Capital'e abone olun.
"ÖZGÜN OLMAK, İŞ DÜNYASININ GERÇEĞİ"

"Özgün olmak, iş dünyasının gerçeği"

Pine göre, yeni dönemde başarının yolu özgün ve samimi olmaktan geçiyor.

Son Güncelleme: 01.01.2010

Ortaya attığı her fikir iş dünyasında şok yaratıyor. 1999’da deneyim ekonomisi tanımı ortaya atıp, yeni bir ekonomik düzenin geldiğini ilk açıklayan oldu. Joseph Pine, iş dünyasında yeni trendleri en iyi gözlemleyen ve irdeleyen isimlerden biri. “Deneyim Ekonomisi: İş hayatı bir tiyatro ve her şirket de bir sahne” kitabı, yayınlandıktan 10 yıl sonra, 2009’da CEO’larla yapılan bir ankette tüm zamanların en iyi 100 iş kitabı arasında yer alıyor.  “Ürün ve hizmetlerin artık her yerde benzer olduğu bir dönemdeyiz. Dolayısıyla şirketler ciddi bir değişimle yeni bir ekonomik değer yaratmalı, her kişinin bireysel olarak etkileneceği ‘deneyimler’ tasarlamalı” diyen Pine, bugün deneyim ekonomisinin tüketicide yarattığı bir diğer trende de işaret ediyor: Artık tüketiciler orijinal, özgün olanın peşinde koşuyor. Deneyimlerin öne çıktığı ve alıştıkça yapaylaştığı günümüz iş dünyasında tüketiciler daha çok özgün, orijinal ürün ve hizmetlerin arayışı içinde.  Pine, “Hakiki olma, tüketicinin satın alma kararında öncü hassasiyeti oldu, ne aldıklarının ötesinde ürün ve hizmetlerin nereden geldiğine bakıyorlar. Özgün ve hakiki olanı istiyorlar” diyor. Zaten James Gilmore ile birlikte yazdığı “Özgünlük: Tüketiciler Gerçekten Ne İster?” kitabıyla aktardıkları geçtiğimiz yılın “dünyayı değiştirecek 10 fikri” arasında sayılıyor. Pine, “Giderek daha çok sahnelenmiş deneyimlerden oluşan bu dünyada, ki bu aynı zamanda yapay bir dünya haline geliyor, tüketiciler kendilerine sunulan bu deneyimlerin hangisinin özgün, samimi ve orijinal olduğunu anlamaya çalışıyor. İşte bu yüzden de iş dünyasında artık en önemli nokta hakiki, özgün olmak. Deneyim ekonomisinin yarattığı çelişki bu: Yaşanılan deneyimler yapaylaştıkça, tüketici özgün olanı arıyor” şeklinde konuşuyor.
10. Pazarlama Zirvesi’nin önemli konuşmacılarından, Strategic Horizons danışmanlık şirketinin ortaklarından pazarlama gurusu yazar Joseph Pine, deneyim ekonomisine geçişi, hakiki, özgün bir şirket olmanın sırlarını ve markaların kendilerini nasıl hakiki olarak konumlayabileceklerini anlattı:

Deneyim ekonomisinden kastınız, bazı şirketlerin anladığı gibi sadece müşteriye hoş ve güzel zaman geçirtme çabasının çok daha ötesinde, değil mi?
Tabii ki… Bakın, ürün ve hizmetlerin artık her yerde benzer olduğu bir dönemdeyiz. Şöyle bir geçmişe bakın; önce tarımsal ekonomiden endüstriyel ekonomiye geçtik. Sanayiye dayalı bu ekonomi ürün üzerine kuruluydu. Bunun ardından yirminci yüzyılda hizmet ekonomisi önem kazandı. Şimdi ise deneyimin üstün olduğu bir dönemdeyiz. Yöneticiler zamanında mal ürettikleri, verimli hizmet sundukları gibi aynı şekilde değer katan ve fark yaratan deneyimler tasarlamayı öğrenmeli. Şirketler ciddi bir değişimle yeni bir ekonomik değer yaratmalı, her kişinin bireysel olarak etkileneceği “deneyimler” tasarlamalı.  Deneyim ekonomisini anlamanın yolu, deneyimlerin hizmet ve ürünlerden tamamen ayrı olduğunu kavramaktan geçiyor. Ürünleri birer replik ve sunulan hizmetleri de bir sahne olarak düşündüğünüzde her tüketici bu sahnede kendi deneyimini yaşıyor. Tüketiciler giderek daha çok yaşadıkları bu deneyimlere dikkat ediyor, en uygun fiyatla en iyi şartlarda satın almanın yanında en iyi deneyimi yaşamak istiyorlar. Bu yüzden hem zaman hem de para açısından en iyi deneyimleri tasarlayanlara yöneliyorlar.

Her zaman “deneyimin sahnelenmesinin” önemine vurgu yapıyorsunuz? Şirketler nasıl deneyim ekonomisini uygulayabilir?
Sahneleme terimi tiyatrodan geliyor. Çünkü, aslında deneyim ekonomisinin ana işi tiyatro. Tüketici önündeki her satış elemanı, bunu bilse bilmese de, aslında rol yapıyor. Aynı seyircilere oynayan tiyatro oyuncuları gibiler… Mevcut hizmet modelinden deneyim yaratmaya giden değişimi yapmanın en kolay yolu, şirketlerin kendilerine ‘ne’ yaptıklarını ve ‘nasıl’ yaptıklarını sormaları. Şu an çalışanların yaptığı verdiği hizmetler neler ve bu hizmetleri nasıl yapıyorlar, işte bu hizmetleri özgün bir tiyatro oyunu haline getirebilirsiniz. İzmir’de ilk mağazasını açarak Türkiye pazarına giren Best Buy’un ‘Geek Squad’ları buna gayet başarılı bir örnek. ‘Geek Squad’lar 24 saat bilgisayar tamiri hizmeti veren bir takım. ‘Geek Squad’lerin hizmetleri tamamen bir tiyatro, sonuçta yaptıkları bilgisayar tamiri ancak bunu bir ajan kimliğine bürünerek yapıyorlar ve bir tiyatro oyunu gibi sunuyorlar.   
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER