"Borsada Fırsat 2002’de Gelecek"

Afa Boran / Credit Suisse First Boston Akdeniz Bölgesi Araştırma Direktörü Credit Suisse First Boston’un Akdeniz bölgesi araştırma direktörü Afa Boran, 2001 yılına yönelik borsa tahminleri yapmıy...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Borsada Fırsat 2002’de Gelecek

Afa Boran / Credit Suisse First Boston Akdeniz Bölgesi Araştırma Direktörü

Credit Suisse First Boston’un Akdeniz bölgesi araştırma direktörü Afa Boran, 2001 yılına yönelik borsa tahminleri yapmıyor. “Bu yıl dipten alanlar 2002’de kazanacaklar”diyor.

Afa Boran adı, Capital okurları için yabancı değil. Çünkü, Eylül 2000 tarihinden bu yana, başta borsa olmak üzere mali piyasalar üzerinde yorum ve beklentilerini Capital okurlarıyla paylaşıyor. Boran, Credit Suisse First Boston Bank’ın (CSFB) Akdeniz bölgesi araştırma direktörü. Son 2 yıldır, dünyanın önde gelen bankaların fon yöneticileri tarafından, “Güney Avrupa”nın en iyi analist seçiliyor. Bu özelliği nedeniyle, Türkiye’nin yanı sıra, Avrupa’daki piyasalarda iyi tanınıyor, yakından izleniyor.

Kariyerine ABD’ başladı

Boran, 1986’da ODTÜ’de başladığı yüksek okul eğitimine, 1988’de Amerika’da Jacksonville Üniversitesi’nin işletme bölümünde devam etti. Hemen ardından, London Business School’da finans üzerine master yaptı.

Boran, finans kariyerine ABD’de başladı. İlk işi, Amerikan kökenli Davis Group’un finans bölümünde yatırım ve araştırma uzmanlığı idi. Boran, iş dünyasındaki ilk deneyimi için, “Bu gruptaki tecrübe benim finans kariyerimde çok önemli bir yer aldı” diyor.

Afa Boran’ın deneyimini zenginleştiren en temel faktör de, bir çok projede Davis Group’un başkanı Dano Davis ile çalışması oldu. Winn-Dixie supermarket zinciri ve American Heritage Life Insurance şirketlerinin sahibi olan grubun patronu Afa Boran’ı çok etkilemiş. Boran, 3.5 yıl süren ilk iş deneyimi ve patronu Dano Davis’i şöyle anlatıyor: “Daha kariyerimin ilk günlerinden işin püf noktalarını görme fırsatı buldum. Grubun sürekli olarak şirket alıp satan proaktif bir stratejisi vardı ve çabuk karar verebilme çok önemli.”

Türkiye günleri kısa sürdü

Boran, ABD’ye gittikten 5 yıl sonra, 1993’te, Türkiye’ye askerlik için geldi. Bu sırada aldığı teklif üzerine, kariyerini bir süre için Finansbank’ta devam ettirmeye karar verdi. Ancak, 2 yıllık bir çalışma süresinden sonra bu kez Londra’ya, NatWest’in menkul kıymet bölümüne geçiş yaptı. Buradaki kariyeri ise 3 yıl sürdü. Ardından, bugünkü şirketi olan, CSFB’a geçti. Halen bu bankada Akdeniz bölgesi araştırma direktörü olarak görev yapıyor.

İş dışındaki Afa Boran

İş dışındaki zamanını Londra’nın zengin müzik ve kültür kaynaklarında değerlendiren Afa Boran, öğle tatillerinde bankanın spor salonunda ter atıyor. Kitap okumak için ise uçak yolculuklarını bekliyor. Sık uçtuğundan dolayı kitap okuma sorunu yaşamıyor. Okuduğu kitaplar da biyografi, filozofi düşünceler ve psikoloji ağırlıklı. Özellikle yakın zamanda okuduğu Maslow’un insan ve çalışma psikolojisi üzerine kitabı ile ABD’nin eski başkanı Bill Clinton’un biyografisinden çok etkilendiğini söylüyor.

Şirketlerde nereye bakıyor?

Boran, hazırladığı rapor, analizlerle CSFB’nin milyarlarca dolarlık yatırımlarının altyapısını hazırlıyor. Ya hazırladığı şirket veya ülke raporlarda ne tür göstergelere dikkat ediyor? Boran’ın yanıtı şöyle:

“Yönetim en önemli faktör. Bakarsanız, Türkiye’de yabancıların en çok beğendikleri ve yatırım yaptıkları şirketlerin başında star yöneticiler var. Sadece bulunduğu sektörün iyi olması yada fiyatının ucuzluğunun fazla bir önemi yok. Doğru sektörde olup bocalayan bir çok şirket var.”

EKONOMİYİ NELER BEKLİYOR?

EKONOMİK BÜYÜME: Ekonomik büyüme, döviz girişi ve reel sektörün daha verimli olması ile mümkün. İlk olarak ihracat ve turizme dayalı sektörlerdeki ilerlemeler, döviz kurunda ile enflasyonda belli bir istikrar ve sonunda yabancı sermaye gelişi ile sağlıklı bir büyüme sağlanabilir. Dolayısıyla reel ekonominin büyümesi, daha verimli olması ve rekabetçiliğini arttırabilmesi için şart. Bu pek kolay olmayacak, ama benim gördüğüm tek temel yol bu. 

YABANCI SERMAYE: Bu basit bir havuz problemi gibi. Havuz kendi kendine dolmaz, ancak dışarıdan gelen suyla dolabilir. Bu suyun uzun vadeli kaynağı da ihracat, turizm ve sermaye. Türkiye’ye gelen yabancı sermaye komik rakamlarda. Yabancı sermayeyi çekmek için yalnız devlete değil, aynı zamanda şirketlere önemli görevler düşüyor.

Yabancı yatırımcıların Türkiye’de en çok eleştirdikleri konulardan biri Türk şirketlerinin hisse değeri yaratma ve yatırımcıya gereken tutumu gösterme konusundaki eksiklikleri. Hem uzun vadeli strateji ve doğru yönetim hem de şeffaflık çok önemli. Polonya ve Macaristan kadar sermaye çekmek istiyorsak, en az buradaki şirketlerin normlarına gelmemiz gerekiyor.

BORSADAKİ FIRSATLAR: Borsayı yeni yıla bırakıyorum. Bu yıl dipten alanın 2002’de iyi bir getiri sağlayacağına inanıyorum. Dip nerede diye sormayın, henüz bilmiyorum, ama bulunca/hissedince aylık köşemde yazacağım. Bono faizleri zannediyorum yine yeni yılda istikrarın devamı ile düşer. Bu yıl sonu dolar kuru tahminim: 1,6-1,8 milyon arasında, ara fazla ama enflasyona ve paritelere bağlı.

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz