Yeşil olan kazanacak

Son yıllarda markalar dünyasında yeni bir dönem başladı.

1 MART, 20130
Paylaş Tweet Paylaş
Yeşil olan kazanacak


HANGİ SERTİFİKALAR GEREKİYOR?
Yeşil marka olmanın ve bunu sürdürülebilir kılmanın önemli araçlarından biri de sertifikalar. Markalar sertifikaları alabilmek ve durumlarını bu sertifikalarla ortaya koymak için de önemli bir çaba sarf ediyor. Dünya genelinde yeşil markaların performansını ortaya koyan birçok sertifika bulunuyor. Ancak bu sertifikalardan bazıları diğerlerine göre çok daha itibarlı ve güvenilir. Bu sertifikalar arasında ABD kökenli LEED (Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik), İngiliz kökenli BREEAM (Bina Araştırma Kuruluşu Çevresel Değerlendirme Metodu) en bilinenleri. Sorumlu ormancılığın tesis edilmesi ve yaygınlaştırılması için geliştirilmiş orman ürünleri kalite yönetim sistemi FSC (Forestry Stewardship Council), özellikle elektronik cihazların enerji verimliliğine dair uluslararası bir sertifika olan EnergyStar, çevre dostu ürünleri etiketleyen Ecolabel, yapı kimyasallarının zararlarını denetleyen Green Seal da itibarlı sertifikalar deyince akla ilk gelenlerden... Öte yandan enerji yönetimi sertifikası ISO 50001, sera gazı emisyonlarının kontrol ve onayına işaret eden ISO 14064-1, çevre yönetim sertifikası ISO 14001 de yeşil marka olmak isteyenlerin en çok başvurduğu sertifikalar arasında yer alıyor. Ancak uzmanlar yeşil marka olmayı sadece sertifikalara bağlamanın her zaman doğru bir yaklaşım olmayacağı konusuda da uyarıyor. Altensis kurucu ortağı Emre Ilıcalı, “Sertifika bir hedef olmamalı. Hedef, sürdürülebilirliğin üç ayağını oluşturan toplum, ekonomi ve çevre konularında duyarlı iş modelleri geliştirmek, uygulamak, izlemek, ölçmek ve tekrar geliştirmek olmalı” diyor.

ŞİRKETE NE KATIYOR?
Yeşil olmak sadece çevreye değil şirketlere de kazandırıyor. Yeşil marka olmanın kriterini yerine getirenler öncelikle itibar ve güven kazanıyor. Rekabette kolayca rakiplerinden farklılaşabiliyor. Üstelik tüketiciler yeşil markaları farklı bir noktaya koyuyor, bu tür markalara duydukları sadakat oranı daha yüksek oluyor. Yeşil markaların daha itibarlı olduklarını belirten marka stratejisti Hakan Senbir, “Güven duygusu sadece reklamlarla sağlanamaz. Markaya olan güven, ticari iletişim dışında bir alanda yapılan güçlü işlerden gelir. Bu da marka beğenisini beraberinde getirir. Bu nedenle sadece markalar değil, kurumsal markalar da tüm markaları adına sürdürülebilir dünya yatırımı yapıyor” diyor. Profesör Michael Russo da yapılan araştırmalara göre yeşil markaların müşteri sadakati yaratma konusunda oldukça başarılı olduğunu söylüyor. “Tüketiciler aldıkları
ürünün çevre üzerinde kayda değer bir etki bırakmadığına inandıklarında o ürüne ve markaya olan bağlılıkları güçleniyor” diye konuşuyor. Marka yönetimi uzmanı Murat Erdör de çevre sorunları arttıkça tüketicilerin doğayla dost ürünleri üreten şirketlere daha sempatiyle bakacaklarını ifade ediyor. “Çevre ile ilgili sosyal sorumluluk projesi yapıp katkıda bulunan şirketlerin, tüketicinin aklında kalması çok daha kolay olacak” diyor. Birçok çalışma da tüketicilerin sürdürülebilir şirketleri tercih ettiğini ortaya koyuyor. Pazar araştırma şirketi Mintel’in bir çalışmasına göre tüketicilerin yüzde 68’i çevreci, etik ürün ve servisleri tercih ediyor. 2012 yılında Cohn&Wolfe’un yaptığı bir çalışma her 5 tüketiciden 1’inin yeşil ürünlere yüzde 10 daha fazla ödemeye istekli olduğunu ortaya çıkardı. Yeşil olmak çalışanların en çok çalışmak istedikleri şirket olmada da etkili. MonsterTrak’ın bir çalışmasına göre genç profesyonellerin yüzde 92’si çevreye duyarlı şirketlerde çalışma eğiliminde.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.