"Otomatik katılım, işverensiz eksik olur"

Fiba Emeklilik Genel Müdürü Ömer Mert ile gündemdeki otomatik katılım uygulamasını, sektöre etkilerini konuştuk...

21 EKİM, 20160
Paylaş Tweet Paylaş
"Otomatik katılım, işverensiz eksik olur"
BES’te yeni uygulamaların ardı arkası kesilmiyor. Bu yıla kesintilere dair yeni bir yönetmelikle giren sektörde, geçtiğimiz 6 ayda emeklilik şirketlerinin gelirlerinde düşüş gözlemleniyor. Bu tespiti yapan sektörün dinamik oyuncularından Fiba Emeklilik’in genel müdürü Ömer Mert. “Son 3-4 yıldır gündem devamlı değişiyor. Bir bakıma mevzuat sersemliği içindeyiz” diyen Mert, ölçek ekonomisinin işlediği BES’te çok büyük fonlara sahip büyük oyuncuların etkilenmediğine dikkat çekiyor. “Şirket olarak belli bir ölçeğe ulaşmamışsanız zorlanıyorsunuz. Bizim satın almalarla büyümeyi tercih etmemizin sebebi bu” diyor. Şirket son olarak Ergo Emeklilik’i satın alarak bu oyunda iddialı olduğunu da ortaya koyuyor. Mert, mevzuat çalışmalarında son aşamaya gelinen otomatik katılımla ilgili de “Felsefi olarak yapılmak istenen şey çok doğru ama pratikte nasıl bir etki edeceğini görebilmek için beklemek gerekiyor” diyor. En son Ergo Emeklilik satın almasıyla sektörde öne çıkan Fiba Emeklilik Genel Müdürü Ömer Mert ile gündemdeki otomatik katılım uygulamasını, sektöre etkilerini ve şirketin yeni adımlarını konuştuk:
* 2016’nın BES için zor olacağı söyleniyordu. Yılbaşından bu yana geçen dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
 2013 yılında devlet katkısının sektöre verdiği hız, yavaş yavaş azalmaya başladı. Ama beklendiği gibi çok radikal bir düşüş olduğunu söyleyemeyiz. 2013 yılında 1 milyon kişinin sisteme girmesiyle başlayan trend, 2014’te 900 bine, bu yıl da 700-800 bine düştü. Baktığınızda 2015 yılı, toplam 6 milyon müşteri ve 5 milyon TL’si devlet katkısı olmak üzere 48 milyon TL fon rakamlarıyla kapandı. Temmuz ortasında müşteri sayısı 6 milyon 380 bin, fon büyüklüğü de devlet katkısıyla beraber 55,5 milyar TL oldu. Fon getirileri iyi olduğu için hızlı büyüme ilk altı ayda devam etti. Rakamlara baktığımızda fon büyüklüğü artarken müşteri sayısının stabil kaldığını görüyoruz. Zaten potansiyel müşterilerin çoğunun BES’i var ve bu nedenle sayıları eskisi kadar yükseltmek pek mümkün değil.
* Peki bu yılbaşında devreye giren yeni düzenlemenin sektöre nasıl bir etkisi oldu?
 Toplam etkiyi görebilmek için yılsonunu beklemek lazım ama ilk göstergelere baktığımız zaman şirketlerin gelirlerinin belli oranda düştüğünü görüyoruz. Müşteri lehine bir hareket olduğu için çok fazla sesimizi çıkarmıyoruz.
* Bu tip sık mevzuat değişiklikleri sektörü olumsuz etkilemiyor mu?
 Son 3-4 yıldır gündem devamlı değişiyor. Her an, “Yeni ne olur ve bunlara nasıl hazırlanırız” diye düşünüyoruz. Bir bakıma mevzuat sersemliği içindeyiz. Yapılan değişiklikler, çok büyük fonlara sahip büyük oyuncuları etkilemiyor. Ama sektörde 18 şirket var, bunlardan 4-5 tanesi varlığını çok azalttı. Bazı şirketler artık iş yapamaz hale geldi. Küçük ya da büyük önemli değil, her şirketin aynı yatırımı yapması gerekiyor. Bu yüzden şirket olarak belli bir ölçeğe ulaşmamışsanız zorlanıyorsunuz. Biz de bu nedenle satın almalarla büyümeyi tercih ediyoruz. Yurtdışında çok büyük olan şirketler, Türkiye’de hayatına devam edemiyorsa bu noktada durup düşünmek lazım. BES artık yapılabilirliği zor bir ürün haline geldi.
* Nasıl bir kârlılık öngörüyorsunuz?
 2015’e göre kârın da zararın da büyümeyeceğini düşünüyorum. Sektörün büyümesine rağmen gelir artmayacak. Pazar payının yüzde 70’ine sahip olan ilk 4 şirket, gelir-gider ve kârzarar oranlarını çok etkiliyor. Bu büyüklerin ilk 5 aylık tabloda durumunun çok kötü olmadığını söyleyebiliriz. Şirketler, devamlı yeni satış yaptığı için yeni maliyet ekleniyor.
* BES’te otomatik katılım gündemde, sektöre neler getirecek?
 Felsefi olarak yapılmak istenen şey çok doğru ama pratikte nasıl bir etki edeceği konusunda beklemek gerekiyor. Otomatik katılımla öncelikli hedef, gençler ve yeni işe girenler olacak. Uygulamanın dünyada İngiltere gibi çok başarılı örnekleri var. Ancak şu an Türkiye’de uygulanmak istenen sistem, sadece çalışan katılımlı olacak. Dünyadaki başarılı örneklerde işveren, çalışan ve devlet olarak 3 ayaklı ilerleyen sistem, Türkiye’de işveren bacağı olmadan uygulanacak. Böyle bir örnek dünyada olmadığı için uygulama devreye girmeden ne olacağını öngörmek zor. İşveren katılımının olmaması şu an için en büyük risk. Bu noktada en azından devlet katkısının kuvvetli olması gerekiyor. Halihazırda çalışanların sisteme geçirilmesi ise şu an tartışma konusu. O çok kolaymış gibi gelmiyor çünkü 14-15 milyon kişiyi ilgilendiren bir hareket. Uygulamanın en başarılı örneği olarak gösterilen İngiltere’de ciddi bir işveren katılımı var. Türkiye’de maaşların zaten düşük olması gibi temel bir problem var. Bizim korkumuz, başarılı olmaması durumunda sektöre karşı tekrar önyargıların oluşması ve bunun sektörü baltalama ihtimali. Zaten yıllarca BES’e olan önyargılarla mücadele ettik ve sektör bu konuda yeni toparlanıyor. Tekrar önyargılar oluşabilir ve bu sektörü baltalayabilir.
* Eğer istendiği gibi giderse sektöre katkısı ne olacak?
 2023 için 200 milyar TL üzeri bir fon biriktirme ihtimali vardı. Bu şekilde 2025 gibi bir perspektifte 400 milyar TL’lere gelme ihtimali var.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.