"Avrupa’nın Oto Sanayi Sitesi"

Oyak Renault’nun Megan II Sedane’ı, Tofaş’ın MiniCargo’su, Ford Otosan’ın Transit Connect’i…Türk otomotiv sanayi, yeni model üretimleriyle dünya devi şirketlerin birer üretim üssü konumuna yükseldi...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Avrupa’nın Oto Sanayi Sitesi

hedOyak Renault’nun Megan II Sedane’ı, Tofaş’ın MiniCargo’su, Ford Otosan’ın Transit Connect’i…Türk otomotiv sanayi, yeni model üretimleriyle dünya devi şirketlerin birer üretim üssü konumuna yükseldi. Öyle ki, otomotiv ihracatı 10 milyar dolar düzeylerine ulaşarak, en önemli ihracatçı sektörlerden biri konumuna geldi… Sadece araç üretimi değil,  yan sanayi de hızla büyüyerek uluslararası devlere entegre oldu. Sektör yetkilileri Türkiye Avrupa’nın “oto sanayi sitesi” olabilir diyor. Ancak, bunun önünde engeller de yok değil…

İş dünyası tarihine bakıldığında tablo daha iyi anlaşılıyor. 42 yıl öncesine, 1963 yılına ait rakamlar, Türkiye’de sadece 30 adet otomobil üretildiğini ortaya koyuyor. Buna ticari araçlar ve bütün otomotiv ürünleri eklendiğinde, araç miktarı 11 bin düzeyine ulaşıyordu.Türkiye’de binek otomobil üretimi ilk defa 1971 yılında 10 bini, 1980 yılında ise 30 bini geçti.

İhracat cephesinde ise o dönemde rakamlar “ihmal edilecek” düzeylerde seyrediyordu. Ticari araçlar dışında ihracattan söz etmek mümkün değildi.
Ancak, son yıllarda otomotivde müthiş bir dönüşüm yaşanıyor. Çok değil, sadece 1990 yılında 100 milyon dolar düzeyinde olan sektörün ihracatı, 10 milyar dolara ulaştı. GSMH’den aldığı pay ise 1996 yılında 1.1 düzeyindeyken, 2000 yılında 1.3’e çıktı. Bu oranın, 2004 yılı itibariyle 1.5 civarında olduğu tahmin ediliyor.

Üst üste yaşanan krizlerin ardından, şirketlerin, iç pazarın büyümesinden umudunu kesip, ihracata yönelmesi bunda en büyük neden oldu. Otomotiv devlerinin, yerli ortaklarıyla birlikte bazı model üretimlerini Türkiye’ye çekmeye başlaması da dönüm noktasını oluşturdu. Lojistik konum, avantajlı işçilik ücretleri ve kaliteli üretim, önemli modellerin üretimlerinin Türkiye’ye kaymasını sağladı…

hed

Aynı paralelde belki de daha hızlı bir biçimde yan sanayi üretimi de gelişti. 700’e yakın firma sadece Türkiye’deki üreticilere değil, dünyanın pek çok büyük üreticisine üretim yapar konuma geldi. Bu noktada Türkiye’nin Avrupa’nın oto sanayi sitesi olabileceği konuşulmaya başlandı. 

Türkiye’nin yeri nerede?

Bugün 20 milyon adetlik üretim yapılan Avrupa’nın ancak yüzde 4’ü oranında üretim hacmine ulaşılmış, yalnızca belli modeller için, üs seçilmiş olsa da Türk otomotiv sanayii bu konuda umut verici bir tablo çiziyor.

AB 25 ülkeleri içindeki üretim sıralaması da bu konuda önemli bir gösterge. Türkiye, otomobilde 9, hafif ticari araçlarda ve otobüste 3, ağır kamyonda ise 4’üncü sırada yer alıyor. Toplam sıralamada ise 6’ncı durumda.

Türkiye’de satılan ürünlerin yüzde 90’ı Avrupa kaynaklı. Geçen yılki 823 bin adetlik toplam üretimin yüzde 71’ini Avrupa ortaklı ve lisanslı 8 firma yaptı. Avrupalı firmalarla ortaklık ya da lisans yoluyla üretim yapan Tofaş, Ford Otosan, MAN, Mercedes Benz, Oyak Renault, Karsan ve Otokar geçen yıl yaklaşık 584 bin adetlik üretimleriyle bu payın sahibi oldu. 2004 yılı üretiminin yüzde 71’ini Avrupa ortaklı ve lisanslı 8 firma, yüzde 27’sini Avrupa dışı 5 firma, yüzde 2’sini ise 2 yerli firma yaptı.

Yabancı sermayenin en yoğun olduğu sektörde üreticilerin neredeyse tamamı yabancı sermayeli. Distribütörlerle birlikte toplam 40 firmanın faaliyet gösterdiği sektörde Tofaş, Oyak Renault, Hyundai Assan, Anadolu Honda, Ford Otosan gibi, pazara hakim firmaların tümünde yabancı payı var. Sektörün Türkiye’nin toplam yabancı sermayesi içindeki payı yüzde 5. Bu oranla ilk sıralarda yer alıyor. Sektörün toplam sermayesi içinde yabancıların oranı ise yüzde 62 düzeyinde.

Kapasite 1 milyonu aştı

hedFord Otosan Genel Müdürü Turgay Durak, toplam 1 milyon 118 bin adetlik kapasiteye ulaşan sanayinin bugününü entegre üretim merkezleri dönemi olarak adlandırıyor. 2005-2015 yılları arasındaysa Ar-Ge ve tasarım çalışmalarıyla yaratıcı endüstrileşmenin hedeflendiğini vurgulayan Durak, marka, model, yeni ürün, patent yaratıp fikri mülkiyet haklarında derinleşmeye yöneldiklerini kaydediyor.

Özellikle 1991-2002 yılları istikrarsız bir gelişme gösteren sanayi, 2002 sonrasında yükselişe geçti. 2002’de 175 bin adet olan toplam satışlar, geçen yıl 754 bin adede çıktı. İhracat 258 binden 508 bine, istihdam ise 168 binden 240 bine yükseldi. 2003 yılında Türkiye taşıt aracı üretimi AB-25 ülkeleri içinde 534 bin adet ile 7’nci sıradayken, geçen yıl Almanya, Fransa, İspanya, İngiltere ve İtalya’dan sonra 6’ncı sıraya yükseldi. Otomobil üretiminde ise 2003 yılında 294 bin adetle 10’uncu sıradayken, geçen yıl 447 bin adetle 8’inci sıraya çıktı. Ticari araçta da gelişme kaydedildi. 2003’te hafif ticari araç üretiminde 4’üncülükten 3’üncülüğe çıktı. Otobüs üretiminde 5’incilikten 3’üncülüğe, ağır kamyon üretiminde ise 8’incilikten 4’üncülüğe yükseldi.

Yeni girişler olur mu?

Türkiye birçok alanda olduğu gibi, otomotivde de henüz doymamış bir pazar. Bu da potansiyeli artırıyor. Tofaş Ticari Grup Direktörü Müfit Ataseven, “9 milyon 500 bin otomobil sahibi olan Türkiye’de, otomobil kullananların nüfusa oranı AB ülkelerinin ortalamasından oldukça geride. AB’de her 1000 kişiden 220’si otomobil sahibi iken, ülkemizde bu oran binde 69. Nüfusumuzun genç olduğunu da hesaba katarsanız, sektörümüzün ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu görebilirsiniz” diye konuşuyor.

Yeni yatırım yapılma olasılığı da sürüyor. Ford Otosan Genel Müdürü Turgay Durak, tüm sektörde 4 milyar dolarlık yatırımla kısa vadede 1 milyon adet üretim ve 700 bin adet ihracat, orta vadede ise 1,5 milyon adet üretim ve 1 milyon adet ihracat yapılabileceğine inandıklarını söylüyor. Bu sayede 480 bin istihdam ve 15 milyar dolarlık ihracat hedefi hayal değil.

Ancak, sektöre yeni girişlerin olması için, bir dizi reform gerekli. Pazarda istikrarlı vergi uygulamaları, satış vergilerinde AB ile uyumun sağlanması, yeni yatırımlar için devlet yardımları mevzuatının yeniden düzenlenmesi, teknoloji geliştirme yetkinliğinin artırılması için Ar-Ge devlet yardımlarının genişletilmesi bunlardan bazıları.

OTOMOBİLİN DEVLERİNİN PLANI

FORD OTOSAN Son birkaç yıldır büyük atağa geçen Ford Otosan, geçen yıl 206 bin adetlik taşıt üretimiyle birinci oldu. 1997’den bugüne oldukça önemli bir sıçrama yapan şirketin 1997 yılı üretimi ise 43 bin adet dolayındaydı. Yine bu tarih aralığında pazar payını yüzde 9,6’dan yüzde 15,5’a, ihracatını 16 milyon dolardan 1 milyar 86 milyon dolara çıkardı. Şirketin ihracatı Avrupa’daki üretimin yüzde 9’una karşılık geliyor. Cirosu ise Ford Avrupa cirosunun yüzde 11’ini teşkil ediyor. Ford Otosan’ın kapasite yatırımları da sürüyor. Geçen yıl 214 bin 400 adetlik kapasiteye sahip olan şirket, 2005-2006 döneminde Kocaeli Fabrikası’nın üretim kapasitesini yılda 240 bin araca çıkartacak. Bu yılın sonunda ise ihracat ve iç pazarda liderlik hedefleniyor.

TOFAŞ 250 bin adetlik üretim kapasitesine sahip şirket, bu yıl yaptığı MiniCargo yatırım anlaşmasıyla iddialı hedefler koydu. 1968’de kurulan, 1971’de üretime geçen Tofaş, böylece Doblo ve Palio’dan sonra hafif ticaride yeni bir modelin üretimine başlamış oluyor. Fikri mülkiyet hakları Tofaş’a ait olacak bu proje ile yılda 135 bin adet üretip, 1 milyar dolar ihracat geliri sağlanacak. Bu dev yatırım yılın özellikle ikinci yarısında yeni atılımlarla sürecek. Tofaş Ticari Grup Direktörü Müfit Ataseven, “2005, Tofaş’ın yılı olacak” diyor.

RENAULT Geçen yıl yaklaşık 200 bin otomobil üretimiyle ikinci, 122 bin adetlik motor eklendiğinde toplam üretimde birinci olan Oyak Renault, 1 milyar 502 milyon dolar ihracat yaptı. Böylece şirketin son 6 yılda yaptığı ihracat 5 milyar doları aştı. 

Oyak Renault Genel Müdürü Alain Gabillet, “Türkiye’nin sadece Avrupa için değil, tüm dünya pazarları için hem ana hem de yan sanayi açısından bir üretim üssü olduğu rahatlıkla söylenebilir” diye konuşuyor.

İKİ ÖNEMLİ YATIRIM PROJESİ İNCELEME SONRASI İPTAL OLDU

1993’TE 3 FİRMA Türkiye’de 1989’dan sonra Gümrük Birliği’ne geçiş dönemine kadar ekonomideki büyümeye paralel olarak birçok firma yatırım yaptı. Gümrük Birliği’nden sonra zaten gelen olmadı. 1993 yıllarında sırasıyla Toyota, Hyundai ve Honda geldi. Bunların toplam kapasitesi de 300 bin adet. Türkiye’de zaten 600 bin kapasite vardı. 1994 kriziyle birlikte pazar çökünce boş kaldı. Kriz tam 7 yıl sürdü. 2000 yılında 1993 rakamları ancak aşılabildi. 2001’de tekrar kriz geldi. 1994 krizinden sonra boş kalan fabrikaların kolay kolay dolmayacağını görünce, firmalar ihracata başvurdular. Bu sonuç verdi. Çünkü, Türkiye’de kaliteli araç üretiliyordu, işçilik ücretleri de ucuzdu. Dolayısıyla, global üreticiler Avrupa için sayısal olarak az olan bazı ürünleri, Türkiye’ye yönlendirdi. 

ORTAM UYGUN DEĞİL Türkiye kendi ihtiyacının 3’te 2’sini ithal ediyor. Avrupa’nın üretimi 18 milyon civarında. 1 milyon 100 bin adetlik kapasite bunun yüzde 3’ü oranında. Artık bugünden sonra yeni bir fabrika gelmiyor. Çünkü, ortam müsait değil.

Bundan sonra üretim üssü olmak istiyorsak, en azından 2 milyon kapasiteye çıkmak ve Türkiye’deki şartları iyileştirmek lazım. Bugün yatırım yapmak için uygun yerde arsa bulamazsınız. Otomotiv yatırımları 2-3 sene önce planlanır. Devletin teşvikler sunması, arsa bulması lazım.

Şu anda otomotivin yüzde 30 parçasını ithal ediyoruz. İthalatta korkunç bürokrasi var. İç pazarın büyümesi lazım. Bir numaralı unsur bu. Türkiye’de otomotiv sanayi dönüm noktasına geldi. Önlem alınmazsa yatırımlar kaçacak. Benim bildiğim iki projeden Türkiye’nin etüt edilmesinden sonra vazgeçildi. 

YAN SANAYİDE 150 BİN KİŞİ ÇALIŞIYOR

700 FİRMA Şu an sektöre üretim yapan 700 civarında irili ufaklı firma var. Bunların 300-350 kadarı ana sanayine belli kalitede mal üretip satıyor. Geri kalan firmalar ise satış sonrası düşük kalite iç pazar talebini karşılıyor. Ama sektörün istihdam kapasitesi 150 bin kişiyi buluyor.

İHRACAT 3 MİLYAR DOLAR Yan sanayinin ihracat değeri 3 milyar doların üzerinde. Otomotiv sektörü toplam ihracatı 10 milyar doların üzerinde. Bu ihracat hacminin yüzde 73,4’ü Avrupa Birliği ülkelerine yapılıyor. Diğer bir hesapla araç üzerindeki parçaların yüzde 95’e yakınını yerli olarak üretme kabiliyetine sahibiz.

AR-GE ÖNEMLİ TAYSAD’a üye 190 firmadan 35’inin yabancı ortaklığı ve 45’inin de lisanslı üretim hakkı var. Büyük bir çoğunluğu da direkt olarak hem yurtiçi hem de yurtdışında ana sanayine parça veriyor. Avrupa Birliği’ne üye olan Doğu Avrupa ülkeleri en büyük rakiplerimiz. 17 farklı markanın üretim yaptığı şanslı bir ülkeyiz, bu şansı iyi değerlendirmeliyiz.

YASEMİN BALABAN
ybalaban@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz