Yardım tamam, sırada savaş senaryoları var

ABD, Irak, IMF ve 2003 bütçesi, şubat ayında ekonomi gündemini en çok meşgul eden başlıklardı. En yakından takip edileni ise Türkiye ile ABD arasındaki pazarlıklar, karşılıklı restleşmeler oldu. So...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Yardım tamam, sırada savaş senaryoları var
ABD, Irak, IMF ve 2003 bütçesi, şubat ayında ekonomi gündemini en çok meşgul eden başlıklardı. En yakından takip edileni ise Türkiye ile ABD arasındaki pazarlıklar, karşılıklı restleşmeler oldu. Sonuçta da anlaşmanın ilk sinyalleri verildi.  
 
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, ABD’nin Türkiye’ye 6 milyar doları hibe olmak üzere bir yardım paketi üzerinde anlaşmaya varılmak üzere olduğunu açıkladı.  
ABD’nin buradaki çekincesi, hibe olarak alınan paranın popülist politikalarda kullanılması ve stand-by anlaşmasından uzaklaşılması. Bu yüzden de sıkı pazarlık yapıldı.  
 
Aslında IMF’nin dördüncü gözden geçirme görüşmelerini uzatmasının arkasında da buradaki belirsizlik yatıyor. Çünkü, ABD’nin Türkiye’ye vereceği kaynak ve bunun nerede kullanılacağı tam olarak netleşmedi. IMF heyeti de, görüşmeleri uzatarak sonucu görmeye çalışıyor.  
 
Savaşın başlayacağına  artık kesin gözüyle bakılıyor. Ancak, piyasalar, ABD’den alınacak yardım paketi nedeniyle bir hayli iyimser. Bu nedenle her ne kadar Bakanlar Kurulu ve AKP milletvekilleri arasında çekinceler olsa da, tezkerenin çıkmasına da kesin gözüyle bakıyorlar. Bu nedenle borsada yükseliş, bono faizleri ve dolar da düşüş yaşandı. 21 Şubat itibariyle İMKB 100 Endeksi 11.754 seviyesine yükselirken, bono faizleri yüzde 57-56, dolar ise 1 milyon 625 bin liraya geriledi.  
 
Şu anda ise tüm planlar savaşın süresine göre yapılıyor. Genel beklenti ise savaşın 2-3 ay içinde sona ermesi üzerinde yoğunlaşıyor. Aslında bu beklenti de piyasalar üzerinde ciddi rahatlamaya neden oluyor. Piyasa oyuncuları doğacak fırsatları kaçırmamak için yeni portföy oluşturmaya başladı bile…  
 
Ancak, kötü de olsa bir de savaşın uzun sürme ihtimali var. Bu gelişme tüm dünya piyasalarında ciddi depremlere olacak. Hem belirsizlik ortamı hem de petrol fiyatlarında yaşanacak hızlı yükseliş enflasyonist baskıları artıracak. Zaten kötü durumda olan ekonomilerde bundan olumsuz etkilenecek.  
 
Aslında Türkiye için de durum pek farklı değil. Petrol fiyatlarına bağlı olarak enflasyonun yükselmesi, büyük zorlukla yürütülen programdan sapmalara neden olabilir. Bu da hem ekonomiyi hem de piyasaları derinden yaralayacaktır.    
 
BORSA  
 
En güçlü direnç 13.500’de
 
 
- 24 Şubat 2003 verilerine göre, borsada teknik göstergeler yükselişi işaret ediyor. MACD al verirken Momentum ve RSI da olumlu. Dolayısıyla, iyimser beklentilerin gerçekleşmesi halinde, borsada çıkışın başlama olasılığı oldukça yüksek.  
 
- Kısa dönemli işlemlerde 11.500-12.000 bandını izlemekte yarar var. Yeni bir alım için ise 12.000 seviyesinin geçilmesi beklenmeli.  
 
- 11.500 seviyesinin altında kısa vadeli “al-sat”lar denenebilir. 11.000’in üzerinde ise orta vadeli hisse pozisyonları korunabilir.  
 
- Endeksin önündeki en güçlü direnç 12.000 seviyesinde. Buranın aşılması halinde 12.500 ve 13.500 seviyeleri güçlü dirençler olarak karşımıza çıkıyor. 13.500’ün üzerinde ise 14.200-14.500 bandı çok önemli.  
 
- İlk destek ise 11.500’de. Bu seviyenin üzerinde kaldığı sürece çıkışın devam etmesi beklenebilir. Ancak 11.500’de tutunamazsa gelen kar satışlarıyla önce 11.000, ardından da 10.500 seviyeleri yeniden denenebilir.    
 
Ayın önerisi: Koç Yatırım Araştırma Müdürü Bora Tezgüler, mart ayında borsadaki yükselişin süreceğini söylüyor. Ona göre, bu seviyelerde portföydeki hisse senedi miktarını artırmakta yarar var. Temel olarak güçlü gördüğü ve önerdiği hisse senetleri ise şunlar: “Ford Otosan, Tofaş, Migros, Sabancı Holding ve İş Bankası”.  
 
FAİZ  
 
İlk hedef yüzde 53
 
 
- Şubat ayı boyunca dar bir bantta kalan bono faizlerinin, iyimser beklentilerin gerçekleşmesi halinde ilk etapta yüzde 55’lere gerilemesi beklenebilir. Bu da faiz yatırımcısını sevindirecektir.  
 
- Savaşın kısa sürebileceğine ilişkin sinyaller alınırsa, faizlerin ilk hedefi yüzde 53 olur. Bu durumda Merkez Bankası da kısa vadeli faiz oranlarını aşağı çekme ihtimali kuvvetlenir. Faiz indirimi de bono faizlerinin yüzde 50’lere düşmesine neden olacaktır.  
 
- Olumsuz senaryoların gerçekleşmesi, yani ABD ile anlaşma sağlanamaması, ya da savaşın uzaması halinde, bono faizlerinde ilk hedef yüzde 58 seviyeleri olacak.  
 
- Savaşın uzaması petrol fiyatlarında çok hızlı yükselişe neden olacak. Bu da enflasyon üzerindeki baskıları artıracak. Böyle bir durumda faizlerin yüzde 60’ların üzerine çıkması kaçınılmaz olacak.  
 
Ayın önerisi: Denizbank Hazine Grup Müdürü Cem Kurdoğlu’nın mart ayı için yatırımcılara önerisi şöyle: “İyi senaryoların gerçekleşmesi halinde 6 aydan uzun, 1 yıldan kısa vadeli bonolarda alım yapılabilir. Aksi takdirde ise, yatırımcılar, kısa vadeli enstrümanlardan vazgeçmesinler.”  
 
DÖVİZ  
 
Alım için uygun
 
 
- İyimser beklentilerin gerçekleşmesi halinde dolar kurunun 1 milyon 600 bin liraya kadar gerilemesi son derece normal olacak. Bu seviyeler alım için son derece uygun.  
 
- Dolardaki hızlı düşüşün Merkez Bankası’nı rahatsız edeceği kesin. Bu nedenle ilk etapta fiziki olmasa da, bankalara sözlü müdahaleler gelmesi kaçınılmaz.  
 
- Zayıf bir ihtimal olsa da savaşın uzaması, doları bir anda 1 milyon 700 bin liraya kadar yükseltebilir.  
 
- Yurtdışı piyasalar oldukça tedirgin. Amerika, Avrupa ve Japonya’dan gelen ekonomik veriler oldukça kötü. Bunlara bir de Irak tedirginliğinin eklenmesi tüm piyasaları rahatsız ediyor.  
 
- Euro’daki yükseliş potansiyeli hali hazırda sürüyor. Euro/dolar paritesi ilk etapta 1,09 seviyelerini deneyebilir. Ancak, bu paritenin üçüncü denemesi. Eğer bu seviyeyi kıramazsa tekrar 1,07’ye geri dönebilir. 1,09’u kırması halinde ise yeni hedef 1,1 seviyesi olacak.  
 
- Japonya, yenin güçlenmesini istemiyor. Bunu da Japon Merkez Bankası BOJ yaptığı sözlü müdahalelerle açıkça ortaya koyuyor. Eğer yendeki yükseliş devam ederse fiziki müdahale kaçınılmaz görünüyor.    
 
Ayın önerisi: Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) Döviz Masası Şefi Saim Çelik, mart ayında yatırımcıların 1 milyon 600 bin lira ile 1 milyon 620 bin lira arasında portföylerine dolar alabileceğini söylüyor. Ancak, portföydeki döviz miktarının yüzde 40’ı geçmemesini öneriyor. Ona göre TL hala daha cazip.  
 
Altın almalı mı?  
 
Altın, Türkiye’de olduğu gibi, tüm dünyada en güvenli yatırım aracı olarak kabul ediliyor. Bu nedenle savaş söylentilerinin ilk çıktığı andan itibaren altın talebinde ciddi bir artış oldu. Bu da yıllardır altından vazgeçmeyen yatırımcıların yüzünü güldürdü. Irak belirsizliğinin yanı sıra, Kuzey Kore’deki gerilim işaretleri de altının onsunun şubat ayının ilk günlerinde 375,25 dolara yükselmesine neden oldu. Bu aynı zamanda son 7 yılın en yüksek seviyesiydi.  
 
Ancak, daha sonraki günlerde altın yeniden 354,50 dolara kadar düştü. Şimdi yatırımcıların kafasında kocaman bir soru işareti var; Altın yeniden yükselir mi? Aslında sıcak savaşın başlaması halinde altın fiyatlarında bir miktar daha çıkış yaşanması muhtemel. Bu yükselişin ne kadar süreceği ise tamamen savaşın süresi ile ilgili. Genel beklenti savaşın kısa sürmesi yönünde olduğu için, altın fiyatlarındaki yükseliş de çok uzun süreli olmayacaktır. Bu nedenle dış piyasaları çok yakından takip etmeyenlerin, altına yatırım yapmaları sakıncalı olabilir...  
 
Eurobond’lar yeniden yükselişte  
 
Dövizden vazgeçmeyen yatırımcıların son zamanda ilgi gösterdiği enstrümanların başında Eurobond’lar geliyor. Bunun en büyük nedeni de döviz bazında getirisinin son derece iyi olması. Kopenhag zirvesi öncesinde olumlu görünüm nedeniyle 2030 vadeli Eurobond’un fiyatı 110 dolara kadar çıkmıştı. Ancak, savaş gerginliği nedeniyle aynı vadeli Eurobond’un fiyatı 102’lere kadar geriledi. Şimdilerde ise yeni bir yükseliş hareketi içinde. Bunun en büyük nedeni de ABD’nin Türkiye vereceği düşünülen kaynak.  
 
21 Şubat itibariyle 2030 vadeli Eurobond’un fiyatı 105,6 dolara yükseldi. Bu çıkışın önümüzdeki günlerde de sürmesi bekleniyor. Bu nedenle dövizden vazgeçmeyen yatırımcılar için Eurobondlar iyi bir yatırım olabilir. 2009 ve 2013 vadeli Eurobondların getirileri yüzde 9-10 arasında. Özellikle 2009 vadeli Eurobond vadesinin de daha kısa olması nedeniyle tercih edilebilir.  
 
Petrol ne olacak?  
 
Şubat ayında en çok izlenen piyasaların başında petrol geldi. Petrol fiyatlarındaki hızlı yükseliş tüm dünyayı düşündürüyor. 2002 yılını 30,12 dolardan kapatan brent petrolün fiyatı 21 Şubat’ta 32,54’tü. Hatta ay içinde ABD’de petrol fiyatları 35 doları bile aştı. Bu yükselişte savaşa ilişkin endişelerin yanı sıra, ABD’de kışın çok sert geçmesi nedeniyle ısınma amaçlı petrol talebinin artması da etkili oldu. Peki bundan sonra ne olacak? Aslında savaşın başlaması petrol fiyatlarının biraz daha yükselmesine neden olacak. Dış piyasa uzmanları ilk hedefin 34 dolar olduğunu söylüyor. Buranın aşılması halinde ise 35 dolara çıkabileceği söyleniyor. Hatta savaşın uzaması halinde petrol fiyatlarının 50 dolara çıkacağını iddia edenler de var.  
 
Tabii bunun Türkiye piyasalarına ilk etkisi enflasyonun yükselmesi şeklinde olacaktır. Bu da faiz oranlarının yükselmesine neden olacak. Ancak savaşın beklendiği gibi kısa sürmesi halinde, petrol fiyatlarında 10 dolara varan düşüşlerin de kaçınılmaz olduğu söyleniyor. Aslında bu piyasaların daha çok üzerinde durduğu bir seçenek. Bu nedenle de petrol piyasasında stok amaçlı işlemler yok denecek kadar az.  
 
Mini söyleşi  
 
Savaş sonrasının hisseleri
 
 
Piyasaların gündeminde savaş var. Bu nedenle de bu ayki mini söyleşimizin konusu savaş. Savaşın piyasalara etkisi ve savaş sonrası öne çıkacak sektör ve hisse senetlerini HSBC Yatırım Araştırma Müdürü Hayriye Turgay’a sorduk.  
 
Olası bir savaşın başlaması piyasaları nasıl etkiler?  
 
Irakta bir savaşın başlaması hiç şüphesiz ki piyasaları olumsuz etkileyecektir. Ancak, burada önemli olan savaşın başlamasından ziyade ne kadar süreceğidir. Savaş kısa sürse dahi, piyasa psikolojisi ile tüketici güveninde gözlenebilecek bozulmalar, üretim üzerinde olumsuz baskı yaratacak ve parasal otorite, turizm gelirlerinin azalması, Eurobond ihraçlarında zorlanılması, müteahhitlik hizmetlerinde azalma, bölgesel ticari zararlar, boru hattı gelir kayıpları ve Amerika tarafından karşılanması beklenen askeri harcamaların artması gibi zorlukların yaratacağı olumsuz etkileri dengelemeye çalışacaktır.  
 
Savaşın süresi piyasaları nasıl etkileyecek? Siz planlarınızı neye göre yaptınız?  
 
Biz tahminlerimizde savaşın kısa sürede tamamlanacağını ve en fazla 2 ay süreceğine göre hesaplamalar kullandık. Buna göre savaşın hemen ardından piyasa  psikolojisinde ciddi bir düzelme bekliyoruz. Bunda Amerika’dan sağlanacak olan parasal desteğin boyutu ve zamanlaması da oldukça önemli rol oynayacaktır.  
 
Peki bu kaynak piyasalara nasıl yansıyacak?  
 
2003 yılının ikinci yarısında ekonomik talebin oldukça canlı olacağını, enflasyondaki  düşüşün süreceğini, kısmen başarılı bir bütçe performansının yakalanacağını ve etkileyici yapısal reformların devam ettirileceğini düşünüyoruz. Artan turizm gelirleri  ve doğrudan yabancı yatırımlar ile Türkiye kendi  kendini finanse eder bir konuma gelecek ve sıkı maliye politikaları sonucunda elde edilen GSMH’nin yüzde 6.5’i düzeyindeki faiz dışı bütçe fazlası performansı da bunda etkili bir rol oynayacaktır.  
 
Size göre savaş sürecinden olumsuz etkilenecek sektörler ve hisse senetleri hangileri olacak?  
 
Savaş sürecinden en olumsuz etkilenecek sektörler, girdi olarak petrole daha bağımlı  olan sektörler olacaktır. Savaş süresince petrol fiyatlarının oldukça yüksek seyretmesi  beklendiğinden uzun süreli bir savaş durumunda örneğin Tüpraş gibi şirketlerin olumsuz etkilenmesi kaçınılmazdır.  
 
Savaşın kısa sürmesi halinde olumlu etkilenecek sektörler ve şirketler hangileri olacak?  
 
Savaşın kısa sürmesi durumunda olumlu etkilenecek sektörler daha çok tüketime  yönelik çalışan sektörler olacaktır. Bunlar içinde beyaz eşya ve otomobil gibi sektörler başta gelmektedir. Şirket olarak iç talepte meydana gelecek bir artıştan en olumlu etkilenecek olanlar ise Tofaş, Arçelik, Beko ve Vestel olacaktır.  
 
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz