Capital'e abone olun.
MCNAMARA VE MODERN İŞLETMECİLİĞİN EVRİMİ

McNamara ve modern işletmeciliğin evrimi

Modern tarihin en tartışmalı işletmecilerinden birinden dersler Phil Rosenzweig

Son Güncelleme: 01.01.2011



HER NESİLDEN YÖNETİCİLER

soruların içerdiği maksatlarla boğuşur. 1950’lerde ve 1960’larda güçlü bir yönetici olabilmek için dört işin mükemmel yapılması gerekirdi: Planlama, örgütleme, yönlendirme ve denetleme. İş dünyasının önde gelen düşünürleri, yöneticileri karmaşık sorunları parlak bir analiz gücüyle çözebilen rasyonel aktörler olarak algılamıştır. Bu uzmanlık alanının gelişimini işte bu bakış açısı şekillendirmiş ancak geride cevaplanmamış pek çok soru da bırakmıştır. Planlama ve yönlendirme gereklidir elbette… Ancak hangi noktaya kadar? Örgütleme ve denetleme de şüphesiz ki çok gereklidir, ancak kimin çıkarları için?
1980’ler ve 1990’larda popüler düşünce sisteminde bir cevabın ağırlığı hissediliyordu: İşletmeciliğin maksadı, bir şirketin sahiplerini zenginleştirmektir. Hissedar değeri yaratmanın, objektif olarak ölçülebilir olmak gibi bir avantajı vardı ve ortaya Roberto Goizueta, Sandy Weill ve Jack Welch gibi efsane CEO’ların çıkmasını sağlamıştı. Ancak yönetsel bir misyon olarak finansal refah peşinde koşmanın tatminkar olmadığı ispatlanmış durumda. Son on yılda piyasaların etkinlikten uzak olduğunun kanıtları dağ gibi yığıldı. Yaratılan zenginliklerin çoğu bir çırpıda silinip süpürüldü ve bu gelişmelerin sonucunda işletmecilik hakkındaki temel sorular da tekrar su üstüne çıkmaya başladı. Günümüzde tartışmaların odağı artık işletmecilerin topluma nasıl katkıda bulunması, çevresel sürdürülebilirliğe nasıl destek olması ve piramidin tabanındaki insanların yaşamlarını nasıl iyileştirmesi gerektiği konularına çevrilmiş durumda. İşletmeciliğin kökeninde yatan temel amaç, bugün öğrencilere kendilerini finansal performansın ötesinde bir şeylere adadıklarına dair profesyonel yemin ettirmenin faziletlerinin anlatıldığı, önde gelen işletmecilik okullarında münazara ediliyor.
İşletmeciliği kendisine bir ekmek kapısı olarak seçenler için bunlar hiç de akademik sorular değil. Hepimizin yüzleştiği nihai sorudan bahsediyor: Hayatım boyunca iş benim için önemli oldu mu? Yöneticilerin yeteneklerine uygulanabilecek çeşitli maksatları dikkate aldığımızda ve onların katkılarının nasıl değerlendirilebileceğini düşündüğümüzde, bu gibi sorunlarla 50 yıldan fazla boğuşmak zorunda kalmış bir adamın hayatını inceleyerek çok değerli öngörüler edinebiliriz.
Robert S. McNamara’nın kariyeri, akademi, özel müteşebbis, hükümet ve hayır işleri arasında geçmiştir. 1940’ların başlarında Harvard Business School’da profesördü; 15 yıl boyunca Ford Motor Company’de üst düzey görevlerde bulunmuş ve 1960’ta başkanı olmuştu; Kennedy ve Johnson’un başkanlık dönemlerinde yedi yıl boyunca savunma bakanlığı yapmıştı ve 13 yıl boyunca da Dünya Bankası Başkanı görevini üstlenmişti. Kuşkusuz pek çoğunun gözünde McNamara’nın bu başarıları Vietnam trajedisiyle gölgelenmişti. 2009 yılında 93 yaşında öldüğünde New York Times’da çıkan haber başlığında sadece “gereksiz bir savaşın mimarı” olarak tanımlanıyordu. Oradaki rolü yüzünden genellikle gösterişli ama zeki olmayan, sıkı kantitatif ölçümlere takık ama insani değerleri olmayan bir figür olarak karikatürize edilmişti. Vietnam etrafında dönen tartışmalar oldukça karışıktır ve sürmeye de devam edecekler, ancak onun saygıdeğer kariyerinden hiçbir ders çıkarmamak da büyük bir hata olur. Robert McNamara, 20’nci yüzyılda işletmeciliğin canlı bir örneği olmayı belki de bu dünyadaki herkesten çok hak ediyordu. Onun geride bıraktığı mirasında modern işletmeciliğin zaferleri kadar onun en can sıkıcı sınırlamalarını da görebiliyoruz.  

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER