Capital'e abone olun.
DÜNYA VATANDAŞI KURUMLAR

Dünya vatandaşı kurumlar

Global basarı için bugün, farklılıkları ve mesafeleri ortadan kaldırmanın pesinde kosan değil onların değerini bilen Şirketlere ihtiyaç var. Pankaj Ghemawat

Son Güncelleme: 01.06.2011


İNANSAL ÇÖZÜMSÜZLÜK yüzünden ortaya çıkan inişli çıkışlı dengesiz bir büyüme. Bilhassa gelişmiş ülkelerdeki kalıcı yüksek işsizlik oranlarının neden olduğu korumacılık tehdidi. Fakir ülkelerde olduğu gibi varlıklı uluslarda da etnik, dinsel ve dilsel farklılıklar etrafında yaşanan gerginlikler ve yeni bir ayrışma veya gruplaşma çağı tartışmaları. Bunlar aslında bizim pazarların nasıl sınırlar arasında kusursuzca entegre olduğuna, teknolojinin nasıl mesafeleri ortadan kaldırdığına ve ulusal hükümetlerin nasıl artık gereksiz olduğuna dair alışık olduğumuz hikayeyle çelişen gelişmelerden sadece birkaçı. 2008 finansal krizinin feci sonuçları, bir hayli değişik yoldan bize, farklılıkların halen ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Bu arada global bir yönetici veya bir kurum olmanın ne anlama geldiğinin de yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Globalizm üzerine yazılmış işletmecilik kitaplarının çoğunda, 18'inci yüzyıl filozoflarından Immanuel Kant'ın dünya vatandaşlığı uğruna her türden "ulusal, ırksal ve etnik saplantıların" terkedilmesini öneren Aydınlanma Çağı ideali benimsenir. Örneğin strateji gurusu Kenichi Ohmae'yi ele alalım. O, 2000 yılında şirketlerin pazarlara hizmet verirken ve tedarik zincirleri kurarken coğrafi sınırları dikkate almadıkları bir dünyayı betimlediği, Görünmez Kıta isimli meşhur kitabını yayınlamıştı. Aslında bu düşünce tarzı, sadece yenilikçi bir bakış açısına sahip işletmecilik uzmanlarına has değildi: HBR'nin benim için 2007 yılında yaptığı çevrimiçi bir ankete katılanların yüzde 48, "Gerçekten global olan bir şirketin merkez üssü olamaz" önermesine katılıyordu. Üstelik 10 yıldan fazla uluslararası deneyime sahip olanlar arasında bu fikre katılanların oranı yüzde 63'ü buluyordu. Ancak bu düşünceler, ne kadar baştan çıkarıcı olsalar da maalesef ki ayrıntılı bir araştırma sonuçlarıyla desteklenmiyor. Eminim ki hiçbiri böylesi bir araştırmayı asla yapmamıştır.

Kökenler Gerçekliği
Firmaların büyük bir çoğunluğunun kökleri, kendi ana vatanlarındadır. 2004 yılında yurtdışında faaliyetleri olan ABD'li şirketlerin oranı yüzde 1'in bile altındaydı ve bunların içinde en büyük yüzdeye sahip kesim, sadece tek bir yabancı ülkede faaliyet gösteriyordu. Ortalamada iki yabancı ülkede faaliyetleri vardı ve yüzde 95'i iki düzineden azıyla irtibat kuruyordu. Tek bir yabancı ülkede olan ABD'li şirketler arasında, zamanında bu ülkeyi Kanada olarak seçenlerin oranı yüzde 60 iken, Birleşik Krallık olarak seçenlerin oranı ise yüzde 10'du. Hatta küreselleşmenin ikonla-rı olarak bilinenler bile retorik önermelerde varsayıldıklarından daha az globaldir. ABB'yi hatırlıyor musunuz? BusinessWeek dergisinin "Ülkesiz Kurum" kapak konusuyla çıktığı 1990'da bu şirket, başında global göçebe CEO'su Percy Barnevik ile eşsiz bir örnekti. ABB'nin İsveçli selefi ASEA ile İsviçreli selefi Brown arasındaki sınırları, Bove-ri'de görünürde yıkmak için birleşmeden ortaya çıkan şirketin genel merkezi İsviçre'ye kaydırılarak bu şekilde çoğunlukta olan İsveçli yatırımcılar ile Wallenberg Ailesi'yle birlikte Barnevik gibi bazı kilit yöneticilere karşı da bir denge kurulmuştu. Ancak birleşmenin ardından geçen yıllara, içeriden bilgi sızdıran birinin tanımına göre İsveçli ve İsviçreliler arasında yaşanan bir savaş durumu damgasını vurmuştu. Her ne kadar o günlerden bu yana ortalık yatışmış gibi görünse de ABB'yi bugün global bir varlığı olan ancak Kuzey Avrupa'da güçlü köklere sahip ve ciddi faaliyetlerinin olduğu diğer coğrafyalarda temsilcilikleri veya ek kökleri olan bir şirket olarak tanımlamak daha doğru olur.  
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER