Ofisimin yerini kim değiştirdi?

İşbirliğini gerçekten teşvik eden çalışma ortamları yaratmak Anne-Laure Fayard ve John Weeks

1 EYLÜL, 20110
Paylaş Tweet Paylaş
Ofisimin yerini kim değiştirdi?


Fotokopi makineleri etkileşimi nasıl artırıyor?
Her ne kadar fotokopi makineleri görünüşte herhangi biri tarafından kolaylıkla kullanılabilecekmiş gibi yapılmış olsa da onların karmaşık özellikleri ve arayüzleri bir hayli kafa karıştırıcı ve sinir bozucu olabilir. Onlara uzmanlaşmış bilgi gerektiren (toner kartuşunun nasıl takılacağı veya sıkışmış bir kağıdın nasıl çıkarılacağı gibi) bir iş olan periyodik bakımların yapılması gerekir ve bu iş genellikle kullanıcılar arasında dengesiz bir şekilde paylaştırılır. Bu karakteristikler, gayri resmi etkileşimler için bulunmaz tetikleyicilerdir, çünkü onlar
insanlara bir sohbete başlamaları için doğal nedenler sunar. Yardım almak için bir diğerinin yüzüne bakan, makine hakkında daha fazlasını öğrenebilmek için bir diğerini izleyen, çalıştırılması konusunda (genellikle küçümseyici) yorumlarda bulunan pek çok çalışan görmüşüzdür. Bu kendiliğinden sohbetler, sonunda bazıları işle ilgili diğer konulara doğru kolaylıkla kayabilir. Sonuçta kopyası çıkarılan şey kopyalama süreci kadar önemli hale gelebilir. Bir araya toplanmış insanlar, fotokopi makinesine gelen belgelerde yazılanları, meslektaşlarının projelerindeki kendi işleriyle ilgili yazışmaları ya da kendilerini etkileyebilecek yeni bir şirket politikasını burada keşfedebilir. Ardından sıklıkla zengin tartışmalar gelir. Aslında şayet fotokopi makinesi özel olarak sosyal etkileşimi özendirmek için tasarlanmış olsaydı, bundan daha başarılı olması beklenemezdi.

Bir alanda küçükmüş gibi görünen değişikliklerin devasa etkileri olabildiğini ve istenmeyen sonuçlara çok sık rastlanabildiğim unutmayın.

Yakınlığın özellikleri
İnsanlar sıklıkla yakınlığın, fiziksel faktörlerin bir fonksiyonu olduğunu varsayar. Çalışanlar birbirleriyle hangi mesafede oturuyorlar ya da dinlenme odası ne kadar uzakta gibisinden... Ama, mesafe önemlidir. MIT'den organizasyo-nel psikoloji profesörü Thomas Allen, araştırdığı bir AR-GE kompleksindeki çalışanların etkileşim frekansının, kendi ofisleri arasındaki mesafeyle orantılı olarak geometrik bir şekilde düştüğünü keşfetmişti ve sonra bu etkiye Allen eğrisi adı verilmişti. Aynı binada olmalarına rağmen ofisleri farklı katlarda olan araştırmacıların gayri resmi olarak neredeyse asla birbirleriyle etkileşime girmediklerini görmüştü. Ancak gayri resmi etkileşimleri belirleyen sadece alanın fiziksel özellikleri değildir; bizim kullandığımız anlamıyla "yakınlık", çoğunlukla sosyal ve fiziksel yönlerle şekillendirilen trafik alışkanlıklarına bağlıdır. Aslında fiziksel merkezilik sıklıkla, giriş-çıkış kapıları, dinlenme odaları, merdiven boşlukları, asansörler, fotokopi ve kahve makineleri ve elbette soğuk su otomatları gibi şeylere yakınlık anlamına gelen "işlevsel merkezilikten" daha az öneme sahiptir. Allen, laboratuvar direktörlerinin fikirlerin paylaşılmasını ve yayılmasını artırmak için, içinde paylaşılan birkaç kaynağın olduğu alanlar yaratmaları gerektiğini ileri sürüyor. Bir alanın sosyal coğrafyası, onun fiziksel yerleşim planının kritik bir bileşenidir.

Sanal ortamlarda, dinlenme odasına gitmek veya kendine kahve almak gibi iş dışı faaliyetler, insanları bir araya getirmek yerine aksine onları birbirlerinden uzaklaştırır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.