"Borsadan Tüketime Mesaj"

Borsadaki yükselişler servet yaratıyor, düşüşler de tam tersi, zenginliği eritiyor. Oluşan servetin bir bölümü de tüketime gidiyor. Araştırmalar, borsadan kazanılan 1 doların, üç ay içinde tüketimi...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Borsadan Tüketime Mesaj

Borsadaki yükselişler servet yaratıyor, düşüşler de tam tersi, zenginliği eritiyor. Oluşan servetin bir bölümü de tüketime gidiyor. Araştırmalar, borsadan kazanılan 1 doların, üç ay içinde tüketimi 2 sent artırdığını ortaya koyuyor. 1 yıl gibi uzun vadede ise bu miktar 4.2 sente ulaşıyor. Yükselişten kaynaklanan tüketim harcamalarından aslan payını ise otomobil, mücevher, tatil ve konut gibi lüks ürünler alıyor.

Amerikalı hanelerin servetleri 1989 – 1999 döneminde yüzde 50 oranında artarak 15 trilyon dolara ulaştı. ABD’de 1990’lı yıllarda yaratılan servetin yüzde 60’ı borsadaki yükselişten kaynaklandı. 1990’ların başında makul düzeylerde hisse senedi yatırımı yapmış olan aileler, bu dönem içinde önemli ölçüde servet artışı ile karşı karşıya kaldılar. Tüketici Finansmanı Araştırması sonuçlarına göre, ABD’de 1995 yılında, 3 milyon aile, ortalama 1 milyon dolarlık servet sahibi iken, bu rakam 1998’de 4.5 milyona yükseldi. 2000 yılında ise borsadaki yükselişe bağlı olarak milyoner olan ailelerin sayısının 5 milyonu aştığı tahmin ediliyor.

Konuyu inceleyen ekonomistler, borsanın yarattığı servetin tüketim harcamalarını artıran yönde bir etkisi olduğunu da saptadılar. Son 10 yıl içinde, Amerika’daki hanelerin mevcut yatırımları içinde borsanın payı yüzde 25’e kadar yükseldi. Massachusetts Institute of Technology’de Kamu Ekonomisi Programı Direktörü olan James Poterba, “Ailelerin yatırımlarının dörtte birinin hisse senetlerinden oluşması, borsadaki yükseliş ve düşüşlerin Amerika’da tüketim harcamaları üzerinde bu denli etkili olmasında önemli rol oynuyor” diyor.

Araştırmalara göre, borsadan kazanılan 1 dolarlık servet, sonraki 3 aylık dönemde tüketimi 2 sent düzeyinde artırıyor. Altı ay yada 1 yıl sonrası içinse hisse senetlerinden kazanılan 1dolarlık servet artışının tüketime etkisi 4.2 sent düzeyine yükseliyor. Bu para lüks saat ve mücevher almak, tatile çıkmak, otomobil satın almak gibi çeşitli amaçlar için kullanılıyor. Borsadan kazanılan paranın bir bölümü ise yine borsa yatırımına dönüştürülüyor.

Türkiye’deki borsacının profili

Türkiye’de ise hanelerin toplam servetleri içinde hisse senedi yatırımlarının payı Amerika’daki kadar yüksek değil. A & G adlı araştırma şirketinin, Mayıs 2001 tarihli araştırmasına göre, Türkiye’de kentli haneler arasında hisse senedine yatırım oranı yüzde 4.2 düzeyinde. Bu da Mayıs 2001 itibariyle 640 bin 500 hanenin hisse senedi yatırımı olduğunu gösteriyor.

Ancak, Takasbank verileri daha farklı bir tablo ortaya koyuyor. Takasbank verilerine göre, 1999 yılının Aralık ayı sonundaki bakiyeli hesap sayısı (içinde hisse senedi bulunan)  595 bin 560 adet düzeyindeydi. Bu rakam 2001 yılının Ocak ayı sonunda, borsadaki yükselişin etkisiyle, 746 bin 951 adede, şubat sonunda 914 bin 907 adede ulaşmıştı. Bu yazının hazırlandığı, 19 Haziran 2001 tarihinde ise bakiyeli hesap sayısı 1 milyon 322 bine çıktı. Açık hesap sayısı (içinde hisse senedi bulunan aktif hesapların ve bulunmayan hesapların toplamı) ise 2 milyon 138 bine yükseldi. Ancak, her hesabın ayrı bir kişiye ait olduğunu düşünmemek gerekiyor. Çünkü, bir kişinin, farklı ya da aynı şirkette, birden fazla hesabı olduğunu da göz önüne alınmalı.

Borsanın servete etkisi

Son iki yıl içinde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’ndaki iniş – çıkışlar çok sayıda kişiyi servet yaparak yüzünü güldürdü, bazıları ise önemli paralar kaybetti. Borsanın ne kadar servet yarattığını ya da erittiğini ortaya koymak için basit bir hesap yapmak yeterli. 17 Ağustos depreminden sonra borsa, bir hafta gecikmeyle işlemlerine başladı ve birkaç seans taban yaptı. 30 Ağustos 1999 ile 18 Ocak 2000 tarihleri arasında borsa şirketlerinin piyasa değeri 100 milyar dolar yükselerek 168 milyar dolara ulaştı.

İMKB Başkanı’nın açıklamaları doğrultusunda, borsadaki şirketlerin halka açıklık oranının yüzde 23 olduğu göz önüne alındığında, o dönemde yaratılan servetin 23 milyar doları yatırımcıya, 77 milyar doları ise şirket sahipleri olan sanayicilere, işadamlarına gidiyor. Yatırımcıya giden 23 milyar doların yüzde 40’ı, yani 9.2 milyar doları yabancı yatırımcılara ait. Kalan 13.8 milyar dolar ise Türkiye’deki hisse senedi yatırımcılarının cebine girdi.

18 Ocak zirvesinin ardından  ise 29 Mart 2001’de endeks 7 bin 160’a indi ve dibi gördü. Borsada işlem gören şirketlerin değeri dolar bazında 31 milyar dolara kadar düştü. O tarihte halka açık kısım olan 7 milyar doların 4 milyar doları yabancılara, 3 milyar doları ise Türk yatırımcılara aitti.

İki aylık kazancın analizi

Bu yıl içinde 29 Mart tarihinde 7 bin 160 olan endeks 18 Mayıs’ta 12 bin 829’a çıktı. Şirketlerin değeri 51 gün içinde 31 milyar dolardan 54 milyar dolara yükseldi. Ancak, bu yükselişin, diğerlerinden önemli farkı vardı.Birinci, fark, yükselişte yabancıların payı artmadı. Yerli yatırımcıların katılımıyla borsa yükseldi, dolayısıyla bu gruptaki yatırımcıların servetinde artış oldu.

Buna göre, yabancıların payı 4 milyar dolardan 4.9 milyar dolara yükseldi. Yabancıların payında yüzde 20 düzeyinde artış olması, aynı dönemde gerçekleşen satışlardan kaynaklandı. Türk yatırımcıların ellerindeki hisse senetlerinin değeri 3 milyardan 7.5 milyara tırmandı. Bu yükselişte, yeni yatırımcıların piyasaya girmesi de etkiliydi. Ancak, yine de, 50 günlük sürede, fonlarını yüzde 200, hatta yüzde 300 artıran yatırımcılar oldu. 

Borsa uzmanları, bu kazancın  yüzde 75’ine denk düşen 3 milyar 375 milyon dolarının 10 bin kişiye ait olduğunu tahmin ediyor. Bu servet artışı muhtemelen önümüzdeki 1 yıllık dönemde lüks tüketimi artırıcı etki yapacak.

Servetin son haritası

Türkiye’de bireylerin bankalardaki mevduatı ise 80 milyar dolar düzeyinde. Gayrimenkul ve altının miktarı ise tam olarak bilinmiyor. Ancak, 1996 yılında SPK tarafından yapılan Hanehalkı Tasarruf ve Yatırım Eğilimleri Anketi’nde hanelerin sahip olduğu varlıkların toplam değeri saptanmıştı. Bu çalışmaya göre, bireylerin toplam yatırımlarının yüzde 1.5’inin borsada olduğu ortaya çıkmıştı. Bu araştırmadan yola çıkarak, 2000 yılında kişisel servetin ne kadarının hangi yatırım aracında değerlendirildiğini hesapladık.

Çıkan sonuçlara göre, kişisel servetin yüzde 85’i, yani 2000 yılı itibariyle 215 katrilyon 30 trilyon 790 milyar lirası gayrimenkulde, 1 katrilyon 999 trilyon lirası altında, 64 trilyon lirası dövizde, 23 katrilyon 782 trilyon lirası banka mevduatında, 4 katrilyon 924 trilyon lirası hisse senedi ve tahvil gibi çeşitli menkul kıymetlerde değerlendiriliyor. Menkul kıymetler içinde hisse senetlerinin değerini ise 2000 yılında yaklaşık 3 katrilyon 117 trilyon lira olarak hesapladık.

Borsa kimleri etkiliyor?

Bayındır Menkul Kıymetler Araştırma Müdürü Mehmet Gerz, “Yerli yatırımcının elindeki miktarın yaklaşık beşte birinin kurumsal yatırımcı ve şirketlerin elinde olduğunu tahmin ediyoruz” diyor. Buradan hareketle, bireylerin elinde yaklaşık 5.5 milyar dolar değerinde hisse senedi olduğu ortaya çıkıyor.

Peki bu para kimlerin elinde? Hangi gelir gruplarının borsada ne kadar parası var? Bu soruların yanıtları tam olarak bilinmiyor. Hesap bilgilerini tutan Takasbank’ın elinde henüz bu konuda bir çalışma yok. Ancak, üst gelir gruplarının ve eğitim düzeyi yüksek kesimin borsaya daha çok ilgi gösterdiği biliniyor. Bayındır Menkul Kıymetler Araştırma Müdürü Mehmet Gerz, borsadaki yatırımcı profiline ve servet oluşumuna ilişkin şu noktaların altını çiziyor:

* Alt gelir grubuna ait hesap sayısı fazla olabilir. Ancak, birikimlerinin küçük ve borsadaki düşüşlere dayanma güçlerinin sınırlı olması nedeniyle yatırımları üst gelir grubuna göre daha kısa vadeli.

* Borsadaki hisse stoğunun çok büyük bir kısmı üst gelir grubunda. Subjektif tahminlerimize göre, en fazla yatırımı olan 10 bin kişi bireylere ait kısmın yüzde 75’ini elinde tutuyor. Onları takip eden 20 bin kişilik bir grup ise hisse senedi yatırımlarının yüzde 20’sine sahip.

* 2000 yılında borsanın 20 bin seviyesine yaklaştığı ortamda borsaya en son giren kesim büyük zarar etti. Çünkü, ellerinde çok yüksek maliyetli hisse senedi kaldı. Bunlar arasında bekleme tahammülü olmayan ve senedini düşüşte satanlar zararlarını realize etmiş oldu. Ceplerinden nakit çıktı.

Üst gelir grubu hala borsada

* Acilen paraya ihtiyacı olmayan üst gelir grubu ise hala bekliyor. Hatta yabancı payının yüzde 55’lerden yüzde 38’e düştüğü 2000 yılı boyunca, yabancının sattığını, yerlilerden üst gelir grubu, fonlar ve spekülatörler aldı.

* Bireysel yatırımcı profilinde dikkat çeken zengin yatırımcı ve şirket sahipleri, maddi varlıklarının dörtte birine kadar çıkabilecek önemli bir miktarı borsada değerlendirebiliyor.

* Borsada en fazla yatırımı olan 10 bin kişilik kitle içinde “spekülatörler” de var. Bunlar maddi varlığının tamamıyla, hatta bazen aracı kurumlardan kullanılan kredilerle maddi varlığından daha fazla bir para ile hisse senedi alan insanlar.

* Maaşlı çalışan kesim içinde maaşlarının üçte birini borsada değerlendirenlere rastlanıyor.

* Harçlıkları ile işe girişen üniversite öğrencilerinin amacı borsayı öğrenmek. Öğrencilen, kısa vadeli alım – satım yapan geniş bir küçük yatırımcı grubu.

Lüks tüketimi artırıyor

Borsa’da kazanılan paranın bir bölümü yurt dışına çıkıyor, bir bölümü ise Türkiye’de kalıyor ve tüketime yansıyor. Borsadaki yükselişin daha çok lüks tüketimi artıran bir etkisi olduğu saptanmış.

Amerika’daki çalışmalar ve analistlerin görüşleri bunu ortaya koyuyor. Bayındır Menkul Kıymetler Araştırma Müdürü Mehmet Gerz ise “Hisse stoğunun büyük bir kısmı üst gelir grubunda. En fazla yatırımı olan 10 bin kişi borsada bireylere ait yatırımın yüzde 75’ini elinde tutuyor” saptamasını yapıyor.

Orada da yüksek gelirli kesimin elindeki hisse senetlerinin tutarı diğerlerine kıyasla çok daha fazla. Bu nedenle, borsadan kazanılan servetin daha çok saat- mücevher, tekne, pahalı otomobiller ve lüks tatiller gibi harcamalara gittiği belirlenmiş. Örneğin, Nasdaq’daki yükselişle birlikte, Silikon Vadisi’ndeki Ferrari ve Porshe satışlarında artış görülmüş. Araştırmalar, borsadan kazanılan paranın bir bölümünün ise tekrar hisse senedi almak için kullanıldığını ortaya koyuyor.

Küçük yatırımcıların ise borsadan kazandıkları serveti otomobillerini yenilemek, dayanıklı tüketim maları satın almak veya çocuklarının eğitim giderlerini karşılamak gibi amaçlar için kullandıkları görülüyor.

BORSADA 1 DOLARLIK KAZANÇ

TÜKETİME NE YÖNDE ETKİR?

MIT profesörlerinden James Potarba, borsadan elde edilen servetin nasıl harcandığı konusunda çalışmalar yapıyor. Bu konudaki dünya literatürünü bir araya getiren, “Stock market wealth and consuption” (Borsa serveti ve tüketim) adlı bir makalesi de var.

NE ZAMAN HARCANIYOR? : Poterba, “Borsadan elde edilen servetin tüketimi etkileyip, etkilemediğini tartışmak doğru bir yaklaşım değildir. Asıl tartışılması gereken, bu servetin ne kadarlık bir zaman diliminde ve nasıl harcandığıdır” diyor.

Ona göre, borsadan kazanılan servet kısa sürede tüketimi artırmayabiliyor. İnsanlar gelecek kaygısı veya çocuklarına miras bırakabilmek için bu serveti ellerinde tutmak isteyebiliyorlar.

1DOLARLIK KAZANCIN TÜKETİME ETKİSİ: Meyer ve Ortakları adlı şirketin araştırmalarına göre, hisse senedi servetinin 1 dolarlık yükselişi, sonraki üç ay içinde tüketimi 2 sent düzeyinde artırıyor. Borsa dışındaki diğer mevduat, gayrimenkul gibi diğer yatırım araçlarının değerinin yükselmesiyle elde edilen 1 dolarlık servet ise, sonraki 3 aydaki tüketimi 1.4 sent artırıyor. Bu sonuçlardan görüldüğü üzere, borsanın yarattığı servet kısa vadede tüketimi daha fazla etkiliyor.

6 ay, hatta 1 yıl gibi uzun vadede ise hisse senetlerinden kazanılan 1 dolarlık servet, 4.2 sentlik tüketim artışı yaratıyor. Diğer yatırım araçlarından kazanılan 1 dolarlık servetin uzun vadeli tüketim etkisi ise 6.1 sente kadar çıkıyor. Bu durum, uzun vadede diğer yatırım araçlarından kazanılan servetin borsadan kazanılan servete göre daha fazla tüketimi artırdığı görülüyor.


 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz