Resmi Gazete’de yayımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile hizmet ihracatında kazanç indirimi yüzde yüze çıkarılırken, yurt dışı iştirak kazançlarında istisna oranları yeniden belirlendi.
Türkiye’de döviz kazandırıcı faaliyetleri desteklemek ve yabancı yatırımcı çekme kapasitesini artırmak amacıyla vergi mevzuatında köklü değişiklikler yapıldı. 32549 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren başlayan dönem kazançlarına uygulanmak üzere yürürlüğe girdi. Düzenleme; hizmet ihracatı yapan şirketler ile yurt dışında iştiraki bulunan kurumlar ve gerçek kişiler için önemli vergi avantajları getiriyor.
Düzenleme ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-b1 maddesindeki koşulları taşıyan iştiraklerden-yani yurt dışı inşaat işi yapan iştiraklerden-elde edilen temettülerin tamamının kurumlar vergisinden istisna olması uygulamasına dokunulmadı.
RAKAMSAL ETKİ: Daha önce yurt dışı iştirak kazancı üzerinden Türkiye’de hesaplanan efektif vergi yükü (%50 × %25 =) %12,5 seviyesindeydi. Yeni düzenleme ile bu oran (%20 × %25 =) %5 seviyesine indi. Bu, yurt dışı iştiraki bulunan Türk şirketlerinin vergi maliyetinde %60’ı aşan bir azalma anlamına geliyor.
Düzenlemenin, özellikle yurt dışında şirket kurmuş Türk girişimcileri, yatırımcıları ve aile ofislerini doğrudan ilgilendirdiği belirten ve yabancı yatırımcı üzerindeki etkilerini değerlendiren uluslararası yatırım hukuku uzmanı Av. İbrahim Aslan, paketin teknik içeriğinin yabancı sermaye için cazip olduğunu, ancak yatırım kararının yalnızca vergi oranlarına bakılarak alınmadığını söyledi. asıl faktörün hukuki güvence olduğunu ifade etti. “Yatırımcılar uzun vadeli kararlar alırken yalnızca mali avantajlara odaklanmıyor. Özellikle mülkiyet hakkı, sözleşme güvenliği ve yargı süreçlerinin öngörülebilirliği gibi alanlarda güven arıyor. Ekonomik teşvikler elbette son derece olumlu bir gelişme; ancak tek başına yeterli değil” diyen Av. Aslan, yeni paketin Türkiye’nin uluslararası yatırımcı sıralamasındaki konumunu güçlendirme potansiyeli taşıdığını, ancak teşviklerden gerçek anlamda yararlanılabilmesi için düzenleyici istikrarın, öngörülebilir bürokratik süreçlerin ve yatırım uyuşmazlıklarında etkili tahkim mekanizmalarının sağlanması gerektiğine dikkat çekti.
Aslan’a göre, 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile getirilen avantajlardan azami şekilde yararlanmak isteyen yatırımcıların, yapı hatalarından kaçınmak ve istisna koşullarını sağlam zeminde inşa etmek için uzman bir hukuk ekibinden yatırım planlaması desteği alması gerekiyor.
Mevzuatın yürürlüğe girmesiyle birlikte hizmet ihracatçısı şirketler, yurt dışı iştiraki bulunan holding yapıları ve sınır ötesi gelir elde eden gerçek kişiler için 2026 dönem beyannameleri öncesinde uyum süreçlerinin yeniden gözden geçirilmesi öneriliyor. Düzenlemenin uygulamasına ilişkin tebliğ ve genel uygulama esaslarının önümüzdeki haftalarda Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanması bekleniyor.
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?