Yüksek faiz ve krediye erişimdeki daralma, Türkiye’de halka arzları bir tercih olmaktan çıkarıp zorunlu bir finansman aracına dönüştürdü.
2021-2023 döneminde hızlanan halka arz dalgasında politika faizinin yüzde 8,5’ten yüzde 50’ye yükselmesi belirleyici olurken genişleyen yatırımcı tabanı süreci destekledi.
Hande Yavuz Çalık / [email protected]
Capital Dergisi / Mayıs 2026
Ancak 2025 itibarıyla tablo tersine döndü. Halka arz sayısı gerilerken ortalama büyüklükteki artış piyasanın daha seçici hale geldiğine işaret ediyor. Artık yatırımcılar yalnızca büyüme hikayesini değil kârlılık, nakit akışı ve sürdürülebilirliği de satın alıyor.
“2025’e göre başvuruların artması, faizlerdeki düşüş ve piyasa tabanının genişlemesi sayesinde 2026’da halka arz piyasasının daha canlı olacağı öngörülüyor” diyen EY Türkiye Ülke Başkanı Metin Canoğulları ile konuştuk:
Son yıllarda halka arzlardaki yükselişi tetikleyen faktörler neler oldu?
Özellikle finansmana erişimde yaşanan zorluklar, yükselen borçlanma maliyetleri ve enflasyonist ortamda borsanın koruyucu bir yatırım aracı haline gelmesi belirleyiciydi. Aynı zamanda makroekonomik konjonktür şirketlerin büyüme için stratejik finansman ihtiyacı, genişleyen yatırımcı tabanı ve alternatif yatırım enstrüman arayışları da etkili oldu. SPK’nın onay süreçlerindeki hızlı ve yapıcı yaklaşımı da bu yükselişi hızlandırdı. Ancak 2023 sonrası ekonomik ve jeopolitik belirsizlikler, BIST 100’ün 2025’te diğer yatırım araçlarının gerisinde kalması ve yatırımcı iştahındaki azalma süreci tersine çevirdi. SPK’nın 2024 itibarıyla daha yavaş ve temkinli onay süresinin de etkisiyle halka arz sayısı 2025’te son yıllara göre geriledi.
Sıkı para politikası ve yüksek faiz ortamının etkisiyle şirketlerin finansman tercihleri halka arzlara nasıl yansıdı?
Politika faizinin yüzde 8,5 seviyesinden yüzde 50’ye yükselmesi, şirketlerin uzun vadeli yatırım ve işletme sermayesi ihtiyacını krediyle finanse etmeyi sürdürülemez hale getirdi ve bu durum borsayı daha erişilebilir bir finansman kaynağına dönüştürdü. Halka arzlardan elde edilen fonların ağırlıklı olarak yatırım ve kapasite artışında, takiben de işletme sermayesi ihtiyacının karşılanmasında ve borç geri ödemelerinde kullanılması, kredi kanallarındaki daralmanın şirketleri sermaye piyasalarına yönelttiğinin somut bir göstergesi oldu.
Türkiye’de halka arzların önemli bir bölümü orta ölçekli şirketlerden geliyor. Bu durum sermaye piyasalarının derinleşmesi açısından nasıl okunmalı?
2025 OECD verileri, KOBİ ve orta ölçekli şirketlerin banka kredilerine erişiminin belirgin şekilde zorlaştığını ve bu nedenle alternatif finansman kanallarına yöneldiklerini ortaya koyuyor. Bu durum, halka arzı sadece fon toplama yöntemi değil uzun vadeli yatırım yapabilme kapasitesini güçlendiren bir araç haline getiriyor. Dolayısıyla orta ölçekli şirketlerin borsaya yönelmesi; sermaye piyasalarının tabana yayılması ve ekonomide daha dengeli, piyasa temelli bir finansman yapısına geçiş açısından olumlu ve gerekli bir dönüşümün işareti.
Son dönemde hangi sektörlerde halka arz hazırlıklarının yoğunlaştığını görüyorsunuz?
2025 itibarıyla sanayi, enerji, perakende, gayrimenkul ve finansal hizmetler arasında daha dengeli bir dağılım görülse de yenilenebilir enerji ve teknoloji odaklı sektörler belirgin şekilde öne çıkıyor. SPK’nın yenilenebilir enerji, petrokimya, savunma sanayi, tarım ile yeşil ve dijital dönüşüm alanlarındaki şirketler için halka arz kriterlerini yarıya indirmesi de bu sektörlerdeki hazırlıkları hızlandıran ek bir teşvik oluşturuyor.
Halka arz sürecine giren şirketlerin en sık yaptığı stratejik hatalar neler oluyor?
Halka arzın kısa vadeli bir finansman işlemi olarak görülmesi ve halka arzın bir kurumsallaşma adımı olarak ele alınmaması olduğu söylenebilir. Başarılı halka arz işlemlerinde yatırımcılar, yalnızca bugünkü finansalları değil şirketin gelecek planlarını ve potansiyelini de satın alıyor. Bu çerçevede değerlemelerin, kısa vadede maksimum getiri yerine olası fırsat ve risklerin beraber değerlendirildiği dengeli bir değer önerisine sahip olması gerekiyor. Halka arz öncesinde yeterince yapılandırılmamış, halka arz sonrasında ise sürdürülebilirliği sağlanmamış bir iletişim yaklaşımı, şirketlerin piyasa beklentilerini yönetmesini zorlaştırıyor.
Bireysel yatırımcıların halka arzlara gösterdiği yüksek ilgi, Türkiye’de sermaye piyasalarının yapısını nasıl etkiledi?
Yatırımcı sayısındaki artış, bireysel yatırımcılara farklı ve uzun vadeli yatırım araçları sunarken, şirketler açısından ise daha geniş bir finansman havuzu yaratılıyor. Bu ilginin kalıcı hale gelmesi, piyasanın sağlıklı ve dengeli bir yatırım aracı olması ve hem yatırımcı hem şirket için kazan-kazan sonucuna ulaşan bir deneyim oluşturmasına bağlı olacaktır.
Halka arz sonrası performans açısından bakıldığında şirketlerin yatırımcı beklentilerini karşılayabildiğini düşünüyor musunuz?
Yatırımcılar artık yalnızca büyüme vaadini değil bu büyümenin nakit akışı, kârlılık, operasyonel verimlilik, kurumsallaşma ve şeffaf yatırımcı ilişkileriyle desteklenip desteklenmediğini daha yakından takip ediyor.
Küresel sermaye piyasalarındaki faiz ortamı, jeopolitik riskler ve likidite koşulları Türkiye’deki halka arz piyasasını nasıl etkiliyor?
OECD’nin 2025 finansman görünümü, yüksek faiz ve belirsizliklerin şirketlerin uzun vadeli yatırım kararlarını sınırladığını gösteriyor. Türkiye’de halka arz piyasasının yönü yalnızca yerel unsurlara değil küresel faizlerin seviyesi, uluslararası risk algısı ve küresel likidite akımlarının ne kadar destekleyici olduğuna da güçlü biçimde bağlıdır.
Önümüzdeki dönemde yatırımcıların halka arzlarda en çok hangi kriterlere bakacağını düşünüyorsunuz?
Belirsizlik dönemlerinde yatırımcılar daha öngörülebilir gelir modellerine, sağlam operasyonel nakit akışına ve düşük borçluluk seviyelerine sahip şirketleri tercih ediyor. Önümüzdeki dönemde yatırımcıların bakış açısının daha dengeleyici ve rasyonel olacağını da öngörüyoruz. Yapay zeka, savunma teknolojileri, sağlık teknolojileri, kuantum hesaplama ve alternatif enerji gibi alanlara talebin hızla arttığını gösteriyor. Özellikle stratejik konumda olan savunma, enerji ve altyapı şirketlerinin küresel ölçekte yatırımcılar tarafından daha cazip görülmesine yol açıyor.
Önümüzdeki 3-5 yılda Türkiye’de halka arz piyasasının yönünü nasıl görüyorsunuz?
Piyasa koşulları, şirketleri daha gerçekçi değerlemelere ve daha net yatırım hikayelerine yönlendirecektir. Dolayısıyla bu dönemde, orta ve uzun vadede getiriye odaklı sürdürülebilir bir halka arz ekosistemi oluşmasını bekliyoruz. Diğer taraftan, son piyasa araştırmalarında 2025’e göre başvuruların artması, faizlerdeki düşüş ve piyasa tabanının genişlemesi sayesinde 2026’da halka arz piyasasının daha canlı olacağı öngörülüyor. Başvurusu devam eden yaklaşık 150 şirkete karşılık önümüzdeki dönemde gerçekleşmesi beklenen faiz indirimleriyle birlikte 2026’da da yaklaşık 30 halka arz tahmin ediliyor.
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?