Çin'in yapay zeka uyanışı

Batı’nın Çin’deki yapay-zeka (AI) devriminden korkmaması, aksine onu kopyalaması gerekir. Will Knight

19 ŞUBAT, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
Çin'in yapay zeka uyanışı

Çin’in güney sınırını belirleyen tropikal bir adadaki Lengpudashi denilen bir bilgisayar programı aynı anda bir düzine insana karşı birebir poker oynuyor ve hepsini ezip geçiyor. Mandarin dilinde “soğuk poker ustası” anlamına gelen Lengpudashi, Texas hold’em’in iki oyunculu sürümünde rakiplerini blöf yaparak ve aşırı bahis sürerek masadan kaçırmak için yeni bir yapay zekâ tekniğinden faydalanıyor. Bu turnuva Hainan adasının başkenti olan Haikou’daki modern görünümlü bir teknoloji parkında yapılıyor. Dışarıda eskimiş mahallelerin üzerinde hayal meyal görülen modern, çok katlı yüksek binalar yükseliyor. Bu makineyle oyun oynamak için bir araya gelenler arasında birkaç poker şampiyonu, bazı tanınmış Çinli yatırımcılar, girişimciler, CEO’lar ve hatta artık antika olmuş televizyon şöhretleri bile var. Bu oyunlar çevrimiçinden canlı olarak yayınlanıyor ve 10 milyonlarca insan izliyor. Bu etkinlik aslında Çin’de yapay zekaya karşı giderek artan heyecanın ve tutkunun bir sembolü, ancak bir sorun da var. Lengpudashi gerçekte Hainan, Pekin veya Şangay’da değil ABD’nin Pittsburgh’unda yazılmış bir program. Çin’deki çoğu insana göre bu iş kesinlikle böyle gidemez. Bu ülke bugün yapay zekada ustalaşmak için eşi benzeri görülmemiş bir çaba gösteriyor. Çin hükümeti önümüzdeki yıllarda bu teknolojiye 100 milyarlarca yuan (10 milyarlarca dolar) akıtmayı planlıyor ve şirketler de yoğun bir şekilde yapay zeka (AI) yetenekleri yetiştirmeye ve onları geliştirmeye yatırım yapıyor. Eğer bu ülkenin bu alandaki geniş çaplı çabaları başarılı olursa, ki olacağına dair çok sayıda işaret var, o zaman Çin AI konusunda lider bir güç olarak ortaya çıkarak kendi endüstrilerinin üretkenliğini artırabilecek ve teknolojiden kaldıraç olarak faydalanan yeni işler yaratabilir hale gelebilecek. Ve eğer, çoğu insanın da inandığı üzere, AI gelecekteki büyümenin kilidi ise Çin’in bu alandaki mahareti onun dünyadaki hakim ekonomik güç olarak konumunu güçlendirmesine yardımcı olacak. Gerçekten de bu ülkenin politika ve iş dünyasındaki liderleri AI’nin kendi ekonomilerini büyük bir hızla canlandıracağına kesin inanmış gibi görünüyor. Son 10 yıllarda görülen sürekli büyüyen imalat sektörü ve dış ticaret ile yatırımları teşvik eden piyasa reformları sayesinde 100 milyonlarca insan sefaletin pençesinden kurtarılmış, iş imparatorlukları kurulmuş ve Çin toplumu baştan aşağıya dönüştürülmüştü. Ancak imalattaki büyüme artık yavaşlıyor ve bu ülke ileri teknolojiye dayalı bir geleceği hayal ediyor. Bu teknoloji odaklı ekonomik mucizenin gerçekleşmesinde yapay zekadan faydalanmak bir sonraki adım olabilir. Her ne kadar Batı’daki pek çok insan AI’nin istihdamı azaltmasını, ekonomik durumlarını ve gelir eşitsizliğini kötüleştirmesini kendilerine dert edinmiş durumda olsa da, Çin bu teknolojinin tam aksine sonuçları olacağına inanıyormuş gibi görünüyor. Çin’in AI çabaları içinde geçenlerde AI’nin yaygınlaştırılmasına yönelik kapsamlı bir vizyon açıklayan hükümetin olağanüstü taahhütleri de var. Bu plana göre Çin’deki araştırmacıların 2025 yılı itibarıyla “önemli buluşlara” imza atabilmeleri ve 2030 yılına kadar Çinli AI’nin dünyanın kıskançlıkla baktığı bir duruma gelebilmesi için üç yıl içinde Batı’da geliştirilenleri yakalamak amacıyla yurt içi AI çalışmalarına hız verilecek. Bu ülkenin bu hayali gerçeğe dönüştürebileceğine inanmak için haklı nedenleri var. 2000’lerin başlarında Çin hükümeti teknolojik gelişmeyi teşvik edecek ve bu ülkenin ulaştırma sistemini modernleştirecek yüksek hızlı bir raylı ağ kurmak istediğini söylemişti. Bu tren ağı şimdi dünyada ileri olan bir sistem. Çin’in en büyük çevrimiçi arama şirketi Baidu’da eskiden teknoloji ve strateji bölümünü yönetmiş, önde gelen AI uzmanlarından biri olan Andrew Ng, “Çin hükümeti ne zaman bunun gibi bir planın duyurusunu yapsa, bu durumun ülke ve ekonomi üzerinde çok ciddi etkileri olmuştur” diyor. Hükümetin bu eylem çağrısıyla zaten olmakta olanlar daha da hızlanacak. Internet devleri Baidu, Alibaba ve Tencent’in başı çektiği bu ülkenin teknoloji şirketleri bugün yığınla AI uzmanını işe alıyor, yeni araştırma merkezleri kuruyor ve Amazon, Google veya Microsoft tarafından çalıştırılan her şeyle aşık atabilecek çapta veri merkezlerine yatırım yapıyorlar. Çinli girişimciler ve yatırımcılar AI’den farklı endüstrilerde faydalanılmasında büyük fırsat gördüklerinden sayısız start up’a da para akıtılıyor. Çin, AI’de bazı önemli avantajlara sahip. Öncelikle alabildiğine büyük yetenekli bir mühendis ve bilim insanı havuzu var. Ayrıca AI sistemlerini eğitmek için gereken veriler bakımından da çok zengin. Veri toplama ve kullanma bakımından çok az engeli olan Çin başka ülkelerde olmayan boyutta veritabanlarına sahip. Geldiği son nokta öğrenen makinelere dayalı yüz tanıma sistemlerinin gelişmişlik seviyesinden de anlaşılabiliyor; Onlar artık iş yerlerinde çalışan işçileri ve mağazalarda gezen müşterileri yüzlerinden tanıyabiliyor ve mobil uygulama kullanıcılarının kimliklerini doğrulayabiliyorlar. Hainan’daki poker turnuvasına ülke genelinde gösterilen yaygın ilgi de Çin’in yapay zeka alanındaki en son buluşlara ne kadar iştahlı olduğunu gösteriyor. Poker oyununun iki-oyunculu bir sürümünde bile ustalaşmış olmak AI açısından çok büyük bir başarı çünkü diğer oyunların aksine pokerde oyuncuların sınırlı bilgilerle oynamaları ve belirsizlikleri tahmin etmek için öngörülemez bir şekilde davranmaları gerekir. Bu yüzden burada optimum strateji için bir makineye kolay kolay öğretilemeyecek bir özellik olan hem dikkatli hem de içgüdüsel muhakeme yapmak şarttır. Lengpudashi bu sorunu içinde finansal ticaret ve iş pazarlıklarının da olduğu çok sayıda diğer senaryolarda da bir hayli kullanışlı olabilecek parlak bir yeni oyun teorisi algoritmasından faydalanarak çözüyor. Ancak Lengpudashi kendisini yaratan ülkede Hainan’a kıyasla çok daha az ilgi görüyor. Çin’in AI devrimini ve onun olası sonuçlarını keşfetmek için ben de bu muazzam ilgi gösterilen yere gittim ve orada çok sayıda kilit araştırmacı, girişimci ve üst düzey yöneticiyle tanıştım. Çin’in hareketli başkentinden, fabrikalarla dolu güneyine ve ihtiraslı yeni araştırma merkezinden milyar dolar değerindeki teknoloji şirketlerine kadar her yerde bir şey çok net; Yapay zekâ Batı’da icat edilmiş olabilir, ancak onun geleceğinin dünyanın öteki ucunda şekillendiğini görebilirsiniz. 

Doğuya Bakmak

Seyahatim yapay zekanın merkezlerinden biri olan MIT’de başlıyor. Tanınmış bir Çinli AI uzmanı ve yatırımcısı olmanın dışında aynı zamanda Hainan turnuvasının organizatörlerinden biri de olan Kai-Fu Lee buraya kendi şirketi Sinovation Ventures’ın Pekin’de kurmakta olduğu yeni bir AI enstitüsü için öğrencileri işe almak amacıyla gelmişti. Lee yaklaşık 300 Çinli öğrenciyle tıka basa dolu bir toplantı salonunda tamamı Mandarince olan bir konuşma yaptı. Pahalı görünen takım elbisesi ve frak gömleğiyle mükemmel giyinmişti ve kendinden emin, sakin bir tonda konuşuyordu. Bu konuşma son zamanlarda öğrenen makinelerin yükselişiyle birlikte ortaya çıkan iç içe geçmiş eğilimlere değiniyordu; Çok daha güçlü bilgisayarlar, hünerli yeni algoritmalar ve devasa miktarlarda veriye… O, bu ilerlemelerden tam anlamıyla faydalanmak üzere pozisyon aldığını ileri sürüyordu. Dinleyicilere, “Dünyadaki en iyi AI araştırmacıları bugün ABD ve Kanada’dalar, ancak Çin’de iyi olan yüzlerce insan ve açık ara farkla çok daha fazla veri var. AI aslında algoritma ile verileri birlikte evrimleştirmeniz gereken bir alandır. Büyük bir veri miktarı büyük bir fark yaratır” demişti. Lee 1998 yılında bu ülkenin oldukça hevesli yetenek havuzunu vitrine çıkaracak Microsoft’un Pekin araştırma merkezini kurdu. Ardından 2005 yılında Google China’nın kurucu başkanı oldu. Lee şu anda genç girişimcilere akıl hocalığı yapmakla meşgul ve Çin’in mikroblog platformu Sina Weibo’da 50 milyondan fazla takipçisi var. Takipçileri arasında normalde Silikon Vadisi’ne akın etmiş olması gereken ödüllü öğrenci tipleri var. Ancak çoğunun Lee’nin Çin’deki fırsatlar mesajını aldıkları besbelli. Bu kalabalık onun her sözüne dikkat kesiliyor ve bazıları sonrasında ondan imza alabilmek için birbirlerini eziyor. Lee toplantının ardından bana “ABD bugün teknolojide lider ülke. Ancak Çin’de inanılmaz bir potansiyel var” dedi. Ben de bu potansiyelin yakından nasıl göründüğünü anlamak için Pekin’in Haidian bölgesinden yarım dünya kadar uzak olan Lee’nin yeni enstitüsüne gittim. Dışarıda sokaklar rengarenk sürüş paylaşımlı bisikletlerle doluydu. Orada modayı yakından takip eden yığınla genç teknoloji meraklısının ve şüphesiz siparişleri akıllı telefonlarla verilmiş kahvaltıları yoğun çalışan işçilere götüren bisikletlilerin yanından geçtim. Benim bu ziyareti yaptığım sırada bir su kanalı şehri olan Wuzhen’in birkaç yüz kilometre güneyinde önemli bir AI etkinliği vardı. Alphabet iştiraki Deep- Mind’daki araştırmacılar tarafından geliştirilmiş bir program olan AlphaGo içinde dünyanın bir numarası olan Ke Jie’nin de olduğu birkaç ünlü Çinli oyuncuya karşı antik masa oyunu Go oynuyordu. Ve hepsini de evire çevire yeniyordu. Wuzhen’deki AlphaGo’nun bu zaferleri, Çin’in başkentinde yakından takip ediliyor. Gerçekten de Sinovation’ın enstitüsüne girdiğimde mühendislerin bu maçların bazılarında yapılan hamleleri test ettikleri bir Go kartı olduğunu farkettim. Bu enstitünün yeri titizlikle seçilmiş. Ofis pencerelerinden Çin’in en iyi akademik kurumlarından ilk ikisi olan Pekin Üniversitesi’ni ve Tsinghua Üniversitesi’ni görebiliyorsunuz. Sinovation Çinli öğrencilerin eğitimi için gerekli öğrenen makine araçlarını ve veri setlerini sağlıyor. Şirketlere AI’den faydalanacaklarını ümit ederek danışmanlık yapıyor. Bu kurumda bugün yaklaşık 30 tam zamanlı çalışan bulunuyor, ancak gelecek yıl itibarıyla çalışan sayısının 100’ün üzerine çıkarılması, stajyerlik ve eğitim kamplarıyla yüzlerce AI uzmanının eğitilmesi planlanıyor. Şu anda bu enstitünün fonlarının ve projelerinin yaklaşık yüzde 80’i AI’nin ticarileştirilmesine ayrılmışken gerisi ise çok daha ilginç araştırmalara ve start up’ların kuluçkalandırılmasına odaklanıyor. Gerçi burada bir sonraki AlphaGo’nun icat edilmesi hedeflenmiyor. Asıl hedef Çin’in dört bir yanında AI kullanan binlerce şirketin güncel duruma getirilmesi. Lee bugün içinde devlet mülkiyetindeki kurumların da olduğu çok sayıda Çinli şirketin teknolojik anlamda geri kalmış olduğunu ve elden geçirilmeleri gerektiğini, ancak kendilerinde gerekli AI uzmanlığının da olmadığını söylüyor. Söylemeye bile gerek yok ki bu durum büyük bir fırsat sunuyor. 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.