"F/K Oranında 5’in Altına Dikkat"

Serhan Boztilki / Ak Portföy Yönetim Genel Müdür Yardımcısı    Ak Portföy Yönetim Genel Müdür Yardımcısı Serhan Boztilki, önümüzdeki 3-4 ayı borsa için yükseliş dönemi olarak görüyor. En...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
F/K Oranında 5’in Altına Dikkat
Serhan Boztilki / Ak Portföy Yönetim Genel Müdür Yardımcısı  
 
Ak Portföy Yönetim Genel Müdür Yardımcısı Serhan Boztilki, önümüzdeki 3-4 ayı borsa için yükseliş dönemi olarak görüyor. Endeksin 90 sent düzeylerine gelebileceğine dikkat çekiyor. Kısa vadede “mali”, uzun vadede de “sanayi” hisselerine, özellikle de tekstil hisselerine dikkat çekiyor. Ancak, “Fiyat/kazanç oranı 5’in, özellikle de 3-4 olan hisselerin ciddi prim potansiyeline sahip olduğunu düşünüyorum” diyor.  
 
Serhan Boztilki, Ak Portföy Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı… ABD-Irak savaşının beklenenden kısa sürmesiyle piyasalarda artan iyimser havanın, önümüzdeki 3-4 ay boyunca da süreceğini söylüyor. Ancak, trend başlangıçlarında küçük düzeltmeler yaşanabileceğine dikkat çekiyor. Bu düzeltmelerin alım fırsatı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.  
 
Hisse senedi yatırımcılarının kısa vadede mali sektör hisselerine, uzun dönemde ise sanayi sektöründe yer alan hisse senetlerine yatırım yapmasını öneriyor. Serhan Boztilki’ye göre, sanayi sektöründe hisse senedi seçimi yaparken, FK oranı 5’in altında olanlar tercih edilmeli. Çünkü endeksin 90-95 sente ulaşma ihtimali kuvvetli. Bu seviyeler söz konusu hisselerin FK’sını da 10-12’ye yükseltecek. Yani yüzde 120’lik bir kazanç kaçınılmaz.  
 
Ak Portföy Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Serhan Boztilki, piyasalara ilişkin beklentilerini ve yaz aylarında hareketlenmesini beklediği sektörleri Capital’e anlattı:    
 
Kasım seçimlerinden bu yana piyasalarda çok hızlı dalgalanmalar oldu. Bu neden kaynaklanıyor?  
 
Türkiye kasım ayından beri çok yoğun bir gündem yaşadı. Geriye baktığınızda adeta nefesiniz daralıyor. Öncelikle yeni ve deneyimsiz bir hükümet, büyük çoğunlukla iş başına geldi. Meclis’in kendisi deneyimsiz, deneyimli olanların da hükümet etme konusunda deneyimi yoktu. Uzun zamandan beri muhalefette olan bir görüşün temsilcileriydi. Üzerine AB ve Kıbrıs gündemleri oturtuldu.  
 
Ekonominin kendine has bir gündemi vardı ve tehlikeli bir aşamaya gelmişti. Çünkü, seçimlerden önce aşırı kötümser olan piyasa, seçimle beraber olağanüstü iyiydi. Deneyimsiz hükümet üyeleri piyasaların beklentilerini karşılamadı. Bu da popülizmi beraberinde getirdi.  
Birkaç tane birbirinden bağımsız, kopuk, ayağı yere basmayan söylem para ve sermaye piyasalarında güvensizlik ortamı yarattı.  Kopenhag Zrvesi’in istediğimiz gibi sonuçlanmaması, Kıbrıs sorunu ve ardından savaşın başlaması piyasaları etkiledi.  
 
Bana göre, bu kötü gündemlere sermaye piyasaları belki olması gerekenden de az tepki verdi. Hisse senetleri 13-14 bin endeksten 9 bin endekslere düştü. Faizler yüzde 55’lerden sadece birkaç gün yüzde 73’lere fırladı. Ancak, hemen arkasından yüzde 67-68’lere geldi. Bu gündemde daha hızlı düşüşler yaşanabilirdi.  
 
Sizce neden daha hızlı hareketler olmadı?  
 
Borsa zaten çok düşüktü. İMKB Endeksi 3 yıldan beri sürekli düşüyor. Endeks dolar bazında beşte bir düzeylerine gerilemiş durumda. Şirketlere tek tek bakıldığında geçen yılki fiyatlarının yarı fiyatlarındalar. Ama ekonomik değer olarak satış yapabilme, kar edebilme, zarardan kurtulma açısından birçok şirket geçen yılın iki katı daha iyi performans gösteriyor.  
 
Tabii ki krizlerden etkilenmeler oldu. Bu süreçte, ölen öldü; kalan sağlar, şu anda hakikaten sağ… Kalan sağlara da ölü muamelesi yapmak bence haksızlık. Borsanın daha fazla düşmemesinde de bunun etkisi var.  
 
Faizlerde de aynı durum söz konusu. Enflasyon beklentisi yüzde 29-33 arasındayken, faizler yüzde 60-65 seviyesinde. 30 puanlık bir reel kazanç var. Bu 30 puanlık reel kazancı da geçmişteki 30 puandan farklı tutmak gerekiyor. Çünkü, eskiden enflasyon yüzde 70’ti. Hazine bonoları da enflasyonun yüzde 50’si kadar getiri sağlıyordu. Şimdi enflasyon 30, üzerine 30, hatta 37 spread koyuyorsunuz. Reel getirinin bu kadar yüksek olması da faizlerin hızlı yükselmemesinde etkili.  
 
Peki bundan sonra piyasalarda neler olacak?  
 
Kısa vadede gerek faiz gerekse hisse senedi piyasasında daha iyimser günler bekliyoruz. Bunların bir kısmını gördük. Ancak, borsada buralarda küçük çaplı satışlar gelebilir. Çünkü, trend başlangıçlarında hep böyle bir dönüş yaşanır. Önce trend değişiminin farkına varan uzun vadeli yatırımcılar bir miktar hisse senedi alıyor. Ardından daha spekülatif ve daha gözü kara bir kesim de hisse senedi almaya başlıyor. Bu kesimin piyasaya girmesiyle de piyasa yükseliyor. Bu yükseliş nedeniyle, en azından daha kısa vadeli ve spekülatif alan kesim riskini bir miktar tasfiye etmek istiyor ve satışa başlıyor.  
 
23 Nisan’da hükümetin zirvesinde yaşanan sorunların ardından gelen satışları da buna bağlayabiliriz. Ancak, ben bu düşüşün 9 bin seviyesinin altına kadar sürmeyeceğini düşünüyorum. Yatırımcılar da bunu anladıktan sonra yeniden alımların başlayacağını düşünüyorum. Yani birkaç günlük düşüşler olabilir. Ancak İMKB’de fiyatların yukarı doğru çıkma potansiyelinin, aşağı doğru inme potansiyelinden çok daha yüksek olduğunu görüyoruz.  
 
Peki faiz cephesinde neler olacak?  
 
Faizler de daha dar bir bantta hareket yaşanabilir. Öncelikle 1-2 puanlık yükseliş, ardından 1-2 ay aynı kalan bir süreç yaşanabilir. Piyasa Merkez Bankası’nın kotasyon indirimi yapacağı düşüncesiyle zaten faizleri aşağı çekti(MB, 25 Nisan’da 3 puanlık indirim yaptı). Yani bugün bir indirim olsa, bono faizlerini çok etkilemez. Sonuçta 1-2 ay faizler aynı seviyelerde kalır diye düşünüyorum. Daha sonra enflasyon ve ekonomik beklentilerle bir kez daha aşağı doğru hareket etmesini bekliyorsunuz. Kısacası biz tüm piyasalarda önümüzdeki 2-3 ay için iyimseriz.  
 
Böyle bir ortamda yatırımcılar nasıl bir strateji izlemeli?  
 
Türkiye’de zaten ayrılmış iki cephe var. Bonoya yatırım yapanlar ve hisse senedine yatırım yapanlar. Bu yatırımcılar asla birbirlerinin alanlarına girmez. Bunu yatırım fonlarında daha rahat ölçebiliyoruz. Şu anda da genelde yatırım fonlarının yüzde 95’i B tipi, yüzde 5’i A tipi.  
Bu oran bir yıl içinde 96’ya 4, ya da 93’e 7 olarak değişti. Trendlerin, iyimserliklerin çok uzun sürdüğü dönemlerde ise, örneğin endeksin 20 binlere geldiği dönemde bu 65’e 35 oldu. Biliyorum ki, bonocu hisse senedi, hisse senetçi bono almıyor. Bu nedenle biraz hisse senedi, biraz bono alın gibi bir tavsiyede bulunmak istemem.  
 
Hisse senedi almayı kendine tarz edinmiş, bu risk ve getiri skalasında olan yatırımcılara, pozisyonda olmayı öneriyorum. Tabii burada sektör ve firma farkları olacaktır. Ama önümüzdeki 2-3 ay içinde portföylerinde hisse senedi bulundurmaları önemli.  
 
Borsa, daha orta ve uzun vadeli servet biriktirmeyi planlayanların yatırım aracı. “Birikim yapayım, servetimi büyüteyim” diyenler içindir. Şu sıralarda bu yatırımcıların seçici davranmak koşuluyla, anlamlı karlar elde edecekleri, birikimlerini hayli yükseltebilecekleri potansiyelin İMKB’de olduğunu söyleyebilirim.  
 
Bono yatırımcıları için hangi vadeli kağıtlar daha cazip?  
 
Bono yatırımcıları için de orta ve uzun vadeli kağıtların önemli bir kazanç kaynağı olacağını tahmin ediyorum. Yani önümüzdeki 3-4 aylık süreçlere bakarsak, alınan bononun sadece prim yapması önemli değil. Alıp itfaya kadar tutmak bile 6 puan civarında reel getiri sağlıyor.  
 
Yaz aylarına giriyoruz. Yaz, enflasyonun sürpriz bir şekilde düşük gelme ihtimali olan aylardır. Bu nedenle yüzde 16-18 dönem faizli 130-140 günlük bonolar anlamlı kazançlar sağlayacaktır. Parasını faiz cephesinde değerlendirip reel olarak bir şey kaybetmeyeyim diyenler için de bu iyi bir getiri.  
 
İMKB’de en azından 3-4 ay için yükseliş beklediğinizi söylediniz. Size göre bu dönemde hangi sektörlere yatırım yapılmalı?  
 
Mali endeksinin, sanayi endekse paritesine baktığımızda, onun 1999 yılından bu yana sürekli düştüğünü görüyoruz. Bu nedenle adres sanayi sektörü hisseleri diyebilirim. Ancak, bunu söylerken, mali sektör endeksinin düşüşte belirli dönemlerde sürekli atak yaptığı bir gerçek.  
Son 3-4 ayda da mali endekste çok hızlı bir düşüş oldu. Bu nedenle kısa dönemde mali kağıtlar, holdingler ve bankalar özellikle faizlerin düşmesinden dolayı prim yapma şansına sahip olabilirler. Bu nedenle mali sektör hisselerini, uzun vadeli yatırım için değil, kısa vadeli pozisyonlar için göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyorum.  
 
Bu arada, nisan ayındaki yükselişte sanayi endeksinde hızlı bir çıkış yaşandı. Bu nedenle burada bir kar realizasyonu yaşanması da muhtemel. Bu hareket de kısa vadeli olacaktır.  
 
Kısa vadede mali, daha uzun vadede sanayi sektörünü öneriyorsunuz. Hisse bazında önerileriniz var mı? Nerelerden alım yapılmalı?  
 
Orta ve uzun vadeli önerileri, hisse senedi ismi vermeden yapmak istiyorum. Önümüzdeki dönem için ekonomi gündeminin beklentileri iyi. Bu nedenle talep canlanması kaçınılmaz.  
Buna bağlı olarak esas faaliyet karı yüksek olan, dayanıklı tüketim maddeleri, çimentolar, otomotiv ve özellikle ihracata yönelik olan tekstil sektörü hisse senetleri çok cazip.  
 
Özellikle de bu sektörler içinde yer alan ve fiyat kazancı (FK) 5’in altında olan hisse senetlerini mutlaka alıp, orta ve uzun vadede portföylerinde tutmalarını öneriyoruz. Sonuçta sanayi kağıtlarından, tekstil, dayanıklı tüketim malları, çimento sektörleri cazip. Bu sektörlerde yer alan hisse senetlerini seçmek için de, FK’sı 5’in altında, özellikle de 4-3 olanların ciddi prim potansiyeline sahip olduğunu düşünüyoruz.  
 
Neden özellikle FK’sı 5’in altında olan hisse senetleri diyorsunuz? Buradaki yükseliş beklentiniz nedir?  
 
Bizim orta ve uzun vadede genel bir istatiğimiz var. 15 yıllık ortalamalara baktığımızda, İMKB Endeksi’nin 90-95 sent seviyelerinde olduğunu görüyoruz. Endeks bu seviyeye geldiğinde, FK rasyosu ortalaması da 10-12’lere geliyor. Zaten bu rakam 20-25’lere vurduğunda büyük bir krizin ya da İMKB’de çok hızlı bir düşüşün habercisi olarak kabul ediliyor.  
 
Şu anda endeks 50-55 sent seviyesinde. Ancak, önümüzdeki 3-4 ay içinde 90-95 sentlere ulaşmasını bekliyoruz. Bu nedenle de FK’sı 3-4’ler düzeyinde olan hisse senetlerini öneriyoruz. Endeksin 90-95 sent aralığına çıkması halinde, bu hisse senetlerinin de FK’sı 10-12’lere ulaşacak. Yani bu hisse senetlerinde yüzde 120’lik bir yükseliş potansiyeli mevcut.  
Ama kısa vadede portföyde İMKB–30’a dahil olan mali sektör hisse senetleri de iyi getiri sağlayacaktır..  
 
Sanıyorum, otomotiv, dayanıklı tüketim ve çimento ile ilgili beklentileriniz, ekonomideki canlanma paralelinde…  
 
Ekonominin canlanma dönemlerinde dayanıklı tüketim mallarında önemli bir üretim artışı gözlenir. Bu en başta ertelenmiş talepten kaynaklanır. Yatırım malları da ertelenen taleplerdir. İnşaatlar ve gayrimenkuller de bunların arasında yer alır.  
 
Yaşanan kriz son 3 yılda ülkedeki gelir dağılımını ciddi oranda bozdu. Bu dönem içinde çok yüksek seyreden reel faizler birikimlerini sürekli o cephede değerlendiren kesimin önemli birikim elde etmesine neden oldu. İnsanların bir yerden sonra bu kazançlarını realize etmek isteyeceklerini, refah artışını hissetmeleri adına kullanacaklarını düşünüyoruz. Bu da çimento, dayanıklı tüketim ve otomotivde talep artışı yaratacak.  
 
NEDEN TEKSTİL HİSSELERİ CAZİP?  
 
Tekstil, biraz da spekülatif olduğu için genelde uzak durulan bir sektördür. Neden tekstil sektöründe hareket bekliyorsunuz?
 
 
Tekstil, ilginç bir sektör. Sektörde kapasiteler çok oynak. Belli dönemlerde yıldızı çok parlıyor. Kapasitesi çok rahatlıkla artırılan, herkesin kolaylıkla girebileceği, çok çabuk da çıkabileceği bir sektör.  
 
Geçtiğimiz 5 yılda tekstil sektörü zor bir dönemden geçti. Birçok tekstilci piyasadan çekilmek zorunda kaldı. Bazıları da AB kotalarını aşmak için yatırımlarını Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelere kaydırdı. Hem sektörden çekilmeler hem de diğer ülkelere yönelmeler sektörde boşluk yarattı.  
 
Mevcut kapasitelerde hem ihracat hem de iç piyasa konusunda oldukça avantajlı bir konuma geldi. Tüm bunlara son olarak SARS olayı eklendi. Türkiye’nin tekstil konusundaki en büyük rakibi olarak gösterilen Uzakdoğu ülkelerinin tekstil ürünlerini ABD ve Avrupa’nın kabul etmemesi Türkiye için yeni fırsatlar yarattı. Bu nedenle tekstilde Uzakdoğu’nun yaşadığı handikapın ülkemiz için hem iç hem de dış pazarda fırsat olacağını tahmin ediyoruz.  
 
“KISA VADEDE DÖVİZ YÜKSELEBİLİR”  
 
25 Nisan itibariyle döviz kurlarının değeri göz önüne alındığında, Türk Lirası’nın değerli olduğu görülüyor. Size göre bu durum daha ne kadar sürecek?
 
 
Döviz cephesinin, mevcut uygulanan rejimde iki tane fonksiyonu olmasını bekliyoruz. Birincisi, stabilize bir ekonomi ortamı içinde birebir olmasa bile, belirli dönemlerde kendini ayarlayan, enflasyon kadar artan, hatta enflasyon artı 5 gibi bir artış göstermeli. Sonuçta da TL’nin aşırı değerlenmesini engelleyip, içerdeki üretim ve dış satıma destek olan bir fonksiyon olmasını bekliyoruz.  
 
İkincisi ise olağanüstü dönemlerde de ekonomik birimlerin reflekslerini, rahatsızlıklarını yansıtan, o fiyat sinyallerini taşıyan bir fonksiyonu olması. Aslında bu yönde hareketler görüyoruz. Ama tam olarak bunları yansıtmıyor.  
 
Ancak, kısa vadede bir portre çizersek, TL’nin yüzde 5 ile yüzde 8 arasında aşırı değerli olduğu görüşü piyasalarda hakim. Bu nedenle döviz cephesinde kısa vadede yüzde 5 ile 8 arasında bir yükseliş yaşanabilir. Ancak şu anda piyasalar çok sakin. Bu nedenle TL’nin aşırı değerlilik halinin 10-15’lere çıkması da doğal olacak. Bu noktaya ulaştıktan sonra, döviz kurları yükselmeye başlayacaktır.  
 
“HAZİNE BONOLARI EUROBOND’DAN CAZİP”  
 
Son dönemlerde Eurobond’lara olan ilgi bir hayli arttı. Bu durum neden kaynaklanıyor?
 
 
Eurobond’lar son 1-1,5 yıldan bu yana Türk yatırımcısının ciddi şekilde gündemine geldi. Bu nedenle de bugün kitle bankacılığı yapan birçok banka, Eurobond işlemi yapıyor. Ancak bu enstrümanda döviz cinsi olduğu için, “hem dövizden hem faizden kazanacağız” gibi yatırımcıların yanlış bir algılaması var. Yatırımcının unutmaması gereken, dövizin yükseldiği ortamlar ülke gündeminin kızıştığı ortamlardır. Bu dönemlerde eurobond fiyatları düşer. Tersi durumda ise döviz fiyatları düşer, Eurobond fiyatları yükselir. Hal böyle olunca da hem dövizden hem de faizden kazanan bir enstrüman olarak görmemekte fayda var. Eurobond’lar değer koruma anlamında anlamlı yatırım araçları. Ancak, bana göre, şu anda Hazine bonolarının yüzde 30’lara varan getirisi Eurobond’dan daha cazip.  

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz