimindeyizdir. Biz burada size, şirketiniz için basit bir kolesterol testi hizmeti sunarak perhizinizde küçük veya büyük bir değişiklik yapmanıza gerek olup olmadığını anlamanıza yarayacak minik bir anket veriyoruz. Ancak önce firmanızın sağlığını tehdit edebilecek sağlıksız yapıların ve alışkanlıkların hangi yollardan ortaya çıktığına bakmakla işe başlayacağız.
Siloların oluşumu
Şirketlerin ve iş birimlerinin çoğu, örneğin işlev, ürün, coğrafya veya pazar gibi tek bir kriter etrafında örgütlenmiştir. Buradaki sorun ise işlev, ürün, coğrafya veya diğer türden silolarda iletişim ile işbirliğinin kapana kısılması ihtimalinin artmasıdır. Sonuçta örneğin işlevsellik bazında organize olmuş bir firma, ürünle ilgili fırsatları fark etmekte yavaş kalabilirken ürün odaklı bir firma kendisini bir anda aynı işleri tekrar tekrar yaparken bulabilir. Teoride bu sorunun çözümü bir matriks şeklinde örgütlenerek boyutlar arası iletişimi zorunlu hale getirmektir.
Ancak sorumlulukları bulandırdıkları ve karar verme sürecini yavaşlattıkları için matriks organizasyonların yönetilmelerinin oldukça zor olduğuna dair kötü bir söylenti vardır. Bizim önerdiğimiz üzere çok daha iyi bir çözüm ise organizasyonu periyodik olarak farklı kriterler çerçevesinde yeniden yapılandırmaktır. Bir firma, bu şekilde bir reorganizasyona gittiğinde eski ağlar ve şirket kültürü bir anda tarih olmaz ve ilk defa Washington Üniversitesi profesörleri Jackson Nickerson ile Todd Zenger tarafından gözlemlendiği üzere çalışanlar, genellikle eski etkileşim alışkanlıklarını uzunca bir süre daha devam ettirir. Bu yüzden en azından kısa vadede çalışanlar, hem resmi hem de gayri resmi ağlar aracılığıyla işbirliklerini sürdürür. Sonuçta firma, her iki dünyadan da alabileceğinin maksimumunu almış olur.
Cisco Systems, bu anlamda iyi bir örnek vakadır. Cisco, 1997 ile 2001 arasında her biri farklı müşteri segmentlerine odaklanmış üç farklı iş kanalını temsil eden, üç ayrı iş birimi şeklinde örgütlenmişti. Her birimin kendine mahsus pazarlama, satış ve Ar-Ge organizasyonları vardı. Çalışanlar çoğunlukla kendi iş birimleri içinde çalışır ve orada etkileşime girerdi.
2001 bilançosunda görülen ilk zararın ardından gelen büyük silkelenmede Cisco, işlevler bazında reorganizasyona gitmişti.  
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER