"Yatırım fonu alırken dikkat"

Yatırım fonları, özellikle küçük ve yatırımlarını sürekli takip etmekte zorlanan tasarruf sahipleri açısından son derece cazip. Profesyoneller tarafından yönetilmesi, çok küçük birikimlerle de alın...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Yatırım fonu alırken dikkat
Yatırım fonları, özellikle küçük ve yatırımlarını sürekli takip etmekte zorlanan tasarruf sahipleri açısından son derece cazip. Profesyoneller tarafından yönetilmesi, çok küçük birikimlerle de alınıyor olması ve çeşitli risk profillerine göre ayrılması da cazibesini iyice artırıyor.  
 
Ancak, yatırım fonu alırken, dikkat etmeniz ve gözden kaçırmamanız gereken bazı kriterler de var. Biz bu nedenle uzmanlara danışarak bir öneri listesi hazırladık. Bu öneriler size daha isabetli bir yatırım için rehber olacaktır:  
 
Amacınızı iyi belirleyin: Yatırım yapmadan önce amacınızı belirlemenizde yarar var. Gelirinizi artırmak, para biriktirmek ya da düzenli harcamalarınıza destek olmak yatırım amacınız olabilir. Bu amaçlara paralel hareket edin. Sizin düşündüğünüz vadede getirisinin ihtiyacınıza uygun olduğunu düşündüğünüz yatırım fonlarını tercih edin.  
 
Risk skalanızı kendiniz ölçün: Yatırım amacınıza göre ne kadar risk alabileceğinizi belirleyin. Ardından da yatırım yapmayı planladığınız fonun taşıdığı her türlü riski öğrenerek, bunların gerçekleşme ihtimaline karşı hazırlıklı olun.  
 
Fonun içeriğini inceleyin: Almayı düşündüğünüz yatırım fonu hakkındaki tüm bilgileri toplayın. Bu bilgileri fonun sahibi kurum aracılığıyla öğrenebilirsiniz. Kısa vadeli getirilerinden çok, daha uzun vadeli getirilere bakın. Fonun içeriğinde yer alan menkul kıymetlerin, sizin risk profilinize uygun olup olmadığını ve fonun içindeki oranlarını kontrol edin.  
 
Paranızın ne zaman lazım olacağını düşünün: Yatırım fonu almak üzere ayırdığınız paraya ne zaman ihtiyacınız olacağını önceden kestirin. Çünkü, yatırım yapmayı planladığınız fonu, bu süreye göre belirlemenizde yarar var.  
 
Sınırlarınızı belirleyin: Tüm yatırım araçlarında olduğu gibi, yatırım fonları için de kendinize bir hareket sınırı belirleyin. Örneğin, “A fonu yüzde 10 değer kazandığında ve/veya yüzde 5 değer kaybettiğinde satacağım” diyerek yatırım planınızı oluşturun. Ani karar vermeniz gereken durumlar için de, panik olmadan hareket etmenizi sağlayacak bir B planı yapın.  
 
Alım-satım kanallarına dikkat edin: Yatırım fonu alırken, hangi kanallar aracılığıyla fon alım-satım işlemlerinizi gerçekleştirebileceğinizi kontrol edin. İnternetten ve telefon ile işlem yapma özelliği olmasına dikkat edin.  
 
Komisyon oranlarını karşılaştırın: Fonu seçmeden önce komisyon oranlarını karşılaştırmanızda yarar var. Çünkü, bazı fonlarda bu komisyonlar ciddi gider kalemi oluşturduğundan sizin getirinizi de etkileyebilir.    
 
Tercihinizi yapın: Yatırım fonu alırken, risk ve vade tercihinize göre bir fon seçmeniz gerekiyor. Bu konuda kendi tecrübelerinizin yanı sıra, fon yöneticilerinden profesyonel destek almanızda da yarar var.  
 
Getirilerinizi sürekli kontrol edin: Fonların verimleri günlük olarak incelemenin yanı sıra, dönemlik getirilerini de incelemeyi ihmal etmeyin. Getirilerinizi piyasa getirisi ile karşılaştırın ve yatırım döneminize göre fonunuzu değerlendirin.  
 
BORSA  
 
Para girişiyle 11.300 denenebilir
 
 
- İMKB-100 Endeksi haziran ayında da kan kaybetti. Hükümetin reformlar konusunda yavaş hareket etmesi düşüşteki temel neden olarak kabul edildi. Endeks 25 Haziran’da 10.740 seviyesindeydi.  
 
- Satışların devam etmesi halinde endeksin önündeki ilk destek 10.650 seviyesinde. Bu desteğin kırılmasıyla 10.400 seviyesi denenebilir.  
 
- Olumsuz bir gelişme olması halinde, endeksteki kan kaybı önce 10.200, ardından da 10.000 seviyesine kadar sürecektir. Ancak, şimdilik, buranın altı için bir neden gözükmüyor.  
 
- 5’inci gözden geçirmenin sorunsuz atlatılması ve yeni kredi diliminin serbest bırakılması halinde borsada ciddi bir rahatlama olacaktır. Bu rahatlama para girişiyle desteklenirse, endeks 11.300’deki direncine kadar yükselebilir. Burası aynı zamanda piyasanın orta vadeli yükselen kanal direnci.  
 
- Endekste bir sonraki direnç ise 11.650 seviyesinde. Daha yukarıda ise 12.000 puan direnç olarak karşımıza çıkıyor. Ancak endeksin bu seviyeye ulaşması için işlem hacminin de artması gerekiyor.  
 
- Bu seviyelerden oluşturulacak portföylerde İMKB-30 içindeki sermaye yapısı güçlü ve bilanço beklentileri iyi şirketlere yer ayırmakta yarar var.  
 
Ayın önerisi: HSBC Yatırım Araştırma Müdürü Hayriye Turgay, İMKB’nin hem yabancı hem de küçük yatırımcıların uzak durması nedeniyle yükselmesinin zor olduğunu söylüyor. İMKB’de yatırım yapmak isteyenlere tavsiyesi ise, temeli sağlam olan şirketlere yönelmeleri. Bunlar arasında da  Koç Holding, Ford Otosan, Sabancı  Holding,  Aksigorta ve Tüpraş geliyor.  
 
BONO  
 
Merkez Bankası beklenecek
 
 
- Bono faizlerinde haziran ayı boyunca yatay bir trend izlendi. Haziran ayına yüzde 49-50 seviyelerinde başlayan faizler, 25 Haziran itibariyle yüzde 50,8 seviyelerindeydi.  
 
- Hazine’nin 2 Temmuz’da yüklü bir itfası var. Bu itfanın başarıyla atlatılması halinde faiz oranlarında bir miktar düşüş yaşanabilir. Şu anda piyasada konuşulan rakamlar ise yüzde 48-49 civarında.  
 
- Merkez Bankası’nın enflasyon rakamlarının açıklanmasından sonra yeni bir faiz indirimi yapması bekleniyor. Bu da bono faizleri üzerinde aşağı yönde baskı yaratacaktır.  
 
- Ancak şu anda faizler için dip nokta yüzde 48-47 bandı olarak görülüyor. Buranın altı için AB’ye uyum yasalarının Meclis’ten geçmesi şart.  
 
- Bu arada IMF’nin 5’inci gözden geçirme süresinin uzayacağı yönündeki beklentinin kuvvetlenmesi, faizlerin aşağı düşmesini engelliyor. Bu cepheden gelecek haberler piyasanın yönü açısından bir hayli önemli.  
 
Ayın önerisi: Garanti Yatırım Ekonomisti Ceyda Pekel Tümen, belirsizlikler nedeniyle portföylerdeki döviz miktarının yüzde 50’nin üstüne çıkartılmasını tavsiye ediyor. Bonoların da hala cazibesini koruduğunu söylüyor. Uzun vadeyi tercih edenlere 2004 şubat ve mart, kısa vadeyi tercih edenlere ise kasım kağıtlarını öneriyor.  
 
DÖVİZ  
 
Yatay trend devam edecek
 
 
- Haziran ayında döviz piyasasındaki düşüş trendi devam etti. Hazirana 1 milyon 450 bin lira seviyesinde başlayan dolar, ay içinde 1 milyon 400 bin liraya kadar düştü. 25 Haziran itibariyle 1 milyon 438 bin 500 liradan işlem görüyordu.  
 
- Programın 5’inci gözden geçirmesinin tamamlanması için IMF'ye verilen taahhütlerde gecikme olacağına yönelik endişeler nedeniyle yabancı kaynaklı çıkışlar yaşanması ay sonuna doğru dolarda yaşanan yükselişte etkili oldu.  
 
- Merkez Bankası’nın faiz indirimi yapması halinde dolar, yeniden 1 milyon 450 bin liranın üzerine çıkabilir. Şimdilik bu seviyenin daha üstüne çıkması için bir neden görünmüyor.  
 
- Faiz indirimi olmaması halinde ise doların temmuz ayında da 1 milyon 400 bin lira ile 1 milyon 450 bin lira arasında dalgalanma ihtimali kuvvetli.  
 
- FED'in faiz indirimi yapacağı beklentisi, ABD ekonomisinin Euro bölgesi ekonomilerinden daha hızlı toparlanacağı öngörüsünü yarattı. Bu nedenle dövize yatırım yapacakların tercihlerini dolardan yana kullanmalarında yarar var.  
 
Ayın önerisi: TSKB Döviz Masası Şefi Saim Çelik, portföylerin yüzde 30’luk bölümünün dövize ayrılmasında yarar olduğunu söylüyor. Kalan bölümünü yüzde 45’i bono, yüzde 25’inin ise likit enstrümanlarda değerlendirilmesinin yatırımcılar için iyi olacağını dile getiriyor.      
 
Eurobondlar’da ABD baskısı  
 
Türkiye’nin IMF’den gelen istekleri gerçekleştirmede gecikmesi ve 5’inci gözden geçirmenin süresinin uzayacağına ilişkin beklentiler, temmuz ayında Türk Eurobond’larında satış rüzgarları esmesine neden oldu. Bu satış dalgasında ABD Merkez Bankası FED’in 25 Haziran’daki toplantısında çeyrek puanlık faiz indirimi yapacağı beklentisi de etkili oldu.  
 
Tüm bunların üstüne JP Morgan’ın Türkiye tahvillerine “ağırlığı azalt” tavsiyesinde bulunması da Eurobond’ların kötü performans göstermesine neden oldu. 24 Haziran Salı günü piyasada en fazla işlem gören 2030 vadeli Türkiye tahvili 105,25/105,75 alış satış kotasyonlarından tamamladı.  
 
Dış piyasalarda Türkiye tahvillerindeki satış dalgası sürerken, yurtiçi yatırımcılar hali hazırda Eurobond’lara ilgi göstermeye devam ediyor.  
 
Özellikle kısa vadeli Eurobond’ları tercih eden yatırımcıların gözdesi 2007 ve 2008 vadeli tahviller.  
 
Önümüzdeki dönemde, Eurobond piyasasına yön verecek en önemli gelişme ABD Merkez Bankasının gecelik plase oranı konusundaki kararı olacak. Bunun yanı sıra, hükümetin IMF ve AB’ye uyum asaları konusunda göstereceği performans da Türk tahvilleri konusundaki yatırım kararlarında etkili olacak. Ancak yine de 2007-2008 vadeli Eurobond’lar yatırımcı için cazip görünüyor.  
 
Koç Holding’in ciro hedefi 13,1 milyar Euro  
 
Koç Holding, 2003 yılında konsolide bazda cirosunu yüzde 33’lük artışla 13.1 milyar Euro’ya, ihracatını ise yüzde 39’luk artışla 3.3 milyar Euro’ya yükseltmeyi hedefliyor. Aracı kurumların yaptığı analizlerde ise SPK formatındaki mali tablolarında 2003 yılında Holding karının yüzde 111’lik artışla 50,9 milyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu arada, enerji ve finans sektörünün ağırlığını bir hayli artıracak olmasının yanı sıra, otomotiv ve dayanıklı tüketim sektöründeki yatırımların ve bu sektörlerde artan ihracat da holdingin büyümesinde rol oynayacak.  
 
Tüm bunların yanı sıra, Koç Holding hisselerinin yılbaşından bu yana endeksin altında performans göstermesi de şirketin cazibesini artırıyor. Irak’taki savaşın sona ermesi sonrasında iç piyasada yaşanabilecek talep canlanmasından faaliyet kolları açısından, en olumlu etkilenecek şirketlerin başında gelmesi de getiri şansını artırıyor.  
 
Hazine’nin tavrı ne olacak?  
 
Hazine yılın en yüksek itfasını temmuz ayında gerçekleştirecek. Yani geçmiş yıllarda genelde eylül ayında yaşadığımız bu sendromu, bu defa temmuzda yaşayacağız. Toplam ödeme miktarı ise 12,5 katrilyon lira. Ancak, Hazine’nin nakit imkanları son derece iyi. İtfanın yarıdan fazlası ise 2 Temmuz tarihine yığılmış durumda ve tamamı TL cinsi. Döviz ve dövize endeksli itfalar açısından ise temmuz ayı bir önceki aya göre daha rahat görünüyor.  
 
Ancak tüm bu ödemelere karşın Hazine’nin zorlanması beklenmiyor. Çünkü Hazine’nin TCMB’deki mevduatlarının toplamı 4,4 katrilyon lira.  
 
Bu arada yüklü vergi tahsilatları ve Eurobond ihraçları nedeniyle 9,5 katrilyon liralık bir nakit girişi var. Dolayısı ile, gelişmekte olan ülkelere yönelik finansman hareketlerinde bir yavaşlama olmaması ve IMF’den dış piyasalara olumsuz bir sinyal gitmemesi halinde, Hazine iç borç ödemelerinde zorlanmayacaktır. Yeni Eurobond ihraçlarının da önü açılacağı için, Hazine temmuz ayı boyunca rahat bir görüntü sergileyecektir.  
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz