Capital'e abone olun.
ORGANİK BÜYÜME MAKİNESİ YARATMAK

Organik büyüme makinesi yaratmak

Kurumsal merkez, tıpkı şirket birleşme ve satın alma kapasiteleri gibi organik büyüme kapasitelerine de sahip olabilir.

Son Güncelleme: 01.06.2012

Hızli büyüyen şirketler genellikle zaman içinde en yavaş büyüyen şirketler haline gelir. CEO’ların çoğu, bu gerçeği kendi şirketlerinin doygunluğa ulaşmasının kaçınılmaz bir sonucu olarak görür ve bu yüzden içsel büyüme imkanlarını aramaktan vazgeçerler. Onun yerine daha küçük şirketlerin seri satın almacı-ları olur ya da tercihen hızlı büyüme potansiyeline sahip bir başka büyük şirketi bünyelerine katarak “dönüştürücü” satın almaların peşinde koşarlar. Organik büyümeyi gözden çıkaran veya onun sorumluluğunu operasyonel birimlere bırakan CEO’lar, üç nedenden dolayı çok büyük hata yapar. Birincisi, bu sürecin başarılı olabilmesi için şirket satın alanların aldıkları şirketlerde organik büyümeyi tetikleyebilecek kabiliyette olması gerekir. Evet, teorik olarak sadece maliyet sinerjileriyle onaylanan şirket satın almalarında bunu yapmak ve sonsuza kadar sürdürmek mümkündür. Ancak araştırmalar şirket satın alanlardan sadece yüzde 36’sının ödediği para kadar maliyet tasarrufu yaptığını ve geri kalan yüzde 64’lük kısımda ise yıllık ortalama toplam hissedar getirisinin eksi yüzde 2 olduğunu gösteriyor. Yatırımcılar, şirket satın almaları aracılığıyla köklü bir organik büyüme gerçekleştirebilmiş şirketlerle sadece daha fazla büyümekle meşgul şirketler arasındaki farkı net bir şekilde anlayabilecek durumda... Önünde sonunda en gözü kara şirket alıcısının bile nasıl güçlü bir organik büyüme yaratılacağı sorununa çözüm bulması gerekir. İkincisi, bir şirketin kurumsal liderlerinin organik büyümenin sorumluluğunu başkalarına havale etmesiyle ortaya çıkan odak kaybı sorunudur. Şirketlerin çoğunda “kurum”, büyük işlerle uğraşır: M&A (şirket birleşmeleri ve satın almaları) anlaşmaları yapar, bir sonraki müteşebbis girişimin hayalini kurar, şirketin misyonunu ve vizyonunu geliştirir ve operasyonel yani faaliyetsel birimlere hedefler belirler. Bu arada CEO’ların organik büyümeyi ciddiye aldığı şirketlerde bile organik büyüme işi bu birimlerin yöneticilerine havale edilir. Bu yöneticiler ise genellikle pazarın kıyısındaki ufak tefek, hızlı ve kolay fırsatların peşine düşer. Yeni müşteri grupları bulurlar, yeni satış kanalları eklerler ve ürün hattı genişlemeleri yaparlar. Ancak onlar, kısa bir sürede bu gibi girişimlerin sadece çabucak azalan getiriler üretmekle kalmadığının aynı zamanda şirketin operasyonel karmaşıklığını olağanüstü artırdığının da farkına varırlar. Her bir birim kendi başına büyümenin peşinde koştuğunda büyük şirketler her geçen gün iç içe geçmişlikleri daha da artan iş portföyleri, ürün hatları ve kapasitelerle mücadele ederken sonuçta kendilerini gereksiz yere tekrarlanan çabaların ve yatırımların içinde bulur. Üçüncüsü, global ekonominin yakın bir gelecekte dramatik boyutlarda bir toparlanma gösteremeyeceği gerçeğidir.  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER