Capital'e abone olun.
İNOVASYONUN KUTSAL KASESİ

İnovasyonun kutsal kasesi

Çok daha fazla sayıda insan için çok daha az kaynakla daha fazlasının yapılabileceğini birkaç Hintli çığır açıcı inovasyoncu çözdü.

Son Güncelleme: 01.09.2010

Yaşanan son resesyon dönemi boyunca kurumların öncelikleri arasından çıkan inovasyon, artık yavaş yavaş köşe ofislerde yapılacaklar listesinin başlarındaki yerine geri dönüyor. Gerçi şirketlerin çoğunda, inovasyon süreci halen paslı eski bir makine gibi aksırıp tıksıran bir görünümde. Parametreler baştan aşağı değiştiği için geleneksel inovasyon, içten yanmalı motorlar gibi sadece kendilerini değil ama aynı zamanda bu durumdan şüphelenmeyen organizasyonları da kendileriyle birlikte mezara gömecek gibi görünüyor.
İnovasyon programlarının çoğu, zengin ve şaşaalı varsayımlar üzerine kurulur. Ne kadar çok özellik olursa o kadar iyidir. Daha yüksek getiriler için çırpınmak bu işin alfabesidir. Ancak bugün Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bir hayli sarsılmış tüketicilerin, artık pahalı olmayan veya paranın karşılığını veren ürünler ve hizmetler aradıklarını görüyoruz. Ayrıca ekonomik büyümenin kabardığı ve gelecek 10 yıl içinde orta sınıfa 2 ile 3 milyar arasında yeni insanın katılacağı Çin ve Hindistan’da sadece ucuz sunumları almaya parası yeten ve hayatlarında ilk kez tüketici olan milyarların yaşadığını biliyoruz. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan dünyalarda, çevre dostu ürünler ve hizmetler talep eden zenginler ve gençler olduğunu görüyoruz. Bugün inovasyonun ardındaki itici güçler yüksek fiyatlar ve şaşaa değil, makul fiyatlar ile sürdürülebilirlik olmalıdır.
Şirketler bu meydan okumaya, ancak kendilerinin daha az kaynakla daha fazla ürün üretebilmelerine ve onları ucuza satabilmelerine olanak sağlayacak stratejiler geliştirerek karşı durabilir. Daha düşük üretim maliyetleriyle dinç yetenek kaynakları arama çabası, onların üzerindeki küreselleşmeye yönelmeleri doğrultusundaki baskıyı artıracak, çok daha karmaşık bilgi zincirlerinin ve sınırlar ötesi içsel bağımlılıkların ortaya çıkmasına neden olacak. Aynı zamanda yeni süreçlerle dünya genelinde ürünlere ve hizmetlere erişebilen insan sayısı da inanılmaz oranda artacak.  Bize göre bir inovasyoncunun hayalinin, çok daha fazla sayıda insan için çok daha azına, çok daha fazlasını üretebilmeyi öğrenmek olması gerekir. Her ne kadar Batılı şirketler için bu durumun bir karabasan olduğu gerçeği her gün daha fazla ortaya çıkıyorsa da araştırmamız gelişmekte olan ülkelerdeki birkaç çığır açıcı inovasyonun bu alanda bir hayli yol aldığını gösteriyor. Örneğin 1 dakikalık telefon görüşmesini 1,5 kuruşa, katarakt ameliyatını 45 TL’ye ve bir otomobili 3 bin TL’ye sunarak o derece pahalı olmayan ürünler tasarlıyor, onları o kadar az bir sermaye ve uygun bir ölçekte üretiyorlar ki dünyada onlardan ucuzu yok.  Gelişmekte olan ülkelerde sermaye, teknoloji ve yetenek kıtlıklarıyla yüz yüze gelen bu gözüpek girişimcilerin, genel geçer varsayımları tepetaklak etmekten başka çaresi yok. Sınırlamalar ve ihtirasların birleşiminden ibaret güçlü bir kombinasyon yeni türden bir inovasyonun fitilini ateşlemiş durumda.
Bu gelişmenin kanıtlarına eskiden inovasyon denilince hiç de akla gelmeyen Hindistan’dan fazla hiçbir ülkede rastlayamazsınız. Hintliler, eskiden yerel bir matematikçinin M.S. 500 civarlarında sıfır rakamını icat etmesinin altında o tarihten itibaren Hindistan’da yapılan inovasyonları tanımlama çabasının yattığına dair şakalar yapardı. Artık bu tip şakaları kimse yapmıyor. Akıllı Hintli şirketler, bu ülkedeki yığınsal pazarlara nüfuz edebilmek için yeni teknolojilere ve radikal iş modellerine sahip muazzam kurumlarla ortaya çıkıyor. Bunu ise tedarik zincirinin yönetiminden işe alım sürecine kadar değer zincirinin hemen her bir halkasını baştan aşağıya dönüştürerek ve yepyeni iş ekosistemleri yaratarak yapıyorlar. Bazıları bu akıl almaz olayı, jugaad denilen bir Hint geleneğinin uzantısı olarak görüyor: Alternatifler geliştirmek, doğaçlama yapmak ve kaynak kıtlığıyla başa çıkabilecek önlemler alarak görünüşte asla çözülemezmiş gibi duran sorunları çözmek.  Ancak “jugaad” kelimesi, kaliteden ödün vermek gibi bir çağrışım yapmaktadır.  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER