"Anadolu’da Lideriz, Hedefte İstanbul Var"

Vakıfbank son 3 yıldır, “kamu bankası” imajını değiştirmek için çalışıyor. Bunun için müşteri odaklı banka olmak hedefiyle bir yeniden yapılanma çalışması başlattı. Önümüzdeki 5 yıl için ise sektör...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Anadolu’da Lideriz, Hedefte İstanbul Var

Vakıfbank son 3 yıldır, “kamu bankası” imajını değiştirmek için çalışıyor. Bunun için müşteri odaklı banka olmak hedefiyle bir yeniden yapılanma çalışması başlattı. Önümüzdeki 5 yıl için ise sektördeki ilk 3 bankadan biri olmayı hedefliyor. Vakıfbank Genel Müdürü Bilal Karaman, “Anadolu’da pek çok şehirde lider banka konumundayız. Ancak İstanbul’da diğer bankalardan zayıfız” diyor ve ekliyor: “2007 yılında 50’ye yakın şube açma hedefimiz var. Bunun yaklaşık yarısını da İstanbul’da açacağız. Mevcut bilanço yapımızda Anadolu’da daha güçlüyüz. Sektör geneline göre İstanbul’daki şube sayımız yetersiz kaldı.”

Vakıfbank, 2004 yılı sonunda bir danışmanlık şirketiyle çalışmaya başladı ve banka için yeni bir yol haritası oluşturdu. İlk planda bankanın sermaye yetersizliğinin giderilmesi için halka arz vardı. Önce 2005 yılında hisselerinin yüzde 25’ini halka arz etti. Ardından kapsamlı bir yeniden yapılanma çalışması başlatıldı. Öncelikli hedefi Vakıfbank’ı müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olan bu çalışma kapsamında, teknolojik altyapı yenilendi, pazarlama faaliyetleri güçlendirildi, kurumsal merkezler ve yeni şubeler açıldı.

Vakıfbank’ın yeniden yapılanma çalışmaları hâla devam ediyor. Sırada bankanın genel müdürlüğünü İstanbul’a taşıyıp, şube sayısını artırmak var.

Vakıfbank Genel Müdürü Bilal Karaman, Vakıfbank’ın her türlü rekabet şartlarına uyum sağlayabilecek yapıda bir banka olduğunu söylüyor ve en önemli rekabet silahının da “yerellik” olduğuna dikkat çekiyor. Karaman şöyle diyor:

“Halkımız Vakıfbank’a çok güveniyor. Özellikle Anadolu’da KOBİ ölçeğindeki işletmelerle çok güçlü bağlarımız var. Anadolu’da son 20 yıldır KOBİ’lerin geliştiği kentlerde tüm yatırımlara finansman desteği verdik. Kriz dönemlerinde, birçok banka fonlamayı kesip, kredilerini vadesinde önce geri çağırırken, biz desteğimizi sürdürdük. Bugün Kahramanmaraş, Gaziantep, Denizli, Eskişehir gibi Anadolu’daki pek çok kentte lider konumdayız.”

Vakıfbank’ın yeni dönem hedefinde Anadolu’daki güçlü birikimini İstanbul ve Marmara Bölgesi’ne taşımak var. Bilal Karaman gelecek projeksiyonunu şöyle yapıyor:

“Bireysel ve KOBİ kredilerinde büyüyeceğiz. Bu büyümeyi de İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde gerçekleştireceğiz. 2007 yılında yarısı İstanbul’da olmak üzere 50’ye yakın şube açacağız. Kârlılık tarafında da sektördeki öncü bankalardan biri olacağız.”

Vakıfbank Genel Müdürü Bilal Karaman ile Vakıfbank’ın son 3 yılını, büyüme planını ve gelecek hedeflerini konuştuk:

*Vakıfbank 2006 yılını nasıl geçirdi? Yıl sonunda bilanço rakamları nasıl gerçekleşti?
2006, genelde Vakıfbank için iyi bir yıl oldu. Uyguladığımız politika kapsamında kredilerimize ağırlık verdik. Bilançomuz içerisinde menkul kıymetlerin payını azaltırken, kredilerin payını yükseltmeye çalıştık. Kaynak temininde, mevduatta, özellikle faizleri çok yukarıya çeken bir tavır içerisinde olmadık. Faiz maliyetlerimizi kontrol almaya çalıştık. Bu nedenle bilinçli olarak mevduatta büyümeyi ihmal ettik. Kârlılığı ön plana aldık. Bu bizim aktif büyümemize de bir miktar olumsuz etki yaptı ama bunu zaten biliyorduk. Sonuçta 2006 yılı içerisinde bilanço kalemlerinde hedeflediğimiz sonuçlara aşağı yukarı ulaştık.

2006 yılında kredilerde yüzde 50’lik bir büyüme sağladık. Buradaki büyüme hızımız ile sektörde Garanti Bankası’ndan sonra ikinci sıradayız. Menkul değerlerde yüzde 8’lik bir azalmayı sağladık. Bunu kredilere kaydırdık ve sektörde kredilerdeki pazar payımız büyüdü. Yılsonu itibariyle kredilerimiz 18 milyar YTL’ye ulaştı.

Her ne kadar mevduattan büyüme yolunu seçmesek de aktiflerimizde de yüzde 7 civarında bir büyüme sağladık. Aktif büyüklüğümüz 37 milyar YTL’ye ulaştı. Mevduatta yılı 25 milyar YTL ile kapattık. 2006 yılında kârlılık rakamımız ise 770 milyon YTL oldu.

2007 plan ve hedefleri ne yönde; bu yıl sonu için yapılan projeksiyonlar nasıl?
Bu yıl ekonomide çok olağanüstü bir olumsuzluk beklemiyoruz. Siyasetin de ekonomiyi çok olumsuz etkilemeyeceğini düşünüyoruz. Bu nedenle büyüme politikamıza devam edeceğiz. Burada da ağırlıklı kredilerimizi artırma yönünde hareket edeceğiz. Özellikle KOBİ’lere yönelik ve bireysel kredilerde agresif hedeflerimiz var.

Hali hazırda bireysel kredilerde 4 milyar YTL’ye, 5 milyarı KOBİ kredileri olmak üzere ticari krediler de 12 milyar YTL’ye ulaşmış durumdayız. Birinci hedefimiz, bu hacimlerde, sektörde ilk sırada yer alacak bir büyüme sağlamak. Söz konusu büyümeyi de İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

2007 yılında 50’ye yakın şube açma hedefimiz var. Bunun yaklaşık yarısını da İstanbul’da açacağız. Sektör geneline göre İstanbul’daki şube sayımız yetersiz kaldı. Mevcut bilanço yapımızda Anadolu’da daha güçlüyüz. Ancak, İstanbul’da zayıfız. Yeni açılacak şubelerle bu tabloyu değiştirmek hedefindeyiz. Diğer yandan genel müdürlüğümüzü de İstanbul’a taşıma kararı aldık. Bunun da en önemli nedenlerinden biri İstanbul’da sektöre göre zayıf olmamızdır.

Yine 2007 yılı içerisinde kârlılık tarafında ise sektördeki öncü bankalardan biri olmak hedefindeyiz. Bankamızda bir süredir bir yeniden yapılanma programı yürütüyoruz. Bu programın önemli bir bölümü tamamlandı. Hesaplarımız, bu projenin 2007 yılında gelirlerin artırılması ve maliyetlerin kontrol edilmesi yönündeki etkilerinin çok daha fazla olacağı yönünde.

Bu yeniden yapılanma projesinin kapsamı nedir; Bugüne kadar neleri değiştirdi, tamamlandığında bankaya katkısı nasıl olacak?
2004 sonunda Amerikalı bir danışmanlık firmasından hizmet almaya başladık ve bir çalışma yaptırdık. O dönem halka açık bir banka değildik. 2001 yılında sermaye yeterlilik rasyomuz 5’ler seviyesindeydi. Düzenleyici otoriteden aldığımız 212 trilyon TL’lik sermaye benzeri kredi ile bu rakamı 8’e çıkarmıştık.

Danışmanımızın önerisi, sermaye yetersizliğinin giderilmesi için, bankanın belirli bir kısmını halka arz ederek sermaye enjeksiyonu sağlamak yönünde oldu. Halka arzdan sonra da ciddi bir yeniden yapılanma çalışması öngörüldü. Bu yeniden yapılanma çalışmasının en temel hedefi bankada müşteri odaklı bir yapı oluşturmaktı. 2004 yılında bankamızda pazarlama işi şube müdürlerimizin üzerinde bir faaliyetken, bugün geldiğimiz noktada, bin 500 civarındaki mevcut personelimizi pazarlamacı grubuna aldık. İşlemlerimiz merkezileştikçe pazarlamacı sayısını da artıracağız.

Diğer yandan bu yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında iki tane kurumsal merkez açtık. Diğer bankalar bunu 1995-2000 yılları arasında yapmıştı, biz yapamamıştık. Şimdi biri Kozyatağı’nda Anadolu Kurumsal, diğeri de Esentepe’de Avrupa Yakası Kurumsal olmak üzere iki merkezimiz var. Anadolu Kurumsal’ın performansına baktığımızda, en az artan rakamın 3 ayda yüzde 60 olduğunu görüyoruz. Hizmetteki etkinliği çok hızlı artıyor.

Türkiye’ye yabancılar girdi, ağırlıkları arttı. Bir yanda yabancı ortaklılar, diğer yanda yerliler ve sizin gibi vakıflar sermayeli bir banka. Yeni rekabet ortamı sizi nasıl etkileyecek? Nasıl hazırlanıyorsunuz?
Her şeyden önce Vakıfbank her türlü rekabet şartlarına uyum sağlayabilecek yapıda bir banka. Son derece esnekliği olan, kurum kültürü, personelinin kuruma aidiyet duygusu çok gelişmiş bir banka. Yıllar içerisinde de bu görülmüştür.

Yabancı bankaların Türkiye’ye girişi son 2 yıldır yoğunlaştı. Henüz rekabetteki etkinlikleri beklenildiği kadar hissedilmiyor ama 2007 yılı içerisinde daha etkin olacaklarını, rekabetin artacağını düşünüyoruz.

Türkiye genç bir nüfusa sahip ve gelecek için çok ciddi potansiyeli var. Tüm bankalar da bu potansiyelden pay almak istiyor. Yabancı bankalar bu rekabette ürün çeşitliliği ile öne çıkacaklar. Fiyat rekabeti artacak. En önemli unsurlardan biri de sermaye yapısı olacak. Pazarda sağlam durabilmek için de güçlü bir sermaye gerekiyor. Yabancılar bu yönden de güçlüler. Yerliler de kendilerini geliştirecekler.

Vakıfbank olarak biz bundan sonrası için hizmet kalitemizi geliştirmek, fiyatlarımızda daha rekabetçi olabilmek ve daha çeşitli ürünler sunmak hedefindeyiz. Yeni dönemde rekabete bu hedeflerle hazırlanıyoruz.

Yeni dönemde Vakıfbank’ı öne çıkaracak güçlü yanı, silahları neler olacak? Sizin diğer bankalardan, yabancı ortaklılardan ne gibi üstünlükleriniz var?
En önemli özelliğimiz, yerelliğimiz diye düşünüyoruz. Halkımız Vakıfbank’a çok güveniyor. Özellikle Anadolu’da KOBİ ölçeğindeki işletmelerle çok güçlü bağlarımız var. Anadolu’da son 20 yıldır KOBİ’lerin geliştiği kentlerde Vakıfbank, tüm yatırımlara finansman desteği verdi. Yine son 20 yılda yaşanan kriz dönemlerinde, birçok banka fonlamayı kesti, birçoğu kredilerini vadesinde önce geri çağırdı.

Oysa Vakıfbank, Vakıf kültüründen çıkan ve uzun soluklu plan yapan bir banka olmanın avantajı ile, kendisi sıkıntıya düşmesine rağmen desteğini sürdürdü. Bugün Kahramanmaraş, Gaziantep, Denizli, Eskişehir gibi Anadolu’daki pek çok kentte KOBİ bankacılığında lider konumdayız. Bu bizim için çok önemli bir avantaj.

Bankalar sürekli yeni ürün, yeni teknoloji, yeni hizmet sunuyorlar. Sizin yeni döneme yönelik farklı, yeni ürünleriniz var mı?
Kredi kartlarını hariç tutarsak, bireysel kredilerde sektör lideriyiz. Bireysel bankacılık alanında ciddi bir birikimimiz var. 2007 yılı içerisinde kredi kartları ile de ilgili olarak uyguladığımız önemli politikalar olacak. Sektördeki büyük bankalar, kredi kartlarında önemli gelirler yazdılar. Biz ise bu alanda geri kaldık. Bunun bir kısmı bizim kredi kartı faizleri konusunda bazı bankalara göre agresif olmamamızdan kaynaklandı. Bir kısmı da ürünümüzün yeteri kadar tanıtılamamasından, hizmet kalitemizin diğer bankalar seviyesine ulaşamamasından kaynaklandı. Bu yıl bu eksiklikleri giderecek çalışmalarımız olacak. 2007’de mutlaka kredi kartları tarafında atak yapacağız.

Bireysel bankacılık alanında da yeni ürün ve hizmetlerimiz olacak. Hali hazırda 5 milyonun üzerinde müşterimiz var. 850 bin çalışanın maaşının ödenmesine aracılık ediyoruz. Yaklaşık 1 milyonun üzerinde emeklimizin maaşlarını ödüyoruz. Bu müşterilerimize cazip koşullarda yeni ürünler sunarak, 2007 yılı içerisinde çapraz satış oranımızı ciddi biçimde artıracağız. Geçtiğimiz yıl piyasa durgun olmasına rağmen konut yapımcısı müteahhitlerle protokoller ve kampanyalar yaptık. KOBİ’lere yönelik kampanyalarımız oldu. Bu yıl da yeni çalışmalarımız var. Mortgage konusunda iki yabancı banka ile çalışıyoruz. Sektörde yeni bir uygulama konusunda planlarımız var.

İştirakleriniz tarafında tablo nasıl; banka ile işbirlikleri artacak mı?
Bireysel emeklilik tarafında Vakıf Emeklilik, sigortada da Güneş Sigorta şirketlerimiz var. Bireysel emeklilik tarafında Vakıf Emeklilik banka ile yoğun bir işbirliği içerisinde. Sigortada ise bu etkinliği yeterli bulmuyoruz. Biliyorsunuz Güneş Sigorta’da bir genel müdür değişikliği oldu. 2007’de şubelerde sigorta ürünlerimizi daha etkin pazarlıyor olacağız.

Diğer yandan yeniden yapılanma çalışmalarımız kapsamında banka içerisinde iştiraklerle ilgili yapılanmamızda da yeni bir uygulamaya gidiyoruz. Sigorta, emeklilik ve leasing tarafında etkinliğimizi artıracağız.

Kamu Bankası Algısı Değişiyor

Çalışmalarımız Sürüyor
 Açıkçası kamuoyunda, bir bankada kamu sermayesinin olması ile tamamen bir kamu bankası olmasının farkı çok iyi ayırt edilememiş. Her ne kadar farklı hizmetler sunsak da, sektörde belirli alanlarda zaman zaman öncülük etsek de bunu kamuoyuna yeteri kadar anlatamadığımızı görüyoruz. Gerçekten de bugüne kadar belirli konularda bir kamu bankası algısı vardı. Ancak bu algıyı değiştirmek için çalışmalar yapmaya başladık. Sözünü ettiğim yeniden yapılanma projesi de buna katkı sağlayacak. Bu proje bankayı her yönüyle tamamen değiştirecek ve dönüştürecek. Dolayısıyla çalışmamız ilerledikçe, bu algıyı da ortadan kaldıracak.

Yeni Uygulamalar
 Önümüzdeki günlerde müşteri müfettişliği ya da işyeri denetimi de denilebilen bir çalışma başlatıyoruz. Profesyonel bir şirketle anlaştık. Bu şirket şubelerimize müşteri olarak gidip, tespit ettiği olumlu ve olumsuz sonuçları bize rapor edecek. Buradan yaptığımız çalışmaların ne kadarının müşteriye yansıdığını görebileceğiz. Kamuoyu hizmetlerimizi, şubelerimizdeki yaklaşımımızı gördükçe, gözündeki hantal yapıdaki kamu bankası imajı da değişecek diye düşünüyoruz.

Katkısı da Var
 Diğer yandan bu kamu bankası algısının bir takım olumlu yönleri olduğunu da söylemeden edemeyeceğim. Vakıfbank’ın kamusal sermayesinin olması, Vakıfbank’a duyulan güveni artıran bir olgu olmuştur. Diğer kamu bankalarının aşağı yukarı tamamı Hazine’ye ait ve zarar etmeleri halinde Hazine’ye görev zararı yazabilme gibi bir imkanları var. Ancak bizim sermaye yapımızda yüzde 59 oranında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kontrol ettiği vakıfların hissesi, yüzde 16 civarında personel emekli sandığının hissesi var. Bankamızın yüzde 25,18’i de halka açık. Biz bankanın yöneticileri olarak bankayı basiretli bir şekilde yönetmediğimiz takdirde, bir özel banka hangi sonuçlarla karşı karşıya kalırsa, biz de aynı sonuçlarla karşı karşıya kalırız. Dolayısıyla özel sektör bankaları ile rekabet etmek zorundayız.

Geleceğin Vakıfbank’ı Nasıl Olacak?

İlk 3 Hedefi
Öncelikle projeksiyonlarımızı, Vakıflar Bankası’nın sermaye yapısında hiçbir değişiklik olmaması halinde yapıyoruz. Sermaye yapısında bir değişiklik olmadığı takdirde Vakıfbank, önümüzdeki 5 yılda en büyük bankalar içerisindeki yerini koruyup, daha ileriye götürecek. 2006’nın ilk 6 ayı sonunda sektörde aktif büyüklüğü itibariyle 5. büyük banka konumundaydık. Yapı Kredi ve Koçbank birleşmesi sonucunda yıl sonunda 6. sıraya düştük. Açıkçası kendimize 5 yıl içerisinde sektörde ilk 3 içerisinde olmak hedefini koyduk.

Hayalimizdeki Banka
Temelde müşteri odaklı bir yapıyı oturtmak hedefiyle yola çıktık. Hizmet kalitesinin çok yüksek olduğu bir banka olmak istiyoruz. Hizmet anlayışıyla, insan kaynağının kalitesiyle, bilgi işlem altyapısında bütün sorunlarını çözmüş bir banka hayal ediyoruz. Bunu da kısa süre içerisinde gerçekleştirebileceğimize inanıyorum.

Çok Ortaklık Teklifi Aldık, Sonra Arkası Kesildi

Ortalığa Açığız
Sektör çok dinamik, bizim için de bir ortaklı ya da stratejik işbirliği söz konusu olabilir. Biz bankanın yöneticileri olarak, halka arzdan önce de, yatırımcılarımıza değişim sözü vermiştik. Bu gerçekten inandığımız bir projeksiyondu ve gerçekleştirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Hem bu çalışmalar, hem de sermaye yapısıyla Vakıfbank, bir ortaklığa gitmeden de sektörde çok ileri noktaları hedefleyebilecek bir banka. Ancak ileride çeşitli nedenlerle hissedarlarımızın sermaye yapısında bir değişiklik ya da sinerji sağlayacak bir stratejik ortaklık fikri olabilir. Ancak kısa vadede somut bir düşünce yok.

Yoğun Talep Oldu
 Yabancı bankaların Türkiye pazarı ile yoğun olarak ilgilenmeye başladığı dönemde bazı teklifler aldık. Hatta yatırımcı ve danışman bankalar aracılığıyla yoğun bir talep aldık diyebilirim. Ancak bizim somut bir düşüncemiz olmadığı için bir süre sonra bu teklifler kesildi. Bugün Halk Bankası’nın blok satışı gündeme geldiğindeki talebin yüksekliğini biliyorsunuz. Böyle bir durum söz konusu olduğunda bize de yeniden talep gelecektir.

10 Soruda Vakıfbank’ın Profili
1. 2006 yılında kredilerde yüzde 50’lik bir büyüme sağladık. Buradaki büyüme hızımız ile sektörde Garanti Bankası’ndan sonra ikinci sıradayız.
2. Menkul değerlerde yüzde 8’lik bir azalmayı sağladık. Bunu kredilere kaydırdık ve kredilerimiz 18 milyar YTL’ye ulaştı.
3. Aktif büyüklüğümüz 37 milyar YTL’ye ulaştı. Mevduatta yılı 25 milyar YTL ile kapattık.
4. 2006 yılında kârlılık rakamımız ise 770 milyon YTL oldu.
5. Hali hazırda bireysel kredilerde 4 milyar YTL’ye, 5 milyarı KOBİ kredileri olmak üzere ticari krediler de 12 milyar YTL’ye ulaşmış durumdayız.
6. 2004’de pazarlama işi şube müdürlerindeydi. Bugün bin 500 civarındaki mevcut personelimizi pazarlamacı grubuna aldık.
7. 2007 ilk 3 ayı itibariyle 5 milyonun üzerinde müşterimiz var.
8. 850 bin çalışanın maaşının ödenmesine aracılık ediyoruz. Yaklaşık 1 milyonun üzerinde emeklimizin maaşlarını ödüyoruz.
9. 2007 yılında yarısı İstanbul’da olmak üzere 50’ye yakın şube açacağız. Kârlılık tarafında da sektördeki öncü bankalardan biri olacağız.
10. 2006’nın ilk 6 ayında 5. büyük banka konumundaydık. Yapı Kredi ve Koçbank birleşmesi sonucunda 6. sıraya düştük. Şimdi hedefimiz, 5 yıl içerisinde sektörde ilk 3’e girmek.


Hande D. Süzer
hdemirel@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz