Ofisimin yerini kim değiştirdi?

İşbirliğini gerçekten teşvik eden çalışma ortamları yaratmak Anne-Laure Fayard ve John Weeks

1 EYLÜL, 20110
Paylaş Tweet Paylaş
Ofisimin yerini kim değiştirdi?


Mahremiyetin önemi

Araştırmalarımızdan biri, içinde kahve ve otomat makinelerinin, bir yazıcının ve bir fotokopi makinesinin olduğu merkezi ortak alanın, şirketin girişi ile özel ofislerin arasına yerleştirildiği bir medya ajansıyla ilgiliydi. Herkes oradan geçmek zorundaydı, ancak hiç kimse uğramıyordu bile. Sebebi ise çalışanların çoğunun orada özel sohbetlerin yapılmasını engelleyecek kadar çok trafik olduğuna inanmalarıydı. Bilhassa da bu ajansın direktörü sık sık kahve almak için buraya geliyordu ve insanlar onun kendi konuşmalarına kulak misafiri olmasını istemiyordu. Mahremiyet için gerekli fiziksel zorunluluklar en önemli olanlardır. İnsanların en azından kendi konuşmalarına kulak kabartılmadan konuşabildiklerinden emin olmaları gerekir. Böylesi bir mahremiyetin sağlanması için de alanların görünebilirlik ve akustik kurallarına göre tasarlanmaları şarttır; mahremiyet ancak diğerlerinin sizin kimlerle konuştuğunuzu göremediği ve sizin kimlerin yaklaştığını ya da kulak misafiri olma menziline girdiğini görebildiğiniz ortamlarda sağlanır. Burada temel bir öngörü yatar: Gerçek mahremiyet, sizin diğerlerinin erişimini onlarla etkileşime girip girmeme tercihinize göre kontrol edebilmenize olanak sağlar. Her ne kadar mantık dışıymış gibi görünse de bu araştırma, insanların istemedikleri halde etkileşime girmek zorunda kaldıkları durumlarda gayri resmi etkileşimlerde ilerleme sağlanamayacağını gösteriyor. Binalar ve şehirlerdeki kullanım alışkanlıkları hakkında çok sayıda makalesi olan mimar Christopher Alexander, gayri resmi etkileşimler için en ideal yer olarak duvar aralıklarını gösteriyor: Oraları rastgele buluşmalar için yeterince halka açıktır ama özel sohbetler için de yeterince mahremiyet sunar. Duvar aralıkları ayrıca insanların sohbetlerinin bir başkasının müdahalesiyle sona erdirilmemesi için kapısı olan bir oda aramalarına gerek kalmaksızın ortalıkta bir yerde, mesela koridorda başlayıp sonra daha özelbir alanda sürdürülmesine de olanak sağlar. Gelin şimdi mahremiyet yoksunluğunun Xerox'un Wilson Araştırma ve Teknoloji Merkezi'ndeki etkileşimlerin altını nasıl oyduğuna bir bakalım. Yöneticiler, farklı gruplardaki çalışanlar arasında gayri resmi etkileşimi teşvik etmek için "LX Common" adında bir sistem kurmuş. Common ile fazla yakınlaşma sağlanıyordu: Merkezi olarak konumlandırılmıştı ve ana giriş kapısından kendi laboratuvarlarına veya bir laboratuvardan diğerine ya da konferans salonuna giden çalışanların muhakkak geçmek zorunda oldukları bir alandı. İçinde bir mutfak, fotokopi ve yazıcılar ile kilit referans malzemeleri vardı ve bu işlevsel merkezilik, trafiği de artırıyordu. Ancak ekipler orada sohbet ve toplantılar yapmaya başladıkça, insanlar giderek yollarını uzatmak pahasına oraya uğramamaya başladılar. Sorun neydi? Common, o kadar fazla yakınlaşma ve az mahremiyet yaratmıştı ki mühendisler artık bir toplantıya veya gayri resmi bir sohbete katılma riskini almadan oradan geçemez hale gelmişlerdi. Böylece hep birlikte o alandan uzak durmaya başlamışlardı. Laboratuvar yöneticisi, çalışanların bu yeni alanda kiminle ve ne zaman etkileşime gireceklerini kontrol edebilmelerini sağlayan üç tane kural belirleyerek bu soruna bir çözüm bulmuştu: Common'a günün herhangi bir saatinde giriş ve çıkış serbesttir; insanlar oradaki tartışmalardan herhangi birine katılıp katılmamakta özgürdür ve eşlik edilen tartışmalardan istenildiği zaman ayrılmak serbesttir. Bu kurallara riayet edilmeye başlandığı andan itibaren de gayri resmi etkileşimler anında artmıştı.

Bazı araştırmalar, açık plan alanlarda kendilerine kulak misafiri olunabileceğinin farkında olan çalışanların, normalde olduğundan çok daha yüzeysel sohbetler yaptıklarını gösteriyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.