Yaratıcıların keşif sırları

“Evreka!” (Buldum!)… Yunan matematikçi, fizikçi, astronom, filozof ve mühendis Arşimet hamamda yıkanırken suyun kaldırma kuvvetini keşfettiğinde işte böyle bağırmıştı...

13 EKİM, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
Yaratıcıların keşif sırları

KELEBEK SÜRECİNİN SIRRI

Steve Jobs’un “Yaratıcılık sadece noktaları birleştirmektir. Yaratıcı insanlara, ‘Bunu nasıl yaptın’ diye sorarsanız, kendilerini biraz suçlu hissederler. Çünkü, onlara göre bir şey yapmamışlardır, görmüşlerdir. Bunu da şu ana kadarki tecrübelerini birleştirerek ve yeni bir şeyler oluşturarak yaparlar” şeklinde tarif ettiği şeyin adı “birleşimsel düşünme”. İşin aslı şu ana kadarki her yaratıcı atılım zaten var olan fikirlerin birleştirilmesinden ortaya çıkmış durumda. Henry Ford, seri üretim hattını, Chicago’daki et kombinalarında kullanılan mekanize çengelleri ve fırınlarda kullanılan bantlı taşıyıcı sistemleri bir araya getirerek yarattı. Rene Laennec adındaki Fransız doktor, bir gün 2 çocuğun uzun boş bir boru ile oynadığını gördü. Bir çocuk boruyu bir çiviyle kaşıyor diğeri de borunun öbür tarafına kulağını dayamış tahtanın artırdığı sesi dinliyordu. Laennec, bu tecrübesiyle modern steteskopu icat etti. 

DESEN TANIMA TEKNİĞİ DE İŞLER

1970’lerin özgürlükçü atmosferi içinde Indiana Üniversitesi, öğrencilerine dekanlıkça kabul edildiği sürece istedikleri her dersi açabileceklerini söyledi. Öğrencilerden Michael Uslan, çizgi roman sevdalısıydı ve bir çizgi roman dersi vermek istedi. Dekanlık önce bunu reddetti ama Uslan, Superman’in hikayesiyle Hz. Musa’nın hikayesi arasındaki benzerliklerin altını çizince dekan öneriyi kabul etmek zorunda kaldı. Uslan daha sonra Batman’in film haklarını aldı ve yapılmış bütün Batman filmlerinin yapımcısı oldu. Uslan, Superman ve Hz. Musa’nın hikayelerinin desenlerinin arasındaki benzerlikleri fark ettiği için dekanı ikna edebilmişti. Bir oteli düşünün. Başarılı olmak için neler yapması gerektiğini, müşteri memnuniyetini artırmak için yapması gerekenleri, nasıl bir CEO’su olması gerektiğini hayal edin. Sonra da bir hastaneyi düşünün. Bu iki işin ne gibi ortak özellikleri var? Örneğin ikisine de her gün çok sayıda insan girip çıkıyor. İkisinin de başarılı olması için gereken ne? İnsan güler yüzlü çalışanların önemli olduğunu düşünüyor ister istemez. Şimdi de çok başarılı bir otel CEO’sunu bir hastanenin başına getirdiğinizi düşünün. Ne yapardı? Otelcilik sektöründen ne gibi bilgileri hastaneye taşırdı? Bu senaryo gerçek hayatta da oldu. 2006 yılında Henry Ford West Bloomfield Hastanesi, Ritz-Carlton’da 25 yıl çalışmış bir otel yöneticisini CEO olarak işe aldı. Gerard van Grinsven, önce doktor hasta ilişkisine eğildi. Oda ziyareti yapan doktorların hastaların yanına oturmasını sağladı. Bu doktorların hastalarla aynı insani seviyeye gelmesini sağlayan basit ama önemli bir değişiklikti. Sonra hastanenin içinde bir SPA açtı ve bunu dışarıdan insanların da kullanmasına izin verdi. Böylece hastane sadece hasta insanların geldiği bir yer olmaktan çıktı. Daha sonra da oteldekilere benzer bir hızlı check in sistemi kurarak bekleme zamanlarını azalttı. Ve Henry Ford West Bloomfield Hastanesi ülkedeki en iyi hastanelerden biri oldu. 

BAHÇENİZİ EKİP BİÇMEK 

Eskiden beynin çocukluktan sonra gelişmeyi durdurduğuna inanılırdı ama beyin daha iyi anlaşıldıkça devamlı gelişen bir organ olduğu anlaşıldı. 2014’te baş dönmesi şikayetiyle hastaneye gelen 24 yaşında Çinli bir kadının beyinciği olmadığı görüldü ama kadın buna rağmen normal bir yaşam sürdürmeyi başarmıştı. Beyninin diğer kısımları beyincik eksikliğini giderecek şekilde gelişmişti. Beynimiz aslında “plastik”. Hayatımız boyunca değişiyor, her yeni tecrübe beynimizi yeni oluşan nöronlar yoluyla fiziksel olarak değiştiriyor. Google’ın yarı gizli araştırma merkezi X’in yöneticisi Astro Teller bulabildiği en plastik insanları işe aldığını söylüyor. Teller, atılım yapabilmenin yeni nöral bağlantılar kurabilme yeteneğiyle ilişkili olduğunun farkında. Bebekken etrafımızdaki her şey yeni bir tecrübedir ve beynimiz devamlı yeni nöral bağlantılar yaratır. Yaşlandıkça yeni tecrübelerin şıklığı azalır ve beynimizin yeni nöronlar yaratma yeteneği azalır. Aslında beynimiz yenilenme yeteneğini kaybetmemiştir, sadece bu konuda antremanlı değildir. Beynin plastikliğini artırmanın en iyi yolu da beynimizi onu yeni nöral bağlantılar kurmaya zorlayacak yeni tecrübelere tabi tutmaktır.

İHTİYACINIZDAN FAZLASINI EKMEK 

1890’larda herkes en yeni teknoloji harikası olan bisikleti edinmek istiyordu. Bir gecede ortaya binlerce bisiklet tamircisi çıktı. Hepsi de bisikletleri daha güvenli, daha hafif veya daha hızlı hale getirmeye çalışıyordu. Bu tamircilerden çoğu bisikletler üzerinde çalışırken öğrendikleri bilgilerle taşıma sektöründe büyük atılımlar yaptı. İlk motorlu uçağı yapan Wright kardeşler, kariyerlerine bisiklet tamircisi olarak başlamıştı. Beyninize ne kadar çok hammadde verirseniz o kadar fazla nöral bağlantı yaratırsınız. Bir işe başlarken sonunda nereye varacağınızı bilmeniz imkansızdır ama eğer yenilikçi atılımlar yapmak isterseniz buna katlanmak zorundasınız. Çiftçiler toprağa tohumları ektikleri zaman hangilerinin ürüne dönüşeceğini bilemez. Bu nedenle de gerekenden fazla tohumu toprağa ekerler. Eğer atılım yapmak istiyorsanız bu tip verimsizlikleri kabul etmeniz gerek. Ayrıca yaptığınız işe yakın işler yapanlarla da görüşmelisiniz. Einstein relativite teorisini tek başına bir odaya kapanarak geliştirmedi. Aksine her akşam beraber yürüyüşe çıktığı ve yaptıklarını tartıştığı bir arkadaş gurubu vardı. Grup üyeleri şiir, sanat, felsefe gibi çok geniş bir konu spekturumunda uzmandı. Yenilikçi atılımlar yapma süreci sosyal ve dışa dönük bir süreçtir, yalnız ve içe dönük değil.”


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.