"Geriden gelenler neyi farklı yaptı?"

Dünyada da başarıyla sonuçlanan satın alma ve birleşme operasyonlarının sayısı çok azdır.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Geriden gelenler neyi farklı yaptı?
ENKA’nın kurucusu Şank Tara, üniversite eğitimini tamamladığı Stanford’da öğrendiklerini her zaman iş hayatında uygulamaya gayret etti. “Okulda bize parlak şirketlerin batış öykülerini örnekleriyle anlatarak sektör çeşitlemesinin tamah edilecek bir strateji olmadığını öğrettiler ve her grubun kendi asli işinde yoğunlaşmasının yararlarını sıraladılar.” Bu dersi kulağına küpe yapan Tara, iş hayatında inşaat odaklı bir portföy oluşturmasına rağmen zaman zaman dışına da çıktı. Kelebek Mobilya ve 1980’lerde girdiği bankacılık da bunlardan biriydi. Aslında Kelebek Mobilya’yı 80’li yıllarda, biraz da sahibinin zora girmesiyle satın almıştı. Her ne kadar inşaat sektörüne yakın olsa da bir perakende işiydi. Oysa Enka, tüketiciye yakın değildi ve perakendede uzman sayılmazdı. Ancak bütün bunlara rağmen Kelebek Mobilya, sektörde kendine bir yer edindi, aranılan, prestijli markalardan biri oldu. Belki de Türkiye’de “modüler mobilya” işinin önünü açan, bu alanda yaygın mağazacılığı başlatan şirket unvanını elde etti.

2005’te 3 şirketin konumu
Ancak Kelebek Mobilya, sanıyorum Tara’nın “core business” (çekirdek işe odaklanma) stratejisi gereği 2006 yılında Kayserili Akbıyık Ailesi’ne satıldı. O tarihte şirketin cirosu 43 milyon TL düzeyindeydi ve 500 büyük şirket arasına girebilecek bir büyüklüğe sahipti. Aynı tarihlerde Çilek Mobilya henüz 10 yaşını bile doldurmamıştı. Doğtaş Mobilya ise büyümenin başında sayılırdı. Kelebek ile aralarında “statü” farkının olduğu bile söylenebilirdi. 2004 yılında Doğtaş’ın cirosu 20 milyon dolar, Çilek Mobilya’nın ise 50 milyon TL, Kelebek’in de 40 milyon TL idi.

2 şirket hızlandı, Kelebek yerinde saydı
Aradan 7 yıl geçti. İnegöllü Muzaffer Çilek ile Bigalı Doğan Ailesi, şirketlerini hem Türkiye hem de dünyada mağazalarla donatırken Kelebek adeta yerinde saydı. Doğtaş, 400 satış noktası, 400 mağaza, 60 milyon dolar ihracatla 100 milyon dolar ciroya ulaştı. “Genç mobilyasında” uzmanlaşan Çilek ise Türkiye’nin yanı sıra komşu ülkeler ağırlıklı olmak üzere 5 kıtada birden büyüyor. Şirketin 5 kıtada 444 satış noktası ve 220 milyon TL cirosu var. Kelebek Mobilya ise 2011 yılını 43 milyon TL ciro ile kapattı. Yani aradan geçen 7 yılı yerinde sayarak geçirdi.
Belki Isısan şirketiyle adını iş dünyasında duyuran Akbıyık Ailesi de “core business” stratejisi izleyip Kelebek Mobilya gibi tasarım, yenilik, tüketiciye yakınlık ve perakende ağırlıklı bir işe girmezdi. Girmeye karar verdiğinde de mobilya işinin patladığı dönemde, işi yönetecek profesyonellerle çalışırdı. Şirket satın almak ya da birleştirmek zor bir süreçtir. Dünyada da başarıyla sonuçlanan satın alma ve birleşme operasyonlarının sayısı çok azdır. Akbıyık Ailesi’nin satın alması ne kadar yanlış ise satması bir o kadar doğru oldu. Doğtaş Ailesi ise iki markayı bir arada tutacak profesyonel kadroyu kurabilirlerse Kelebek’i eski ve parlak günlerine döndürebilirler.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz