Capital'e abone olun.
STRATEJİK DÜŞÜNME DÖNEMİ BAŞLIYOR

Stratejik Düşünme Dönemi Başlıyor

Prof. Henry Mintzberg / Yönetim Gurusu Prof. Henry Mintzberg, dünyanın en zor konuşan yönetim gurularından... Özellikle stratejik planlama konusuna odaklanıyor. Son dönemde bu konuya getirdiği fa...

Son Güncelleme: 01.06.2001

Prof. Henry Mintzberg / Yönetim Gurusu

Prof. Henry Mintzberg, dünyanın en zor konuşan yönetim gurularından... Özellikle stratejik planlama konusuna odaklanıyor. Son dönemde bu konuya getirdiği farklı yaklaşımlarla dikkati çekiyor. Strateji ile planlamanın birbirine karıştırıldığına dikkat çekiyor. Ona göre planların çoğu stratejik değil, operasyonel. Bir anlamda fabrika yapmak, ürün tanıtmak, eleman almak gibi konularla ilgili. Oysa o stratejinin bir düşünce biçimi olduğuna inanıyor ve “Strateji, teknikler ile değil, tamamen düşünceler ile ilgilidir. Strateji aslında yapmak, düşünmek ve gelişmekte olan olaylara tepki vermektir” diyor.
 
Son zamanlarda neredeyse her gün yeni bir akım ve yeni bir fikir ile karşılaşıyoruz. Özellikle Türkiye’de kriz dönemi ile birlikte sık sık yeni stratejiler, planlar ve yöntemler ortaya atılıyor. Şirketler kriz ile birlikte kurumsal stratejilerini tekrar gözden geçiriyor ve genellikle değişiklikler yapıyorlar.

Capital, bu ay dünyanın önde gelen strateji ve organizasyon gurularından Prof. Henry Mintzberg ile konuştu. Kanada’daki McGill University İdari Bilimler Fakültesi’nde görev alan Prof. Mintzberg, strateji kavramına oldukça farklı yaklaşıyor. Prof. Mintzberg’e göre, stratejiler genellikle şirket içinde gelişmekte olan olaylardan bağımsız oluyorlar. Bu nedenle Mintzberg uzun vadeli strateji belirlemenin gerekli ve yararlı olduğuna inanmadığını belirtiyor.

Prof. Henry Mintzberg, her kademedeki yöneticilerin şirket içinde ve dışında gelişen olaylar hakkında bilgi sahibi olmaları gerektiğini vurguluyor. Bunu, strateji belirlemenin ön koşullarından biri olarak kabul ediyor. Fikirlerin sadece yöneticilerce değil, herkes tarafından üretilmesi gerektiği fikrini savunan Prof. Mintzberg, yöneticilerin bir diğer önemli sorumluluğunun da ortaya konan stratejilerin çalışanlar tarafından anlaşıldığından emin olmak olduğunun altını çiziyor.

Strateji, planlama ve organizasyon alanında çok ilginç ve kendine özgü fikirlere sahip olan Prof.l Henry Mintzberg tüm görüşlerini Capital ile paylaştı:

Orta ve uzun vadeli stratejiler belirlenirken hangi göstergeler izlenmelidir?

Bence her şeyden önce uzun ya da orta vadeli bir strateji belirlenmesinin gerekliliği konusunda düşünülmeli. Çünkü, bence strateji, gelişmekte olan olayların hepsini toplu olarak izlemek ve ona göre hareket etmektir. Ancak, stratejiler ile ilgili en önemli sorun, stratejilerin kendisidir. Çünkü, belirlenen stratejiler genellikle gelişmekte olan olaylardan bağımsız olurlar. Bu nedenle uzun vadeli bir strateji belirlemenin gerekli ve hatta yararlı olduğuna çok inanmıyorum.

Plan ve strateji arasındaki ayrımı açıklayabilir misiniz?

Öncelikle oluşturulan stratejiyi planlama süreci sonucunda elde etmezsiniz. Planlar, genellikle gelecekte neleri yapmaya ya da yapmamaya özen göstereceğiniz üzerine kurulmuştur. Strateji ise geçmişten gelen bazı özelliklerin ya da gelecekte yapılması amaçlanan şeylerin bir bileşimi olarak ortaya çıkar. Strateji daha çok değişen öğeler ile ilgili bir kavramdır. Planlama süreci formüle edilmiş bir süreçtir ve bence stratejileri bu şekilde formüle edilmiş süreçler sonucunda oluşturamazsınız. Stratejiler genellikle tartışmalar, fikir alışverişleri gibi gelişmeler sonrasında ortaya çıkar.

Benim sorunum stratejik planlama ile ilgili. Ben, planların çoğunun stratejik değil, operasyonel olduğunu düşünüyorum. Resmi planların çoğu operasyoneldir ve fabrika inşa etmek, ürün tanıtmak, fiyatları değiştirmek, yeni eleman almak gibi, konularla ilgilidir. Son derece doğaldır ki, bu tür planların bir strateji ile yürütülmesi gerekir. Gördüğünüz gibi benim strateji hakkındaki görüşlerim dar ve kısıtlı değil.

Stratejik planlamadan sorumlu birim ile şirketin üst düzey yöneticileri arasında nasıl bir ilişki olmalıdır?

Bu aslında son derece geniş bir konu. Bence planlama departmanlarının bazı rolleri vardır. Birincisi, stratejik analiz konusu. Bu alanda piyasa trendleri, rekabetçi hareketler incelenir ve işe yarayan ve yaramayan şeyler belirlenerek sonuçlar strateji sürecine katılır. Bunun yanında, bana göre planlama departmanları stratejik düşünmeyi ve stratejik planlamayı teşvik etmelidir.

Ayrıca, bence strateji şirket içinde yer alan yüksek bilgili insanlar ile orta kademe yöneticilerin fikirleri sonucunda belirlenir. Ama bazen yöneticiler strateji belirlerken şirketin her kademesinde bulunan insanların düşüncelerini bu stratejiye katamayabilirler.

Üst düzey yöneticiler şirket stratejisi belirlenirken nasıl bir rol üstlenmeliler?

Tüm bu sorulara basit bir yanıt vermenin olanağı yok. Öncelikle yöneticilerin şirket içinde ve dışında gelişen her konu ile ilgili bilgi sahibi olmaları gerekir. Ancak, bundan sonra var olan tüm fikirler bir strateji etrafında toparlanabilir. Ama fikirlerin yönetimden gelmesi de gerekmez. Fikirler her yerden gelebilir.

Dolayısıyla üst düzey yöneticilerin bilgi alma, bilgi verme ve bu bilgileri bir araya getirme rolü vardır. Ayrıca, üst düzey yöneticiler ortaya konan stratejilerin çalışanlar tarafından anlaşıldığından da emin olmalıdırlar.

Stratejiler belirlendikten sonra çalışanların uzmanlaşması nasıl sağlanabilir ve stratejiler çalışanlara nasıl anlatılabilir?

Aslında gerçekten iyi hazırlanmış olan stratejileri çok fazla açıklamaya da gerek yoktur. Çünkü, bu tür stratejilerde yöneticilerin ne yapmak istedikleri son derece açıktır. Ancak, yöneticiler bir vizyon yaratmak ya da bunu açığa çıkarmak istediklerinde o fikri sürekli olarak tekrarlarlar. Bunun nedeni de insanların bu vizyonu anladıklarından emin olmaktır. Ancak, benim duyduğum bir söz vardı:

“Eğer duyduğunuz bir fikir gerçekten bir vizyonsa, onu bir kere duyarsınız ve asla unutmazsınız.”

Stratejiler ile ilgili en önemli sorun son derece sıkıcı ve ilgi çekmekten uzak oldukları ve bu nedenle hiç kimsenin onları hatırlayamamasıdır. Bu nedenle gerçekten iyi olarak belirlenmiş stratejiler şirketleri son derece iyi yerlere getirebilirler.

Bundan yaklaşık 20 yıl öncesine gidersek eğer o dönemin stratejik planlama yöntemleri ile bugünküler arasında ne gibi farklar bulunuyor?

Özellikle 70’li yıllardan alırsak o gün ile bugün arasındaki en önemli fark 20 yıl önce insanların stratejik planlamaya gerçekten inanıyor olmalarıydı. Ancak, bugün herkes bu konuya son derece şüpheci yaklaşıyor. Tabii bu şüphe strateji ile ilgili değil, planlama ve stratejinin birlikteliği ile, strateji belirlerken resmi bir süreçten geçme ile ilgili.

O dönemlerde farklı olarak hangi teknikler uygulanıyordu örneğin?

Burada öncelikle şunu anlamak gerekiyor. Strateji, teknikler ile değil, tamamen düşünceler ile ilgilidir. Strateji aslında yapmak, düşünmek ve gelişmekte olan olaylara tepki vermektir. Dolayısıyla bir teknik olarak algılanmaya başlandığı andan itibaren tüm geçerliliğini kaybeder.

Stratejik planlama sürecinde göz önüne alınması gereken temel noktalar nelerdir?

Tabii burada öncelikle rakiplerinize ve sizin onlar karşısındaki başarınıza bakmanız gerekmektedir. En önemli faktörlerden biri de, kendi tarihinizi anlamaktır diye düşünüyorum. Başarılarınızı ve geçmişte nelerin işinize yaradığını ve nelerin de yaramadığını görebilmeniz gerekir.

Daha önce de belirttiğim gibi, strateji belirlemenin bir planlama süreci değil, bir yaratım süreci olduğu unutulmamalı. Strateji tamamen analiz ile ilgili değildir örneğin. Analiz onun sadece bir parçasıdır. Strateji daha çok sentez ile ilgili bir kavramdır ve belirli konular ile ilgili sahip olunan belirli anlayışlar sonucunda ortaya çıkar. Bu anlayışlar üzerine oturulup konuşulur ve bir strateji çerçevesi belirlenir.

Stratejik planlamanın bugünkü önemi üzerinde durabilir misiniz? Stratejik planlama neden önemlidir?

Ben stratejik planlamadan çok operasyonel planlamanın yapılması gerektiğine inanıyorum. Bence asıl olarak stratejik planlama yerine stratejik düşünme biçimi getirilmeli ve stratejik olarak düşünülmeli. İkisi arasında son derece büyük farklar var.

Bu farklar nelerdir peki?

Biri resmi olmayan bir süreçtir, insanlar olup bitenler hakkında oturup konuşurlar, tartışırlar. Bunun sonucunda yaratıcı fikirler, öneriler sunarlar. Stratejik planlamada ise insanlar bir odada oturur ve son derece resmi ve ciddi bir biçimde teknikler üzerinden hareket ederler, böyle bir plan oluştururlar.

“STRATEJİ TAMAMEN DÜŞÜNCE İLE İLGİLİDİR”

Strateji belirlemede geçerli en son trendin tekrar organizasyonel planlama olduğunu söylememiz doğru olur mu?

Bunu söyleyebilir miyiz tam olarak bilemiyorum. Çünkü sizin de belirttiğiniz gibi bu yeni bir trend değil. Strateji konusunda da yeni bir gelişme olması beklenemez çünkü daha önce söylediğim gibi, strateji teknik ile ilgili bir kavram değil, yeni değil ve tamamen düşünce ile ilgili. 5 yıl önce de, 50 yıl önce de ve hatta 500 yıl önce de çok iyi strateji uzmanları vardı. Eğer bu kişiler kötü stratejiler belirledilerse o stratejiler hala kötüdür ve bundan sonra da, ne kadar zaman geçerse geçsin, kötü olmaya devam edeceklerdir. Çünkü strateji düşünme kalitesi ile ilgili bir kavramdır, bir teknik değildir.

Tüm dergiler strateji konusunda yeni neler olduğunu öğrenmeye çalışırlar. Ancak tamamen düşünce ile ilgili olan bir kavramda yeni şeyler beklemek çok zor.

“STRATEJİ BELİRLERKEN GELİŞMELERİN FARKINDA OLMALISINIZ”

Ekonominin ve siyasetin istikrarlı olmadığı gelişmekte olan ülkelerde herhangi bir alanda ortaya çıkan beklenmeyen gelişmelere karşı neler yapılabilir?

Öncelikle kişiler ya da şirketler yaptıkları işi ve işin tüm inceliklerini, özelliklerini çok iyi bilmeliler. Ayrıca her şey ile çok yakından ilgili olmalılar. Böylelikle ortaya çıkan hataları onarmakta son derece çabuk davranabilirler, yeniliklere aynı hızda uyum sağlayabilirler.
Strateji belirlerken dahi olmanız değil, sadece rakibinizden daha etkili düşüncelere sahip olmanız, gelişmelerin farkında olmanız gerekir. Tabii her zaman için gelişmeleri fark etmede, anlamada ve bu gelişmelere tepki vermede rakiplerinizden çok daha hızlı olmanız gerekmektedir.

Ancak en önemlisi, en başta da belirttiğim gibi, yaptığınız işi, ne yaptığınızı çok iyi bilmektir. Pek çok şirketin tepesinde oturanlar aslında işlerini bilmezler. Çünkü bu kişiler genelde dışardan gelmişlerdir, kendilerini şirketle bağlı hissetmezler, işlerin yürümesi için kendilerinin çok önemli olduğunu düşünürler ancak neler olup bittiğinden haberleri yoktur.

Peki kurumlar ya da şirketler stratejilerini sık aralıklarla mı değiştirmelilerdir?

Hayır, bu stratejinin nasıl işlediğine bağlı. Çok uzun yıllar süren stratejiler vardır örneğin. Stratejinizin yeterince işleyip işlemediğini görmek için, tüm gelişmelerden haberdar olmaları gerekiyor. Bazı durumlarda stratejiler sabit kalabiliyorlar. Stratejinizi her an değiştiremezsiniz. Asıl önemli olan ne zaman değiştirmeniz gerektiğini bilmektir. Gelişmelere hemen tepki verebilmelisiniz.

“PLANLAMACILAR YÖNETİCİLERİ AKTİFLEŞTİRMELİ”

Şirketlerde planlamadan sorumlu kişilerin temel olarak nasıl bir yöntem izlemeleri gerekir?

Bu sorunuzun yanıtını konuyu başka bir yönden ele alarak vereceğim: Stratejik planlamayı desteklemek aslında stratejik programlamayı desteklemek ve bu arada da stratejik düşünce sistemini göz ardı etmektir. Elbette, bu durum bazen uygun olabilir. Örneğin gelişmiş olan girişimci şirketler halihazırda var olan uygulanabilir stratejileri duyurmak ve programlamak konusunda isteksiz olan liderlerinin sıkıntısını çekerler. Bu durumda planlamadan sorumlu olan kişiler, planların daha sistematik ve geniş olarak anlaşılabilmesi için, stratejik programlamayı öne çıkarabilirler.

Ancak bu tür bir stratejik programlama, özellikle de şirketin esnek ve zengin bir kişisel vizyona ihtiyacı olduğu dönemlerde, tercih edilen bir uygulama olmaz. Bu durumda yöneticileri resmi bir stratejik plana bağlı kılan planlama sorumluları kurumlarına zarar veriyor olabilirler.

Hepimiz daha verimli kurumlar isteriz ve daha iyi stratejilerin verimi artırmaya yardımcı olacağına inanırız. Aynı zamanda daha iyi stratejik düşüncenin yine daha kaliteli stratejiler ortaya çıkaracağını düşünürüz. İşte tüm bu bahsettiğim durumlarda planlamadan sorumlu kişiler yöneticilerin de planlama sürecinde aktif olmalarını sağlamalıdırlar. Bir başka deyişle, planlamadan sorumlu kişiler herkesi gelecek hakkında, yaratıcı fikirler üzerine düşünmeye heveslendirmelidirler.

 

 

 

 

 

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER