"Yitirecek Zamanımız Yok Hızlı Büyümek İstiyoruz"

Karel De Boeck, Fortis Türkiye’nin yeni yönetim kurulu başkanı. Aynı zamanda Fortis Bank Avrupa Bölgesi Ticari ve Özel Bankacılık Koordinatörü olarak görev yapıyor. Boeck, “Yönetim kalitesi, teknol...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Yitirecek Zamanımız Yok  Hızlı Büyümek İstiyoruz

Karel De Boeck, Fortis Türkiye’nin yeni yönetim kurulu başkanı. Aynı zamanda Fortis Bank Avrupa Bölgesi Ticari ve Özel Bankacılık Koordinatörü olarak görev yapıyor. Boeck, “Yönetim kalitesi, teknolojik altyapısı ve çalışanların nitelikleri açısından çok iyi bir banka karşımızda bulduk. Ancak daha rekabetçi olmak için daha büyük olması gerekiyor” diyor. Bunun için hızlı büyüyeceklerini, gerekirse banka satın alacaklarını söylüyor ve devam ediyor: “Bir ülkede yavaş hareket etmenin maliyetini de biliyoruz. Bir ülkede bankacılık piyasası yüzde 30 oranında büyüyebiliyorsa, yitirecek zamanınız yoktur. Bu yüzden kaliteli bankalar satın almak zorundasınız.”

“BUNU ÖZEL BİR ŞEKİLDE KULLANALIM”

FORTIS’İ TÜRKİYE’YE ŞU SÖZLER GETİRDİ
Şöyle dedik; “Vay canına… Türkiye yüzde 7’lik yüksek bir büyümeye sahip. Nüfusun sadece yarısı bankacılık sisteminin içinde. Mevduatlar GSYİH’nin yüzde 40’ı civarında. Krediler ise GSYİH’nin yüzde 25’i civarında. Batı ekonomilerinde ise sırasıyla GSYİH’nin 250’si ve 160’ına ulaşmış durumda. Hızla çoğalma olanaklarını görüyorsunuz ve şöyle diyorsunuz: ‘Evet, Türkiye inanabileceğimiz bir ülke. Yatırım yapabileceğimiz en iyi ülke bu.”

Dışbank’ın Fortis Bank’a geçtiğimiz yılın nisan ayında satılması 2005’in sürpriz haberlerinden biri oldu. Üstelik söz konusu olan ortaklık değildi. Bankanın çoğunluk hisseleri tamamen Fortis Bank’a satılmıştı. Fortis Bank’ın 880 milyon Euro’yu aşan fiyatı bir anda sektördeki değerlemeleri yukarı çekti ve büyük bir heyecan yarattı.

2005’in kasım ayı sonunda ise Dışbank’ın adı Fortis olarak değiştirildi. Banka bütün tabelalarında, basılı malzemelerinde yeni logosunu kullanmaya başladı. Relansman ve reklam kampanyası başlatıldı. Bu bir anlamda geçiş döneminin önemli bir bölümünün tamamlandığının bir sinyali. Fortis, Hollanda ve Belçika’da iki ayrı merkezi olan, bankacılık ve sigortacılık alanında uzman ve satın almalarla oluşmuş bir finans grubu. Grup bugünkü yapısına ise 1990 yılında kavuştu. O yıl içinde büyük bir Hollandalı sigorta şirketi olan N.V. AMEV’in Hollanda bankası olan VSB ile operasyonlarını birleştirdi. Ardından Belçikalı sigorta grubu AG ile birleşme yaşandı. Böylece temeli 200-300 yıl öncesine kadar giden şirketlerden oluşan grubun bugünkü yapısının temelleri oluşturdu. O tarihten sonra grup yoluna çok sayıda ülkede çok sayıda satın alma yaparak devam etti. Uzun lafın kısası, Fortis, banka satın alma ve entegre etme konusunda oldukça deneyimli bir finans grubu. Avrupa’nın en büyük 20 finans kuruluşu arasında yer alıyor. Sadece Avrupa’da değil ABD, Meksika, Çin, Brezilya gibi ülkelerde de faaliyet gösteren grubun 52 bin çalışanı var.

Şu anda Fortis Türkiye’nin yönetim kurulu başkanlığını deneyimli bir bankacı olan Karel De Boeck üstlendi. Tayfun Bayazıt ise yine CEO olarak devam ediyor. Boeck, kendine “ak saçlı” diyen, güçlü analiz yeteneği olan, duruşuyla, konuşmasıyla tam bir Avrupalı bankacı olduğunu belli eden bir yönetici. Şu anda Fortis Grubu’nda Avrupa Bölgesi Ticari ve Özel Bankacılık Koordinatörü olarak görev yapıyor.

Boeck, ilk özel söyleşisini Capital’e verdi. Neden Türkiye pazarına girdiklerini, büyüme hedeflerini ve büyük rakipleriyle nasıl başa çıkacaklarını anlattı. Sadece bankacılık değil banka sigortacılığı alanında da çok iddialı olacaklarını söyledi. İşte Boeck’in sorularımıza verdiği cevaplar:

* Türkiye’de yatırım yapmaya nasıl karar verdiniz? Karar vermeniz çok uzun bir zaman mı sürdü?
Karar vermemiz uzun sürmedi. Size hikayesini anlatayım kısaca. Burada 7- 8 yıldır bir temsilci ofisimiz vardı ve belli bir zaman sonra buradaki insanlar “Türkiye’de bir şeyler yapmalıyız” düşüncesiyle birlikte bize geldiler. Bize göre Türkiye çok uzaktı ve hakkında bir şey bilmiyorduk…

* Tarih verebilir misiniz? Sizi Türkiye’ye çeken etmenler hangileriydi? 
Bize bu fikirle geldiklerinde 2004’ün başıydı. “Hayır, gerçekten bir şeyler yapmalıyız” dediler. Bunun üzerine ülke hakkında çalışmaya başladık. O dönemde 55 ülkede faaliyet gösteriyorduk ve 2004’ün ilkbaharından itibaren Türkiye’yle ilgili ciddi çalışmalara başladık. 

Ve gördüklerimiz ilgimizi çekti.
Büyük bir ülke, 70 milyon insan, yaş ortalaması genç bir nüfus, yüksek ekonomik büyüme ile karşılaştık. Siyasal istikrarın sağlanmasıyla birlikte, krizin ardından iyi müdahalelerle mali sistemini dönüştürmüş bir ülke bulduk karşımızda. Merkez Bankası’nın yerinde müdahaleleri ve düzenlemeler sayesinde sistem temizlenmişti. Sektörden 15 kadar bankanın çekilmesi gerçekleşmişti.

Şöyle dedik; “Vay canına…Türkiye yüzde 7’lik yüksek bir büyümeye sahip. Nüfusun sadece yarısı bankacılık sisteminin içinde. Mevduatlar GSYİH’nin yüzde 40’ı civarında. Krediler ise GSYİH’nin yüzde 25’i civarında. Batı ekonomilerinde ise sırasıyla GSYİH’nin 250’si ve 160’ına ulaşmış durumda. Hızla çoğalma olanaklarını görüyorsunuz ve şöyle diyorsunuz: ‘Evet, Türkiye inanabileceğimiz bir ülke. Yatırım yapabileceğimiz en iyi ülke bu.”

* O dönemde sizin rakipleriniz de Türkiye ile ilgileniyordu…
 Bilmiyorum. Herkes Estonya’ya, Litvanya’ya ya da eski Yugoslavya ülkelerine koşturuyordu. Bu işte bir miktar şansınızın da olması gerekiyor. Örneğin, biz Sayın Tayfun Bayazıt ile 2004 yılının kasım ayında tanıştık.

Buradaki temsilci ofisimiz kendisini biliyor. Sayın Bayazıt’la temsilcimizin görüşmeleri başladı. Aynı zamanda Dışbank’ın sahiplerinin, bankayı satmaya istekli olduğunu hissettiğiniz bir dönemdi. Bu insanların bankalarını gayet iyi tanıdıklarını gördük. İşleri hakkındaki görüşlerinden gayet iyi bir izlenim edindik. Bu olması gereken bir şeydir, aynı şeyleri hissetmeniz gerekir. Buna, “Aradığımız aday bu olabilir” hissi diyebiliriz. Muhtemelen Tayfun ve ekibi de aynı duyguya sahipti.

Ardından ihale süreci başladı ve biz bu sürece, bir dizi bankayla birlikte katılmaya karar verdik. Bu süreçte nereye gideceğinden asla emin değildik. Çok zorlu bir süreç oldu. “Sağlam” şirketlerin satışı çok zordur.

Sonuç olarak satışa sunulan ne ise onu satın aldık. Başta yüzde 89,3’ü, sonrasında hisse senedi alışıyla birlikte Dışbank’ın yüzde 93’üne sahip olduk. Kalanı hala duruyor.

* Başka bankalarla da görüştünüz mü?
Hayır. Başka bir banka için girişimimiz olmadı. İlk kararımız neyse o oldu. Çünkü, bu büyük bir şanstı. Çok da memnunuz. Zira diğer bankalarda kontrolün yüzde 50 oranında hisse sahiplerinin elinde olduğunu görüyorsunuz, bu da aynı şekilde bir bağlılık getirmeyecekti.

* Fortis Türkiye’den önce hangi ülkelere yatırım yaptı? Oralarda ne türden bir strateji izliyor, ne gibi sonuçlar alıyorsunuz?
Çok örnek var. Biz bir bankacılık ve sigorta grubuyuz. Banka sigortacılığında da uzmanlaşmış durumdayız. Bu işi 150 yıldır yapıyoruz. Çok sayıda şirkete de yaymış durumdayız. İspanya’da ve Portekiz’de de bu işi yapıyoruz. Portekiz’de, bu ülkenin en büyük bankasıyla birlikte çalışıyoruz.

Malezya’da banka sigortacılığında birinci sıradayız. Ancak, orada yalnızca yüzde 30’luk bir payımız var. Tayland’da ve Çin’de de aynı çalışma içerisindeyiz ve elbette Benelüks ülkelerinde. Çoğu ülkede banka sigortacılığı ortak girişimlerle birlikte gelişiyor.

Bizim temel becerimiz bir taraftan satın alma ve birleşmelerde, diğer taraftan da ortak girişimler kurmakta. Kendimizi iyi ve dost birer ortak olarak düşünüyoruz.

* Türkiye ile kıyaslayabileceğiniz başka bir ülke var mı?
Evet, İspanya… Türkiye’nin 15 yıl önceki İspanya’ya benzediğini söyleyebilirim. Beni Türkiye hakkında düşünmeye iten de bu. Şimdi, kesin olarak, İstanbul’un, Batı Avrupa’nın herhangi bir olgun bölgesi kadar batılı ve olgun olduğunu söyleyebilirim. Ancak ülkeyi bir bütün olarak düşünüyorum. İspanya’nın karakteristiklerinin çoğunu birden bulmak bir oyunmuş gibi geliyor.

Bence Türkiye, 15 yıl sonra, bugün İspanya’nın geldiği noktayı yakalamış olacak. Bundan 15-20 yıl önce İspanya’da raylı sistemlerin, otoyolların, telekomünikasyon ağlarının, enerji dağıtım kanallarının inşası söz konusuydu. Ülkenin bütün bir altyapısı inşa halindeydi. Bu, şimdiki Türkiye’nin tanımına benziyor. Ülkedeki atmosferin de çok yakın olduğunu düşünüyorum. İnsanlar hep Akdenizli.

* Bildiğim kadarıyla, organik büyüme stratejisiyle büyümeyi planlıyorsunuz. Ancak, uygun fırsatlar olursa, Türkiye’de bir başka banka da satın alabilirsiniz. Bir başka Türk bankası satın almak için kriterleriniz neler? Ne türden bir banka arıyorsunuz?
Geçmişten miras aldığı sorunları olmayan bir banka üzerinde düşünebiliriz. Verimsizliği yönetimin kalitesiyle ilgiliyse, bunun yerine yenisini koyabilecek konumdayız. Ancak, temel işinde yeterince verimli olmayan ve bireysel bankacılık yapan bir banka söz konusuysa temkinli yaklaşırız. Çünkü, bu sorun uzun zamandır böyle devam ediyorsa, çözmek için çok uzun bir süre gerekeceğini biliyoruz. Bu nedenle bu tip sorunlu bankalar almak istemeyiz.

Bir ülkede yavaş hareket etmenin maliyetini de biliyoruz. Bir ülkede bankacılık piyasası yüzde 30 oranında büyüyebiliyorsa, yitirecek zamanınız yoktur. Bu yüzden kaliteli bankalar satın almak zorundasınız. Yönetimin burada daha küçük bir sorun oluşturduğunu söyleyebilirim. Çünkü, biz burada Fortis Türkiye’de iyi bir yönetime sahibiz. Ancak “temel”in, temeldeki insanların, bankanın temeldeki sisteminin yeterince sağlam olması gerektiğini söyleyebilirim.

Elbette yayıldığı coğrafya ve yaptığı işler anlamında da bir şeyler katabilmeli. İşte bunlar temel unsurlardır. Ve tabii ki bir de sinerjiye bakmanız gerekiyor..

* Çoğunluk hissesini mi almak istersiniz yine, yoksa ortaklık formülünü de düşünebilir misiniz?
Hisseler üzerinde bir kontrolünüz yoksa, sinerji sağlamak çok daha zor oluyor. Yapabileceğiniz şey bankaları birleştirmek ve kontrol hissesini bir düzeyde bölüştürüp banka operasyonunu bir tarafta bırakmaktır. Çünkü, aynı pazarlarda rekabet edip birbirinizi tek bir marka altında bütünlemediğiniz durumda işler gerçekten zorlaşıyor.

 * Türk bankacılık sektöründe önümüzdeki 5 yılda hangi alanlar daha hızlı büyüyecek? Söz gelimi mortgage, kredi kartları, yatırım fonları, emeklilik fonları ve benzeri alanlarda Fortis’in pazar payı hedefi ve stratejisi ne olacak?
Bayazıt: Bu iş planlarının detaylarına inmemiz doğru değil. Ancak şunu açık olarak söyleyebiliriz ki, genelde Türkiye için bireysel bankacılığın gelişeceği daha birçok alan var. Türkiye’de bireyler, haneler henüz çok düşük oranlara sahip. Aynı zamanda ticari bankacılıkta da, büyük ticari müşteriler için birçok fırsat mevcut. Ancak göreceli olarak en büyük büyüme, mortgage alanında ve tüketici finansmanında olacak. Onun dışında karşılıklı fonlama ya da portföy yönetimi gibi karmaşık kimi yatırım fonları da büyüyecek.

* 2010 yılında Türkiye’de rekabetçi olabilmek için Fortis bugünkünden daha mı büyük olacak?
Evet. Ama şu anda da rekabetçiyiz. Dışbank’ın 5 yıl önce nerede olduğuna ve bugünkü yerine bakarsanız, bundan 5 yıl sonra yeni Fortis’in geleceği yeri de görebilirsiniz ve uluslararası network’ün ve know-how’ın sunacağı yeni olanaklarla daha ötesini de görebilirsiniz.

* Fortis, Avrupa insanının yaşamını nasıl değiştirdi, Türk insanının yaşamını nasıl değiştirecek? Hangi sosyo-ekonomik gruplar sizin asıl hedefinizi oluşturuyor?
Aslında bireysel bankacılığın tüm segmentleri önemli. Elbette özel bankacılık düşünüldüğünde yüksek değere sahip bireylerden söz ediyoruz. Bireysel bankacılıkta, yüksek gelirliler için, orta gelirliler için farklı stratejiler söz konusudur, her bir segment için farklı ürünler çıkarılır.

Fortis, Benelüks ülkelerinde çok geniş bir pazar payına sahip ve bireysel bankacılığın yüzde 30’unu elinde bulunduruyor. Yani Fortis, bu segmentleri haritalandıracak gerekli know-how’a sahip; her biri için ayrı ürünler dizayn edip sunabiliyor.

* Düşük gelirli insanlar için bir stratejiniz var mı?
Şimdi bireysel bankacılıkta başarılı stratejiler farklı gelir grupları için belirlenen farklı hedeflere sahiptir. Bizim de farklı gelir grupları için farklı stratejilerimiz var. Hepsi için de ayrı hedefler belirleyeceğiz. Farklı gelir gruplarına, farklı satışlara, farklı kapasitelere ve farklı tipte ürünlere sahip olduğumuzu söyleyebiliriz.

* Sizin de söylediğiniz gibi Fortis sigortacılık alanında iddialı bir grup. Doğan Emeklilik için planınız nedir? Bir başka sigorta şirketi satın alacak mısınız? Nasıl büyüyeceksiniz bu alanda?
Evet., şu anda o şirketin adı da Fortis Emeklilik olarak değişti. Burada Fortis Türkiye olarak kesinlikle banka sigortacılığı yapacağız. Tabii henüz piyasanın temel unsurlarının yerleşmemiş olduğunu da görüyoruz. Yanıltıyorsam beni düzeltin, siz daha iyi biliyorsunuzdur… Bu sabah gazeteden okuduğuma göre yeni “mortgage” yasası 2006’nın ocak ayında Meclis’ten geçecek. Bu gerçekten de ihtiyaç duyduğunuz bir şey. Temel bir unsur olduğunu söyleyebiliriz.

Hayat sigortası da bir gerçeklik olarak karşınıza çıkıyor. İnsanlar öldüklerinde mortgage kapsamında aldıkları paranın geri ödenebilmesi için yaşamlarını sigortalatmalılar. Bu bir aile sorumluluğudur, kadının erkeğe, erkeğin kadına dönük sorumluluğudur. Aynı şekilde evinizin görebileceği zararlara, doğal afetlere, depreme karşı sahip olduğunuz mülklerin de sigortalanması gerekiyor. Bunlar ihtiyaç duyduğunuz unsurlar. Her üç konuda da piyasa henüz başlangıç seviyesinde. Bu da başlamak için çok iyi bir nokta.

Tüm grup içinde, birleşik sigortalarla birlikte 17 milyar dolarlık “mortgage” portföyümüz var. Tüketici kredileri ve otomobil sigortalarıyla birlikte bunun herhangi bir ülkede banka sigortacılığının başlangıcı olduğunu söyleyebiliriz. Şimdi başlıyoruz ve diğer yerlerde olduğu gibi geliştireceğiz

Sigorta ürünlerinin banka kanalıyla dağıtımı açısından düşünüldüğünde, Fortis banka sigortacılığı alanında çok başarılı bir model. Türkiye’de genellikle bankacılık ve sigortacılık birbirinden ayrı duruyor. Sadece yakın zamanda kimi örneklerde, bireysel emeklilik alanında bir işbirliğinden söz edebiliriz. Burada temel zorluk, Fortis’in farklı ülkelerde başarıyla yürüttüğü banka sigortacılığı modelini ve deneyimini Türkiye’ye uygulamak.

* İdeal Kart ve İdeal Emeklilik gibi alt markaları koruyacak mısınız? Bu markaları yeniden sunmayı ya da konumlandırmayı planlıyor musunuz?
Evet. Sistem-D kartı ve İdeal Kart, alt markalar olarak devam edecek.

FORTIS’İN GÖZÜNDEN DIŞBANK’IN GÜÇLÜ VE ZAYIF YÖNLERİNİN ANALİZİ

* Dışbank’ı satın alırken yakından incelediniz. Hangi yönlerden güçlü hangi yönlerden zayıf buldunuz?

YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜ Kesinlikle, çok iyi, arzulu ve iyi yetişmiş insan gücü. Çalışanları gördüğünüzde insana çok büyük bir pozitif enerji veriyor. Cumartesi günü Lütfi Kırdar’da yeniden marka oluşturma resepsiyonunda, Sezen Aksu’nun konserinde 800 kişi vardı. 800 kişi birlikte şarkı söyledi. Orada saçları ağarmış tek kişi bendim sanırım. İnsanlardaki diriliği görüyorsunuz, gülümsediklerini görüyorsunuz ve iyi eğitimli olduklarını.

GÜÇLÜ YÖNETİM EKİBİ İkinci bir nokta, Dışbank - Fortis Türkiye’nin iyi bir yönetim ekibi var. Bütün fonksiyonları yerine getiren tam bir yönetim ekibi. Biz buraya yalnızca 4 kişi ekledik. Kimseyi eklemeseydik bu da garip bir durum olacaktı. Yönetim kurulundaki 12 kişi de, mevcut fonksiyonlarıyla birlikte yerinde kaldı.

İLERİ TEKNOLOJİK ALTYAPI Üçüncü nokta, iyi bir teknoloji.Bankanın teknolojik altyapısı gerçekten çok iyi durumda. En ileri teknoloji ve uygulamalar kullanılıyor.

YETERSİZ BÜYÜKLÜK Dışbank yani yeni adıyla Fortis Türkiye’nin zayıf olan tarafı ise büyüklüğü”. İşte bu zayıf nokta. Ancak biz bunun için bir şeyler yapabiliriz. Bu nedenle şube sayısını 183’ten 300’e çıkaracağız 5 yıl içinde.

“FORTIS, HENÜZ ERGENLİK ÇAĞINDA OLAN BİR GRUP”

* Uluslararası iş dünyası basınından okuduğuma göre, tutkulu ve yeni bir CEO’nuz var; Jean Paul Votron. 3 bin üst düzey yöneticiyi kendilerini yenilemeleri için Paris yakınlarında 4 günlük bir eğitime gönderiyor. Sizce Sayın Votron neden böyle bir girişime ihtiyaç duydu?

ŞİRKET İÇİNDE BİRLİK SAĞLAMAK Tek bir grup olmanın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Belirgin bir kimliği ve yönü olan, tek bir şirket, tek bir isim ve tek bir bayrak. Bireysel bankacılıkta, sigortacılıkta ve diğer destekleyici alanlarda bir grup olmanın unsuları bunlar. Biliyorsunuz ki biz 1990’da yoktuk. Bu çok uzun bir süre değil. Kendimizi henüz bir ergen gibi düşünebiliriz. Fortis bir dizi birleşme ve satın alma sonucu oluştu.

GRUP İÇİNDEKİ İNSANLARA ROTAMIZI ANLATMAK Şunu herhalde gözünüzde canlandırabilirsiniz ki, bünyemize katılan tüm bu insanların, grubu, grup içindeki yerlerini ya da grubun rotasını, eğilimlerini bildiği söylenemez. O yüzden de grubun liderliği, sürekli olarak bu türden girişimlerde bulunuyor. Ve yönün belirlenmesi, insanların birbirini tanımasının sağlanması, kafalarında daha geniş profesyonel değerler bulundurmaları için.

BÜYÜME HEDEFLEYEN LİDERLİK YAKLAŞIMI Birçok sorun hakkında ortak bir düşünce gelişiyor. Bu yüzden de bu türden liderlik girişimlerine ihtiyacımız var. Örneğin üç yıl önce de bir tanesini gerçekleştirmiştik. Ancak sanırım bu, yaptıklarımızın en iyisi oldu. Bu buluşmadaki ana tema “büyüme için liderlik” idi. Tüm grup içinde ortak bir tutum ve atmosfer yarattı.

TAYFUN BAYAZIT/FORTIS CEO

FORTIS, TÜRKİYE’DE NASIL BİR BÜYÜME STRATEJİSİ İZLEYECEK?

BÜYÜME PLANI: Temel olarak 5 yıllık bir plan üzerinde çalıştık. Sahip olduğumuz pazar payını ikiye katlayan bir büyüme hedefliyoruz. Ticaret bankacılığı olarak iş çizgimizi yeniden bölümlendirip, kurumsal şirket bankacılığı, şirket finansmanı ve global ihracat projelerinin finansmanı alanlarını kapsadık... İkinci olarak, ticaret bankacılığı konusunda daha iyi hizmet vermek amacıyla, Türkiye çapında 12 iş merkezi oluşturduk. Buralarda aynı zamanda leasing, faktoring ve diğer özel bankacılık hizmetleri de sunuyoruz. Sonra da, bireysel bankacılığımız var; burada da küçük işleri ve banka sigortacılığı aktivitelerini kapsıyoruz. Bu üç alanda da, önümüzdeki 5 yılda birbirinden farklı stratejiler ve oyun planlarına sahibiz.

OYUN PLANI: Bankacılıkta ölçek kesinlikle çok önemli. Daha etkin ve verimli olabilmek için, bu işe ayrılmış sermayeyi daha iyi kullanmalısınız. Ölçek önemli; daha yüksek pazar payının asıl nedeni de bu. Ve aynı zamanda Türk bankacılık sektöründe daha ileri bir konsolidasyon yaşanacağını da söylüyoruz. Zira faiz oranları aşağıya doğru geliyor. Rekabet çok daha sertleşecek. İmkanları ve doğru stratejileri olan bankalar diğer rakiplerinden daha hızla büyüyecek. Bu trendlerle düşünüldüğünde başarılı olmayı amaçlayan bir bankanın iş planında pazar payını artırmak için nihai sonuç inorganik büyümedir. Daha sonra, bu plan içinde aynı zamanda satın alma fırsatları varsa, onlar da gündeme alınacaktır. Buna daha sonra bakılabilir.

SATIN ALMA KÜLTÜRÜ Fortis, gerçek anlamda bir satın alma kültürüne sahip. Bir dizi başarılı birleşme ve satın almaya imza atmış bir organizasyon; bu satın almaların önemini ve doğruluğunu da sonradan göstermiş. Bu açıdan bakıldığında, Avrupa ülkelerinde son yirmi yıldır görülen gelişmeyle birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’de de farklı olmayacak. Fortis’in bu alandaki uzmanlığı ve know-how’ı faydalı olacak.

FORTIS’IN TÜRKİYE’DE NASIL BİR REKABET STRATEJİSİ İZLEYECEK?

* İş Bankası, Akbank, Koçbank&Unicredito ve Garanti Bankası gibi çok güçlü rakipleriniz var. Rekabet stratejiniz ne olacak?
Türkiye’nin bu anlamda diğer piyasalardan daha farklı olduğu söylenemez. Her zaman rekabet olacak. Marjlar üzerinde her zaman bir basınç olacak, ancak oyunun adı sizin daha fazla müşteriyi gerçekten nasıl kapacağınızdır. Günlük yaşamı gerçekten nasıl daha kolay bir hale getireceksiniz. Gerçekten ihtiyaç duydukları kolaylıkları, doğru fiyattan, onlara nasıl sunacak ve para kazanacaksınız. Bu rekabetçi ortamda yaşamak için en temel stratejidir bu. Ancak Fortis gibi büyük ve uluslararası bir bankanın bir avantajı olabilir ki, o da sahip olduğu fonlama maliyetidir. Uluslararası network’ün bir parçası olmak, size rakiplerinizin sahip olamadığı birçok beceri sağlayacaktır.

* Türk bankacılık sektöründe önümüzdeki 5 yılda hangi alanlar daha hızlı büyüyecek? Bu alanlardaki büyüme oranı ne olacak ve Fortis’in bu alanlardaki pazar payı ne olacak? Hedefleriniz-amaçlarınız neler?
Bu iş planlarının detaylarına inmemiz doğru değil. Ancak şunu açık olarak söyleyebiliriz ki, genelde Türkiye için bireysel bankacılığın gelişeceği daha birçok alan var. Türkiye’de bireyler, haneler henüz çok düşük oranlara sahip. Aynı zamanda ticari bankacılıkta da, büyük ticari müşteriler için birçok fırsat mevcut. Ancak göreceli olarak en büyük büyüme, mortgage alanında ve tüketici finansmanında olacak. Onun dışında karşılıklı fonlama ya da portföy yönetimi gibi karmaşık kimi yatırım fonları da büyüyecek.

Sedef Seçkin Büyük
sseckin@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz