Capital'e abone olun.
"YAŞAM KODUNU ANLAYAN ŞİRKET UZUN YAŞAYACAK"

"Yaşam Kodunu Anlayan Şirket Uzun Yaşayacak"

Juan Enriquez / Harvard Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyesi    “Yaşam Bilim” bölümünün başında. Genetik biliminin geleceği nasıl şekillendireceği, bunun ülke ve şirketlere etkile...

Son Güncelleme: 01.01.2004

Juan Enriquez / Harvard Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyesi  
 
“Yaşam Bilim” bölümünün başında. Genetik biliminin geleceği nasıl şekillendireceği, bunun ülke ve şirketlere etkileri üzerinde çalışıyor. Hedefi, uzun yaşayan şirketler ve başarılı ülkeler yaratılmasına katkıda bulunmak. Bunun yolunun da “gelmekte olan teknolojileri anlayıp kullanmaktan geçtiğini” söylüyor. Enriquez, “Bence yaşam kodunu anlayan ülkeler bunu kimyada, sigortada, tarımda, üretimde, ilaçta, enerjide kullandıklarında her şirket değişir” diye konuşuyor.  
 
Genetik bilimi hızla gelişiyor. Bilim adamları DNA’ların şifresini çözdü. Şimdi ise gen modifikasyonu öne çıkıyor. Bitkilerin, hayvanların, hatta insanların genleriyle oynanıyor. Dünyanın en önemli üniversiteleri arasında bulunan Harvard Üniversitesi’nin İşletme Fakültesi’nde yürütülen yaşambilim projesinin başında Juan Enriquez bulunuyor. Bu proje çerçevesinde genetik biliminin geleceği nasıl şekillendireceği üzerinde çalışmalar yürütülüyor.  
Juan Enriquez, günümüzde ve gelecekte ayakta kalmanın en önemli koşulu olarak gelişen teknolojileri anlayıp kullanabilmeyi gösteriyor. Yeni teknolojileri kabul etmeyen ya da bu teknolojilere ayak uyduramayan şirketler ya da devletler giderek daha başarısız olacaklar. Yeni piyasaya sunulan “As the Future Catches You” (Gelecek Peşinizde) adlı kitabında bu konuya değinen Enriquez, “Bence yaşam kodunu anlayan ülkeler bunu kimyada, sigortada, tarımda, üretimde, ilaçta, enerjide kullandıklarında her şirket değişir.  
 
Yaşam kodunu uygulayan ve doğru kullanan endüstriler ve ülkeler kuşkusuz çok iyi durumda olacaklar” diyor. Enriquez, gelecekte beyin cezbeden ve yeni beyinler yaratan ülkelerin başarılı olabileceğini söylüyor. Bugün başarılı olan ülkelerin bu tip insanlara sahip olduğunu ve onları çalıştırdıklarını belirtiyor. Yeni işkolları ve kaynaklar yaratmanın önemine dikkat çekiyor ve ekliyor: “Eğer borsaya yeni şirketler girmiyor ya da Brezilya ve Arjantin’de olduğu gibi, borsadaki şirket sayısı 15 yıldır değişmiyorsa hızla fakirleşiyorsunuz. Yeni şirketler olmayınca yeni işler de olmuyor”.  
 
Türkiye ile ilgili bir saptaması da var; “Türkiye’nin Gayrısafi Milli Hasılası’nı ancak yetenekli ve zeki insanların çalıştığı yeni şirketler kurarak iki katına çıkarabilirsiniz” diyor. Teknolojiye uyum ve bilgiye dayalı üretimin ülkelerin ilerlemesinde en büyük rolü oynadığının altını çiziyor.  
Capital, Juan Enriquez ile genetik bilimini, yeni teknolojileri ve bunların sektörleri, şirketleri ve insanları nasıl etkileyeceğini konuştu:  
 
Genetik kodun önemi nedir? Canlılar arasında nasıl bir farklılık yaratıyor?  
 
Genetik kod, bugün insanlara son derece soyut geliyor. Bundan 50 yıl önce yeryüzündeki tüm yaşam formlarının genlerle kodlandığı keşfedildi. Eğer yaşamakta olan bir canlıdan bir hücre alır ve bunu incelerseniz, dijital kriptolar gibi olduklarını görürsünüz. Düşünün, gazete okurken aslında 26 harften oluşan yazı dizinleri okuyorsunuz. Bilgisayarların okuyabildiği dijital kodlarda 1 ve 0’lardan oluşan bir dizin “Seni seviyorum” derken, yine aynı rakamlardan oluşan farklı bir dizin geldiğinde “Senden nefret ediyorum” diyebiliyorsunuz. Oraya koyduğunuz 1 ve 0 rakamlarına bağlı olarak ne söylediğiniz değişiyor.  
 
Bitkilerde de durum aynı. Bitkilerin genetik kodu dört harfin farklı versiyonlarından  oluşuyor. Portakalın tohumunu aldığınızda, genetik kodun ilk dizini ATCAAGGACCC’dir ve bunun anlamı “Kök oluştur”dur. İkinci kod dizini GAAACAATT ve bu da “Yaprağı oluştur” demektir. Tüm bunlar genlerde yazılıdır. Bir bitkinin genetik kodunu ilk kez bundan iki yıl önce okuduk. Dolayısıyla, elimizde bitkinin ne dediğini gösteren bir harita var.  
 
Artık bitkiyi okuduktan sonra onun yaptıklarını değiştirebilirsiniz. Kırmızı çiçek açacağı yerde pembe çiçek açmasını sağlayabilirsiniz. Kokusunu değiştirebilirsiniz. Mısır bitkisini kullanarak ipek hissi veren polyester elde edebilirsiniz. Çünkü, o yaşam formunun yaptığı şeyi yeniden programlama şansına sahipsiniz.  
 
Hangi alanlarda kullanıldığını göreceğiz? Etkileri nasıl olacak?  
 
Konuya sivrisinek açısından da bakabilirsiniz. Sivrisinek insanlara genetik kod enjekte eden bir iğneye sahiptir. Vücudunuza genetik bir kod transfer eder. Eğer bu yanlış kod olursa, sıtma hastası olursunuz. Vücudunuz, sıtma kopyası üreten bir fabrika haline gelir. Artık elimizde hem sivrisineğin hem de sıtma hastalığının genetik kodları var. Dolayısıyla ya sıtmayı nasıl sonlandırabileceğimizi ortaya çıkarırız ya da sivrisineğin genetik kodunu değiştirerek bundan sonra zarar vermesini engelleyebiliriz.  
 
Afrika’da sivrisineklerin genetik kodlarını değiştirmeye yönelik çalışmalar yapılıyor. Böylelikle sivrisinekler hastalık yayan değil hastalık önleyici canlılar haline gelebilirler.  
 
İflas eden şirketlerde en çok etkili olan şey nedir? Araştırmanızdan nasıl bir sonuca ulaştınız? Şirketlerin zor dönemler geçirmesinde en çok etkili olan şey nedir?  
 
İnsanların biyoteknolojik konulara bakarak “Aman Tanrım, şirketler iflas etmiş” demeleri sık sık karşılaşılan bir şey değil. Ancak, eğer otomobil üretimine bakarsanız, ABD’de bir dönem 240 farklı otomobil üreticisi vardı ve bunların neredeyse hepsi iflas etti. Ama yine de dünyanın en büyük endüstrisi konumunda. Bilgisayarlara bakacak olursanız, ilk kullanmaya başladığımız markaların neredeyse tümü yok oldu. Yaklaşık 200 bilgisayar şirketinden 7’si ayakta kaldı. Benzer durumlar neredeyse her ürünün başına geliyor. Çok ilginç ve farklı bir dünyadayız. Şirketlerin sorun yaşamalarının en önemli nedeni, teknolojik gelişime ayak uyduramamaları, gerisinde kalmalarıdır.  
 
Gelecekte teknoloji ve gerileyen fiyatlar nasıl bir etkiye sahip olacak?  
 
Bugün ortalama bir insan, yüzyıl önceki insandan çok daha uzun yaşıyor. Dolayısıyla, bir yüzyıl önce gelişmiş ülkelerde ortalama insan ömrü 40 yıl dolaylarındaydı. Bugün bu rakam yaklaşık 78. Günümüzde 60 yaşında olmakla, bir yüzyıl önce 60 yaşında olmak çok farklı. Şu anda 60 yaşındaki insanlar evleniyor, büyük işletmelerin başında oturuyor.  
 
Bizim çocuklarımız 100-120 yaşlarına kadar rahatlıkla yaşayabilecekler. Refah düzeyleri de bugünkünün çok üzerinde olacak. Dünyanın AIDS’den zarar gören bölgeler dışında kalan bölümü bir yüzyıl öncesine göre çok daha iyi durumda. Ben her şeyin genel olarak daha iyiye doğru gittiğini düşünüyorum.  
 
Gelecekte her şey bilgiye dayanacak diyorsunuz. Peki bu durum şirketlerin davranışlarını nasıl etkileyecek?  
 
1960 yılında dünyadaki her şeyin üçte biri tarımdan, üçte biri üretimden ve kalan üçte biri de hizmetlerden kaynaklanıyordu. Bugün tarım yüzde 4’e geriledi. Dolayısıyla, eğer Arjantin gibi bir ülkeyseniz ve tarımla uğraşmaya devam ediyorsanız, hızla fakirleşirsiniz. ABD ve Arjantin’in kazancı birbirine çok yakındı. Ancak, şu anda Arjantin çok fakir.  
 
1975 yılında Kore, Türkiye’den ve Meksika’dan çok daha az kazanıyordu. Bugün ortalama bir Koreli, ortalama bir Meksikalı’dan 3 kat fazla kazanıyor. Bunun en büyük nedeni Kore endüstrilerinin Meksika endüstrilerinden çok farklı olması. Meksika çimento, tekstil, tarım ve birayla uğraşıyor. Kore ise kamyon, otomobil üretiyor, gemicilik yapıyor.  
 
Bence yaşam kodunu anlayan ülkeler, bunu kimyada, sigortada, tarımda, üretimde, ilaçta, enerjide kullandıklarında her şirket değişir. Yaşam kodunu uygulayan ve doğru kullanan endüstriler ve ülkeler kuşkusuz çok iyi durumda olacaklar.  
 
Bundan 50 ya da 100 yıl sonra çokuluslu dev şirketler varlıklarını korumaya devam edecekler mi? Ayakta kalmakta zorlanabilirler mi?  
 
Eminim çokuluslu şirketler var olmaya devam edecek. Bazı şirketlerin bugün oldukları kadar büyük ve baskın olup olmayacaklarından emin değilim. Bence farklı görünecekler. Güçlü çokuluslu şirketlerin elinde yüksek miktarda sermaye, çok sayıda fabrika, büyük arsalar ve pek çok çalışan var. Artık insanlar, ilişkiler ve nadir bulunurluk öne çıkıyor.  
 
Eskiden bende bir şey var ve sizde yoksa, ben zengindim. Şimdi faks makineleri olan bir ekonomi düşünün. Ben dünyanın tek faks makinesini icat etmiş olsaydım ve onu kendime saklasaydım akılsızca davranmış olurdum. Sadece 3-4 kişide faks makinesi olması da çok anlamlı değil. Bir milyon faks makinesi olduğunda ise faks gerçekten faydalı ve önemli bir şey oluyor. Bu sayı arttıkça da herkes daha iyi konuma geliyor. Tabii ne kadar çok insanda faks makinesi olursa, bu benim işime de o kadar yarıyor. Orijinal bir fikre sahip olduğunuzda hem siz zenginleşiyorsunuz hem de başka insanlara katkınız oluyor.  
 
Gelecek farklı sektörler için ne ifade ediyor? Bu sektörler nelerle karşılaşacaklar?  
 
Bilgisayarla başlayalım. Bugün dünyadaki bilgisayar şirketlerinin en büyük projelerinde biyolojik bilgileri anlamak ve depolamak üzerine çalışılıyor. IBM ve Compaq bu şirketlere örnek. Depolamada en büyük sorunlarla, genlerin veritabanlarını depolarken ve gen verilerini iletirken karşılaşılıyor. Dünyanın en büyük kütüphaneleri, gen kütüphaneleri. İnsanlar şu anda gen kütüphanelerinden dünyanın en büyük kütüphanesinden depoladıklarının 9 katı daha fazla veri depoluyor. Önemli olan, tüm bu bilgilerle nasıl başa çıkılacağı.  
 
İlaç sektöründe iyi bir bileşen kütüphanesine ve gizli verilere sahip olmak önemliydi. İyi bir kimyager her 6 ayda bir 8 bileşen oluştururdu. Şu anda bir bilgisayar 6 ayda, 6 bin bileşen oluşturabiliyor. Dolayısıyla, tüm bu bilgilerin nasıl kullanılacağını bilmek o bilgilere sahip olmaktan daha önemli. Bilgiye sahip olanın olmayandan daha fazla kazandığı bir dönemden herkesin çok fazla bilgiye sahip olduğu, ancak bunu akıllıca kullanabilenlerin daha fazla kazandığı bir dönemdeyiz. Bu da veri aktarımı, interneti kullanabilirlik, verimlilik, depolama, veri işleme gibi alanların önem kazanmasına neden oluyor. Bilgisayarlarda yüksek kalitede, büyük dijital görüntülerin aktarımı önemli olacak.  
 
Bugüne kadar yaptığınız araştırmalarda karşılaştığınız en ilginç sonuç ne oldu?  
 
Benim bu kitabı yazmama neden olan şey, 20 yıl boyunca ülkeleri başarılı ya da başarısız yapan şeyin ne olduğunu araştırmış olmamdı. Sorunuz çok ilginç. Çünkü, bugün Birleşmiş Milletler üyesi olan ülkelerin dörtte üçü 50 yıl önce yoktu. Bu da pek çok ülkenin ortaya çıktığı anlamına geliyor. Bazıları başarılı, bazıları ise tamamen başarısız oluyor.  
 
Ben enflasyonu, özelleştirmeyi, yönetimsel çürümeyi, liderliği ve daha pek çok şeyi inceledim. Ancak, işe yaramadı. Anladım ki, asıl önemli olan şey, bir ülkenin yeni teknolojilerin kullanımını anlayabilecek durumda olup olmadığıdır. Eğer gelmekte olduğunu gördüğünüz teknolojileri anlayıp kullanamazsanız, IMF reçetelerini uygular ve her geçen gün daha da fakirleşmeye devam edersiniz.  
 
Tüm bu anlattıklarınızdan yola çıkarak gelecekte beyaz yakalı çalışanların da değişime uğrayacakları görülüyor. Bundan 50 yıl sonra konumları ne olacak?  
 
50 yıl sonra beyaz yakalılar, bugün var olmayan sektörlerde çalışıyor olacaklar. Dünyanın en büyük işletmeleri laboratuarlardan çıkacak. Nanoteknoloji ve biyoenformatik gibi alanlarda çok farklı sistemler kurulacak. Bu tip şirketler bugün çok önemsenmiyor. Ancak 50 yıl içinde dünyanın en büyük şirketleri olacaklar. Biyoloji, kimya, genler, bilgi yönetimi, çok küçük birimlerin ölçülebilmesi ile ilgili dallar gelecekte dünyanın en önemli bilim dalları arasında olacak.  
 
Gelecekte hangi ülkeler başarılı olacak ve refaha kavuşacak? Hangileri sahip olduğu değerleri yitirecek?  
 
Gelecekte beyinleri cezbeden ve yeni beyinler yaratan ülkeler başarılı olacak. Çalışanların ve ülkenize gelen insanların ne kadar zeki ve akıllı oldukları çok önemli olacak. Başarılı ülkeler bu tip insanlara sahip ve bu insanları en önemli endüstrilerinde çalıştırıyorlar.  
 
Bunun yanında yeni iş kolları ve kaynaklar yaratmak da önem taşıyor. Eğer borsaya yeni şirketler girmiyorsa, ya da Brezilya ve Arjantin’de olduğu gibi, borsadaki şirket sayısı 15 yıldır değişmiyorsa hızla fakirleşiyorsunuz. Yeni şirketler olmayınca yeni işler de olmuyor. Türkiye’nin Gayrısafi Milli Hasılası’nı ancak yetenekli ve zeki insanların çalıştığı yeni şirketler kurarak iki katına çıkarabilirsiniz. Teknolojiye uyum ve bilgiye dayalı üretim ülkelerin ilerlemesinde rol oynuyor.  
 
ÜLKE VE ŞİRKETLER İÇİN BAŞARININ SIRLARI  
 
ŞİRKETLER NEDEN ÖLÜYOR? Şirketlerin sorun yaşamalarının en önemli nedeni, teknolojik gelişime ayak uyduramamaları, gerisinde kalmalarıdır.  
 
GELECEK KUŞAK Bizim çocuklarımız 100-120 yaşlarına kadar rahatlıkla yaşayabilecekler. Refah düzeyleri de bugünkünün çok üzerinde olacak.  
 
TARIMLA UĞRAŞANLAR 1960’da dünyadaki her şeyin üçte biri tarımdan, üçte biri üretimden ve kalan üçte biri de hizmetlerden kaynaklanıyordu. Bugün tarım yüzde 4’e geriledi. Hala tarımla uğraşmaya devam ediyorsanız, hızla fakirleşirsiniz.  
 
G. KORE’NİN SIRRI Bugün ortalama bir Koreli, Meksikalı’dan 3 kat fazla kazanıyor. Bunun en büyük nedeni Kore endüstrilerinin, Meksika endüstrilerinden çok farklı olmasıdır.X  
YAŞAM KODU ÖNEMLİ Bence yaşam kodunu anlayan ülkeler, bunu kimyada, sigortada, tarımda, üretimde, ilaçta, enerjide kullandıklarında her şirket değişir.  
 
TEKNOLOJİYİ ANLAMA Eğer gelmekte olduğunu gördüğünüz teknolojileri anlayıp kullanamazsanız, IMF reçetelerini uygular ve her geçen gün daha da fakirleşmeye devam edersiniz.  
 
GELECEĞİN ŞİRKETİ Dünyanın en büyük işletmeleri laboratuarlardan çıkacak. Nanoteknoloji ve biyoenformatik gibi alanlarda çok farklı sistemler kurulacak.  
 
“TÜM ENDÜSTRİLER DEĞİŞİYOR”  
 
Şirketlerin değişen teknolojilere ayak uydurmakta karşılaştıkları temel zorluklar neler? Şirketlerin zor dönemler geçirmesine neden olan şeyler neydi?
 
 
Bu, “Endüstri Devrimi ile birlikte şirketler ne gibi sorunlarla karşılaşacaklar?” diye sormaya benziyor. Çünkü, değişimin boyutu, ölçeği çok geniş. İşleri ele alış biçimimiz, makinelerden önce var olan geleneksel yapı, deriyi, seramiği ya da boyayı işleyiş biçimimiz hep değişti. Makineler bir günde 2 bin kişinin yapabildiği işleri tek başına yaptı. Bu durum da dünyadaki tüm endüstrileri değiştirdi.  
 
Mimaride, kurumsal davranışta, finansta, veritabanlarında, veri aktarımında değişimler yaşamaya devam edeceğiz. Ben, örneğin, 2050 yılında, son derece ilginç sorularla karşılaşacağımızı düşünüyorum. Bir bilgisayar genellikle çok akılsız görünür. Bilgisayarla çalışırken neden bu alet neden düzgün çalışmıyor dersiniz. 18 ay önce bir bilgisayar insan beyninin üretebileceğinin yarısı kadar veri üretiyordu.  
 
Ancak, bilgisayarlar her 18 ayda hafıza güçlerini iki katına çıkarırlar. İnsan beyninin kapasitesini yüzde 1 arttırması için ise milyonlarca yıl gerekir. Bu nedenle yazar Hans Morovec gibi bazı insanlar, 2015 yılına kadar bir bilgisayarın insan beyniyle aynı güce sahip olacağını düşünüyor. 2050 yılına kadar ise bir bilgisayar tüm insanların beyniyle aynı güce sahip olacak. Ben makinelerin dünyayı ele geçireceklerini düşünmüyorum. Ama makineler yaptığımız pek çok şeyin tamamlayıcısı olacağına inanıyorum.  
 
“UZUN YAŞAMIN SIRRI”  
 
TEPEDE OLMAK TEHLİKELİ
 
 
Bence ayakta kalan, bir şeyi çok iyi yapan şirketler ve toplumlar hâlâ değişim isteyenlerdir. Yapılabilecek en zor şeylerden biri, işler iyi giderken değişmemektir. Bu döngüde ilginç olan konu, genellikle en tepede olmayan şirket ya da toplumun lider konumuna yükselmesidir. En tepedeki şirket ya da toplum o kadar rahattır ki ben herkesten daha iyi durumdayım. O zaman neden değişeyim ki der.  
 
TEKNOLOJİ DALGA GİBİ  
 
Teknoloji okyanustaki dalgaya benzer. Çok rahat bir biçimde ayakta duruyorsunuzdur. Dalga gelir ve sizi devirir. Dalgayı beklemiyorsunuzdur ama gelir. Dalga geldiğinde onu durdurmak gibi bir seçeneğiniz yoktur. Ya önünden çekilebilirsiniz, ya onunla aynı yöne hareket edersiniz, ya dalgada boğulursunuz ya da üzerinde sörf yaparsınız. UYUM SAĞLAYAN YAŞAR Teknoloji de bunu yapar. Gen teknolojisi de aynen bu şekilde geliyor. Gen teknolojisi dalgasıyla nasıl sörf yapacağını anlayan şirketler ya da ülkeler olacaktır. Ama bu dalgada boğulan şirket ya da ülkeler de görülecektir.  
 
“SEKTÖRLER NASIL DEĞİŞECEK?”  
 
GENLERLE OYNANIYOR Bugün ABD’de yediğiniz gıdaların yüzde 70’inin genleriyle oynanmış durumda. Çünkü, tamamen doğal olan tüm yiyeceklerin rengi de boyutu da şu anda yediklerimizden çok faklı.  
 
HAYVANLAR DA FARKLI Örneğin, gen modifikasyonu yapılmamış olan erikler baş parmağınızın tırnağı büyüklüğünde. Mısırlar birden fazla renkte, taneleri çok büyük ve koçandan ayrılmıyor. Tamamen doğal olan domatesin boyu çok küçük, rengi yeşil ve zehirli. At, domuz gibi hayvanların genleriyle de oynanıyor.  
 
YENİ KUMAŞLAR VAR Tek fark, bugün bu gen modifikasyonunun çok daha hızlı bir şekilde yapılabilmesi. Yiyeceklerde değişik uygulamalar yapılıyor ve günümüzde yiyeceklerden çok farklı türde tekstil ürünleri üretebiliyoruz. Polyester gibi biyoteknolojik kumaşlar yapılıyor.  
 
ÜRÜNLER FARKLILAŞACAK Mısır ve şeker kamışından etenol formunda gaz yağı üretilebiliyor. Bu konularda daha başarılı oldukça ortaya çıkan ürünler de farklılaşacak. Günümüzde sigorta, toplu taşıma ve sağlık alanlarına giderek daha fazla harcama yapılıyor.  
 
KİŞİYE ÖZEL ÜRÜNLER Bankaların fon sağladığı işler değişecek. Bu çok önemli. Dolayısıyla iş modelini anlamak öne çıkacak. Perakendede ise kişiye özel ürünler geliyor. Örneğin ilaçlarda gen modifikasyonu yapılarak herkese özel ilaçlar verilecek. Bugünkü gibi sadece ilacın adını vererek almayacağız.  
 
İLAÇLAR FARKLILAŞIYOR Bugün lösemi gibi kanserin belirli türlerinde öncelikle genleriniz inceleniyor. Hangi genlerin çalışıp hangilerinin çalışmadığına bakılıyor. Dolayısıyla herkese kendi kanserine özel ilaçlar veriliyor. Genlerin lösemiye verdiği tepkilere göre ilaçlar da değişiyor.  
  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER