Capital'e abone olun.
MÜŞTERİLERİNİZİ ELİNİZDE TUTMAK İÇİN BASİT OLUN

Müşterilerinizi elinizde tutmak için basit olun

Onlar, sizinle bir "ilişki" kurmak istemiyor. Sadece iyi tercihler yapmaları için yardımcı olmanızı istiyorlar.

Son Güncelleme: 01.06.2012

Pazarlamacılar, günümüz tüketicisini artık ellerindeki mobil cihazlarla en iyi teklifi sunan markanın veya  mağazanın üzerine atlayan birer web düşkünü veriolarak görüyor. Bu düşünce sistematiğine göre marka sadakati de artık kayboluyor. Buna tepki olarak şirketler, verdiği mesaj sayısını artırıyor ve ne kadar çok etkileşim ile bilgi sunarlarsa kafaları her geçen gün daha fazla karışan bu sadakatsiz müşterileri elde tutma şanslarının da o kadar fazla olacağını ümit ediyorlar. Oysa pek çok tüketici açısından pazarlama mesajlarının hacminin artması, müşterilerin sadakatini artırmak yerine onların daha da bunalmalarına neden oluyor. Hal böyle olunca da pazarlamacılar, müşterileri kendi saflarına çekmek yerine onları sonu gelmeyen yanlış planlanmış çabalarla kendilerinden daha da uzaklaştırmış oluyor. Corporate Executive Board’un dünyanın dört bir yanından 7 binden fazla tüketiciyle yaptığı çeşitli anketler ile yüzlerce pazarlama yöneticisi ve diğer uzmanlarla gerçekleştirdiği röportajlar sonucunda ortaya çıkan kilit bulgulardan biri de işte buydu (daha fazla ayrıntı için “araştırma hakkında” kutucuğuna bakınız). Bizim araştırmamız ise bir tüketiciyi neyin “aşırı sadık” yaptığı, ona nelerin satın alma kararı verdirdiği, aynı ürünü defalarca aldırdığı ve başkalarına tavsiye ettirdiği üzerineydi. İçinde fiyatın, müşterinin marka algısının ve tüketicinin marka ile hangi sıklıkta iletişime girdiğinin de olduğu 40’tan fazla “aşırı sadakat” yaratan değişkenin etkisini inceledik. Açık ara farkla aşırı sadakatin ardındaki en büyük itici gücün, “karar verme basitliği”, yani tüketicilerin bir ürün hakkında güvenilir bilgiler toplama ve bu doğrultuda kendi satın alma seçeneklerini etkili şekilde değerlendirebilme kolaylığı olduğunu gördük. Tüketiciler pazarlamacılardan sadece karmaşıklıktan uzak durmasını, basit olmasını istiyordu. Gelin şimdi iki dijital kamera markasının pazarlama faaliyetlerine bir göz atalım. A markasının arama motoru stratejisi, yaygın dijital kamera terimlerini araştıran tüketicileri tespit edip sonra onları kendi şirketinin web sitesine yönlendirmek üzerine kurulu. Müşteriler, orada modeline göre sıralanmış detaylı özellikler ve teknik bilgilerle 360 derece dönebilen ürün resimlerini bulabiliyor. Mağazalarda ise raflardaki etiketlerde, ürünün megapiksel ve hafıza özelliği ile tüketicilerin ürünün özellikleri hakkında daha fazla bilgi edinebilmesi için markanın web sitesindeki mobil sürümüne erişebilmesini sağlayan QR kodu belirtiliyor. B markasının arama motoru stratejisi ise öncelikle tüketicinin niyetini anlamak ve onun muhtemelen araştırma sürecinin hangi aşamasında olduğunu tespit etmek üzerine kurulu. Bu insan niçin bir kamera istiyor? Henüz sadece bakınma aşamasında mı yoksa satın almaya hazır mı? Bu şirket, araştırma aşamasının başındaki insanları bağımsız yorum sitelerine yönlendirerek onlara rehberlik yapıyor. Ancak gerçekten satın almaya kararlı tüketicileri, kendi web sitesine yönlendiriyor. Burada ekranın tam ortasında, kullanıcıların yaptığı değerlendirmelerle verdiği puanlar görülüyor ve tüketiciler kamerayı hangi amaçla (aile ve tatil fotoğrafları, doğa fotoğrafçılığı, sportif fotoğrafçılık gibi) satın alacaksa ona uygun düşen değerlendirmelere kolaylıkla erişebiliyor. B markası, kendi mağazalarında ürünlerin teknik özelliklerini teknik olmayan terimlerle etiketlendiriyor.  
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER