Kârda baskı var büyüme sınırlı

Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan ile bankacılık sektörünün yanında katılım bankacılığını, fırsat büyüme alanlarını ve geleceğini konuştuk...

22.08.2021 14:13:000
Paylaş Tweet Paylaş
Kârda baskı var büyüme sınırlı

Elçin Cirik

ecirik@capital.com.tr

Katılım bankacılığı, ilk 4 ayda bankacılıktan daha iyi büyüdü. Nisan sonunda kredilerde yılbaşına göre yüzde 10,2 ve mevduatta yüzde 8,6 büyüme var. Kuveyt Türk’ün genel müdürü UFUK UYAN’a göre bu büyümede yabancı para cinsi krediler etkili oldu. “Sektörde esas uğraş, TL oluşturmak ve TL kredileri devam ettirmek” diyen Uyan, bankacılıkta net kâr marjlarının daraldığını ve baskı olduğunu söylüyor. Uyan, “Net dönem kârında geçen yılın aynı dönemine göre tüm sektörde yüzde 6,7’lik sınırlı büyüme var. Özellikle yüksek faiz ortamı nedeniyle artan giderler, kârı baskılayan en büyük faktör” diyor.

Katılım bankaları, bu yılki yüksek faiz/ kâr payı ortamına alışmaya çalışıyor. Katılım bankacılığında bu yılın ilk 4 ayında kullandırılan fonlar, yani krediler yüzde 10,2 ve toplanan fonlar yani mevduat yüzde 8,6 büyüdü. Bu büyümeyi Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, çok olumlu yorumluyor. “Ancak sektörde esas uğraş, TL oluşturmak ve TL fonlamaları devam ettirmek. Geçen yıl aktif rasyosu nedeniyle uzun vadeli verilen TL plasmanların etkileri bu yıl görülüyor. Hem kârlılıkta hem yeni kaynak oluşturmada etkileri var” yorumunu yapıyor. Salgın etkilerinin daha çok kontrol altına alınacağı yılın ikinci yarısında,daha iyi bir tablo beklediğini belirten Uyan, “Toplanan fonlarda büyüme, kur artışına bağlı olarak değişir. Ancak yıl sonunda en az yüzde 30 büyüme olur” diyor. Kredilerde katılım bankacılığının yüzde 20 büyüyebileceğini düşünen yönetici, TL tarafındaki ihtiyacın sürdüğünü söylüyor. “Bu yıl da devam eden kur oynaklığının yıl başında beklenenin tersine dolarizasyon sürecini yavaşlatması nedeniyle bu ihtiyacın bir süre daha devam edeceğini söyleyebiliriz” diyor. Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan ile bankacılık sektörünün yanında katılım bankacılığını, fırsat büyüme alanlarını ve geleceğini konuştuk: 

2021 yılının ilk yarısını geride bıraktık. Bankacılık sektörü nisan ayı sonunda kredilerde 6,3 ve mevduatta yüzde 6,9 büyüme kaydetti. Katılım tarafında büyümeler nasıl oldu? 

 Katılım bankacılığında 2021 yılında değişik bir ortam var. Düşük faiz/kâr payı ortamından bu yıl, ayarlamalardan sonra yüksek faiz/kâr payı ortamına alışıyoruz. En önemli konu, salgınla baş etmek. Ama katılım bankacılığında büyümelerin, geçen yılki kadar yüksek olmasa da devam ettiğini görüyoruz. Geçen yıl aktif rasyosu nedeniyle aktif, kredi büyümesi ve mevduat kalemlerinde yüzde 50’lere gelen büyümeler vardı. Bu yıl ise nisan sonu itibarıyla kullandırılan fonlar, yani kredilerde yılbaşına göre yüzde 10,2 büyüme mevcut. Tabii geçen yıl kamu katılım bankalarının ciddi bir büyümesi olmuştu, bu yıl onlar biraz daha mutedil gidiyor. Ancak sektörde esas uğraş, TL oluşturmak ve TL fonlamaları devam ettirmek. Geçen yıl aktif rasyosu nedeniyle uzun vadeli verilen TL plasmanların etkileri bu yıl görülüyor. Hem kârlılıkta hem yeni kaynak oluşturmada etkileri var. Bu yıl tasarruf sahibinin hareketleri de farklılaşıyor. Kuveyt Türk’te de bankacılık genelinde de görüyoruz, mart sonu itibarıyla özellikle altın ve gümüşten TL’ye dönüş oldu. Bu, olumlu bir gelişme... Bu trendin hala devam ettiğini görüyoruz. Nisan ayı sonunda katılım bankacılığında toplanan fonlar, yılbaşına göre yüzde 8,6 büyüdü. 

 Haziran başında gelen açılma ve artan aşılama, kredi taleplerinde bir etki yaptı mı? Hareketlilik var mı? 

 Açılma sonrası kredi talebinde bir farklılık görmedik. Yılın ilk çeyreğinde bizde de sektördeki diğer katılım bankalarında da yabancı para cinsi kredilendirmelerin artmaya başladığını görüyoruz. Burada ilk adım Kuveyt Türk’ten geldi, diğer bankalar da izledi. 

Yılın ikinci yarısı nasıl geçecek sizce?

 Korona virüs salgını, dünya ekonomisini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Ancak ekonomi dünyasının tüm tarafları, aldıkları hızlı aksiyonlar ve önlemler sayesinde sürece hızla adapte olmayı başardı. Türkiye ve dünya genelindeki yoğun aşılanma süreçleri geleceğe yönelik olumlu bakış açımızı güçlendiriyor. 2021 yılında düşük faiz/kâr payı ortamından yüksek faiz/kâr payı ortamına geçişin bankalar için bir faiz/kâr payı riski teşkil ettiğini ifade edebilirim. Geçtiğimiz yıl ortasında yapılan düşük faizli/kâr paylı, görece uzun vadeli TL kullandırımlara karşılık bankalar, bugün daha yüksek bir fonlama maliyetiyle karşı karşıya. Aynı şekilde salgın kaynaklı geçtiğimiz yıldan taşınan sorunlu alacakların yönetimi de bu yıl bankaların öncelikli gündem maddeleri arasında. Gelirler tarafında 2021, bankalar açısından pek parlak görünmese de 2020 gibi zorlu bir dönemi geride bırakan katılım finans sektörü, güçlü dinamikleriyle bu yılı da en iyi şekilde tamamlayacak. Özellikle salgın etkilerinin daha çok kontrol altına alınacağı ikinci yarıda, geçtiğimiz yıla göre daha iyi bir dönem bekliyoruz. Türkiye’de genelde son 1-2 ayda krediler daha hareketli oluyor. Bu yıl da aynı şekilde olabilir. Ancak ABD’deki faizler, FED açıklamaları gibi çevresel şartlar çok etkiliyor, büyümeler bunlara bağlı olarak değişiyor. Ama tasarruf sahibinin tercihleri de değişiyor. Örneğin TL’ye dönüş bizim Merkez Bankası’ndan borçlanma ihtiyacımızı azalttı. Bu ihtiyacı ne kadar sıfırlarsak o kadar TL kredi arz edebiliriz. TL topladığımız kaynağı arz etmek istiyoruz. İlk çeyrekte yabancı para cinsi kredi vermemizin nedeni, müşteri tercihiydi. Bu kadar yüksek TL cinsi fonlama maliyetleri olunca özellikle ihracatçı müşteriler hedge ederek daha uygun maliyetlerle yabancı para kredi kullanmak istiyor. Burada kaynağın bir kısmı da emtia cinsi fonlardan geliyor, maliyetleri de düşük… Bu kaynağı Euro, döviz cinsi krediye dönüştürdüğümüzde rekabetçi fiyatlarla sunabildik. 

 Yıl sonu için katılım tarafında ne kadarlık büyüme tahmin ediyorsunuz? 

 Toplanan fonlarda büyüme, kur artışına bağlı olarak değişir. Ancak yıl sonunda toplanan fonlarda en az yüzde 30 büyüme olacağını düşünüyorum. Kredilerde katılım bankacılığı yüzde 20 bandında büyüyebilir. Tüm bankacılık sektöründe de benzer seviyeler bekliyorum. Bankacılıkta da kredilerde yüzde 15-20 büyümeler olacaktır. Genelde katılım bankacılığı, bankacılıktan daha yüksek büyür ama şöyle özel bir durum var: Özellikle 2020 yılında TL’de uzun vadeli gitmemiş olan bankalar şimdi pozisyon alıyor. Enflasyondaki düşüş beklentisi nedeniyle TL kredilerini katılım bankalarından fazla artırdıklarını görüyoruz, bu süreç devam edebilir. O nedenle bankacılık, bu yıl büyümede katılım bankacılığına yakınsayabilir. 

 Katılım bankacılığında kaynak bulma noktası sorununa değindiniz. Bu konuda nasıl bir tablo var? 

 Kaynak bulma noktasında bankacılık sektörü açısından 2020 yılının zor geçtiğini söyleyebiliriz. Bu dönemde aktif rasyosu bankaların bilançolarını şekillendiren en önemli etkendi ve özellikle 2020 yılının ikinci çeyreğinde bankalar bu düzenlemeye uyum sağlamak için büyük çaba sarf etti. Katılım bankaları 2020’de aktiflerini yüzde 54 büyüterek dönemin şartları göz önüne alındığında başarılı performans gösterdi. Kredilerde aktif büyümesine paralel daha sınırlı büyüme gözlenirken, menkul kıymetlerdeki büyüme yüzde 86 oldu. Kaynak tarafında ise mevduatın yaklaşık yüzde 50 büyüdüğünü, bankalara borçların çok yüksek büyüme gösterdiğini görüyoruz. Kredi mevduat oranında yüzde 80,5’tan 77,8’e yani 2,7 puanlık düşüş olmasına rağmen TL cinsi kredi mevduat oranının sektörü zorladığını söyleyebiliriz. Kısacası 2020, katılım finans kuruluşları tarafında TL kaynak ihtiyacının ön planda olduğu bir yıl oldu. 2021’in ilk 4 ayında da katılım finans kuruluşlarının kredi mevduat oranının yine yüzde 79 olması toplamda kaynak açısından bir sorun olmadığını gösteriyor. Yine de kısmen azalmasına rağmen TL tarafındaki ihtiyacın sürdüğünü görebiliyoruz. Bu yıl da devam eden kur oynaklığının, yıl başında beklenenin tersine dolarizasyon sürecini yavaşlatması nedeniyle bu ihtiyacın bir süre daha devam edeceğini söyleyebiliriz. 

Peki katılım bankacılığında hangi alan daha hızlı büyüme gösterecek?

 İhracat finansmanı, leasing ve turizm alanlarının büyüyeceğini düşünüyorum. TL bulma mücadelesi sürüyor. Bu nedenle yabancı para cinsi kredilerde artışlar devam edecektir. Fabrika yatırımları tarafında epey kredi çıkardık, fakat rekabet fazla olduğu için fiyatlama nedeniyle giremediğimiz işlemler oldu. Bankacılık sektöründe ihtiyaç olduğu için kredilerde ciddi rekabet oluyor. Tabii bu arada enerji tarafında proje finansmanı imkanları da var, özellikle yenilenebilir enerji, güneş enerjisinde çalışmalar sürüyor. 

 KOBİ’lere verilecek KGF Nefes kredilerinde özel katılım bankaları etkin olacak mı? 

 Bu krediler, TL olarak veriliyor. Aslında biz 2020 yılında fazlasıyla verdik. Kaynak tarafındaki maliyet ve kredi maliyeti farklı olduğu için özel katılım bankaları bu tip kredilerde çok yer alamadı. İmkanlar olursa biz paket dışında kendimiz de kredi verebiliriz. Geçen yıl iki kez makine finansmanı kampanyaları yaptık, bu yıl da kaynak bulursak devam ettiririz. Kamu katılım bankalarında da TL kaynak sınırlı, kaynağa bağlı büyüme olur. Yabancı para cinsinden olabilir ancak orada da KOBİ’lerin yetenekleri sınırlı. 

 2020 sonunda katılım bankalarının sektör aktif büyüklüğünden aldığı pay yüzde 7,2’ye çıktı. Bu yıl da payda artış bekliyor musunuz? 

 Geçtiğimiz yıl toplanan fonlar yani mevduatta katılım bankacılığının payı yüzde 9’u geçti. Katılım finans kuruluşlarının sektörün aktiflerinden aldığı pay, nisan ayı itibarıyla yüzde 7,3’e ulaştı. Burada kamu tarafında sermayelendirmenin etkisi vardı. Bu yıl da sermaye artışı olursa pay artabilir ama büyük bir zıplama olmaz. En fazla yüzde 7,5’e çıkabilir. 

 Bu yıl kârlılık nasıl bir seyir izleyecek? 

 Net kâr marjları daraldı, baskı var. Sektörün ilk çeyrek performansında daralan net kâr marjları dolayısıyla ihtiyatlı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Net dönem kârında geçen yılın aynı dönemine göre tüm sektörde yüzde 6,7’lik sınırlı büyüme olduğunu görüyoruz. Özellikle yüksek faiz ortamı nedeniyle artan giderler sektör kârını baskılayan en büyük faktör. Katılım bankaları ise sektöre göre daha başarılı ve net dönem kârında yüzde 28’lik büyüme var. Geçtiğimiz yıldan gelen uzun pozisyonların etkilerinin giderek azaldığını varsayarsak yıl sonuna doğru net kâr marjlarında bir düzelme görülebilir. Bu düzelme, kârlılığı artırabilir. BDDK, karşılıklar konusunda esnekliği Eylül 2021’e kadar uzattı. Tabii Eylül sonrası nasıl bir karar alınacağı da burada etkili. 

 Geçen yıl trading işlemlerinden önemli kâr elde edilmişti. Bu etki sürüyor mu? 

 Trading kârları, geçen yılın yarısı kadar. Bu kalemden kâra sınırlı destek gelecek. Kârı asıl etkileyen fonlama maliyetleri, TL kredilerinin uzun pozisyonlanması nedeniyle yüzde 8-10 faizlerle kredi verildi, şimdi 19’larla fonlama yapılıyor. Dolayısıyla maalesef bu sıkıntı devam ediyor. 

Yılın devamı için en dikkat edilmesi gereken riskler neler sizce?

Politik riskler var, bu riskler daha düzene giriyor gibi görünüyor. Enflasyonun nereye evrileceği önemli, daha kontrolden çıkarsa sorun olabilir. Bugünkü tabloda enflasyon son çeyrekte düzene girecek gibi görünüyor. TÜFE ve ÜFE arasındaki fark da dikkat çekici. Bu durum 2018’de de yaşandı, ÜFE yüzde 46’lardayken TÜFE yüzde 20’lerdeydi. Aynı şekilde düzelmeyi göreceğiz. Bir de BDDK’nın muafiyetleri kaldırması durumunda sadece sorunlu alacak oranı olarak değil ikinci grup kredilere de bakmak gerekiyor. Nisan ayı itibarıyla katılım bankalarındaki takipteki krediler oranı yüzde 3,2 iken sektörde yüzde 3,6. Bankalar çok ihtiyatlı hareket ediyor, bu yönde önemli serbest karşılık ayrılıyorlar. Diğer yandan geçtiğimiz yıl ortasında yapılan bir kısmı ödemesiz dönemli, düşük faizli/kâr paylı kullandırımlardan ödemesiz dönemi biten ve yeniden yapılandırma ihtiyacı olan krediler, bugünkü piyasa koşullarında daha yüksek oranlardan yapılandırılıyor. BDDK’nın sağladığı esneklik sona erdiğinde bu alacaklardan bir kısmı sorunlu alacak statüsüne geçeceğinden dolayı hem bu alacaklar hem bu alacakların doğurduğu kredi riski maliyeti, aktif kalitesinin 2021’de bankacılık sektörünün önemli gündem maddelerinden biri olmasına sebep olacak.


“KREDİLERDE YÜZDE 40 BÜYÜRÜZ”

PLANLAR
Tarım, turizm, ihracat, leasing ve proje finansmanı alanlarında büyüme isteğimiz var. Stratejimiz bu 5 ayakta devam edecek. Yeşil enerji tarafında sürdürülebilir projelere devam ediyoruz. Özellikle tüzel tarafta fonlama hacmimizi daha da büyütecek, dış ticaret müşterilerimize daha fazla önem vereceğiz. Ayrıca tarım, turizm ve enerji gibi sektörlerde penetrasyonumuzu artırmayı planlıyoruz. Bugün finansal kiralamalar dahil kredi kullandırımlarımızın yüzde 43’ü yabancı para cinsinden, bu oran 2020 sonunda yüzde 33’tü.

DAĞILIM Kredi portföyünün yüzde 53’ü ticari ve kurumsal segmentte, KOBİ kredilerinin payı yüzde 27. Leasingde ilk çeyrekte 6,5 milyar TL hacme sahibiz ve yılbaşından bu yana yüzde 30 büyüme sağladık. Önümüzdeki yıllarda leasingde konumumuzu ilk sıralara taşımak istiyoruz. Bireysel segmentte taşıt kredilerinde yüzde 50 ile katılım tarafında lideriz, bu konumu korumayı amaçlıyoruz. Bireyselde ihtiyaç kredilerinin büyümesini, konut kredilerinin ise mutedil kalmasını istiyoruz.

“MÜŞTERİMİZ ARTACAK” Yine bireysel tarafta e-ticaretin finansmanı ve yerinde finansman gibi ürünlerle tüketici kredilerindeki hacmimizi artırmayı hedefliyoruz. 2020’de bireysel müşteri sayımızı 2019 sonuna göre yüzde 14 artırdık. Bugün bireysel müşteri sayımız 5,4 milyon ve uzaktan müşteri edinimiyle hesap açma döneminin başlaması sayesinde hizmet verdiğimiz müşteri sayısını çok daha hızlı artırmayı hedefliyoruz. Bu yıl sonunda kullandırılan fonlarda yüzde 40 ve toplanan fonlarda yüzde 18 büyüme planlıyoruz.



“İLK 10’A GİRDİK”

YENİ ODAK
5 yıllık planlarımızda tüm bankacılık sektöründe ilk 10 banka arasına girme hedefimiz vardı. 2020 sonunda buna ulaştık. Şimdi yeni strateji planımızda büyüklüğün ötesinde etkinlik ve verimlilik alanlarında çalışacağız. Katılım bankacılığında da lider durumdayız, liderliği korumak istiyoruz. Ama rekabet de artıyor, kamu bankalarının sermayelendirmeleri sektör sıralamalarını etkiliyor.

“İYİ BAŞLADIK” Tüm bankacılık sektöründe yüzde 13 ile ilk çeyrekte kredi artış oranında birinci sıradayız. Bu büyümeyi ağırlıkla yabancı para cinsi kredilerle sağladık. Aslında 2020’de mevduatımızı 2019 sonuna göre yüzde 42,9 ve kullandırdığımız fon büyüklüğünü yüzde 36,5 artırdık. Yani bu baz etkisinin üstünde büyümek oldukça olumlu bir büyüme. Geçen yıl aktif rasyosunu tutturmak için çok mücadele ettik, hem yüksek oranda sukuk aldık hem kredi kullandırdık hem de elimizdeki fonların çeşitlendirmesi yönünde gayret sarf ettik. Bu fonların vadesinin gelmesi de büyümemizi etkiliyor. Bu yıl performansımız olumlu gidiyor.




İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz